Singularity´isimli üyeden Alıntı
[B]
Kapitalizmin halk eliyle işliyor olması, halkın bu düzenin faili olduğu anlamına gelmez. Bu, sistemin nasıl derin ve yaygın hegemonya kurduğunun ispatıdır sadece. Bir polis sırf üniforma giydiği için değil, başka bir geçim yolu bırakılmadığı için cop sallıyor. Bir gazeteci sisteme hizmet ettiği için değil, dışlandığında hayatta kalamayacağını bildiği için yalan yazıyor. Sisteme entegre olan, bilinçli tercih yapan değil; çoğu zaman başka seçeneği bilmeyen insanlardır. Bu yüzden mesele faili aramak değil, bu çarkı nasıl kurduğunu teşhir etmektir.
|
Tercih hakkı yok diyorsun ve yanılıyorsun.
Birincisi kendini sisteme teslim etmek yerine tercih hakkı söke söke alınır.
İkincisi, yetmişlerde bu haklar pekala alınmıştı. polisler, öğretmenler, gazeteciler dernekleşmeyle kalmamış ayrıca ideolojik dernekleşme hakkını da kullanmışlardı, POL-BİR, POL-DER, TÖB-DER sadece bunlardan bazılarıydı. kimi sağcı, kimisi solcuydu.
Sonra ne oldu, yüzde birini çık, hepsi tercihini kapitalizmden yana kullandı.
Çünkü orta burjuva ile küçük burjuva sınıra gelmediği müddetçe mevcut sistemi ister. Zira onlar için sistem farkı çok önemli değil. Ortalama maaş, orta düzey sosyal yaşamı riske etmezler.
İşte karşımızda tapu gibi yaşanmış bir gerçek varken halen zorunlular, mağdurlar, tercih hakları yok gibi iddialar yersizdir.
Başta dediğim gibi bir toplum isterse tercih hakkını söke söke alır.
Günümüz toplumu sömürü-baskı sisteminden nasıl yararlanırım derdine düşmek yerine kendi hakları için mücadele etse herşey değişir.
Uyuyorlar, kandırılıyorlar noktasına sıkışmak aldatıcıdır. Bir kısmı gerçekten uyuyor ve çoğunluk bilinçsiz ama ellili yıllara kadar toplumun tamamını esareti altına alan kader olayı artık çok küçük kesim için geçerli. Artık herşeyi kader sayıp boyun bükmek azınlıkta kaldı, şimdi kaderi de fırsat sayıp nemalanma revaçta. Çünkü bitik ekonomi o uyuyanların beynindeki narkozun bir nebze de olsa etkisini azaltıyor.
Zaten bu durum doğaldır, zira bu uyanma başlangıcıdır. Uyanma başlangıcı önce sistemden birşeyler koparmayla başlar, daha sonra şeklini değiştirir. Devrim olan ülkelerde de böyle başladı, önce çalkantı dönemi geldi, sonra açlık ve ardından işgaller derken devrim kaçınılmaz oldu.
Bu yüzden çalkantılı bir dönemde olduğumuz için günümüz durumunu normal sayıyorum.
Ayrıca bir tahminde bulunayım.
Ben bu ülkede gelecek sorunun farklı kulvarda oluşacağını tahmin ediyorum.
Kapitalistler ülkeyi iç savaşa götürebilir, dış işgali davet edebilir, ülkeyi parçalara bölebilir.
Yani günümüz sorunu ikinci plana düşebilir, zira bunun temeli zaten BOP ile pekala atılmış durumda.
Bundan 20 yıl önce BOP'un ne yapacağına baktığımızda hepsi hiç aksamadan devam ediyor.