Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Aktüel Haberler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 20-08-2026, 12:13
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 365
Standart

Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 20-08-2026, 13:43
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.690

Onur Üyeliği 

Standart

Avrupa'da milliyetçilik = sahte sağcılığın(esasen gericilik) yükselişi iyi bir şey değil, hatta aksine Avrupa'yı geriye, çöküşe götürecek, belirli bir azınlığın yağma, istismar, sürü psikolojisi, ucuz sömürü menfaatlerine dayalı potansiyeli temsil ediyor(ister din ister herhangi bir sosyo-kültürel aidiyetin siyasallaştırılıp, kutsallaştırılması ve üzerinde hamasetle tepinilmesi, ileri de değildir, muhafazakar da değildir, düpe düz gerici veya bazı hallerde haramiliktir). Zaten kaldı ki egemen olan feodal devletler değil ve artık yurttaş, vatandaş, birey ve temsil hakkı sorunu kalmadı, dolayısıyla ümmetçiliğe karşı benzer bir, ekonomi-politik, bilimsel temeli olmayan subjektif birlik, istismar, tabu, kutsal siyasetine veya hamasetine de gerek kalmadı. Bu bağlamda milliyetçilik, mezhepçilik, dincilik tandanslı(eğilim, tendance) hareketler 20 ve 21. yüzyılda ülkelere, toplumlara sadece zarar vermektedir. (feodal monarşiye karşı kurumsallaşma ve siyasi olarak güç, örgütlenme, kendini ortaya koyma v.b. adına muazzam yarar sağlamışsa da, o devirler geride kaldı, o zamanın gereği olarak kaldı ve başından beridir Türkiye'nin güçlü bir ülke olmasının temelini ekonomi, sanayi, toplumsal birlik, sosyal adalet, laiklik, cumhuriyetçilik(sisteme göre, gerçekten devletin, gerçek ve kamuca denetlenebilir ve kamuya/halka, vatandaşa hesap veren ve kamu yararına varlık gösteren kurumlardan oluşması) temsil ediyordu, peki ne oldu? Zübük(zibik) siyasetiyle varlık kazanmış bürokrasi hakim oldu ve ellerinde de afyon olarak ya dincilik ya da ırkçılık vardı, bütün varlık, ilerleme, ekonomi, olması gereken ne varsa ezan, bayrak gibi sembollerle saf dışı bırakıldı, popülist hamasetle, her şeyi istismar ettiler, akla, hayale gelecek her şeyi, korkunç suçlar işlediler, korkunç şeyler yaptılar, ama 3-5 sembolle aldatıp, kullaştırmayı başardıkları ve kamplaştırıp, birbirine düşürdükleri cahil toplumca kahraman ilan edildiler ve bunlar zaten Osmanlı bürokrasisi idi(özellikle Osmanlı Derin devleti İ. Terakki v.b.), puslu, daima çatışmalı, iç, dış düşmanlı havayı, entrika seven, provokasyon, komplosuz varlık sebebi kalmayan bunlar, bukalemun gibi kılık değiştirip, herkesi aldattılar, artık herkes ya vatan haini idi, ya da vatansever(kriteri ise basit, meze olarak kullanılan sembollere, geriye kalan her şeyi önemsizleştirir biçimde tapmak, feda olmak, o kadar, olmuyorsan hainsin. Çocuklara bile, 6 yaşındaki çocuklara bile, "varlığım Türk varlığına armağan olsun" dedirttiler, oysa doğrusu tam tersidir(insanın her türlü sosyo-kültürel edinimleri, ekonomi-politik edinimleri, insanı yaşatmak içindir, araçtır ve üstelik kendiliğindendir) ve insan ve sosyal hayatın bu denli değersizleştirilmesinin, yeni türde tabu, dinsel motiflerin hakim kılındığı-olduğu bir ülkenin varacağı nokta burası, toplumda mürit olacaktı))...

İddia edilenin aksine SİYASAL milliyetçilik, mezhepçilik, dincilik, ümmetçilik gibi çağın gerisinde kalmış anti laik, ekonomi-politik, sosyal, toplumsal dokuyla ve yurttaş hukukuyla da uyuşmayan gerici, sembolik subjektif hamasetler, sadec Avrupa değil dünyanın bütün diğer ülkelerine zarar vermektedir. Aksine bunlar verili(veri-bilinen, güncel, elde olan) sistem ve koşullarda bağımsızlığa, özgürlüğe, çağdaşlaşma ve ileri gitmeye karşı örülmüş birer set, kale duvarı gibi dikilmekteler...

