Konuyu değil hala daha hamasetlere ayıkamamışlığı tartışmak zorunda kaldık... Bir kesim geçmişte ve hala daha "hak, hukuk, adalet, emek, iş, aş, özgürlük, demokrasi, bilim, ücretsiz sağlık, ücretsiz eğitim, insanca yaşayacak ücret" vb. gibi talepleri devlet düşmanlığı, vatan hainliği olarak görmekte-ydi. Çünkü, mafya, çete rejimleri ve sözde siyasetçi, özde hamasetçi zübüklerin birer aparat haline getirdiği "ezan, bayrak, vatan, millet, sakarya, Türklük" vb. üzerinden yükselttiği "beyin yıkama-boşaltma" taktikleri ve buna bağlı kamplaşma, uyuşma, mankurtlaşma, şiddet, linç ve hakim terörünü(korku yönetimini) meşrulaştırma ve propaganda ve bu doğrultuda uyguladıkları politika ve eylemleri sayesinde toplum, ülke ve toplumu terörize eden çeteleri kahramanlaştırıp, kolayca aldanıyor-lardı. Oysa, ardına takıldıkları gerçek; halka karşı çete,mafya, gangster ve CIA, derin devlet adına örgütlendirilmiş legal, illegal paramiliter yapılar, çete örgütleri, mafyatik komuta merkezleri, ayrıcalıklı zümre vb.'nin, ülkeyi soymak, aralarında paylaşmak(uzlaşarak, bazen çatışarak), talan edebilmek namına girdikleri yol, yöntem ve aldatıcı sahte politikalar-dı(koyunun, kasabına aşık olması gibi). Elbette talan da ettiler, etmeye de devam ediyorlar ve toplum, "ezan, bayrak, vatan" hamasetini aşıp-kırıp, ayıkmadıkça da devam edecekler... Bu çete, mafya devleti anlayışı, egemenliği ve güç çatışmaları veya elde tutma taktikleri adına, bunlardan her türlü melanet beklenebilir, beklenmelidir. Bunların uyguladığı basit "psikolojik harp", toplumu, terörize etmekte, terör yönetimlerine boyun eğmeyen veya ateşli biçimde savunanlar-afyonlananlar olarak ikiye ayırmakta, mevcut çete, mafya rejimi ve rejimi körü, körüne savunan kesimler de, muhaliflere "terörist, vatan haini, nankör" vb. diyerek, dedirtilerek, muhalefete karşı türlü haksızlık, hukuksuzluk, insan dışılık meşru zemine oturtulmaktadır. Her hak, hukuk diyen insana, vatan haini, terörist dendikten sonra, beşiktekine kadar dahi sirayet eden, ettirilen linç ortamı, süreci başlamaktadır.. Bu "aydınlık ile egemen olan karanlığın savaşı" gibi bir hal almakta, kullandıkları "düşman" edebiyatı, "ezan, bayrak, vatan" aparatlarıyla, toplumsal mankurtlaşma ve sürüleşme sağlanmaktadır. ORTALAMA bilinçli toplumlar çeşitli konuları tartışırken, bizdeki çatışma, kimin din veya vatan düşmanı, kimin ne kadar hain, terörist veya "kahraman, reis" olduğu, düşmansız yapamadıkları için de süreğen düşman edebiyatı veya uçkur üzerine odaklandırılmakta, ayağında sağlam ayakkabı, ağzında dişi, kıçında donu kalmamış insanlar, yücelttikleri kahramanların, hamaset aparatlarının sidiklerini yarıştırmaktadır(sanki doğmadan önce, hangi aile, ülkeye doğacakları sorulmuş, aldıkları empoz, alınlarına pranga olarak damgalanan etiketler de kendi seçimleriymiş gibi). Toplum ileri düzeyde körleştirilip, kendisine, insana ve insanca olana, hak, hukuk, adalet ve bilime, dünyaya yabancı, "cahil", hak, hukuk, siyaset bilmez bir hale getirilirken, siyasetin, akıl, mantığın, empati ve hukuk ve adaletin, vicdanın da dışına itilmekte, kişiler de varlıkları(varoluş) ve benliğini bu çete-mafya saltanatlarına kul olma, "adanma, adanmışlık" yanılgısına düşürülmektedir. Böylesi bir toplum psikolojisiyle yetiştirlen nesillerin normal olması veya çete, mafya rejimleri ve medyasının empozuyla insanlıktan çıkmaması, belirli oranda bilinçli azınlığın da, olgu ve olaylar, genel yapı ve kanı üzerinde belirleyici olması beklenemez. Bu gün muhalif görünen bir kesimi, aslında AKP+MHP'den çok da farklı bir kulvarda olsalardı, bugün AKP+MHP, CIA rejimi var olmazdı, senaryolar, kurgular, provokasyonlar, kıyamet senaryoları, hamasetler, kısaca kendi menfaatleri adına ölümü gösterip, sıtmaya razı etmezlerdi...
