Bu Yazıyı world sayfasında düzenlediğim için, sitede yazmadığım için sitenin formatına uymamış olabilir bu nedemle bağışlanma dilerim.
ÖNSÖZ
Sanırım Hazreti Âdem’in Kıssasını duymayan yoktur. Âdem Topraktan yaratıldı, Hava’da kaburga kemiğinden oluştu. Cennete atıldılar ve yasak Ağacına dokundukları hikâyesinden dolayı yeryüzüne atıldılar, sonra çocukları birbirleriyle hâşâ evlendi, sonra Kabil kız kardeşini Habil’e vermek istemediği için öldürdü. Ve böylece yeryüzünde hayat başladı. Sonra Tufan oldu Nuh döneminde Dünya’daki İnsanlar yok edildi ve tekrar Nuh’tan sonra hayat yeniden başladı.
Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini, hükmünün nesh edildiğini kabul edenler aslında Tefsirlerde Tevrat ve İncil’i okuyorlar. Hadis = Tevrat ve İncil diyebiliriz. Bu nedenle Âdem kıssasını direk kaynağından yani Tevrat’tan ileteceğiz.
Tekvin Bölüm -2
7 RAB Tanrı Âdem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.
22 Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e getirdi.
Özelikle ikinci ayet (Havanın Âdemin kaburgasından yaratıldığı) Tevrat’ın değişemez dogmasını oluşturur. Ve ilk İnsanın Âdem olduğu masalını kabulünü mecburi kılar. Kur’an’da Hazreti Âdem’in yaratılışını ele almak için topraktan yaratmanın ne amaçla kullanıldığını anlamamız lazım. Çünkü Kur’an’ın bazı ayetleri bazı ayetlerini açıklar. Parçacı yaklaşımla Kur’an-ı anlamamız mümkün değildir.
Topraktan Yaratma
Al-i İmran Suresi
59Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı.
Peki, bu ayetin direk olarak Âdem’in su ile toprağın birleşmesinden oluştuğu anlamına gelir mi? Hayır… Çünkü başka Ayetlerde Tüm İnsanlarında Topraktan yaratıldığını söylüyor. Eğer başka bir ayete Âdem’in babası yoktu veya Annesi yoktur denilseydi burada Âdem’in gerçekten direk Topraktan yaratıldığı manasını çıkarırdık.
Taha Suresi
55 (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
Eğer Âdem’in Topraktan yaratıldığını çıkarıyorsak ‘’Âdem Topraktan Yaratıldı’’ ayetinden, ozaman ‘’Ey İnsanlar Sizleri Topraktan Yaratım’’ ayetinden de aynı manayı çıkarmamız gerekir.
Evrim
Allah’ı zül celal İnsanları şıp diye değil evrelerden geçirerek yaratmıştır. Sonra onlara ruhundan üflemiştir yani can vermiştir ve böylece İnsan mükemmel olmuştur. Birçok ayette insanın evrelerden geçirilerek yaratıldığı vurgulanmaktadır.
Nuh Suresi
14 ‘’O sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır’’
Birinci Aşama
Secde Suresi
7 İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.
Taha Suresi
55 ‘’(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık’’
İkinci Aşama
Nuh Suresi
17. Ve ALLAH sizi topraktan bir bitki olarak bitirdi.
Üçüncü Aşama
Bakara Suresi
30 Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim." Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Hâlbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz," dediler. “Bilmediğinizi Ben bilirim," dedi.
Yeryüzünde İnsanlar vardı ama Hayvani bir yaşantıya sahiptiler. Allah ise gerçekten onun istediği bir şekilde yaşayacak ve onun emir buyruklarını yerine getirecek bir ümmet oluşturmak istiyordu. Melekler ise bu vahşi Toplumdan nasıl Halife oluşturacağını sordular ve itirazda bulundular. Buradaki Melek iyi olan insanlardır. Şeytan ise Kötü olan insanlardır. İyi İnsanlar Allah’ın bu buyruğuna secde ettiler. Kötü İnsanlar ise ‘’Bu görev bize verilmeliydi diğercesine isyan ettiler. Asıl o bize uymalı dediler. Biz daha güçlü ve temiz bir soydanız ‘’ateş’’teniz diyerek onu azarladır. Ve nerdeyse bütün peygamberlere bu yapılmıştı. Hazreti Muhammed’e vahiy gelince; bu yetim mi bize vahiy getirdi? Diyerek alaya alıyorlardı. Kötüler Peygamberlere her zaman karşı çıktılar ve onları engelleyeceklerini İlk Peygamber döneminde ifade ettiler. Allah ise kötülere fırsat vereceğini ifade etti ve iyileri mükafatlandıracağını bildirdi.