Milliyetçilik, Avrupa'nın nesini kurtaracak? (Ukrayna'yı dahi bu hale sürükleyen aynı hamasi, zübük milliyetçiliktir ve elbette üzerlerine düşeni yaptılar, yapacaklardı, ülkeyi soymak, toplumu üstelik nazi artığı bir pespayelikle, illegal, paravan silahlı, silahsız örgütleri, entrika, provokasyonları da dahil ederek, kamplaştırmak, hırsızlar bürokrasisi oluşturmak, kişisel menfaatleri uğruna, onun, bunun soytarısı, yaveri olmak)... Avrupa haydut devlet ABD, İngiltere v.b. kıçında ve yönlendirmesiyle tongaya düşürüldü, köşeye sıkıştırıldı, kör milliyetçilik nasıl kurtaracak? Milliyetçilik ekonomi, politik değil, insan gereksinimleri, insan, sosyal canlı, toplum ve gündelik hayat, ilişkiler ve işleyişinde, gerçekte ekonomi-politik alanın %0,1'ine dahi tekabül etmez(çünkü bu bir model değil, biyolojik bir fark, farklı bir canlı türü de değil, bir ekonomi, politik, iradi veya teorik bir temele dayalı olarak seçilen bir yol, strateji-taktik, üretim, tüketim ilişkisi v.s, v.s. değil ve elbette her insan edinimi gibi onunda kökeninde ekonomi yatar, ancak bu onu(ortak dil ve kültüre sahip topluluk!) ekonomi veya ekonomi-politik bir dal, kurum, özelde planlamış politik ihtiyacın ürünü yapmaz), o sadece sosyo-kültürel özünden, zenginliğinden(sosyo-kültürel!) kopartılıp, dejenere de edilip, temel bağlarıyla da kopartılarak, içleri boşaltılarak siyasallaştırılıp meze olarak kullanılıyor. Yükselen milliyetçilik olsa olsa çöküşe götürüyor, çünkü bütün ekonomi-politik yönlü sistemlerin şu ya da bu olmasından bağımsız olarak, işleyen sistemin kendi kuralları koşullarında, bir ülkenin sağlığı, öncelikle o ülkenin ekonomi politiği, sosyal, toplumsal doku(kamplaştırma ve zübük siyaseti, hamasetinden kurtulmak), laikliği(! siyasal milliyetçilik = anti laiktir) gerçek anlamıyla tesis etmek, sosyal adaleti sağlamış olmaktan, sosyal esaslardan(!devlet kamu kurumu olmayacaksa ne olacak?), kısaca esasen lojistikten geçer(savaşları aslında ordular değil, orduları, teçhizatına değin besleyen lojistik(ekonomi-politik durumdan, sanayi, üretim, sosyal adalete, hukuka, toplumsal bütünlüğe değin) kazanır veya kaybeder)... Hukuktan söz ediyorsak, kamplaştırmayı değil sosyal adaleti esas almak gerekir çünkü bölgede bilhassa son 200 yıldır hakim olan feodal fetih, insan ve sosyal özneyi hiçe sayan feda hamaseti ekonomileri değil.

Suriye ne kadar milliyetçi olursa olsun ayakta kalamazdı, çünkü çağdaş, hukuki ve siyasi normlar, yani esasen lojistik yoktu, hakim olan brokrasiydi(Türkiye'de de olduğu gibi ve bu tarz devlet modelleri feodal devlet modelleridir, Osmanlı'dan miras) toplum başından beridir Arap milliyetçiliği saçmalığı, monarşi üzerinden, resmi ideoloji eliyle v.b. kamplaştırılmıştı ve o hale gelmişti ki, ordu maaş alamıyor, gıda, mermi sağlamak dahi temel sorun haline geliyordu(ne dinciliği, ne milliyetçiliği, hikaye, göz boyama, aldatma, dinci aldatılmış kitlenin hak, hukuk, iş, aş, ekmek, su dememesi gibi, diğerleri de aynı kafadır, insana, sosyal hayata, ekonomi-politik ve gereksinimlerine dair ne varsa uzaklaştırılmışlardır, öyle afyonlu bir psikoloji halindedirler ki, tarifi kolay(hüloooğ, trollerin elinde 3-5 kutsallaştırılmış politik sembol istismarıyla oyuncak olmuş bir toplum), ama çözümü zor)(!)

