Mesela "Okyanus damlanın aracı değildir" diyorsun. Dolayısıyla okyanus...damla arasında bir özne.....araç ilişkisi yok. Fakat damlanın oluşumu, hareketi, ömrü yine okyanusa bağlı açıklanıyor. Bu bağlılığı "aslında tek bir bütünler" diye yorumlamak isteyince de "ayrı bir form" tezi zayıflıyor. Tersine "damla ayrı bir form" dersen, bu kez "biçimsiz ve formlu olan arasındaki etkileşimin mekaniği nedir?" sorusu havada kalıyor.
Dolayısıyla anlatımın, biçimsizin formla nasıl ilişki kurduğu, damlanın nasıl ortaya çıkıp yok olduğu, bu sürecin gerçekten ‘zamansızlıkdamı cereyan ettiği tam olarak cevaplamıyor.
E = mc² formülünü kullanarak enerji ve maddenin klasik düzeyde eşdeğerliğini yani "zamansız" bir varoluş fikrini ortaya koymaya çalışıyorsun. Yanı klasik fiziğin deterministik ve nedensel yapısını temel alırken, kuantum mekaniğinin indeterminizmi ve farklı nedensellik anlayışını görmezden geliyorsun.
E=mc² formülünü kullanarak madde ve enerjinin zamansız bir varoluş içinde "bir ve aynı şey" olduğunu söylemek, aslında klasik fiziğin deterministik yapısına dayanıyor. Oysa kuantum mekaniği, belirsizlik ilkesinden dalga–parçacık ikiliğine kadar pek çok kavramıyla, bu "zamansız bütünlük" kurgusunu sarsacak ölçüde farklı bir nedensellik ve gerçeklik anlayışına işaret eder. Dolayısıyla, kuantum düzeyde ölçüm süreci ve olasılıklar devreye girdiğinde, "sonsuz okyanus" benzetmesi ya da enerjinin "her şeyle ve her an bütünleşik olduğu" fikri felsefi bir varsayımdan öte bir şey degildir. Damla"ların, yani tek tek oluşumların nerede başlayıp nerede bittiği kuantum ölçeğinde zaten belirsiz olduğu için, senin bu damlaları sonsuza kadar "zamansız" olarak sunmaya çalışman salt bir varsayım olmuş olyuor.
|