
12-07-2020, 12:19
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
Massimo Tistarelli: Bir Robot Tasarımcısı Yaratıcıya Neden İnandığını Anlatıyor
Ateist bir robot tasarımcısının yaratıcıya nasıl inandığına dair kısa bir anlatımını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
Saygılar
https://www.jw.org/tr/kutuphane/vide...t-tasarimcisi/
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

12-07-2020, 14:21
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Evrime inanılmaz budala..Sen ateist filan değilsin Massimo..Kaç para aldın Massimo?Adnan Oktar'ın İtalya şubesi
|

16-07-2020, 05:14
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
EVRİM İMAN GEREKTİRİR Mİ?
Sayın ahlaksız merhaba, aşağıdaki makale siz gelsin
BRİTANYALI filozof Antony Flew 50 yıl boyunca bir ateist olarak meslektaşlarından büyük saygı gördü. 1950 yılında yayımlanan makalesi "‘Teoloji ve Yanlışlama', [20.] yüzyılın en çok basılan felsefi yayını oldu." 1986'da Flew, "teizmin [Tanrı veya tanrılara inancın] çağdaş muhaliflerinin en ateşlisi" olarak tanınıyordu. Dolayısıyla Flew'nün 2004'te görüşünü değiştirdiğini açıklaması birçok insan için büyük bir şok oldu.
Flew'nün fikrini değiştirmesinin nedeni neydi? Tek kelimeyle bilim. O evrenin, doğa kanunlarının ve yaşamın yalnızca bir tesadüf sonucu meydana gelmiş olamayacağına ikna olmuştu. Bu sonuca varması mantıklı mıydı?
Doğa Kanunları Nasıl Meydana Geldi?
Fizikçi ve yazar Paul Davies bilimin yağmur gibi doğa olaylarını açıklamakta olağanüstü bir iş başardığına dikkat çekti. Fakat şunu da belirtti: ‘Öte yandan "Doğa kanunları neden var?" gibi sorulara o kadar net cevaplar verilemiyor. Bilimsel keşifler bu tür sorulara açıklama getiremiyor. Bu önemli soruların birçoğu medeniyetin doğuşundan beri değişmedi ve aklımızı kurcalamaya devam ediyor.'
Flew 2007'de şöyle yazdı: "Önemli nokta yalnızca doğada düzenlerin olması değil, bu düzenlerin matematiksel olarak kesin, evrensel ve ‘birbirine bağlı' olmasıdır. Einstein bunlara ‘somut mantık' diyordu. Bizim sormamız gereken soru, doğanın bu şekilde bir bütün haline nasıl geldiğidir. Bu kesinlikle Newton, Einstein ve Heisenberg gibi bilim adamlarının sordukları –ve cevapladıkları– sorudur. Bu kişilerin buldukları cevap Tanrı'nın Aklı olmuştur."
Gerçekten de birçok saygın bilim insanı zekâ sahibi bir İlk Nedene inanmanın bilimsel olmadığını düşünmez. Öte yandan doğa kanunlarının ve yaşamın tesadüfen oluştuğunu düşünmek mantığa hitap etmez. Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz gibi, ortada bir tasarım, özellikle de çok karmaşık bir tasarım varsa tasarlayan biri de olmalı.
Neye İman Edeceksiniz?
Yeni ateistler görüşlerinin en büyük destekçisinin bilim olduğunu iddia etseler de ne ateizm ne de teizm tamamen bilime dayanır. İkisi de iman gerektirir; ateizm amaçsız kör bir rastlantının gerçekleştiğine, teizm de zekâ sahibi bir İlk Nedenin varlığına iman gerektirir. İngiltere'de, Oxford Üniversitesi'nde matematik profesörü olan John Lennox'a göre yeni ateistler "Tüm dinlerin temelinde körü körüne inanmak vardır" düşüncesini destekliyor. Ayrıca "Onların hatalı olduğunu üzerine basa basa vurgulamalıyız" diyor. O halde şu konuda düşünmek gerek: Kimlerin inancının sağlam temellere dayandığı kanıtlanabilir, ateistlerin mi yoksa dindar kesimin mi? Örneğin yaşamın kökeni konusunu ele alalım.