Yakın tarihe baktığımızda dahi görürüz, nerede milliyetçilik, dincilik, mezhepçillik, kabilecilik resmi ideoloji yapılmış o ülkeler, hükümetler veya her ne iseler çöküşe veya manda olmaya, arada, kendi sahtekarlıklarını hem perdelemek hem de kendilerini hakim kılmak adına milliyetçilik, dincilik, ezan, bayrak gibi ortak değerleri kutsallaştırıp, menfaatleri adına kullanan bir avuç işbirlikçi bürokratın, derin devlet mafyasının, siyasetçi, gazetecisinin saltanatına sürüklenmiştir, çünkü dincilik, milliyetçilik, yığınları, bütün toplumu aldatıp, bilim, akıl, mantık dışı sözde siyasi görünen bir avuç azınlığın harami saltanatı içindir... Ve bu tür azınlıklar için önemli olan sadece, ama sadece para kasaları, servetleri ve elbette sürüyü elde tutma v.s. gayretidir.

Ulus devlet demek, her ne kadar feodal sistemin hakim olduğu dönemlerde bir çıkış,i alternatif idiyse de, siyasal milliyetçi devlet demek değildir, devletin dini, mezhebi, milleti olmaz(varmış gibi görünüyorsa da bu bir aldatmaca, aldanma olur) ve ister devlet ister bir yığın sosyo-ekonomik, sosyo-politik kurum ve kuruluşlar olsun, tüm bunların kaynağında olan şey ekonomi, sosyo-kültürel edinim ve ihtiyaçlardır(örneğin dil, insanın iletişim kurmak için kullandığı bir araçtır, çıkış sebebi budur, dilin de milleti, dini, mezhebi v.s. olmaz, ancak o sağladığı toplumsal birlik çerçevesinde milli, ulusal bir yapıya kavuşur(milliyet veya milliyetçi değil, kurumsal anlamda, işte ulus devlet tabiri de kurumsal bir tabirdi, feodal ümmetçi devletlerin olduğu gibi alınıp, yerine milliyetçiliği koyması anlamına gelmiyordu)).

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (20-08-2026 Saat 14:34 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 20-08-2026, 21:22
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.941
Standart

İşte ülkeyi bu zihniyet yönetiyor, ekonomiye bu zihniyet hakim, ülkeyi talan ediyorlar, ülkede namus, şeref, ahlak bırakmadılar. Boşverin çerçeveyi, pencereyi, asıl sorun bu yobazlardır.

Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 20-08-2026, 22:02
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.102
Standart

Soyle de bir sey var. Bu yukaridaki vatandaslar aptal felan da degil. Ne yaptiklarini gayet iyi biliyorlar. Masallari, rivayetleri, dini hikayeleri alip toplumun onune koyuyor, bunlar uzerinden insanlari yonlendiriyor ve bundan da guc, para, zenginlik devsiriyorlar. Yani anlattiklari hikayenin de, soyledikleri yalanin da farkindalar. Karsilarinda da ne yazik ki beyni adeta durmus, sorgulamayan, arastirmayan, kendisine hangi hikaye anlatilirsa otomatikman kabul eden cahil bir kitle var. ---Adam anlatiyor, oteki de dogru mu, mantikli mi, bunun kaynagi ne diye sormadan alip cebine koyuyor. ---Sonra da ne oluyor? Siyasete yon veriyorlar, baskalarinin nasil yasayacagina karar veriyorlar, toplumlarin gelecegini etkiliyorlar.

Birilerinin menfaati + birilerinin cehaleti = herkesin odedigi agir bedeller

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt Dün, 19:10
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 365
Standart

2017 yılında Batman'da askeri araç içinde bulunan bir uzman çavuş olduğunuzu düşünün. Bu aracın yoldan geçişi sırasında pkklılar Eyp düzeneği ile aracı havaya uçuruyorlar ve siz de bu patlama sonrası paramparça olup şehit oluyorsunuz.
Memleketiniz Urfa'ya sizi gömüyorlar.

Aradan 9 sene geçiyor ve pkklılara af çıkıyor. Yurtdışında ve yurtiçindeki pkklılar, Türk toplumunun içine karışıyor. Haliyle bu insanlar yakınlarının mezarlarını da ziyaret ediyorlar. Urfa'lı bir pkklı, sizin mezarınızın yanındaki bir mezarı ziyaret ediyor. Bu yakınına belki dua okuyor, belki mezarını suluyor. Siz de bu pkklının hemen yanındaki mezarda yatıyorsunuz. Siz paramparça olmuş bir şekilde mezarda yatıyorsunuz ve toprağın üstünde, sizi paramparça eden örgütün bir mensubu var ve özgürce dolaşıyor mezarlıkta.