Son Aşama
Tin Suresi
4 Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık
İlk İnsan Âdem!
Âdem’in Çocukları
Eğer Âdem ilk İnsan olsaydı çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri gerekirdi ki –Rivayetlerde ilk çift ile diğer çiftler arasında evlilik yapılırdı. Hâlbuki bu Allah’ın şanına yakışmayan bir durumdur ve bu ‘’İlk İnsan’’ tezine yapılacak başka bir itirazdır.
Nisa Suresi
23 Size şunlar yasaklandı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız –eğer onlarla gerdeğe girmemişseniz kızlarıyla evlenebilirsiniz–, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almanız... Mevcut evlilikler bu yasanın dışındadır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
İnsanlar Nasıl Çoğalıyor
Allah insanları Bir Erkek ve Kadın vasıtasıyla çoğaltıyor ve kavimlere ayırıyor. Ama buradaki ayrım birbirlerini inkâr etmemeleri için ve tanımaları içindir.
Hucurat Suresi
13. Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.
Cennet Meselesi
Cennet Arapçada Bahçe demektir. Eğer Âdem Cennetten kovulmuşsa o zaman nasıl toraktan yaratıldı? İkide bir Cennete, sonra yeryüzüne mi indirildi? Böyle olamaz çünkü Allah oaraya giren bir daha çıkmaz diyor.
Al-i İmran Suresi
136 Onlara, Rab'lerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerle karşılık verilir; orada sürekli kalırlar.
Ve Âdemin içinde olduğu Cennet güzel bir bahçeydi. Âdem Allah’ın buyruklarına uymadığı için Allah onlardan bu Cenneti aldı. Nasıl Domuz etti haramdır, Nasıl Salih kavmine deveyi kesmemelerini buyurmuştu. Aynı şekilde Âdem kavmine de Cennetteki ‘’Yasak Ağaca’’ yaklaşmamalarını buyurmuştu. Bu Allah’ın emri yerine getirilmediği için Allah onları cezalandırdı.
İslam Âlimleri ve Evrim
Bu söylediklerimiz indi bir söylenti değildir. Tam aksine birçok Âlimin orijinal düşüncelerinden faydalanılmıştır. Bu Âlimlerden Mevlana, İbrahim Hakkı ve İbni Arabî gibi büyük âlimler yer alıyor.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (1703-1772)
İbrahim Hakkı meşhur esri Marifetnamede Evrim kuramını şöyle anlatıyor
"Allah'ın emriyle felekler ve yıldızlar hareket edip dört unsur, (ateş, hava, su ve toprak) birbirlerine karışır ve birleşir. Bu karışım ve birleşmeden önce madenler meydana gelir. Bundan da bitkiler, maden ve bitkilerin birleşmesinden de hayvanlar meydana gelir ve hayvan soyu kemalini, en uygun şeklini bulunca insan hasıl olur" (Hakkı, İ. Marifetname, s.29).
"O akıcı vücut, bitki âlemine girerken bazı afetler, hastalıklar ona saldırır ve bu yüzden bitki olmaz. Yahut bitki olurken kemale gelmeden, olgunlaşmadan evvel bozulur. Bitkilik vasfını kaybeder ve hayvanlara yem olmaktan çıkar. Yahut hayvana yem olacak duruma gelir. Fakat yenmeden evvel yok olur gider ve bu yolda, bu suretle nice yıllar gecikir. Bazen de bir hayvan, insanın yemesine elverişli bir duruma gelmişken yenmeden evvel bozulur ve bu yüzden hayvanı insan mertebesine naklettirmeye, dönüşmeye engel olur. Bazen de bozulmadan insan mertebesine naklolur" (a.g.e., s. 30).
