
03-08-2026, 03:45
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
Daha öncede irdelemiştik sanırım...
Sonuçlar kişiden kişiye, beyin veritabanına göre de değişiyor, örneğin "benlik bölünmesi" dediğimiz durumlarda mevcut... Bu olmak zorunda değil, ancak ilgili hasarı yaşayan kişilerin elbette yine aralarında farkı oluşturan beyinleri, ilgili yapıların ne düzeyde entegre ve sağlıklı çalıştıklarıdır.
Ben diye bir şey yoktur, "benlik" de, yine temelde insan beyninin ürettiği bir çeşit yorumlama(v.b.) ve bu hissiyat beyinden, daha doğrusu organizma bütünlüğünden ayrı ve artık her ne ise bir nevi bağımsız varlık biçimi, nesne gibi düşünülemez. Bu şekilde ayrı bir benlik kurgusu ise illizyondur(düşünen, yorumlayan, değerlendiren, kıyaslayan "ben" veya "hissiyat" değil, hissiyatın kaynağı, beyin-organizmadır. yani burada kaynağı, sağlayanı esas almak gerekir, sağlanmış olana her şeyden veya sağlayan ve sağlayıcı koşulardan bağımsız, ayrı bir kimlik, nitelik verilemez)...
İnsan beyni salt kafada 2 parçadan ibaret değildir, insan beyni insanın kolları, ayakları, bütün vücuduna değin sinir ağlarına da sahip bir bütündür aslında. Dolayısıyla, ağlardan sadece birini (en kısa, yakın) halatı kesmek, 2 beyini birbirinden ayırmaz, sadece entegreyi güçleştirir ve belirli oranlarda kayıplara yol açar - uzun erimde tecrübeyle kayıpları daha da aza indirme, bir nevi belirli oranda telafi etme, yetkinleşme gerçekleşir. Beynin tüm sinir ağlarından aldığı veriler, tüm duyu organlarından aldığı veriler ve geliştiriği tepki(davranış biçimleri) ve veritabanına hafıza ettiği verilerle bu süreç, değişen(eskiye göre), verili(bilinen eksiklik - corpus callosum kesimi) koşullarında uyum, telafi süreci, ancak tecrübeyle gerçekleşir.
"o zaman beyin ikiye ayrildiginda", hayır beyin ikiye ayrılmıyor, sadece aralarında en yakın ve en avantajlı, entegreyi sağlayan ağ kopartılıyor, beyin 2 parçasıyla da hala bir bütündür(ikiye ayrılmış değildir)... Daha da detaylandırırsak, corpus callosum neokorteksi(üst beyni) birbirine bağlar. Ancak evrimsel olarak daha eski olan alt yapılar (beyin sapı, talamus, üst kollikulus) kesilmez.
Bütün sinirleri bir yana bıraksak bile, beyin, beyin sapı, talamus ve merkezi sinir sistemi omurilik aracılığıyla tüm vücutla tek parça halinde konuşmaya devam eder. Elbette en kısa, en kestirme ve en dolambaçsız yoldan mahrum bırakıldığında(corpus callosum kesilmesi), elbette olumsuz sonuçları olur, bu kaçınılmaz. Çünkü "benlik" hissiyatının kaynağı da zaten beyindir ve bir biçimde ağ hasarı alması durumunda bazı kayıplar kaçınılmaz olacaktır...
Elbette bu salt beyine indirgenemez, ancak benlik hissiyatı açısından esas işlev beyine aittir, yine de bütün duyu organları, sinir ağları, diğer tüm organlar ve beyin, bir bütün arz eder...
Beynin sağladığı hissiyat, algısal farkındalıktan ayrı, bağımsız bir benlik düşünülemez...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

03-08-2026, 04:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
|
|
10. Burada bence once sunu netlestirmek gerekiyor. Materyalist ya da fizikalist filozoflar da zaten dusuncenin, bilincin, iradenin ya da zihinsel sureclerin var olmadigini soylemiyor. Kimse Ben dusunmuyorum ya da Bilinc diye bir sey yok demiyor. Tam tersine, bunlarin hepsi kabul ediliyor. Sadece bunlarin bagimsiz bir varlik olmadigini, beynin maddesel yapisi ve fiziksel iliskileri sonucunda ortaya ciktigi ifade ediliyor. Yani noronlarin, sinapslarin ve beynin karmasik organizasyonunun belirli bir noktaya ulasmasiyla birlikte ortaya bir seyler cikiyor. Mesela dusunce, bilinc ve diger zihinsel surecler gibi seyler... Bunun dogal bir sonucu olarak da zihinsel olanin fiziksel olana tamamen bagli oldugu kabul ediliyor.