Muhalif olduğunu iddia eden etkili bir kesim, hem kamplaşma ve AKP rejiminden şikayet ediyor, ama hem de zaten ülkeyi bu duruma sokan "psikolojik harbi", afyonlu hamaseti, kamplaştırmayı, gerçekten hak, hukuk, adalet(!) dememeyi siyaset(hamaset) olarak kullanmaya devam ediyorlar, deyim yerindeyse rakiplerini, rakibin silahıyla beslediklerinin farkında olmayıp, indireceklerini sanıyorlar. Sorun da burada baş gösteriyor ve muhaliflikleri, bir pamuk ipliği, mafya, çete rejimi ve devletinin bir kaç provokasyonuna bağlı durumda.(bu gerçekten ciddi risk teşkil ediyor). Süreğen kamplaştırıcı, ötekileştirici, ayrımcı propagandalar yapıp, sonrasında da böylesi bir ülke, toplumun, linç, şiddet, ayrımcılık ve düşmanlaştırma psikolojisinin oluşturduğu ortamdan şikayet ediyorlar... Diğer mesele de AKP+MHP, öteden beridir çete, mafya iktidarlarının, toplumu ve özellikle gençleri "esrar, eroin" gibi uyuşturucular üzerinden bitirdiklerinin farkında da değiller, tek dertleri "ezanı" silinmiş, "vatan, bayrak" hamaseti, "vatan nedir" bunu da bilmiyorlar, bunu hissiyata dayalı, bir çeşit posta pulu, etiket, bir çeşit kermaeti kendinden menkul tabu, kutsal bir dikili taş gibi bir şey sanıyorlar... Yahu, çetenin, mafyanın, gangsterlerin çifliği, eğer onlardan değilsek, bize de ahırı reva görmüşlerse, bizim vatanımız olur mu? (Bu koşulda, ancak onların çiftliğinde, hele basit hamasetleriyle afyonlaşmış, mankurtlaşmış hale gelinmişse, kendini canıyla, malıyla onlara feda eden köle olunur.). Neyse, konuyu da dağıttık, "anlayana sivrisinek saz, anlamayana ne söylense az"...
Yakın geçmişi de içeren, kısa bir özet... 1990'lar "hak, hukuk, adalet" diyen için bir işkenceydi, AKP rejimi sonrası yine işkence, değişen bir şey yok... Okullarda çocuklar öldürülmüyordu, okul basılmıyordu, bunlar doğru değil, sokak ortasında beyaz toroslarla gezenler, insanları öldürüyor, alıyor, işkenceyle katlediyor, sonra PKK yaptı veya PKK'ya operasyon, bilmem kaç terörist öldürüldü diyorlardı, bu teröristlere beşikteki bebek, 6-14 yaşındaki çocuk, 80 yaşındaki dede ve nineler, yoldan geçen kaza kurşununa giden herhangi birisi de dahildi. neredeyse her ay hem ırkçı-faşist bir şekilde beyinleri yıkanmış kolluk güçleri, ne idüğü belirsiz, resmi kıyafeti olmayan özel kuvvetler, hem de ırkçı, milliyetçi gruplarca bir sürü okul, mahalle, dernek, köy, işletme basılıyordu. Şeriatçılar, ırkçılar, hem şeriatçı hem ırkçılar ve elbette "Allah" yerine etiketleştirip, kutsallaştırdığı, bir kaç sembolü yerleştiren, müm'in, kafir, şeriat(sorgulanamaz yasa) mantığıyla hareket eden "gerçekten aşırı mafyatik, fedacı, tarikatlaşmış provokatif sol" sapmacılar vb. etkisiyle aşırı afyonlanmış, kör, cahil kitlelerin, 6 yaşında çocukların tişörtlerine, giyimlerine değin kendi siyasi, hamasi sembollerini kazıyanların vb. ve ayrıcalıklı zümre/hamaset rejimlerinin, normal bir psikolojiye sahip olması, doğa, insan sevgisi, hak, hukuk ve adalet, görüş, fikir, siyaset, irade kabulü, beyanı esaslı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir....
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (20-04-2026 Saat 17:34 ) değiştirilmiştir.