Muhyiddin İbn-i Arabi
Büyük Sufi İbn-i Arabi "Fütuhat" isimli eserinde gayb âleminden şu rüyasını anlatır;
İbn-i Arabi, Mekke'de kaldığı sürece sık sık Kabe'yi tavaf eder. Bir seferinde herkesin gölgesi olduğu halde, çok uzun boylu bir adamın gölgesinin olmadığını fark eder.
Uzun boylu adam tavaf ederken; "Bez de sizin gibi bu beyti tavaf ediyoruz" demektedir. Yanına yaklaşıp kim olduğunu sorar. Adam, "Ben senin büyük atalarındanım" der. Bunun üzerine İbn-i Arabi, "hangi asırda yaşadınız" diye sorar; "Kırk bin sene evvel vefat etmiştim" yanıtını alır.
İbn-i Arabi bunun üzerine "İnsanın atası olan Âdem’in altı bin sene evvel yaratıldığını söylerler" dediğinde, gölgesiz adam şu cevabı verir;
"Bil ki; insanın ilk atası olan Âdem’den evvel yüz bin Adem gelip geçmiştir." (Bkz, Mehmet Bayraktar)
Mevlana Celaleddin Rumi
Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.
Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.
Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.
Ve (31 Mart 2009)
Kerem DOKSAT bir makalesinde Evrimi kabul eden diğer İslam Âlimlerini şöyle sıralıyor:
Ebu Osman Amr bin Bahr el-Cahız (776-869)
“Birinci dereceden metafizik ve ikinci dereceden fiziksel faktörler altında, türler, yeni türleri meydana getirecek kadar değişiklik geçirebilir. Bu değişiklikler sonunda, tamamen yeni türler ortaya çıkar”.
Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Biruni (973-1051)
“Canlılar suni seçim yoluyla evrimleşir ve evrimleşmenin ölçüsü ‘Tabiat ekonomisi’dir. Tabiatta bir iktisat vardır, başıbozukluk yoktur. Varlıkların evrimleşmesi ve çoğalmasını tabiattaki bu doğal iktisat gücü yönetmektedir”.
Abdul Malik İbn Muhammed İbn Tufeyl (…-1186)
“Güneş ısı ve ışığı, su, toprak ve havadan meydana gelen uygun bir biçimdeki karışıma tesir ederek mayalandırabilir. Bu mayalanmış çamur hâlden hâle geçip nihâyet güzel bir şekil alınca, Allah ona ruh verir”. İbn Tufeyl, cansız maddelerin karışımından ve bu karışımın kimyasal evrimi sonucu ana-babasız meydana gelen ilk insanın tabiata nasıl uyum sağladığını Hayy bin Yakzan adlı eserinde anlatır.
İhvan-ı Safâ Risâleleri (900-1000)
Kınalızâde Ali Efendi (1510-1572) ve diğerleri…
Evrimi Darwin’den Yüzyıllarca Önce İbn Miskeveyh Buldu
Biruni’nin çağdaşı
İbn Miskeveyh (ölümü 1030),
El-Favzu’l-Asgar adlı eserinde şöyle diyor:
“Yüksek âlemden inen nefs, yâni ruh
(MKD: Burada mefhumlar karışmış, sonra ekle alırız), çeşitli dünya varlıklarında kendini göstermiş ve tekâmül ederek insanlık mertebesine gelmiştir. Bu yüce hayat eserini kabûl eden ilk varlık bitkidir. Aşağı düzeyinde bitki, tohumsuz ürer. Otlar gibi. Bunlar minerallerden, azıcık hareket yeteneğiyle ayrılırlar. Hayat eseri nefs, bitkilerde güçlenmeye devam eder, gelişir, tohumla üreyen bitkiler meydana gelir. Bunlardan sonra köklü, yapraklı ve meyveli ağaçlar türer. Ağaçların ilk mertebesi dağlarda, çöllerde, adalarda kendi kendine bitenlerdir. Bunlar türlerini tohumla sürdürmekle beraber, ağır hareketlidirler. Sonra zeytin, nar, elma, incir ve benzeri gibi güzel toprağa, tatlı suya, ılımlı havaya ihtiyacı olan ağaçlar türer. Nihâyet evrim, üzüm ve hurma ağacına varır. Bitki, hurma ile tekâmülün son sınırına varmıştır. Hayvanla arasında çok benzerlik olan hurmanın erkeği dişisi vardır. Meyve vermesi için hayvanlardaki birleşmeye benzer biçimde tozlanması gerekir. Kök ve damarlarından ayrı olarak, hurmada temel bir organ daha vardır ki, buna bir şey oldu mu hurma ölür. Bu organ, toprağın içindeki baştır. Bu baş, hayvan beyni gibi görev yapar. Bu baş toprakta kaldıkça, hurmanın hayatı sürer. Hurma, bitkinin son, hayvanın ise ilk derecesindedir.
