İki kitap öneriyorum:
Eric Hoffer - The True Believer - Kesin İnançlılar
https://www.kitapyurdu.com/kitap/kes...Yp-NCxVypE-Ksh
Hannah Arendt - Kötülüğün Sıradanlığı
https://www.kitapyurdu.com/kitap/kot...=hannah+arendt
Okuduğum kitaplara, dinlediğim insanlara, tarihteki olaylara ve gözlemlerime dayanarak şu kanıya vardım; kişisel ve toplumsal normlar var. Kişisel normlar, toplumsal normlara paralel olmakla ve aile kökenli oluşmakla birlikte büyük ölçüde saygı duyulan örnek kişileri dikkate alarak, vicdan ve empatiyle şekilleniyor. Toplumsal normlar büyük ölçüde din-devlet-hukuk-mahalle baskısı ile oluşuyor. Kişide empati duygusu zayıfsa, toplumsal normların kuvvetli akıntısında sürüklenmeye başlıyor, kişi kendi iradesini toplumsal harekete teslim ederek hem toplumsal eleştirilerden kurtulmuş oluyor hem de korunup kollanıyor.
Oysa, toplumsal normlar statik değildir. Örneğin bu normlar kıtlık-savaş-işgal-iç savaş halinde dramatik bir şekilde değişiverir. Bir gün önce insan öldürmek ağır suç sayılırken bir gün sonra düşman olarak etiketlenmiş insanları öldürmek yasal hale gelir, hatta öldürmemek suç sayılır.
Toplumsal normlar çıkar esaslı grupların kontrolleri altındadır. Bu gruplar belirli din-mezhep-ırk-etnik-siyasi görüş-sınıf ayırımı yapar, bu ayrımın dışındakileri düşman olarak etiketler. Tüm sosyal dokuda bu düşmanlığı diri tutacak örgütlenmeyi-kurumsallığı oluşturur, böylece kendi normlarını benimseyen toplumu nesilden nesile yeniden üretir. Egemen olan grup, kendi toplumuna -düşman olarak etiketledikleri kişilere zulmetme yetkisini- vermiştir, yeri geldikçe bu yetkiyi kullandırır.
Nazi Almanya'sı, İttihatçı Türkiye'si, AKP Türkiye'si, Humeyni İran'ı içinden epeyce örnek verilebilir.
Sevgili Bilgivehis'in konusuna dair birkaç cümle yazayım.
Emperyalist kapitalizmin medya-sosyal medya aracılığıyla küresel düzeyde etkisi hiç bu kadar yüksek seviyede olmamıştı. Bunun insanlara birkaç yönde olumsuz etkisi oluyor.
- İnsanlar uyanık kaldığı sürece medya-sosyal medya propagandasına maruz kalıyor.
- Yapay zeka ile kasıtlı bir şekilde ahmaklaştırma, sığırlaştırma stratejileri uygulanıyor.
- Emperyalist kapitalizmin silahlı, teknolojik ve maddi güç gösterisi sergileniyor, yenilmez oldukları imajı yaratılıyor.
- İnsanlara sürekli olarak 'bizden misin-düşmandan mı' seçimi yaptırılıyor. Düşmanın başına gelenler, bizden olanların sefahatları öne çıkarılıyor.
- Emperyalist kapitalizm güçlü bir akıntı üretiyor, insanlar bu akıntıya kapılıyor.
Sol bu durumu öngöremedi, iyi tahlil edemedi. Bu sebeple çözüm de üretemiyor.
Konu çok uzun, yeri geldikçe katkı sağlarım.