Şunu düşünemiyorlar, en ufak bir empatiden yoksunlar. Zekanın kırıntısı yok bunlarda.

Türk siyaseti zaten iflas etmiş durumdaydı ama bu 10 ağustos 2026 tarihi bir milattır. Türk siyaseti için bir dönüm noktasıdır.

Bu konuyu ırkçılıkla, milliyetçilikle bağdaştıran da böndür. Bu konu Japonya'da, Amerika'da ya da Somali'de olsa da, aynen bu şekilde değerlendirilir.
Resmi bir devletin, gayri resmi düşmanları yok edilir sadece.

Siz evinize girip, sizi ve ailenizi öldürmek isteyen birini affeder misiniz?
Affetmezsiniz. Eve girip eşini öldürdü diyelim. Bu yaptığından da gurur duyuyor. Ne yaparsın? Affeder misin?

Ah Aziz Nesin, ah.!
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt Bugün, 01:53
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.102
Standart

Yani diyorsun ki aramizda kan davasi var. 50 yildir bir ordan bir burdan gidiyor. Bi 50 yil daha boyle gitsin diyorsun. Ama soyle bir ayrim yapabilirsin: Onlar terrorist. Iyi de Turkiye de Ayrica terorrizm uyguluyor. Sen de bunu gormuyorsun.

Sana gore Kurtler Suriye'de bile devlet kurmamali. Gidip Misir'a cok kuvvetli buyuk bir Kurdistan kursalar, o bile moralini acayip bozar.

Kur'an nasil bir tabuysa, ayni sekilde Turk bayragi ve Turk milli degerleri de tabudur. Insan olgusunun onune gecirdiginde bunlari problem orada basliyor.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt Bugün, 02:34
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.941
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur'an nasil bir tabuysa, ayni sekilde Turk bayragi ve Turk milli degerleri de tabudur. Insan olgusunun onune gecirdiginde bunlari problem orada basliyor.
İnsan olgusu denen şeyi kusura bakma ama gerçekten bilmiyorsun.
Ukalalık olarak anlaşılmasın ama bu yanlış bakış karşısında insan olgusu denen şeyi anlatma ihtiyacı duydum.
Dünyada tek devlet yok, tek bakış da yok. Öyle olsaydı bu dediğin geçerli olurdu ama velakin öyle değil.

Devletleri kuran milli değerlerdir, devletleri ve milletleri ayakta tutan milli değerlerdir.
Milli değerlerine sahip çıkmayan devletler ve milletler yok olur.
Bu nedenledir ki, milli değerler insan olgusunun önündedir ve öyle olmalıdır.
Çünkü toplumların varlığı buna bağlıdır.
Yahudiler milli değerlerini korudukları için ayakta kalabildiler.
Türkiye Türkleri milli değerlerini koruyamadıkları için 1923 de kurulan devletlerini kaybettiler.
Filistinliler yine aynı keza milli değerlerine sahip çıkmayıp topraklarını yahudilere sattılar ve gelinen nokta ortada.
İranlılar faşist molla rejimine rağmen milli değerlerini korudukları için abdye teslim olmadılar.
Venezuella milli değerlerini korumadıkları için bir saat içinde abdnin malı oldular.
İrlandalılar milli değerlerine sahip çıkmasaydı ingilizlerin kölesi olmaya devam edeceklerdi.
Velhasıl milli değerlerle gelişen olaylay saymakla bitmez.
Toplumları ayakta tutan yeğane değer milli değerler iken bunu bir tabu olarak görmen akıl alır gibi değil.
Kendi değerlerin devletin ve milletin değerleriyle elbette çelişebilir ama söz konusu milli değerler ise gerisi teferruattır.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt Bugün, 12:47
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 365
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani diyorsun ki aramizda kan davasi var.
.........
Hatırlatayım.

Hamas terör örgütü, bir festivalde İsrail'li insanları katletti diye, İsrail Gazze'yi tamamen yok etti ve bu İsrail, Dünya'nın önemli ülkelerinden birisi.