Bundan sonra azıcık hareket yeteneğine sâhip, köksüz yaşayabilen, yalnız dokunma duyusu olan hayvanlar oluşur. Irmak ve deniz kıyılarında bulunan sedef ve salyangoz gibi… Evrim devam eder, kurtçuklarda, kelebeklerde olduğu gibi duyu gücü artar. Hayat eseri nefs, evrimle güçlenir, köstebek ve benzeri gibi dört duyu sâhibi hayvanlara, oradan da karınca, arı ve gözleri boncuğa benzeyen, gözkapakları olmayan hayvanlara varır. Bunlarda henüz görme duyusu zayıftır. Daha sonra beş duyu sâhibi hayvanlar türer. Bunlar da derece derecedir. Kimi aptaldır, hisleri cevvâl değildir; kimi zekidir, hisleri lâtiftir; eğitilebilir, emir ve yasağı kabûl eder, sözden anlar. At ve doğan gibi.
Nihâyet evrim insan sınırına yaklaşmıştır. Hayvanlık mertebesinin sonu, insanlık mertebesinin başında maymunlar ve benzeri hayvanlar vardır. Bunlarla insan arasında az bir mesâfe kalmıştır. Burası atlanınca nefs, insan olur. Bu noktaya gelince nefsin boyu düzelir
(MKD: Sırtı düzleşip dik durur demek istiyor muhtemelen) azıcık tefrik gücü, bilgi kazanma yeteneği oluşur. Kutup bölgelerinde yaşayan bu ilkel insanlarla hayvanlar arasında büyük fark yoktur. Bunlardan hikmet sadır olmaz, komşu uluslardan da bilgi öğrenmezler. Bu yüzden hâlleri bozuk, yararları azdır. Evrimleşen orta kuşaktaki (ekvatorla kutuplar arasında demek istiyor) insanlar, işte, gördüğün bu zekâ, bilgi ve beceri düzeyine gelmişlerdir”
(MKD: Nereden biliyor acaba, Darwin gibi o da seyyahlık yapmış mı).
Cami-ul Ahbar: Adem İlk İnsan Değildi
Alusi’nin aktarımına göre, İmamiyye’den
Cami-ül Ahbar adlı eserin sâhibi, bu kitabın beşinci bölümünde şöyle demektedir: “Atamız
Âdem’den önce, her biri arasında bin yıl bulunan otuz
Âdem gelip geçmiştir. Onlardan sonra elli bin yıl harap kalmış, sonra elli bin yıl yeniden şenlenmiş, sonra atamız
Âdem yaratılmıştır”.
İbn Babveyh, Kitabu’t Tevhid
İbn Babveyh,
Kitabu’t-Tevhid adlı eserine göre,
Cafer-i Sadık şöyle demişti: “Siz sanırsınız ki yüce Allah atanız
Âdem’den başka insan yaratmamıştır. Hayır, vallahi bin kere bin
Âdem yaratılmıştır. Siz o
Âdem’lerin sonuncususunuz”.
Muhammed Bakır ise şöyle demişti: “Bizim atamız olan
Âdem’den önce bin kere bin yâhut daha fazla
Âdemler gelip geçmiştir”.