Yani fiziksel tarafta hicbir degisiklik olmadan zihinsel tarafta da bir degisiklik olamaz deniliyor. ---yani etki ve onun tepkisi gibi---Dolayisiyla burada tartisma dusuncenin var olup olmadigi degil, bu dusuncenin ne oldugu ve nasil aciklanmasi gerektigi uzerinde donuyor.
Benim soyledigim sey bu. Diyelim ki dusunce gercekten beynin maddesel organizasyonundan ortaya cikiyor. Buraya kadar tamam. Ama sonra ne oluyor? Mesela su anda bu yaziyi yaziyorum. Bir iddia ortaya koyuyorum, sonra onun gerekcesini yaziyorum, sonra gelebilecek itirazlari dusunup onlara cevap vermeye calisiyorum. Elbette butun bunlar olurken beynimde sayisiz fiziksel olay meydana geliyor. Beni bir sonraki cumleyi yazmaya goturen sey tam olarak ne? Noronlar arasindaki fiziksel iliskiler mi, yoksa kurmaya calistigim argumanin anlami mi? Bir cumlenin digerini desteklemesinden tut da ne bileyim, \ bir sonucun oncullerden cikmasina kadar, bu tarz seyleri sadece fiziksel neden-sonuc iliskileriyle aciklayabiliyor muyuz? Mesela A, B'den buyuktur. B de C'den buyuktur. Buradan A'nin C'den buyuk oldugu sonucuna ulasiyorum. Bu sonuca beni goturen sey ne? Biri bana soyleyebilir mi, bu olay ne?Noronlarin belirli bir sirayla ateslenmesi mi, yoksa bu iki onermenin tasidigi mantiksal iliski mi? Cunku burada onemli olan sey sadece fiziksel olaylar degil, o olaylarin tasidigi bilgi ve anlam. Bir de isin nedensellik tarafi var. Eger fiziksel surecler zaten butun isi kendi basina yapiyorsa, dusuncelerin ve anlamlarin nedensel rolu tam olarak nerede kaliyor? Yok eger dusuncelerin, gerekcelerin ve anlamlarin da gercekten bir etkisi oldugunu soyleyeceksek, bu sefer de bunlarin fiziksel neden-sonuc zinciriyle nasil bir iliski kurdugunu aciklamamiz gerekiyor. Cunku burada sadece beynin nasil calistigini degil, mantigin, muhakemenin ve anlamin da bir yerde fiziksel dunya icindeki yerini de aciklamamiz gerek miyor mu?
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
|

03-08-2026, 04:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.068
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
"o zaman beyin ikiye ayrildiginda", hayır beyin ikiye ayrılmıyor, sadece aralarında en yakın ve en avantajlı, entegreyi sağlayan ağ kopartılıyor, beyin 2 parçasıyla da hala bir bütündür(ikiye ayrılmış değildir)... Daha da detaylandırırsak, corpus callosum neokorteksi(üst beyni) birbirine bağlar. Ancak evrimsel olarak daha eski olan alt yapılar (beyin sapı, talamus, üst kollikulus) kesilmez.
