Sana balinaların arka ayaklarını soracaktım ama internette ufak bir araştırma sonucu cevabı buldum...
Meğer balinaların arka ayak kemikleri 4 bacaklı bir kara hayvanından evrim geçiren balinaların artık kullanılmayan arka ayaklarının kalıntıları değilmiş...
İşin aslı şöyleymiş: Bu kemiklerin çok önemli bir işlevi varmış ve bu yüzden de körelmiş birer organ kalıntısı değillermiş. Balinalar çiftleşirken erkek balinanın ereksiyon olmasını bu kemikler sağladığı gibi dişi balinanın da cinsel ilişkiye girmesini kolaylaştırıyormuş...
Hayret doğrusu, demekki körelmiş organlar meselesine kafayı takmış bir adam bu uğurda kuzey buz denizine kadar gidip defalarca bu dev memelilerin suyun altındaki çiftleşmelerini incelemiş... Yani öyle bir iki gözlemle de çözülecek iş değil. Hayvanın et ve yağ tabakasının tamamen içinde kalan, dışarıdan kesinlikle gözükmeyen bu kemiklerin işlevini keşfedebilmek uğruna belki suyun altında çalışabilecek kocaman bir röntgen cihazı bile yaptırmıştır.
Ya da birisi bu zahmete hiç katlanmadan körelmiş organlar listesini eline alıp listedeki her bir organa bişeyler uydurmuş...
Ayrıca hadi balinanın arka ayağına bi kulp buldun diyelim... Peki hayvanın akciğerlerine ne yapacaksın? Bütün ömrünü okyanusta yüzerek geçiren bir hayvana solungaç takmayıp akciğer takan bir tasarımcının akıllı olduğunu savunmak kolay olmasa gerek...
Ayrıca körelmiş organ demek en ufak bir fonksiyonu bile olmayan organ demek değil ki. Evrim sonucu eski önemini yitirmiş, eski fonksiyonlarını kaybetmiş ve artık olmasa da olur konuma gelmiş ve bu yüzden de yok olmaya başlamış organ demek.
Örneğin bademciğin ufak tefek bir işlevini de arayan bulur ama ben bademcikleri alınmış bir insan olarak hiç eksikliğini hissetmedim desem yalan olmaz...
Aspartam'ın saydığı işlevlerin de çoğunu beğenmedim, kim uydurduysa söyleyelim bunları geliştirsin.
sünnet derisi belkilerle dolu. Herhangi bir işlevi net şekilde tanımlanamamış...
Erkeklerin memesi otozomal genlere bağlanmış... Yani bir yaratıcı için gen gibi bir konunun bağlayıcı olmaması gerekir.
Kulak kası kulağın şekli için çok önemlidir denilmiş ancak kulağın şeklini belirleyen kıkırdak varken kulak kası olmasa da bu şeklin bozulması pek mümkün gözükmüyor. Ayrıca kulak şekli duyma için çok önemlidir denilmiş ancak her insanın kulak şekli farklıdır. Kimisinin kulakları yanlara yapışık gibi durur kimisininki ise çanak anten gibidir ve ileriye bakar. Ben kulağının şekli yüzünden duyma sorunu çekenine daha rastlamadım..
Tabi Transvers Torasik Kaslar gibi şeyler hakkında yorum yapamayacağım. Ancak şu yirmi yaş dişleri konusuna değinmek şart...
|
aspartam Diyor ki
Yirmi Yaş Dişleri:
Erişkin insanların pek çoğunda çeneler yeterli büyüklüğe ulaşamadığından, yirmilik dişlerin çıkmasında
problemler yaşanmaktadır. Çenelerin yeterli büyüklüğe ulaşamamasının nedeni, yumuşatılmış besinlerin beslenmedeki oranının artması ve bu nedenle çenelerin daha az kullanıldığı bir beslenme alışkanlığının benimsenmiş olmasıdır. Bu çevresel bir etkidir ve genetik bir farklılaşma olmadığına göre evrimle bir ilişkisi de yoktur.
|
Tarih öncesi çağlara ait insan fosillerini incelerseniz çenelerinin ne kadar büyük olduğunu görürsünüz. Günümüzde çenenin küçülmüş olması elbette her evrim gibi çevresel etkenlerin bir sonucudur, tüm insanlar için geçerli genetik bir farklılaşmadır ve evrimle de yakından alakalıdır.
İnsanların neredeyse tamamı dişleriyle ilgili sorunlar yaşıyor, pekçok insanın dişleri milyon yıllık evrimde neredeyse yarıya yakın oranda küçülen çenesine sığmadığı için yamuk yumuk çıkıyor... akıllı tasarım ve kusursuz insan bunun neresinde yahu?