Ortada birbirinden farklı birçok teori olsa da evrimciler yaşamın kökeninin hâlâ bir sır olduğunu kabul ediyor. Önde gelen yeni ateistlerden Richard Dawkins, evrende olağanüstü sayıda gezegen olduğuna göre, yaşam herhangi bir yerde oluşmuş olabilir, diye iddia ediyor. Fakat birçok saygın bilim insanı bundan o kadar da emin değil. Cambridge'de profesör olan John Barrow şöyle diyor: "Yaşamın ve zekânın evrimi her aşamada bizi çıkmaza sokuyor. Yaşamın karmaşık ve yok edici unsurlarla dolu bir ortamda evrimleşmesine engel olabilecek o kadar çok şey var ki, yeterince karbon ve zaman olduğu takdirde her şeyin meydana gelebileceğini varsaymak son derece büyük bir küstahlıktır."
Yaşamın yalnızca karmaşık kimyasal tepkimelerden ibaret olmadığını da unutmamak gerek. Tersine yaşamın temelinde DNA'nın içine kodlanmış olağanüstü karmaşık bilgiler vardır. Dolayısıyla yaşamın kaynağından söz ederken biyolojik bilginin kaynağından da söz etmiş oluruz. Tesadüfi olaylar karmaşık bilgilerin kaynağı olabilir mi? Söz gelimi bir bilgisayar programı, bir matematik formülü, bir ansiklopedi hatta basit bir kek tarifi tesadüfen meydana gelebilir mi? Elbette hayır. Üstelik karmaşıklık ve verimlilik söz konusu olduğunda bunların hiçbiri canlı organizmaların genetik kodunda bulunan bilgiyle boy ölçüşemez.
Şans Eseri Bir Başlangıç Düşüncesi Bilimsel mi?
Paul Davies ateistlerin "evrenin öylesine ortaya çıktığını, bunu kimsenin açıklayamayacağını ve tesadüfen yaşamı barındırabilecek bir yapıda olduğunu" düşündüğünü söylüyor. "Zaten öyle olmasaydı biz burada bunları tartışıyor olmazdık" diyorlar. "Evrenin temelinde büyük bir uyum olabilir de olmayabilir de. Ama bir tasarım, amaç ya da anlam yok, en azından bizim için anlam taşıyan bir şey yok." Davies şöyle diyor: "Bu düşünceyi benimsemenin kolay olması bir avantaj, öyle kolay ki mazeret olarak kullanılmaya çok müsait", yani biri bu tartışmaya bulaşmak istemezse bu mazereti ileri sürebilir.
Moleküler biyoloji uzmanı Michael Denton Evolution: A Theory in Crisis (Evrim: Krizde Olan Kuram) adlı kitabında, evrim teorisinin "bilimsel teoriden çok ortaçağa ait bir astroloji prensibine benzediği" sonucuna vardı. Ayrıca Darwin'in evrim kuramının çağımızın en büyük masallarından biri olduğunu söyledi.
İlk nedenin şans eseri olduğunu düşünmenin masallara inanmaktan bir farkı yok. Şöyle düşünün: Bir arkeolog aşağı yukarı kare şeklinde bir kaya parçası bulduğunda şeklinin tesadüfen meydana geldiğini düşünür ve bu düşünce makuldür de. Fakat sonra bulduğu parça en ince ayrıntısına kadar insan büstü şeklindedir. Bunun da tesadüfen oluştuğunu düşünür mü? Hayır. Mantığı ona ‘Bunu biri yapmış olmalı' der. Kutsal Kitap da benzer bir mantık yürüterek şöyle der: "Elbette, her ev biri tarafından yapılır, fakat her şeyi yapan Tanrı'dır" (İbraniler 3:4). Siz de bu sözlere katılıyor musunuz?
