
12-10-2007, 00:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Niye sana mı soracam kimi ağzıma alacağımı? Beni emperyalizme hizmet etmekle görevli bir taşeron bölücü örgütün teröristlerine "gerilla" diyenler zerre kadar bağlamaz.
http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=8886
Deniz Gezmiş anti emperyalist bir yurtseverdi.
THKO milli bir devrimci örgüttü. Onlar Türk olmaktan zerre kadar hicap duymaz bilakis Türkün anti-emperyalist bilincini geliştirmeye çalışırlardı.
Bölücülerin Deniz Gezmişin ismini ağızlarına alması için önce o pis ağızlarını yıkaması lazım.
Hem emperyalizme hizmet edip bu ülkenin mehmetçiğine kurşun sıkan adamlarına gerilla diyeceksin, hem de utanmadan Deniz Gezmiş gibi bir anti-emperyalistin ismini o pis ağzına alacaksın.
Hadi ya!
|

12-10-2007, 00:28
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Pelikan, ben gayet ciddiyim. Olayın politik görünüşleri talidir. Dün ABD'ciydiniz, bugün millici oldunuz, yarın başka birşeyci de olursunuz. Doğu Perinçek gibi (yada başta olmak üzere) bir daldan bir dala atlayıp duruyorsunuz. Bugünkü CHP yönetimi senin anlayışını benimsemiş durumda. Bu kafa yapısı 12 Eylül'ün ve Kenan Evren'in kafa yapısıdır. Bugün CHP Türkiye'nin en gerici partiler grubunun birinci partisidir. CHP'nin yanında MHP ve FP duruyor. Bir blok oluşturmuş durumdasınız. Bunun dışında da tabii bir yığın ırkçı, kafatasçı grup var sizleri destekleyen. İstersen bir kısmının ismini de sayabilirim. Başta irili ufaklı ADD dernekleri, Kuvvayi Milliye Dernekleri, Nizam-ı Alem ocakları gibi militarist, saldırgan gruplar vb.
Bu grupların anlaşma noktası İslam karşıtlığı değil, şeriat karşıtlığı falan da değil, tek anlaşma noktası ırkçılıktır, neo liberal ırkçılıktır. Milliyetçilik ancak bir ulus eziliyorsa, baskı altındaysa ilericidir. Şu anda Türkiye'de böyle bir durum yok. Tersine siz Türk olmayanlara karşı nefret üretiyorsunuz, ırkçılık yapıyorsunuz. Ayrıca Türkiye'deki tartışma düzeyini de sürekli aşağıya çekmeye çalışıyorsunuz. Farklılıklara karşı tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük yaymaya çalışıyorsunuz. Bu tam olarak bir fanatizmdir ve siteye gelip yobazca saldıran bir sürü insandan bunu çok iyi biliyoruz. Ağızlarından küfür ve hakaret düşmez.
Türkiye'nin milli çıkarları ile ilgili sorunları yok mudur? Elbette vardır. Sadece Türkiye'nin mi, her ülkenin böyle sorunları var. Bu durum sadece Türkiye'ye özgü mü sanıyorsunuz? Her ülke ulusal çıkarlarını korumaya çalışır, bunun için uğraşır. Bunun yolu ise sizin yaptığınız gibi saldırganlık, nefret, başkalarını aşağılamak, ırkçılık yapmak, yobazlık, küfür ve hakaret değil, aklı başında politikalar gütmektir.
Bu halk sizin politikalarınızın peşinde bir defa gitti. İttihat Terakki koca Osmanlı'yı parçaladı. Hesapta o da sizin gibi yeldeğirmenlerine savaş açmıştı, nefret ve tutkuyla saldırıyordu. 500 bin Osmanlı askerini savaşta yok etti. Arkasında koca bir Ermeni katliamı bıraktı. Mustafa Kemal da aynı İttihat Terakki ve sizin gibi ayakları havada, saldırganlık temelinde politikalarla yürümüş olsaydı asıl o zaman felaket olurdu. Gerçi bir kısmını sürdürdü, yada sürdürmek zorundaydı. Ama asıl modernizm, aydınlanma, kalkınma, batılı bir ülke olma gibi hedefleri sayesinde bugünlere geldik. Yine Kemalizme ait olan milliyetçilik ve otoriter bir rejimle toplum mühendisliği yapma gibi olumsuz özellikler ise bu ülkeyi geliştirmedi, her seferinde biraz daha geriletti.
