
05-12-2009, 01:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2009
Mesajlar: 1.840
|
|
"Tanrı herşeyi biliyorsa, merak etmenin nasıl bir duygu olduğunu bilemez" paradoksu
Bu paradoksu bir blogda okudum. (Freddie rumuz'unda birisi.)
Beğendim ve burda paylaşmak istedim (umarım benden önce başkası açmamıştır, arattım sitede ama bulamadım)
Paradoksu kendi anlatımım ile yazıyorum:
Bir birey veya bir tanrı herşeyi bilemez, çünkü herşeyi bilen bir tanrı yada birey, herşeyi bildiği için hiçbirşeyi merak etmesine gerek kalmaz, o halde merak etme eyleminin/duygusunun nasıl birşey olduğunu bilemez.
O halde "herşeyi bilen" sıfatına sahip bir tanrının veya bireyin aslında bilmediği birşey vardır, oda merak etme eylemi/duygusu.
Freddie adlı bireyin konuyla ilgili blog'undaki yazısı: http://kabus-valerie.blogspot.com/20...paradoksu.html
Saygılarımla VraeL...
|

05-12-2009, 05:36
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Aug 2008
Mesajlar: 1.139
|
|
Bundan forumda biryerlerde bende bahsetmiştim. Bu bir paradoks değil ama yanıtlanması gerekn bir soru: Tanrı merak eder mi?
Tanrının merak etmesi doğru bir tanımlama değil bence. Merak canlılara ait bir dürtüdür ve evrimsel süreçle beraber aklını kullanarak çevresini araştırabilen canlılarla beraber ortaya çıkmıştır. Merak etmek akıllı canlılar için önemlidir. Merakın sonucunda ödül kazanma şansı artar, buna paralel olarak da canlının hayatta kalma şansı yükselir.
Tanrının da bizler gibi canlılık vasıflarına sahip olmadığını ve ölümsüz olduğu için bizler gibi hayatta kalma çabası sarf etmediğini var sayarsak canlılara ait olan "merak etme" özelliği "merak etme"nin tanımı gereği bir tanrıya ait olmamalıdır.
Burada yoğunlaşılması gereken nokta aslında merak değildir; deneyimdir. Deneyim ise bizim merak etme eylemi sonucunda öğrendiğimiz reflekstir. Bir deneyimin sonucu bizi pozitif (ödül) veya negatif (ceza) sonuçlara götürebilir ve merak etme eylemi bittiğinde eylemden geriye sadece deneyim kalır.
Tanrı ise sonsuz bilgiye sahip olduğu, sonuz zamandır yaşadığı için sonsuz deneyime sahip olması gerekmektedir. Sonsuz deneyime sahip bir tanrı herşeyi bilebilir, merak etmenin nasıl birşey olduğunu da, sevgiyide, acıyıda, insana ait bütün duyguları da. Peki sonsuz deneyime sahip olmasına rağmen insanı veya evreni yaratmaya gerek duyabilir mi? Bu sorunun yanıtı hem evet hem hayır olacaktır.
Tanrı sonsuz deneyime sahip olarak herşeyi denediğine, bildiğine, gördüğüne göre, uzay-zamanı yaratmasına gerek olmayaktır, bütün bu evren aslında boşuna enerji kaybıdır. Yaşadığımız evrende bütün fizik yasalarının temelinde, biyolojide, jeolojide, astronomide gördüğümüz şey, enerjinin her zaman mümkün olan en yüksek değerde korunur durumda olmasıdır. Evrende enerji bu derece korunur durumda iken, yaşadığımız evrenin kendisinin bir aynası olduğu ve baktığımız her yerde onu görebileceğimiz iddia edilirken sonsuz bilgi ve deneyime sahip bir tanrının böyle büyük bir enerji israfı yapması bu başlıkta anlatılan gerçek paradokstur aslında.
Sonsuz deneyim demek aslında bilimde tekillik (singularity) olarak adlandırılan şeydir. Aynı bir evrenin başlangıcının bir tekil, sonsuz küçük bir nokta olduğu gibi. Doğada ise başlangıç ve bitiş noktalarını tekillik olarak alırsak, bu iki noktanı narasında olan her şey ying ve yang de olduğu gibi ikilidir (duality). Her parçacığın bir antiparçacık eşi vardır, yaşamda ölüm, ölümde yaşam, her pozitif kutbun negatif bir karşılığı olduğu gibi.
Bu zıtlık her alanda olduğu gibi ilahi anlamda da doğru bir zıtlıktır. Herşeyi gören duyan bilen ve yinede evreni yaratmaya karar veren bir tanrının varlığı bizim görüp duyup bildiğimiz evrenin doğasına tamamen aykırı olmasına rağmen, başlangıç ve sondaki tekillik noktalarının evrenin doğasına aykırı bildiğimiz görüntüsü bizi aslında korkutup ilk çağlarda yıldırımı anlayamayıp yıldırıma tanrı diyen insanlarınkinden ne kadar farksız?
Ne zaman ki doğayı daha iyi tanıyıp, evrendeki tekillik noktaları hakkında daha geniş bilgi birikime sahip olmaya başladığımızda o zaman tanrıları aramaya eskiye göre daha az ihtiyaç duyacağız.
Eğer tekillik noktalarını anlamak için bizim de tekilleşmemiz gerekiyorsa tanrımız var veya yok bunun hiçbir önemi kalmayacak, çünkü bizler tekilliğe yaklaşıp evrenin bütün sırlarını hakkında bütün bilgiye eriştiğimizde sonsuz deneyim sahibi olan bizler olacağız ve tanrıları araken, tanrı olma yolunda bizler de tanrısallaşacağız, ve sonra kim bilir, belki ilk evren yaratma deneyimiz başarıyla sonuçlandığında, yarattığımız komşu evrende insana benzer canlılar türeyecek ve biz de tanrıların yaşam ve ölüm döngüsüyle beraber bir evren yaratarak sonsuz bilgi kütüpanemizde okuduğumuz son kitabı en üst rafa kaldırıp bizi yaratan tanrılarımızın yaptığı gibi sonsuz istirahatimize çekileceğiz.
Saygılar,
... sadece çok büyük bir zeka saçma düşüncelerin içine mantık üfleyebilir. [Milan Kundera]
|