Lennox şöyle diyor: "Evren hakkındaki bilgimiz arttıkça, neden var olduğumuz sorusuna verilecek en iyi cevabın evreni belli bir amaçla tasarlayan bir Yaratıcı Tanrı'nın var olduğu varsayımına güvenimiz artıyor."
Saygılar
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

16-07-2020, 12:10
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Şöyle bir şeye inanana nasıl saygı duyayım,nasıl ciddiye alayım;
|
Luka 19-27
Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!
|
Hem böyle şeyleri bir hakikat olarak kabul edeceksiniz,hem bunu yayacaksınız,hem de saygıdan/hoşgörüden bahsedeceksiniz..!Böyle bir şey yok..
Tanrı denilen şey,mitolojiye dair bir olgudur..Tanrı kavramı,mitoloji kitaplarında yer alır..Bu kavramı alıp,hayatına içine sokmak,sağlıklı insanların yapabileceği bir şey değildir..Mitoloji kitaplarında şeytan/cin/melek/peygamber/ruh gibi şeyler de vardır ama bu kavramlar,tanrı kavramı gibi öne sürülmez..Çünkü tanrı kavramı ''yaratıcı'' olarak kabul edilir..Yani tanrı kavramı,mitolojinin dominant kavramıdır..Bu dominant kavramı bilimle bağdaştırmaya çalışamazsınız..Çünkü ne kadar önemli bir kavram olursa olsun,sonuçta mitolojiye ait bir kavramdır..Bu kavramın çözümlemesi mitoloji içinde olur,başka bir yerde değil..
Mitoloji içindeki bu kavramı alıp,evrenin bir köşesine yerleştirmek,mitoloji tutkunlarının işidir..Bir bilim insanı da,bu işi yapıyorsa,yani mitoloji içindeki tanrı kavramını bir hakikat gibi algılayıp,Evren'le bu kavramı bağdaştırmaya çalışıyorsa;bu kişi de mitolojiden ve mitolojiyi yayan insanlardan etkilendiği için bunu yapıyordur..
Hadi diyelim ki,size empoze edilen mitoloji içindeki tanrı kavramını Evren'le bağdaştırmaya ve bana empoze etmeye çalıştınız..Bir kere bunu yaptığınız an,cehaletinizi ilan etmiş olursunuz ya da psikolojik sorunlarınızı..!
Mitoloji içindeki tanrı kavramını bilimle çürütmekte cehalettir,beyhudedir ama illa böyle bir şey istenirse;
1-Fizikte maddenin oluşumunun kendiliğinden olduğunu,simetrinin bir tesadüf eseri kırıldığını biliyoruz..Yani bugün bildiğimiz/gördüğümüz her şey,fizik anlamında tamamen şans eseri ortaya çıkmıştır..
2-Evrim teorisi içerisinde bulunan mutasyon,şansla alakalı bir olgudur..Yani bizim evrim geçirmemiz de,şansla alakalı mutasyonlarla ilgilidir..
Yani hem fizik,hem de biyoloji anlamında,karşınıza muhakkak ŞANS/TESADÜF çıkar..İlla uyduruk bir mitolojik kavramın bilimle çürütülmesini isteyenler,bu iki konuya odaklanabilirler ama dediğim gibi bunu yapmakta saçmadır..
''İnandığım uçan spagetti canavarının varlığını hadi çürüt'' diyene,''has.tir'' denir sadece..!
|

16-07-2020, 20:57
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Safsata kelimesini kullanmaktan sıkıldım.Yazarken dahi rahatsız olmaya başladım bu kelimeden.
1.000.000 insan dindar iken ateist olur.
100 Kişi atesit iken dindar olur.
Sonuç? Buradan nereye varacağız? Herhangi bir ateistin, tanrı inancına dönüş yapması, dinleri doğrulamaz, yanlışlamaz da. Herhangi bir dindarın da, atesit olması, dinleri doğrulamaz, yanlışmaz. Bu tarz yöntemlere safsata denir -> alakasızlık bağından.