Senin ırkçı anlayışının bu ülkeyi götüreceği yer sadece bataklıktır, felakettir, dünyadan soyutlanma, despotik bir rejim, İran yada Kuzey Kore gibi olmadır. Bu ülkenin karşısındaki en büyük tehlike AKP değil, sizin şeriatçı-ırkçı-darbeci-despotik ittifakınızdır. AKP demokratik sisteme saygılı olduğu sürece onla sorunum olmaz. Demokrasiye karşı her girişiminde ise karşısına çıkarım. Sizin ise demokratik bir rejime baştan saygınız yok. Böyle bir rejimi kabul bile etmiyorsunuz. Kürtleri Türkleştirmek, olmazsa hepsini yoketmek daha başka nasıl açıklanır. En yobaz, en gerici, en despotik özelliklerin hepsini üstünüzde toplamış durumdasınız. Neyseki Türkiye artık sizin gericiliğinizin peşinde gidecek bir ülke değil. Kemalisti de, sosyalisti de, islamcısı da kimin ne olduğunu biraz öğrenmiş durumdadır sanırım. En azından umarım.
|

12-10-2007, 01:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Pelikan
* *Sen o ismi agzına bile alamasın. Deniz Gezmiş anti emperyalisttir sen degilsin. Senin bu sitede Abd emperyalizmine karşı daha bir tek yazını görmedim. Hamasi nutukları bırak. Abd üsleri ve tesisleri katılsın diyebiliyormusun, Abd ile ikli anlaşmalar feshedilmelidir ve açıklanmalıdır diyebiliyor musun. De ki duyayım.
* *Ama senin agzına yakışmayan o isim bunu canı pahasına bagırdı. Ne senden ne de senin efendilerinden böyle bir slogan duyamadık daha. Evet at ki duyayım. De ki Abd üslerine hayır, Abd ye hayır. Her türlü ikli anlaşmalara hayır. Bekliyorum.
* *Deniz idam sehpasında gülerek yaşasın Türk ve Kürt hakllarının kardeşligi diye haykırmıştır. Senin gibi Kürtleri öldürelim diye degil. THKO nun bir tek teorik açılımı vardı o zamanlar o da Hüseyin İnan ının yazılarıydı. Ondan sonra gelen THKO lular ise geçmişi eleştirip saglam bir zemine ayak basmaya çalıştılar ama her zaman Kürt Milli meseesi önlerindeki en temel mesele idi. Hatta 76 senesinde Kürdistanda refarandum broşürünü yayınlayarak ciddi eleştiri aldılar.
* *THKO ki açılım Türk degil Türkiye idi asla milli bir örgüt olmadı. O her zaman enternasyonel bir örgüt oldu. Sen o örgüt hakkında ne bilirsin ki. Açtırma agzımı o teşkilat benim tarihimdir. Başka kapıya.
* * saygılarımla
|

12-10-2007, 01:20
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Sargon sende gördüğüm koskoca bir önyargıdan başka birşey değil.
sizin yaptığınız gibi saldırganlık, nefret, başkalarını aşağılamak, ırkçılık yapmak, yobazlık, küfür ve hakaret değil, aklı başında politikalar gütmektir.
İşte tilt olduğum tavırlar da bunlar. Senin bu yaptığın ne şimdi?
Sürekli bana ırkçı, yobaz, küfür, hakeret, statükoculuk vb. laflarla saldıracaksın ve bunlar düpedüz kendin gibi düşünmeyenlere "küfür etmek" olmayacak ama ben gerçekleri söyleyince daha doğrusu AB-D uşaklarına *hak ettikleri cevabı verince ben faşist falan olacam öyle mi?
Adam mehmetçiğe kurşun sıkana "gerilla" diyecek ve ben ona güleryüzle muamele edecem öyle mi?
Mehmetçiğe kurşun sıkana "gerilla" diyen adam benim düşmanımdır. Bu kadar basit.
Böyle adamların fikirleri de zikirleri de zerre kadar umrumda değildir.
Ve asıl faşistte bunlardır.
Bak kardeşim önce vatan sonra canan. Senin "vatan" gibi bir değerin olmayabilir. Bu senin eksikliğin.
