Son yıllarda, bazı araştırmacılar insan zekasını eski yöntemlerle incelemenin sınırlamalarını keşfettiler.
Howard Gardner 1980’lerin başlarında IQ yaklaşımını sorgulamaya başladı. "Frames of Mind" adlı kitabında yaşamdaki başarı açısından hayati derecede önem taşıyan yalnızca tek bir zeka türü olmadığını, ancak zeka türlerinin daha geniş bir yelpazede ele alınabileceğini öne sürüyordu. (Møller, 1999, s. 217).
Son yıllarda yapılan araştırmalar, IQ’nun hayattaki başarıya katkısının %10’dan fazla olmadığını göstermektedir. Yüksek IQ, başarının, prestijin veya mutlu bir yaşamın garantisi olmadığı halde, okullarımızda ve kültürümüzde akademik yetkinlik hala ön planda tutulmakta; günlük hayatımızda büyük önem taşıyan sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesi ihmal edilmektedir.
Bir toplumun gelişmesinde etkin olan en önemli ögelerden biri
insandır(Yafta belirtilmemiş). Kendilerine güvenen, kendi yetenek ve ilgilerinin farkında olan, doğru kararlar alabilen, kendisi ve çevresiyle barışık, empatik, üretken, uyum içinde olan, sorumluluk sahibi bireyler başarılı ve mutlu bir hayat sürerler ve aynı zamanda içinde bulundukları toplumun da mutlu ve başarılı olmasında etkili olurlar. *
Bir bireyin bu becerilere sahip olabilmesinde
en etken faktör önce ailesi sonra da öğretmenleridir. Bunun için öğrencilerimizi yakından tanımak ve ihtiyaçlarının neler olduğunu bilmemiz ve bu ihtiyaçları karşılamamız gerekmektedir.
http://www.duygusalzeka.com/