Dinleri bir kalemde geçelim, basit politik, psikolojik, istismara, sözde kurnazlıklara, özde akıl-mantık dışı hikayeler ve yasa yapma gereğinden doğmuş insan ve aciz erk çıkar-davranışlarına dayalı tertipler.
Tanrı inancı ise temelde çok basit bir mantık sorusuyla çözümlenir.
Eğer birisi, evrenin nasıl ortaya çıktığını, etkleşimlerden açığa çıkan çeşitli form, yapıların, mekanizmaların illa bir tasarımcısı olmalı -meli, -malı- üzerinden, TANRI sonucuna ulaşıyorsa, bu her kim ise, ya tutarlı davranmıyordur -yani zaten öncesinde inandırılmıştır, ya da kafası çalışmıyordur.
Bizim evren dediğimiz maddenin formundan ibaret. Fizik, uzay madde bunalr başlamadı... Etkleşimlerle, etki-tepki, ilişki temeliyle, çeşitli form-yapılar, formasyonalr vb oluşuyor ve değişiyor, her bir nitel değişimde biz oluşmaktan söz ediyoruz... Sonsuz zaman, sonsuz uzay, sonsuz fizik, sonsuz etkileşimler...
Sonsuzluk, sonsuz olasılık, salt biçimden yana değil, etkileşimden de yana sonsuz...
Tanrı iddiasında ise asıl soru, çok daha mükemmel olan tanrının, böyle bir iradenin, sistemin, aklın, fizik dışı güçlere sahip olanın, nasıl oluştuğudur. Böyle bir varlık varolabiliyorsa, gözlemlenen maddi dünya hayli, haylidir, "devede kulak misali" dahi kaba bir kıyas olur.
İşte kafası çalışmamakla ilgili basit kıstas bundan ibaret...
Bunun dışında, maddenin, sonsuz etkileşimi, ilişkisinden, uzamda sonsuz formlar açığa çıkıyor-sa, bu doğaldır, hiç bir üfürüğe, akılsız varsayımlara ihtiyacımız yok...
Öyle ki, sonsuz uzay ve sonsuz zamandan söz ediyorsam, zaman, maddenin hareketi ve değişimiyle soyutlanıyorsa, demek ki maddenin başlangıcı ve oluşması gibi ifadeler anlamsızdır.
Hatta öyle ki, bırakalım şu ya da bu sistemlerin oluşumunu, dünya ve güneş sisteminin, benzerinin oluşması -veya uzamda oluşmuşluğu- mümkündür, zira sonsuz uzamda, hem fiziken, hem de zaman-etkileşim uzamıyla- benzer form-yapıların açığa çıkması mümkündür. Şöyle ki, katrilyonlarca, katrilyon üssü katrilyon bir etklileşim(uzam, zaman), birde sonsuz fizik alanındaki kartilyonlarca katrilyon etkleşim(satıh) olarak düşündüğümüzde, benzer form-yapıların oalsılığı uzamda %100'dür. An'da ise, eğer fizik uzamı da sonsuz ise, %100, değilse belirsizdir... Bırakalım görünen evrenin nasıl oluştuğunu, sonsuz uzamda form-yapıların oluşumu ve devinimi'de sonsuz olacak. Kısaca form-yapılar oluşacak, değişecek, dönüşecek, bu dinamik bir biçimde süregidecek ve böylece buradan zaman kavramısoyutlanacak ve anlam kazanacak. Varlığa başlangıç-bitiş, zaman temelinde bir yaklaşım kısır döngü, çıkmaz sokak, anlamsızdır...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

17-07-2020, 19:01
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
hur-kus´isimli üyeden Alıntı
EVRİM İMAN GEREKTİRİR Mİ?
|
Bilmek ve inanmak bir yönüyle zıt anlamlıyken bir yönüyle de eş anlamlılar. Her türlü bilginin sonu nihayetinde inanca çıkar. Bu nedenle varılacak nokta kaçınılmaz olarak Septisizmdir.