Belki yetiştiğin ortam buna engel olmuştur, belki aileden almadın, belki 12 eylül mağdurusun orasını bilemem. Ama kendi ulusunu savunmuyorsan, kendi ulusal devletini savunmuyorsan,kendi insanını savunmuyorsan, kendi topraklarını savunmuyorsan ve daha da önemlisi kendi BAĞIMSIZLIĞINI savunmuyorsan senin demokrat olman, çağdaş olman şu olman bu olmanın zerre kadar önemi yoktur.
ABD ile işbirliği yapanlar da Menderes gibi, Özal gibi 12 eylül gibi AKP gibi işbirlikçilerdir biz Kemalsitleri zerre kadar bağlamaz.
Kemalistler bütün bu işbirilikçi kişi ve hükümetlere karşı sürekli mücadele ettiler.
12 Eylül'de Atatürk'ün TTK ve TDK'sı kapatıldı, CHP'nin bütün mal varlığına el kondu, şu oldu bu oldu.
12 Eylülcüler tarikatlere yol verirken mi Kemalisttiler?
12 Eylülcüler Rabıta gibi şeriat örgütleri ile kol kola girerken mi Kemalisttiler?
Hikaye bunlar.
12 Eylülcüler bu ülkeye ihanet ettiler.
Binlerce şey söyleyebilirim ama lafı uzatmaya gerek yok.
Sana tavsiyem Kurtuluş savaşı yıllarını okumandır.
Bu ülkenin gençlerinin yıllarca enternasyonalizm ile ve sonra da yıllarca ümmetçilik ile beyinleri yıkanarak "milli duyguları" törpülendi.
Şimdi ise tarikat yetişmeli ümmetçilerin AB-D uşaklıklarını seyediyoruz. Neden? Çünkü bu adamlarda milli bilinç sıfırdır da ondan.
Ülkeler kan ile, zor ile, savaşarak kurulur ve kan ile kurulan ülkeler demokrasi ile bölünemez.
Ben vatana bakarım kardeşim sen ise saksıdaki çiçeklere bakıyorsun.
Ne diyeyim, iyi sulamalar.
Not: Bir de şu ırkçılığı bi tanımlayver de biraz bilimsel yönünü görelim.
Eğer bir daha bana "ırkçı" dersen seni muhattap almayacağım.
Ve dahası ırkçılıktan çok daha ağır ithamlarımı (bizzat yazılarından) ispatlayarak sana yönelteceğim ve ithamlarım bundan sonra direkt olacak.
Aynı bana her fırsatta "Senin gibi ırkçılar..." demen gibi ben de sana "Senin gibi..." diyeceğim.
|

12-10-2007, 01:39
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Deniz Gezmiş'in savunmasından
"...biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık."
"...öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler..."
"...yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. halen de bu inancı taşıyorum. türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. ve ben 24 yaşındayken kendimi türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum."
"kısaca; amerikan emperyalizmi yurdumuzda var oldukça bu talan devam edecektir. türkiye’nin kalkınması için tek ve zorunlu şart amerika’nın yurttan atılmasıdır. hem amerika, hem kalkınma olmaz. kalkınma toplumsal bir sorundur. türkiye’de amerika var oldukça, toplum kalkınamayacak, fakat büyük zenginler, komisyoncular ve uşaklar olacaktır. amerika yurdumuzda var oldukça, kalkınma değil, tam tersine açlık ve sefalet var olacaktır
-----------------
Pkk'nın lideri Karayılan'ın sözleri:
Murat Karayılan, ABD'de yayımlanan Newsweek dergisine konuştu ve ''ABD'nin müttefiki olabiliriz, düşmanlarımız aynı'' dedi.
"ABD bizi hep düşmanlarımızın gözüyle gördü. Oysa biz, dost olarak algılanmak istiyoruz. 7 bin silahlı savaşçımız, İslami köktenciliğe karşı ABD'nin müttefiki olabilir" diyen Karayılan, Türkiye'de yükselişe geçen ABD karşıtlığını da yorumladı.
