Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Dünya Dinleri

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 30-04-2025, 10:08
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.928
Standart

Mitingde cop sallayan bir polis de halktır o mitingi yapan öz kardeşi de halktır. Direnişçiye dipçik sallayan asker de halktır, direnişte bulunan öz kardeşi de halktır. Rüşvet veren de halktır alan da halktır, dinci tarikatlar da halktır, bu tarikatların baskısına maruz kalanda halktır, kapitalizmin çanağını yalayan gazeteci, siyasetçiler de halktır, onlara karşı dik duran gazeteciler de halktır, kapitalizmin düzenini devam ettiren de halktır, bu düzene karşı gelen de halktır, bu örnekler böyle gider.

Kapitalizm halkı kullanarak varlığını sürdürür. Aksi halde yüz milyonlarca nüfus karşısında 50-100 kişiden oluşan kapitalistler bir hiçtir. Açıkça herşeyi kapitalistler yapmıyor, onlar emir veriyor halk da hem emri uyguluyor hem emrin baskısına maruz kalıyor, yani halkı birbirine düşürerek kapitalistler bir kenardan gülüp varlıklarını sürdürüyorlar. Kapitalizmde en çok ezilen işçi sınıfıdır, yasalarca emir altında olduğu için en masum da askerdir.
Bu aynı zamanda hem çelişkidir hem zıtların birliğidir.

Orta burjuva ve küçük burjuvanın büyük kesimi çok zorda kalmadıktan sonra sisteme tepki göstermez. Emperyalist ülkelerin işçileri sisteme tepki göstermez. Sistemde fırsat yakalayan ezilen kesim üyesi sisteme tepki göstermez. Mafyatik yapılanmalar, sistemden beslenen dinci tarikatlar, emperyalizmden para alan sivil dernekler tepki göstermez.
En kötüsü de sistemin fırsatlar sistemi propagandasına aldanan ve bu düşünce yüzünden kendisinin de açlıktan nefesi koktuğu halde yoksulları, fakirleri ezilen sınıfı akılsız olarak niteleyen kafaların çokluğudur.
Uzun lafın kısası, ister ideolojik olsun, ister ekonomik olsun kapitalizm çıkarların çatıştığı sistemdir. Hangi çıkar gurubu ülkenin dinamizmini ele geçirirse onun borusu öter. Şu anda mafyatik yapılanmanın, dinci tarikatların, AB'den beslenen sivil örgütlerin bağlı olduğu BOP ele geçirmiş durumda.
Dolayısıyla 50-100 kişinin hakimiyetinde olan kapitalizmi düz mantıkla ifade edemeyiz, çünkü kapitalizmi uygulayan da buna maruz kalan da halkın kendisidir. Bunu ancak devrim paklar dememizin nedeni de budur, halkın birbiriyle zıt kulvarlarda çatışmasına ancak sosyalist devrim son verebilir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 30-04-2025, 11:33
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

bilgi ve his;

Senin bu son mesajın, meseleye dair farkındalığının arttığını gösteriyor gibi ama hâlâ temel bir karışıklık var: çelişkiyi anlamakla, çelişkiyi çözüm zannetmek arasındaki fark.

Evet, elbette halkın içinden hem direnişçi çıkar hem de cop sallayan polis. Hem sömürüye karşı duran hem de o sömürüyü yeniden üreten insanlar. Bu çelişkiyi tanımak Marksist analizde zaten temel bir ilkedir. Ama sen, bu çelişkiyi gösterip burada duruyorsun; ben ise bu çelişkinin neden üretildiğini ve nasıl çözülebileceğini konuşuyorum. Fark burada başlıyor.

Kapitalizmin halk eliyle işliyor olması, halkın bu düzenin faili olduğu anlamına gelmez. Bu, sistemin nasıl derin ve yaygın hegemonya kurduğunun ispatıdır sadece. Bir polis sırf üniforma giydiği için değil, başka bir geçim yolu bırakılmadığı için cop sallıyor. Bir gazeteci sisteme hizmet ettiği için değil, dışlandığında hayatta kalamayacağını bildiği için yalan yazıyor. Sisteme entegre olan, bilinçli tercih yapan değil; çoğu zaman başka seçeneği bilmeyen insanlardır. Bu yüzden mesele faili aramak değil, bu çarkı nasıl kurduğunu teşhir etmektir.