El kaide Abd'ye 11 eylül'de saldırdı ve Abd buna karşılık Afganistan ve Irak'ın içinden geçti. Paramparça etti bu ülkeleri. Abd, Dünya'ya demokrasi ya da insan hakları gibi şeyleri lanse eden bir ülke. Dünya'nın en gelişmiş ülkesi.

Türkler, Suriye'de bir Rus uçağını düşürdüler. Sonrasında kaza oldu denildi. Buna sevinenler oldu hatta. Sonra Rusya, kaza oldu deyip Türk askerlerini bombaladı. Rusya'da, Türk heyetini uzun süre beklettiği görüntüleri tüm Dünya'ya servis etti. Türkiye geri adım atmasaydı, savaşa girecektik nerdeyse.

Büyük ülkeler kendilerine yapılan her türlü saldırıyı asla unutmazlar ve bunun intikamını misliyle alırlar.

Yaşadığın ülkeyi yöneten kişi Trump. Göçmen karşıtı, istediği ülke hakkında istediğini yapabileceğini sanan birisi. Yapıyor da. Maduro'ya ne yaptı?!
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt Bugün, 13:31
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.690

Onur Üyeliği 

Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Devletleri kuran milli değerlerdir, devletleri ve milletleri ayakta tutan milli değerlerdir.
Resmi ideolojinin insan ve sosyal öznesini dışlayan yalanları...
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Milli değerlerine sahip çıkmayan devletler ve milletler yok olur.
Kürtler devlet kurmalı diyorsun, yoksa hiç bir devlet çatısında, kültürel çeşitlilik, milli değerlerin varlığı mümkün değildir, olmamalıdır diyorsun?
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu nedenledir ki, milli değerler insan olgusunun önündedir ve öyle olmalıdır.
İşte ilk paragrafta dile getirdiğim ifademin somut ispatı...
Resmi ideoloji öyle bir empoze etti ki, geride her şey ümmet için, Allah için diyen kör edilmiş bir kitle kaldı...
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çünkü toplumların varlığı buna bağlıdır.
Tam tersi, insan esasen sosyal bir canlıdır, o kendiliğinden toplum olur, dil, iletişimle edinimler, kurumlar tümü de bu toplumsal, sosyal yaşamın, insan öznesinin ürünü olarak açığa çıkar ve kurumların varlığı ve aslında açığa çıkması, insanın, toplumun ihtiyaçları ve neolotik çağdan beridir de toplum içerisinde belirli bir ayrıcalık edinmiş bir azınlığın çıkarlarının temsili içindir. Bunun tersi de mümkün, toplumun çoğunluğunun çıkarlarının temsili, ama bunlar böyle köhnemiş ümmetçişil,mezhepçilik, milletçilik gazıyla, hepimiz aynı gemideyiz yönlü aldatmalarla olmaz...

KAMU, DOĞRU KELİME BUDUR! Devletin dini, milleti, ırkı, cinsi, rengi olmaz, Bu tür yaklaşımlara hamasete gereksinim duyan azınlık veya azınlık bürokrasisinin aldatmacalarıdır. HER SİSTEMİN ÇELİŞKİSİNİ ayrı tutsak bile, KAMU KURUMUDUR VE KAMU KURUMLARININ GÖREVİ TOPLUMUN kurumlara köle olması değil, aksine topluma HİZMET içindir. ULUSAL kavramının KAMU-KURUM olarak kullanımı ise, Türk(!) v.b. etnik, ırkçı yaklaşımlarla ilgili değildir.
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yahudiler milli değerlerini korudukları için ayakta kalabildiler.
Türkiye Türkleri milli değerlerini koruyamadıkları için 1923 de kurulan devletlerini kaybettiler.
Çok yüzeysel bir bakış olmuş, İsrail, ABD sayesinde güçlüdür, meselelerin bu yönüne dair, böyle futbol takımı değerlendirir gibi kıyaslarla yapıland eğerlendirmeler, anlamlı, tutarlı, bilinçi bir yaklaşım olmaz(Mesele Türk, Arap, şu milletten olmak gibi bağnaz biçimlerle de ele alınamaz, mesele dincilerin, hakim ırkçıların aldattığı gibi kimlik meselesine de indirgenemez. İnsanları dinle, kof ırkçı sembollerle kul, köle, sürüye çevirirken, önemsizleştirilen bilim, ekonomi-politik, sanayi, insan gibi yaşam koşulları, hak, hukuk, adalet olduğunda, ortaya güçlü bir ülkenin çıkması mümkün değildir. İNSAN, TOPLUM için hareket etmeyen, bunun yerine ölümüne dini, ırkçı sembollerinin hamaseti ve süreğen yüceltilip tabulaştırılması masalı okuyan, geçerli bütün bilimsel, ekonomi-politik, sosyal, hak, hukuk kıstaslar yerine, Türküm denip, denmemesine ve ne kadar çok bayrak salladığına ve önünde diz çöktüğüne endeksleyen, köleci, toplumu süreğen din, dil, renk, cins ve siyasetin de ancak bunlar üzerinden mümkün olduğu sahte algısıyla kamplaştırıp ülkeyi birilerinin çiftliğine, sömürü cennetine çeviren, anti-laik, çağ-dışı feodal tabanlı dinci, ırkçı, ÇADIR, KABİLE devleti modelli ülkeler, çağın gerisinde ve 3. dünya ülkesi olmaya mahkumdur...