Karayılan, " Türklerin aksine, Kürtler fazlasıyla ABD sempatizanıdır. Eğilimleri, Amerikancılık yönündedir" dedi.
http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=8886
Düşünebiliyor musunuz, bir yandan Amerika'ya karşı tam bağımsız Türkiye şiarını yükselten bir Deniz Gezmiş öte yanda Amerika ile işbirliğine girmek istiyoruz diyen bir Amerikan uşağı ve örgütü.
Ve bu Amerikan uşağı örgütü destekleyen ve bu uğurda mehmetçiği şehit edenlere "gerilla" diyenler de üstüne kalkmış Deniz Gezmiş'e sahiplenmişler utanmadan.
Bu ne menem bir takkyeciliktir böyle. Bu ne menem bir kurnazlıktır böyle. Bu ne menem bir hinoğlu hinliktir böyle. Aynı şeriatçıları gibi bölücüler de topluma mal olmuş değerleri istismar ediyorlar.
Aynı şeriatçılar gibi ikiyüzlüler ve haddini bilmezler.
Bu durumu okurların sağduyusuna bırakıyorum.
Deniz bizimdir. Apo sizin olsun. Cehenneme kadar yolunuz var.
|

12-10-2007, 09:02
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Son zamanlarda beni, doğru tahminlerde bulunmuş olmanın tarifsiz hüznü kaplamaya başladı.
Bu hüzün, “Beni niye anlamadılar, dediklerime niye kulak asmadılar?” sorusundan kaynaklanmıyor.
Öyle olsa iş kolaydı. Sonunda ben siyasal bilimci falan değilim, bu alanda bir kariyer beklediğim de yok.
Siyasal öngörülerime hak verilip verilmemesi, benim açımdan bir şey değiştirmez ama ülke için çok şeyi değiştirir.
Bir toplum üzerine sadece akademisyenler ve siyasetçiler düşünmez; sanatçılar da düşünür.
Ben topluma bakarım, gözlem yaparım, bu gözlemlerimi romanlarla, yazılarla, bestelerle ifade etmeye çalışırım. Bir bilim adamı olmadığım için bu iş sezgiye ve gözleme dayanır.
Ama bütün ciddi toplumların bildiği gibi, sanatçı sezgilerinin de bir değeri ve önemi vardır.
Şimdi gelelim hüznümün sebebine:
On beş yıldır “Üç kutuplu Türkiye” tehlikesine dikkat çektiğim halde, buna kimseyi inandıramadım.
Şimdi duruma bakın; Meclis’e din, etnisite ve milliyetçilik ekseninde partiler girmiş.
Türkiye haritasında bu partilerin oy aldığı bölgeleri parti renklerine boyasanız, birbirinden kesin olarak ayrılmış bölgeler tesbit edersiniz.
Son olarak Profesör Hasan Köni de bu gözlemimi net sözlerle doğruladı: “Türkiye üçe bölünmüştür!”
Ne yazık ki dinletemedik, anlatamadık, engel olamadık.
Peki bu üç kutup arasında ben taraf mıyım?
Olmamayı tercih ederim, çünkü bu kutuplaşmanın daha da sertleşmesinin ülkeyi karanlık günlere götüreceğinden kuşkum yok.
Tarihte birçok ülkenin yaşadığı bu talihsizliğin bedeli ağır olur.
Benim açımdan birinci görev; kutuplaşmanın yumuşamasını ve insanların birbirini anlamasını sağlamak.
Çok mecbur kalırsam ben de bir safta yer alırım ama dediğim gibi, bu noktaya gelmeden önce ülkede birliğin sağlanması en büyük arzum.
AB konusunda da aynı hüzne kapılıyorum.
İki yıl Avrupa Konseyi’nde milletvekilliği yaptım, 1996’dan beri UNESCO’nun elçisiyim; hayatım Avrupalı siyasetçiler arasında geçti.
Gündüz kürsüde hararetle Türkiye’nin AB üyeliğini savunan Avrupa liderine, akşam yemeğinde iki kadeh şaraptan sonra “Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?” dediğimde, verdiği “Azizim Avrupa delirdi mi ki Türkiye’yi alsın!” cevabını bir türlü kamuoyuna aktaramadım.
Çünkü hükümet AB üyesi olduk havasını pompalıyordu, basın da bu pompayı fırtınaya dönüştürüyordu.
Şimdi Euro’daki haritadan bizi sildiler diye matem tutanlar, bir zahmet bu konudaki yüzlerce yazıma baksınlar, bunun yeni bir şey olmadığını anlasınlar.
