Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-07-2009, 10:07
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart Farklı bir kainat tanımlaması

kadim dostum....bir hindu olan...dost insan...şankaranın (Artemis) bir başka sitede yazdığı bir paragrafdaki kainat tanımlamasını farklı bakış açısını aktarmak geldi içimden...

"Levh-i Mahfuz da denilen şu Kainat kitabı bile mantıksızlıklarla dolu, dahası mantığın kendisinin bizzat mantıksız olduğu bir alemde yaşıyoruz.

Evrimde bizden çok daha ileri bir medeniyetin Second Life veya The Sims benzeri bir bilgisayar oyunundaki simler olmamız da gayet mantıklı bir ihtimalken bizler mantığı bu ihtimalden çok daha zorlayıcı dinlerimize iman ediyoruz.

Evlerimizdeki karıncaları düşünelim. Biz ortada yiyecek artığı bırakırsak rızıklanmış oluyorlar, üstlerine basarsak ecelleri geliyor, yuvalarına ilaç sıkarsak kıyametleri kopuyor. Kendi bağırsaklarına bile söz geçiremeyen insanoğlu o karıncalar için bir tanrı gibi. Bizim de bizden daha üstün varoluş titreşimine sahip çok kudretli varlıklar tarafından böyle yönetilmediğimizi bilemeyiz. Varoluşun sadece görebildiğimiz kısmındaki evrenimizde bile kenarda kalmış küçük bir gezegen olan dünyamızdaki acınası bir organizma olduğumuz halde tüm varoluşun en üstündeki Tanrı ile muhatap olmak istiyoruz. Küçük bir meteor bile tüm dünyamızı yokedebilecekken yıldızlara tapmayı küçük görüyoruz örneğin. Oysa gezegen ve yıldızların da doğan ,yaşayan, ölen, şuur sahibi canlılar olması çok mantıklı ve azim cesametleriyle ve enerjileriyle bizlerdn çok daha üstün kudretli oldukları da. Bir atom çekirdeğinin içinde elektron, proton vesaire dönen gezegenimsi nesneler var, fizik bilgisi iyi olanlar daha iyi bilir. Koskoca kainatımızın bile başka bir kainattaki bir atom olması mantıken mümkün. Bedenimizdeki hücrelerin şuurlu olması, kendi içlerinde üreyen, düşünen, savaşan bir halk, bir medeniyet olması da gayet mantıklı. Nitekim suyun bile sevgi dolu sözler söylendiğinde genetiğinde değişim oluyormuş, bilim ispatlamıştı bunu yani su da şuurlu bir varlık. Zurnanın zırt dediği yer de su bence. Düşünün ki su yekpare bir beden değil, katı buz, gaz buhar halleri de var, okyanus hali de var bardaktaki su hali de var, temiz hali de var lağım suyu hali de var ama bunların hepside şuurlu bir canlı ! Tefekkür fırtınası koparacak ve şimdiye kadarki tüm mantığımızı zir ü zeber edecek bir keşif. Daha neler keşfedecek, kaç çağ kapatacak ,kaç mantık örgüsü değiştirecek insanoğlu, medeniyet geliştikçe. Oysa dünyaya ve içindeki kötülüklere baktığımızda bunca kötülüğün iyi bir Tanrı tarafından yaratılmış olması da basitçe mantıksız.

Kısaca içinde mantıksızlık olmayan kitap yoktur, mantığın kendisi de mantıksız zaten. Bu yüzden din ile felsefe ayrı şeylerdir. En felsefi dinler olan Hinduizm ve Budizm bile yeri gelince sadece imana dayanır yani yüreğe.

Bize en mantıklı gelen dini seçeriz. (Dinini ebeveyinden miras alıp takım tutar gibi bağlanan ve "çarşı herşeye karşı" modunda hakkında hiçbirşey bilmeden diğer dinlere karşı olan kişiler hariç tabii.) Ancak tüm dinler imana dayanır yani mantığa değil yüreğe. Her dinden ermişler yetişir buyüzden. Her dinin mensupları arasında mübarek insanlar vardır. Her din kendi içinde kendi mensuplarına doğru gelir ve evet kendi mensupları için zaten doğrudur da. Gerçek ise bu doğruların toplamından oluşan ama bu doğruların toplamından da fazlası olan bir muamma.

Dinler insanın Tanrı'ya ulaşma gayretidir. Tanrı ise dinler üstü, akıl ve mantıkla kavranamayan , gönülle de ancak kendi sınırlarımız dahilinde kendimizce hissedilebilen bir muamma. Din tartışmalarının hepsi saçmadır ama dünyamız da neticede saçma olduğundan en azından bu saçmalığı anlamaktaki kapasitemizi arttırıcı bir saçmalık. Yani bir açıdan faydalı. Eğer ninelerimiz, dedelerimiz dediğimiz sorgulamadan ama iç huzuru ile ibadet edip temiz ahlakla yaşayan kişilerin imanını sarsıcı olursa zararlı olur. Çünkü mantıksızlık alemindeki hiçbir mantık iç huzuru ile yapılıp temiz ahlaka yönelten bir ibadetten daha değerli değildir. "Ignorance is bliss" denir ingilizcede, cehalet kutsamadır bir yerde. Ancak inancını kendi iç dünyasında yaşayan bu tarz nenelerimiz,dedelerimizin forumlarda yazı yazıp okuyacaklarını sanmadığımdan bir beis görmüyorum din tartışmalarında. İnsanların içine "pis sıkıntılar" sokma raddesine gelmedikçe, ihlas ile ve halis niyet ile ve dürüstçe ve saygı ile yapıldığında."
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-07-2009, 13:23
Ayejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ayejj Ayejj isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
Standart

AYATA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dinler insanın Tanrı'ya ulaşma gayretidir. Tanrı ise dinler üstü, akıl ve mantıkla kavranamayan , gönülle de ancak kendi sınırlarımız dahilinde kendimizce hissedilebilen bir muamma.
İşte bunun adı egodur.Peki egoyu tamamen yok mu etmeliyiz? Bence hayır Çünkü yaşama sebebimiz kalmaz.

Sadece egonun esiri olmamayı ögrenip bir tanrının olmadığının bilmemiz gerekir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:22 .