Tam tersine milli değerler adı altında ırkçılığa, ezan, bayrak, vatan, millet sakarya hamaseti, edebiyatıyla toplumun içinden geçtikleri için bu hale geldi(dünyada ırkçılığın, milliyetçiliğin bu denli, neredeyse her bir sokak lambasına bile din, mezhep, ırk kimliği verecek düzeyde hamasete bağlı, gerici kaç ülke vardır? Bu sorun afyon sorunu sürü psikolojisi, kronik bir hal aldı, günde 40 vakit Türk'üz, üstünüz, yüceyiz, uçuyoruz, kaçıyoruz, yükseliyoruz, hüloooooğ amentüsü okusak bile, artık bu hastalıklı duruma çare olmuyor, 400 kez söylememiz ve her gün bayrak açıp önünde 400 vakit diz çökmemiz, hatta kendimizi kırbaçlamamız lazım, ama ona da zaman yetmiyor, yetmiş olsa bile nafile, bu hiç bir sorunu çözmüyor).. İnsanları süreğen aldatan, onların ekonomi-politik bilinç, soysal hak ve hukuk bilinci sahibi olmasına, her şeyden önce insan, böylece toplum sosyal varlık göstermesine, böylece de gerçekten kamu kurumu olabilen bir devlet yapısına erişmesine engel olan dinci, ırkçı kafalarla da, bu hallere gelmeye devam edecek.

İnsan, toplum, insan toplumu, hak, hukuk, sosyal adalet, sosyal, toplumsal refah, insan için, toplum için(tabular, semboller için değil) sağlık, ekonomi, adalet, sanayi,,,,, kurumlar sürünün afyonu ayrımcı, ne oldum deliliğinin sembol temsilleri değil, toplum ve insan ve hizmet içindir v.b. demeyi öğrenemediğiniz sürece, nasılsa doğa öğretecek, bu kaçınılmaz, ama öyle ama böyle, tarihte her kabileye öğrettiği gibi... AKP husumeti, AKP husumetine yol açan, varana değin geçen ırkçı, ezan, bayrak, vatan, kabile devlet modeli hamseti bile öğretemedi, O'nun dinciliği yerine tekrar bir ırkçılık afyonu koymanın çözüm olmayacağını, önünde sonunda doğa öğretir, bu kaçınılmaz, çünkü bu kof, bağnaz, kamplaştırıcı, süreğen çatışmalı, entrikalı, 21. yüzyılda bile hala kabileci, çadır kafayla kalıcı olmak mümkün görünmüyor...

Sonsuza kadar her gün 40 vakit, Türk'üz, yüceyiz, uluyuz, her şey Türklük ve Türk vatanı için desek bile bu sadece dışarıdan bakan için komik, içeride ise içler acısıdır. örneğin, dil nedir? İnsanlar arasında iletişimi sağlamak içindir, SİYASİ BİR sembol değildir ve kültürel bir değerdir. Devlet nedir, devlet toplumsal yaşamın gereksinimlerinden doğan, bir yönüyle ticari, hukuki, sosyal hizmetler, can ve mal güvenliğinin sağlanması için ihtiyaç duyulan kurumların toplamı, esas yönüyle de (ki bu ekonomi-politik detaylar içerir)hakim, güçlü olanın hukukunun tesisini, sosyal, toplumsal adaletsizliklerin de belirli bir sözde meşru zemine oturtulması adına ihtiyaç duyulan kurumsallığın da bir yansıması...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (Bugün Saat 15:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:01 .