301 değiştirilsin diye Meclis’te aylarca tek başıma verdiğim mücadeleye mi yanayım; şiddetin gelişmesi konundaki uyarılarımı mı düşüneyim, bu politikalar sürdürüldükçe Kürt sorunun daha da ağırlaşacağı yönündeki yazılarımı mı çıkarayım, “Türkiye’de rejimin değişeceği tarih” adlı makalemi tekrar mı yayınlayayım, laikliğe karşı verilen mücadelenin Türkiye’de özgürlükleri daha da budayacağını mı anlatayım?
Galiba hiçbiri işe yaramayacak; kamplaşmış, saf saf bölünmüş; bir ülkede sanki birkaç değişik milli takım olabilirmiş gibi düşünenlerin sayesinde başımıza gelenleri hep birlikte katlanacağız.
Tarih yine bizi haklı çıkaracak ama hiç kimse çıkıp “Yahu bu adam bizi uyarmıştı!” deme namusuna sahip olmayacak.
****************************
Tartışmanın burasında fikirlerimi yansıtan bir Zülfü Livaneli yazısını uygun gördüm...
Sevgiler...
Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
|

12-10-2007, 11:59
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Adamlar ADD, Kuvayyi- milliye vb. dernekleri "faşist" olmakla itham ediyorlar.
Bunlar Kurtuluş savaşı yılarında yaşasaydı eminim Mustafa Kemal'i de faşist ilan ederlerdi.
Bilgi yok, fikir yok, araştırma yok, his yok, heyecan yok ama otomatiğe bağlanmış gibi ona buna faşist, ırkçı, şoven, statükocu vb... deme konusunda üstlerine yok. Tek bildikleri bu. Otomatik makine gibi aynı küfürleri sıralamak. Bu sözcükler onlar için küfür gibi. Siyasi küfür.
Adam kendi gibi düşünmeyen herkese faşist diyor, ırkçı diyor. İşe bak ya!
Neye göre söylüyorsun arkadaş bu lafları? Sen kimsin ya!
Sen kimsin de vatanseverlere faşist diyorsun?
Bu ülke için şehit düşen askerlerimizi vuran ihanet şebekeleri "gerilla" oluyor, iyi mi?
Ve bu adamlarla biz iç içe yaşıyoruz.
Hem şehit oluyoruz hem de meclisimize alıyoruz bu hainleri.
Düşman içimize giriyor ve bunun adı da demokrasi oluyor.
Tiksiniyorum böyle bir demokrasiden.
Sonunda başardılar. Demokrasi hak-hukuk vb. ne kadar değer var ise hepsini yozlaştırdılar.
Artık kimsenin umrunda bile değil bu değerler.
Sadece işbirlikçi Damat Ferit hükümetine oy veren ümmetçilerin kullandığı kavramlar oldu bunlar. Onların da amacı demokrasi falan değil zaten.
Ne vatan bilirler ne bağımsızlık. Adamların bu kavramlarla işi yok. Hiç kullanmazlar bu kavramları.
Ama kürtçülük yapmaya gelince orada en azılı kürt vatanseveri oluveriyor senin karşında.
Vatan hainileri !
Bu topraklar çokça hain yetiştirdiği gibi çokça da kahraman yetiştirir kardeş.
Ve bu millet istiklal mahkemelerini kurup hainleri ipe çekmiş bir millettir.
Gerekirse tekrar kurar.
Bu böyle biline!
|

12-10-2007, 12:26
|
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
"Bu ülke için şehit düşen askerlerimizi vuran ihanet şebekeleri "gerilla" oluyor, iyi mi?
Ve bu adamlarla biz iç içe yaşıyoruz."