İnsanın diğer canlılardan evrilmemiş olması mümkün müdür? Evet mümkün.
Mesela uzaylı bir medeniyet bizi laboratuarlarında üretmiştir ve dünyaya salıvermiştir. Bu iddia çürütülemez. Çürütülemeyeceği için de olasılık dahilindedir.
İnsanın evrimi tarihsel bir süreç olduğu için doğrudan gözlemlenmemiştir. Çünkü o sırada insan yoktu. Bu nedenle evrimi felsefi bir çıkarım olarak görmek lazım.
Bir gün öleceğini nereden biliyorsun? Bunu gözlemledin mi? Hayır. Ama yine de biliyorsun.
Evrim de bunun gibi.
Öleceğin bilgisi geleceğe dair, ama gözlemlemedin. İnsanın evrimi bilgisi geçmişe dair, yine gözlemlemedin. Her ikisinde de çıkarım yaptın.
Septisizmi bir kenara bırakırsak gorille zenci bir adama baktığımızda bile aradaki ilişki apaçık görülüyor. Siz bu benzerlikleri nasıl açıklarsınız? Allah bizi evrimle imtihan etmek için mi böyle benzerlikler yaratmıştır?
[IMG]  [/IMG]
[IMG]  [/IMG]
|

17-07-2020, 20:26
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
İnsanın diğer canlılardan evrilmemiş olması mümkün müdür? Evet mümkün.
Mesela uzaylı bir medeniyet bizi laboratuarlarında üretmiştir ve dünyaya salıvermiştir. Bu iddia çürütülemez. Çürütülemeyeceği için de olasılık dahilindedir.
İnsanın evrimi tarihsel bir süreç olduğu için doğrudan gözlemlenmemiştir. Çünkü o sırada insan yoktu. Bu nedenle evrimi felsefi bir çıkarım olarak görmek lazım.
|
''Uzaylı'' diye bir şey yok,olamaz da..
https://turandursun.com/forumlar/sho...l%FDlar+olamaz
Sevgili yıldıztozu;bazı şeyleri KESİN olarak biliyoruz..Mesela atalarımız neandertallerle seks yapmış..Bunu KESİN olarak biliyoruz..Nasıl?
Afrika dışındaki insanların genlerinin yaklaşık %4'ünün neandertallerden geldiği kanıtlandı..
Yani var olmamız,Dünya içindeki canlıların evrimi yüzündendir..Uzaylılar bize yukarıdan sperm yollamışta,biz de evrim geçirmiş filan değiliz..Spermi ya da yumurtayı,hayatın akışına son derece uygun olarak,Dünya'da yaşayan akrabalarımız neandertallerden almışız..Bunu gözlemlemeye gerekte yok..
Evrim bir olgudur,bir teodir;
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=39327
|

17-07-2020, 21:40
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
|
Olmayabilir ama olamaz demen yanlış. İnsan dışında farklı canlılar görüyoruz, o halde gezegen dışında da farklı canlılar gayet mümkün.
Ortaya çıkmaları kolay değil, ama imkansız da değil.
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Yani var olmamız,Dünya içindeki canlıların evrimi yüzündendir
|
Ben de zaten evrimimiz apaçık ortadadır dedim. Ancak bunun tersine de imkansız denilemez diyorum. Ve ortaya çürütlemez bir iddia sundum. Çürütebilirsen çürüt.
Çürütülemez iddialar her konuda söylenebilir. Mesela başka bir tane; belki şu an beyinlerimiz kavanozlarda tutuluyor olabilir. Bilimsel bir deney yapılıyordur ve beynimize bazı simülasyonlar yükleniyordur. Bu da çürütülemez, yani yanlışlanamaz.
|

17-07-2020, 22:30
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
Septisizmi bir kenara bırakırsak gorille zenci bir adama baktığımızda bile aradaki ilişki apaçık görülüyor. Siz bu benzerlikleri nasıl açıklarsınız? Allah bizi evrimle imtihan etmek için mi böyle benzerlikler yaratmıştır?