05-12-2009, 06:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Dec 2009
Mesajlar: 22
|
|
İnsanı Tanrı yarattı ise, merak etme duygusunu insana veren zaten Tanrı'dır.
Bunda bir paradoks yok
|

05-12-2009, 06:11
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger C.S.J.
İnsanı Tanrı yarattı ise, merak etme duygusunu insana veren zaten Tanrı'dır.
Bunda bir paradoks yok-C.S.J.
Ters olmus. Tanriyi, insanoglu soyut kavram olarak yarattigina gore, tanriya icerik olarak, meraki veren/vermeyen insanogludur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

05-12-2009, 06:18
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Dec 2009
Mesajlar: 22
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger C.S.J.
İnsanı Tanrı yarattı ise, merak etme duygusunu insana veren zaten Tanrı'dır.
Bunda bir paradoks yok-C.S.J.
Ters olmus. Tanriyi, insanoglu soyut kavram olarak yarattigina gore, tanriya icerik olarak, meraki veren/vermeyen insanogludur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Sevgili evrensel-insan, olmadı yine
İnsanı Tanrı yarattığına göre ile İnsanı Tanrı yarattı ise birbirinden çok farklı kavramlardır. Biri kesin bir yargıdır. Biri koşuldur. O açıdan ben ikinci ifadeyi kullanıyorsam, siz de benden alıntı yaptığınız için İnsanoğlu tanriyi soyut kavram olarak yaratti ise demelisiniz.
O halde dediğinize hiçbirşey demem. Çünkü koşullarımız farklı olacağından yorumlarımızın da farklı olması çok doğal olur. Bu durumda ters olan bir şey de olmaz.
|

05-12-2009, 06:26
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger C.S.J.
İnsanoğlu tanriyi soyut kavram olarak yaratti ise-C.S.J. ile
Tanriyi, insanoglu soyut kavram olarak yarattigina gore,-e.i.
Arasindaki fark nedir? Ikinci cumle, benim su an epistemolojik gerceklik olarak kullandigim cumledir.
Ilki ise, "eger" supheciligini tasir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

09-12-2009, 13:24
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jun 2008
Mesajlar: 84
|
|
' TANRI HERŞEYİ BİLİR ' demenin - ki öyle olduğuna inanmak gerektiği söylenir - bir çok yeni soruna yol açtığı bir gerçektir. Tıpkı evreni tanrıyla açıkladığımızda bu sefer Tanrıyı açıklamadığımız gibi.
Tanrının herşeye kadir olması ve bilmesi öncelikle KADER - HAYAT - SORUMLULUK kavramına darbe vurur, zedeler. Tutarlı düşünen , titiz olan her kişiyi bu rahatsız eder. Eğer tanrı herşeyi biliyorsa ve herşeye kadirse HAYATIN onun için ne anlamı kalır ki .
Ayrıca bu kaderi yaşamaktan insanlar nasıl sorumlu tutulur.
Öyleyse din adamlarına buradan bir tüyo verebiliriz.
Şöyle deselerdi daha tutarlı olurlardı :Tanrı herşeyi bilebilir ama isterse. Herşey onun kudreti istemi dahilindedir. Bilmek ve bilmemekte bu kudrete dahildir. Tanrı insanları ,hayatı yaratmış ve onların geleceğini kendisine gayip kılmıştır. Yani artık yeni bir istence kadar insanların geleceğini , kaderini o da bilmemektedir.Ama bu onun kudreti dahilindedir.
Konuyu açan arkadaşın haklı sorusunun da böylece çözüm imkanları daha fazla olurdu. Ayrıca bu kader ve sorumluluğu ve diğer bir çok soruyu daha rahat açıklardı.
|

09-12-2009, 13:36
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jun 2008
Mesajlar: 84
|
|
Patent haklarim
Yalnız yukardaki fikri kullanacak din adamlarına bir ricam var. patent haklarına saygılı olsunlar ve kaynak belirtsinler. :
|

20-05-2015, 00:42
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Değişikmiş ama bu tarz sorunlar felsefi açıdan çözülebilir.
Tanrının herşeye gücü yetmesi ve herşeyi bilmesiyle ilgili bir sürü paradoks var.
Fakat hepsinden tanrının bazı özelliklerini yoksayma var.
Mesela burada tanrının herşeyi bilmesini ve herşeyi bilmemesini (merak etmesini) aynı anda değerlendiriyorsunuz. Çelişki ifadeler aynı anda mümkün olamaz.
Tanrı merak etme duygusunun ne anlama geldiğinin farkındadır. Kendisi merak etmese bile.
|

20-05-2015, 00:55
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
|
|
Eğer bir Tanrı var ise, bizlere karşı son derece ilgisiz olduğu muhakkak. Üzerinde düşünüp tartışmaya değecek bir varlık değil kendisi. Lütfen şımartmayın...
"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:20 .
|