Turkiye'nin bugunki yasadiklari yillardir suregelen entrikalarin sonucudur. Bizi bugun bulundugumuz duruma getiren olaylar malumunuz 80 darbesinden bugune, Ozallarla, Erbakanlarla, Mendereslerle vs. *Kurtleri cahil birakan yada emperyalist ulkelerin oyuncagi haline getiren yine ayni siyasi entrikalardir. Bos bos konusmayin, olende oldurende biziz. Emperyalistlere hizmet ediyor diye yaygara yapana kadar Turkiye'nin yakin tarihini inceleyin. Bizden buyuk yalakanin olmadigini goruceksiniz. Kurtlere gelince, Turkiye'de olmasa bile diger ulkelerdeki kurtlerin mucadelesi tamamen bir yasam mucadelesine donusmustur, kimyasal silahlar ve gazlar arasinda verilen bir hayat mucadelesi. Bu sebeple yok emperyalist yok su yok bu gibi tespitlerin onemi yoktur cunku verilen mucadelenin siyasi bir yonu kalmamistir. Kurtlerin hala siyasi mucadele verebildigi yegane ulke Turkiye'dir. Bu sebeple kurtlerin meclise girmesi, ic baris icin cok olumlu bir eylemdir. Keske diger siyasilerimizde bunu takdir edecek kadar acik goruslu olsaydi.
Ben zamaninda kurtlerin (kurt kimligi ile) meclise girmesine karsiydim, millet vekili milletin vekili olmalidir diye dusunuyordum. Bir de amacin secildikten sonra mecliste spekulasyon ve gerginlikler yaratmak oldugu kanaatindeydim. Bunun ornekleri daha once (kurtce yemin mevzuundaki) gibi yasandi. Ama bugun baktigim zaman, kurt milletvekillerinin baris icin caba gosterdiklerini dusunuyorum.
|

12-10-2007, 16:18
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Bak kardeşim sana bir link vereyim, bu linkteki bütün yazıları oku ondan sonra yazarsın ne yazacaksan:
http://ileri.turksolu.org/27/index.htm
Kürt bölücülüğüne Atatürkçü Çözüm
Ona buna otomatiğe bağlanmış gibi faşist, ırkçı, şoven gibi cahilce sözleri sıralayacağınıza biraz OKUYUN *da bilgilenin de bilgiye dayalı fikriniz gelişsin.
" Bugünkü Türk milleti siyasi ve sosyal topluluğu içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat geçmişin bu keyfi idare devirlerinin sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, düşmana alet olmuş birkaç gerici, beyinsizden başka, hiçbir millet ferdi, üzerinde kederlenmekten başka bir etki meydana getirmemiştir. Çünkü bu milletin fertleri de, genel Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar..."
Afet İnan, Medeni bilgiler-Atatürk'ün el yazmaları (1969): 376-378.
Yani yok arkadaş etnisiteye oynamak.
Fransız devriminden bu yana bütün ülkeler uluslaşmaktadır. Ne Fransanın ne Almanyanın ne de başka ülkelerin saf ari ırkları yoktur geçmişten gelen. Herbiri yüzlerce ayrı etnisteden gelmiş ama sonunda büyük bir uluslaşma sürecine girmiştir ve tamamlamışlardır bunu.
Uluslaşma geleceğe yönelik bir süreçtir.
Türkiye'de de tek bir ulus vardır ve gelecekte de öyle olacaktır.
Bu ulusun ismi Türk ulusudur.
Tek devlet, tek ulus ve laik yapı.
Bu böyledir ve böyle kalacaktır.
Kimsenin bizim uluslaşma sürecimize "ırkçılık" adını takmasına izin vermeyeceğiz.
Kim bize ırkçı diyorsa o vatan hainidir, emperyalist uşağıdır.
|

12-10-2007, 16:51
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Verdiğin linkte bir çözüm planı göremedim ama herhalde onlar da asimilasyon öngörüyorlardır.
Asimile edilemeyenlere de sanırım tehcir.
Bırakalım insan haklarını, 20. yüzyılın başındaki tehcirin dertleri yetmiyormuş gibi bir de 21. yüzyılda mı bela edineceğiz başımıza.
Üstelik de öncekinin "Osmanlı'nın uygulaması" diye geçiştirmeye çalışabileceğimiz bir tarafı var.
Yenisinin o da olmayacak.
Bu aşamadan sonra, hele ki Kuzey ırak gelişiminden sonra asimilasyon hareketi ırkçı bir hayaldir.
Turan'dan farksızdır.
O nedenle ırkçılar için geriye tek çözüm olarak tehcir kalır.
O da Türkiye'nin sonunu getirir.
Türkiye'yi ve Türkleri silmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürülür.
Tek yol, halkların kardeşliğini devam ettirmek ve ayrımcı politikalara son vermektir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:33 .
|