Sen "kapitalizmi halk uyguluyor" diyorsun; ben de diyorum ki: kapitalizm, halkın ellerini kendi emirleriyle yönlendirecek kadar zeki, halk ise bu düzene mahkûm bırakılacak kadar yalnız bırakılmıştır. Bu bir tercih değil, bir kuşatılmışlıktır. Sistemi anlamak, bu kuşatmayı çözmektir; yoksa mağdura fail muamelesi çekmek, sistemin diline teslim olmaktır.

Sistemi bireysel ahlâklarla açıklayamazsın. İnsanların davranışları, onları kuşatan ekonomik, ideolojik ve kültürel aygıtlarla belirlenir. Bu yüzden "halk masum değil" gibi iddialar gerçek bir çözüm değil, öfkenin yanlış yöne kanalize edilmesidir. Sınıfsal analizi bırakırsan, halkı da, düzeni de aynı çuvala koyar, sonra şaşkın şaşkın "neden devrim gelmiyor" diye sorarsın. Çünkü halkı suçlayarak devrim yapılmaz. Devrim, halkla birlikte yürünerek yapılır.

Fransız Devrimi'ni sadece açlıkla açıklamak, Robespierre'i, Rousseau'yu, Voltaire'i yok saymak demektir. 1917'yi sadece ekmekle açıklamak, Lenin'i, Troçki'yi, Bolşevik örgütlenmeyi silmek olur. Açlık patlamayı başlatır ama yön vermez. Yönü veren fikir, örgüt ve bilinçtir. Açlığın yarattığı kaosla devrim arasındaki farkı kuran şey, ideolojik örgütlenmedir. Yoksa her kriz devrim doğurmaz; bazen faşizm doğurur, bazen iç savaş, bazen hiçlik.

Senin gözlemlerine saygım var ama gözlemle yetinmek, düşünceyi eksik bırakır. Teorisiz pratik, pusulasız gemidir. Gözlemlerden anlam üretmek için onları bağlayan yapısal çözümlemeye ihtiyaç vardır. Bu yüzden "teoriyle gelme" demen, bana değil kendine bir sınır çekmektir. Bilinç olmadan ideoloji çözülmez. İdeoloji çözülmeden halk uyanmaz. Uyanmadan devrim olmaz. Bu kadar net.

Senin söylediklerin, halkı sabit bir nesne gibi görüyor: Nemalanırsa kötüdür, direnir ama azsa başarısızdır. Oysa ben halkı, sistemin hem nesnesi hem potansiyel öznesi olarak görüyorum. Sorun halkın ne yaptığı değil, neden ve nasıl yaptığındadır. Devrim, halkı suçlayarak değil, halkın içindeki çelişkiyi doğru örgütleyerek yapılır. Yani mesele, halk neden böyle değil; halk böyleyken ne yapılmalı sorusunu sormaktır.

Sonuç olarak kapitalizm halkı kullanarak varlığını sürdürür. Aksi halde yüz milyonlarca nüfus karşısında 50-100 kişiden oluşan kapitalistler bir hiçtir. Açıkça her şeyi kapitalistler yapmıyor; onlar yalnızca emir veriyor, halk ise hem o emirleri uyguluyor hem de onların baskısına maruz kalıyor. Yani halk, birbirine düşürülerek yönetiliyor, kapitalistler ise bu çatışmayı seyrederek konumlarını koruyor. Kapitalizmde en çok ezilen işçi sınıfıdır; yasalarla mutlak itaat altına alındığı için en masum olan da çoğu zaman askerdir. Bu durum hem çelişki hem de zıtların birliğidir.

Orta ve küçük burjuvazinin büyük bölümü, ciddi bir tehdit altında kalmadıkça düzene karşı gelmez. Emperyalist ülkelerin işçileri, sistemden aldıkları görece ayrıcalık nedeniyle sisteme karşı durmaz. Sistemde küçük de olsa bir fırsat yakalayan ezilen kesimler de sessiz kalır. Mafyatik yapılar, tarikatlar, dış destekli STK'lar, sistemin nimetlerinden beslendikleri sürece karşı çıkmaz. Daha kötüsü, sistemin "fırsatlar düzeni" propagandasına kanmış, kendisi yoksulluk içinde kıvranırken diğer yoksulları "akılsız" diye aşağılayanların sayısının fazla oluşudur.