[IMG]  [/IMG]
[IMG]  [/IMG]
|
Sayın Yıldıztozu,
Zenciler gorile benziyor aralarında ilişki var derken, siyah tenli insanların "insan maymun" arası bir form olduğunu mu demek istiyorsunuz?
Sizce siyah tenli insanlar tam insan veya evrimleşmemiş insan mı demek istiyorsunuz?
Neyi anlatmaya çalışıyorsunuz ?
Dediğiniz doğru olsaydı sadece fiziksel olarak değil farklı açılardan da siyah tenli insanlar daha geri kalmış ve gelişmemiş olmalı, öyle değil mi?
Siyahilerle benzettiğiniz gorilleri hayvanat bahçesinde kendi dışkılarını afiyetle yerken gördüm. Benim kedim bile bunu yapmaz.!!!
Sizce kim insana daha çok benziyor, kediler mi goriller mi??
Siz kendinizi onlara yakın hissediyorsanız bilemem. Ama bu söyleminiz dünyanın birçok yerinde ırkçılığa girer..
Ten rengi veya dış görünüşü NE OLURSA OLSUN tüm insanlar TAM İNSANDIR VE İNSANA BENZERLER...
Saygılar
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

17-07-2020, 22:31
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
Olmayabilir ama olamaz demen yanlış. İnsan dışında farklı canlılar görüyoruz, o halde gezegen dışında da farklı canlılar gayet mümkün.
Ortaya çıkmaları kolay değil, ama imkansız da değil.
Ben de zaten evrimimiz apaçık ortadadır dedim. Ancak bunun tersine de imkansız denilemez diyorum. Ve ortaya çürütlemez bir iddia sundum. Çürütebilirsen çürüt.
Çürütülemez iddialar her konuda söylenebilir. Mesela başka bir tane; belki şu an beyinlerimiz kavanozlarda tutuluyor olabilir. Bilimsel bir deney yapılıyordur ve beynimize bazı simülasyonlar yükleniyordur. Bu da çürütülemez, yani yanlışlanamaz.
|
Niye yanlışmış?
''Uçan spagetti canavarı diye bir şey olamaz'' dersem,hata mı etmiş olurum?!
Birilerinin g.tünden uydurduğu her kavrama ''olabilir-belki'' demek,gerizekalılık değil de nedir?!
''İnsan dışında farklı canlılar var,Dünya dışında da farklı Dünya'lar olabilir'' demek,beyninizi belli bir şablona göre hareket ettirmek demektir..
Bu tıpkı şuna benzer;
''Bir uçak kendi kendine oluşamazsa,Evren'de kendi kendine oluşamaz..''
Bu düşünce tarzı doğru olabilir mi?Olamaz..İlkel insanların düşünce tarzıdır bu..
''Şimşek çakıyorsa,demek ki bir çaktıran var'' demek,bugün ciddiye alınabilir mi?!
Yani ''biz varsak,bizim gibiler de olabilir'' demek,ilkel primat beyninin size bıraktığı bir mirastır sadece..
Matrix konusunu kafandan çıkar..Böyle bir şey olamaz..Ciddiye alınıp üzerinde düşünülecek bir fikir bile değil bu..Niye?
G.TÜNDE DELİK OLAN BİR PRİMATSIN..
Bu gerçeği kabullenmek gerçekten zor..Sen busun,ben de buyum..
Bizim üzerimizde deney yapanlar,niye bizi şempanzelerle dna bağlamında %98 oranında akraba yapsın?
Şempanzelerle akraba olmasaydık,neandertallerle sevişmeseydik,biyolojik olarak gerçekten farklı bir hayvan türü olsaydık,o zaman bu dediğin tartışılırdı ama böyle bir şey yok işte..
SIRADAN BİR MAYMUNSUN sevgili yıldıztozu..Bu bakımdan sıradan beynini kimsenin kavanoza koyduğunu filan düşünmene gerek yok
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:43 .
|