|
Bunu belirtmen cok iyi oldu. Talamus ornegin lateral ventricle denilen boslugun iki tarafinda da var ve bu yapilarin kesilmesi diye bir sey olamaz. Ama yine de corpus callosum'un gorevini telafi etmeye yetmez ---kendi fonksiyonu cercevesinde yani---
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
|

03-08-2026, 09:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Bunu belirtmen cok iyi oldu. Talamus ornegin lateral ventricle denilen boslugun iki tarafinda da var ve bu yapilarin kesilmesi diye bir sey olamaz. Ama yine de corpus callosum'un gorevini telafi etmeye yetmez ---kendi fonksiyonu cercevesinde yani---
|
Evet %100 telafi etmeye yetmez(bu zaten beklenemez), ancak telafi edilmesi sürecine etkin biçimde dahil olur, sadece talamus değil, organizmadaki(vücuttaki) bütün sinirler beyine ulaşmaya devam eder(corpus callosum ne varlığı ne de yokluğu bunu sağlamıyor veya engel değil). Beyin sapı, talamus, üst kollikulus ve merkezi sinir sistemi omurilik ve tüm bunlara giden ayak parmağından, el parmağına değin bedeni kaplamış beynin diğer bölümleri(sinirler), tümü de beyine ulaşmaya devam eder. Daha doğrusu aslında tümünün toplamı beyindir, ayak parmağındaki sinir de buna dahil, beyin insan kafasından vücudu ahtapot gibi saran bir bütünlüğe sahip... Yani özellikle tedavi edilemeyen vakalarda böylesi bir operasyona maruz kalan hastaların hikayesi de birbirine göre farklılık arz edecektir, bu salt operasyona veya salt organ kaybına dayalı değil, ilgili kişinin beyninin gelişim ve faal süreçlerde hangi yetilerin geliştiği, hangi diğer organların aktif kullanılıp, kullanılmadığıyla da ilgili olacak. hatta öyle ki günümüz insan toplumunun çoğunluğu doğru düzgün düşünmüyor, sorgulamıyor, deyim yerimdeyse sürü veya basit işlere programlanmış mekanik robotlar gibi davranıyor, bu tarz yaşam formları da beyni ve ilgili organlarını tembelleştiriyor veya geriletiyor. Biyolojik farklar kadar hayat tecrübesi, deneyimler ve kültürel edinimler arasındaki fark dahi, yaşanan kayıpların yansımaları ve telafi süreçleri adına farklı sonuçlar doğuruyor...
Beynin üstünde, üst beyin için gerekli olan corpus callosum evrimsel süreçte daha geç döneme, corpus callosum'un da yokluğunda işlevini (aynı verimi sağlamasa da) gören diğer saydıklarım ise, ilkel dönemlere(evrimsel sürecin daha evvelki süreçlerine) tekabül eder ve corpus callosum insan beyninin vazgeçilemez veya tek iletişim, entegre kanalı olmadığı gibi "benlik" hissiyatı açısından da şart değildir, ama elbette sistemik organizmadan(bütünü etkileyen ve koordinasyona dayalı) bir parça eksildiğinde, hiç bir organizma, öncesi kadar yetkin olamaz, ya uyum, ya telafi yollarına girilir ve %100 telafi edilemez, edilebilse corpus callosum'un gereği kalmazdı...
"dusunce gercekten beynin maddesel organizasyonundan ortaya cikiyor."
Aslında burada odaklanılan, kastedilen zemin, kısım, merkezi işlem birimine dair.Yani işi yapan organ anlamında, bunu anlıyorum, ancak aslında düşünce salt beyinden çıkmıyor, basit temelden yola çıkarsak, beyin burada veri işlemcisi gibi işlev görüyor... Yani bilinç adına, işlemciye olan ihtiyaç kadar, çevre, duyular(algı), etkileşim ve işlem-e(etkiye verilen tepkinin ölçülmesi) ve yorumlanarak, sembolize edilmesi ve hafızaya işlenmesi, tüm bu süreçler ve süreçlerde elde edilen işlenmiş sembolik veriler arasında da ilişki, bağıntı kurulması gibi temellere dayanıyor... yani maddi süreçler, salt beyine dayalı gerçekleşmiyor, beyin bilinç namına gerekli olan koşulların, sürecin en önemli organını temsil ediyor, maddi süreçler, etki, tepkiler ise içinde olunan ortam, maddi koşullar dahilince saliseler bazında, çeşitlilik de arz ederek gerçekleşiyor...
Doğuştan kör, sağır, dilsiz, dokunma, acı, tat alma duyusu olmayan, kısaca hiç bir etkileşim alamayan bir beyini düşünelim, bu beyin gelişmeyecek, hatta muhtemel düşünmeyecektir de(bitkisel form gibi), çünkü elde yorumlayacağı hiç bir done olmayacak... Zaten veri(etkiden elde edilen) alamadığı, elde kıyaslanacak hiç bir değer olmayacağından dolayı da yorumlama şansı olmayacaktır... Etk-tepki(ham veri)-kıyas-ölçüm-işlenmiş veri-yorum...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:25 .
|