* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Suriye sınırında bir yatılı okulda okuyordum. Sekiz yaşındaydım. Ders saatinde sınıfa girmemiş bir bankta oturuyordum. İki yüz metre ileride bir öğretmen olduğunu düşündügüm kişi bana doğru geliyordu. Beni görmüştü, bu yüzden oradan kaçma şansım yoktu. Biraz yaklaşınca öğretmen olmadığını bir yabancı olduğunu görünce kısmen rahatlamıştım. Bu kişi o zamanki aklımla dev gibi çok uzun boylu biri olduğu için biraz ürpermiştim. Ancak biraz daha yaklaşınca yüzünde gördüğüm o sempatik bakışı ailemden biri gibi hissettirmişti. Belki de hatırlamadığım bir akrabamız veya yakınımız beni ziyarete gelmiş olabilirdi. Yatılı okulda ailenden ve sevdiklerinden yoksun, öğretmenlerin vijdanına terkedilmiş bir çocuk için bunlar olası hayaller de olabilirdi. Bu düşünceler içerisindeyken o uzun boylu adam tam yanıma gelmiş, hafif gülümsüyordu. Göz göze geldiğimizde "Sen niye sınıfta değilsin" dedi. Utandığım için başımı öne eğmiş, hiçbir cevap verememiştim. Başımı okşadı ve "Oku, oku, okumayı ihmal etme" dedi. Sonra yürümeye devam etti ve gözden kayboldu.
O gün yatılı okulda gizlice yatan, Filistin'e gitmek için Suriye sınırına giderken, benimle karşılaşan o kişinin Deniz Gezmiş olduğunu ertesi gün öğretmenlerin kendi aralarındaki konuşmasından öğrenmiştim.
Ne mutlu bana ki, böylesi bir devrimciyle canlı olarak karşılaşmış ve benimle konuşmuştu.
"Oku, oku, okumayı ihmal etme" güzel bir insandan güzel bir sözü bizzat kendi ağzından duymak benim için bir onurdur.
Yaşasın 6 Mayıs, Denizlere ve onun yolunda gidenlere selam olsun!