Uzun lafın kısası, ister ideolojik ister ekonomik düzlemde olsun, kapitalizm çıkar gruplarının çatışması üzerine kuruludur. Ve bu çarpık düzeni sona erdirmek, halkın birbirine değil, egemen düzene karşı ortak bir farkındalık geliştirmesiyle mümkündür.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 01-05-2025, 07:22
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.928
Standart

Singularity´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
[B]
Kapitalizmin halk eliyle işliyor olması, halkın bu düzenin faili olduğu anlamına gelmez. Bu, sistemin nasıl derin ve yaygın hegemonya kurduğunun ispatıdır sadece. Bir polis sırf üniforma giydiği için değil, başka bir geçim yolu bırakılmadığı için cop sallıyor. Bir gazeteci sisteme hizmet ettiği için değil, dışlandığında hayatta kalamayacağını bildiği için yalan yazıyor. Sisteme entegre olan, bilinçli tercih yapan değil; çoğu zaman başka seçeneği bilmeyen insanlardır. Bu yüzden mesele faili aramak değil, bu çarkı nasıl kurduğunu teşhir etmektir.
Tercih hakkı yok diyorsun ve yanılıyorsun.
Birincisi kendini sisteme teslim etmek yerine tercih hakkı söke söke alınır.
İkincisi, yetmişlerde bu haklar pekala alınmıştı. polisler, öğretmenler, gazeteciler dernekleşmeyle kalmamış ayrıca ideolojik dernekleşme hakkını da kullanmışlardı, POL-BİR, POL-DER, TÖB-DER sadece bunlardan bazılarıydı. kimi sağcı, kimisi solcuydu.
Sonra ne oldu, yüzde birini çık, hepsi tercihini kapitalizmden yana kullandı.
Çünkü orta burjuva ile küçük burjuva sınıra gelmediği müddetçe mevcut sistemi ister. Zira onlar için sistem farkı çok önemli değil. Ortalama maaş, orta düzey sosyal yaşamı riske etmezler.
İşte karşımızda tapu gibi yaşanmış bir gerçek varken halen zorunlular, mağdurlar, tercih hakları yok gibi iddialar yersizdir.
Başta dediğim gibi bir toplum isterse tercih hakkını söke söke alır.

Günümüz toplumu sömürü-baskı sisteminden nasıl yararlanırım derdine düşmek yerine kendi hakları için mücadele etse herşey değişir.
Uyuyorlar, kandırılıyorlar noktasına sıkışmak aldatıcıdır. Bir kısmı gerçekten uyuyor ve çoğunluk bilinçsiz ama ellili yıllara kadar toplumun tamamını esareti altına alan kader olayı artık çok küçük kesim için geçerli. Artık herşeyi kader sayıp boyun bükmek azınlıkta kaldı, şimdi kaderi de fırsat sayıp nemalanma revaçta. Çünkü bitik ekonomi o uyuyanların beynindeki narkozun bir nebze de olsa etkisini azaltıyor.
Zaten bu durum doğaldır, zira bu uyanma başlangıcıdır. Uyanma başlangıcı önce sistemden birşeyler koparmayla başlar, daha sonra şeklini değiştirir. Devrim olan ülkelerde de böyle başladı, önce çalkantı dönemi geldi, sonra açlık ve ardından işgaller derken devrim kaçınılmaz oldu.
Bu yüzden çalkantılı bir dönemde olduğumuz için günümüz durumunu normal sayıyorum.

Ayrıca bir tahminde bulunayım.
Ben bu ülkede gelecek sorunun farklı kulvarda oluşacağını tahmin ediyorum.
Kapitalistler ülkeyi iç savaşa götürebilir, dış işgali davet edebilir, ülkeyi parçalara bölebilir.
Yani günümüz sorunu ikinci plana düşebilir, zira bunun temeli zaten BOP ile pekala atılmış durumda.
Bundan 20 yıl önce BOP'un ne yapacağına baktığımızda hepsi hiç aksamadan devam ediyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:49 .