
27-04-2006, 20:38
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Tanrıya Dilekçe
Ey yüceler yücesi Tanrım ;
Sana Tanrım diye seslenmekle hata ettiysem beni bağışla. Gerçi kusur bende değil bize senin ismini çok farklı bildirenlerde. "Allah" mı demeliydim yoksa "Yahve" mi? Tao mu demeliydim yoksa Eloi mi? Her kitabında ismin farklı. Şaşkınlığı mı hoşgör Tanrım..
Tanrım sen neredesin? Buna akıl erdiremedim. Kutsal kitapların hem "O heryerde" diyor, hem de "Gökte". Bu nasıl oluyor Tanrım? Gök diye herkes yukarı bakıyor. Ama Evrende yukarısı neresi, aşağısı neresi ona da akıl erdiremedim. Türkiye'den yukarı bakınca ile, Yeni Zelanda'dan yukarı bakınca uzay koordinatları çok farklı olmuyor mu Tanrım? Yoksa bize mi yanlış öğrettiler?
Yoksa onlar yeri uçsuz bucaksız düz bir toprak, göğü-uzayı da yerin üstünde bir kubbe mi sanıyorlardı?
Ey Tanrım ;
İsrailoğullarına sayısız peygamber gönderdin. Bildiğimiz peygamberlerin Muhammed hariç tamamı Yahudi. Kur'an'da ise her kavme bir peygamber gönderildiği yazılı. Ama biz bilmiyoruz. Türk peygamber, Hint peygamber, Rus , Alman, Japon, Çinli peygamber geldiyse onları neden bilmiyoruz Tanrım? Bu haksızlık değil mi? Neden sadece Yahudi peygamberler tanınıyor?
Niçin peygamberlerin getirdiği hükümler hep farklı. Birisine göre domuz, şarap haram. Diğerinde helal. Kimisinde sünnet var. Kimisinde yok. Kimisi Kudüs'ü kıble ediniyor. Kimisi Kabe'yi. Kimisinde zina eden taşlanıyor. Kimisinde kırbaçlanıyor. Birisi cumartesi kutsal gün diyor. Diğeri cuma. Öbürü pazar. Birinde ezan okunur, diğerinde çanlar çalar. Tapınakların niçin farklı her yerde? Kiminde secde edilir, kiminde oturarak dinlenir. Kiminde ise dönülür, oynanır. Birisi "Üzeyr Tanrı'nın oğlu" diyor. Diğeri İsa. Öbürü de "Yaratmasaydım Muhammed'i yaratmazdım alemi" dediğini yazıyor. Bunların hangisi doğru?
Neden kimi peygamber dünya nimetlerinden uzak durmuş, hiç evlenmemiş de, kimisi ise harem kurmuş, saltanat oluşturmuş? Hem neden babadan oğula peygamberlik verdin? Kendisi peygamber oğlu, torunu, torununun torunu da peygamber. Yok muydu başka düzgün insan? Yoksa neden yaratmadın da kafamızı böyle karıştırdın?
Madem bunları gönderen sensin, bunlara ayrı dinler niye kurduttun? Neden hepsi birbirine düşman? Neden sonradan gelenler öncekileri kabul ediyor da, öncekiler sonradan gelenleri kabul etmiyor? Niçin yüzyıllardır aralarında savaşıyorlar? Hangisi kutsal toprak? Kudüs mü? Yoksa Mekke mi?
Madem hesap günü var, mizan var, hesap ortaya çıkmadan kabir azabı neden? Yoksa yalan mı?
Ya cennet cehennem? Huriler, gılmanlar doğru mu?
Peki ya ebedi cehennem? Doğru mu gözlerini, kulaklarını perdeleyip, kalplerini mühürlediğin ve isteselerde inanamıyacak durumda olan insanları sonsuza kadar ateşte yakacağın?
Kime inanalım, kime güvenelim ey Tanrım?
Eğer bu din ve mezheplerden herhangi biri doğruysa, bu doğru olan din veya mezhebi keşfedemiyenlerin hali ne olacak? Bunun günahı vebali o doğruyu keşfedemiyenler mi?
Bunca çelişki arasında, sen insan olsaydın doğruyu bulabilir miydin ey yüce Tanrım?
Sen kalbi mühürlü bir insan olsaydın ebedi cehennemi haklı bulabilir miydin?
Tanrım senden dileğimdir;
Bugüne kadar çelişkiler içinde bıraktığın gelmiş geçmiş tüm insanları yargılayacaksan eğer inançlarından dolayı değil, amellerinden dolayı yargıla. İnançlarından dolayı yargılamayı düşünüyorsan eğer, geçmişte yaşamış olanları değil, bundan sonra yaşayacak insanları mühürsüz, perdesiz yaratarak ve onlara kesin delillerle, çok dil bilen, birçok konuda ihtisas sahibi, insanları her konuda aydınlatacak ve gelecekteki insanlara da kalıcı kanıtlar bırakacak, inanılır, güvenilir, bilgeliğiyle, erdemiyle örnek bir elçi gönder. Dünyadaki adaletsizlik, zulüm, vahşet sona ersin. Sevgi , dostluk, barış, huzur ve mutluluk egemen olsun. Bu dilekçeme cevap gelmezse, ben yine bana verdiğin akıl doğrultusunda gideceğim. Senden başkasına eyvallah etmeyeceğim. Ne Yahudi-Arap kuzenlerinin, ne de insanı Tanrı ya da Tanrı'nın oğlu edinenlerin yolunda gitmeyeceğim. Dünyada sevgiyi, adaleti, barışı şiar edineceğim. Verdiğin bir ömürlük dünya ise kabullenmekten gayrı çaremiz yok. Varsa eğer ölüm sonrası ister dondur ister yak. Elimden, beynimden gelen bu. Tek yapabileceğim, seni reddetmeyeceğim. Reddedenleri ise asla kötü addetmeyeceğim. Kusurum varsa sen bağışla Tanrım!!
|

27-04-2006, 21:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
amin.
|

27-04-2006, 21:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
kızma sakın pante.. hani her ne kadar dilekçe yazsada tanrı'nın bürokrasi ile ilğileneceğini sanmadığım için ve dua olarak kabul gördüğümden amin. dedim ne olurdu yazdıkların kabul görseydi....
|

27-04-2006, 21:38
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Meas;
Amin kısmını zaten sizlere bıraktım. Aminle birlikte benim aklıma gelmeyipte sizce uygun olan duaları ya da merak ettiğiniz soruları ve yorumları da dilekçeye ilave edebiliriz. Çok imzalı bir başvuru olur. Yalnız ateist arkadaşlardan pozitif olanlar pek katılmaz zaten ya, negatif olanlar yazarlarsa da alaylı yazmasınlar lütfen.
|

27-04-2006, 22:20
|
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Pante, duan hiç de panteist bir yaklaşıma uygun görünmüyor bence yanılıyor muyum?
|

27-04-2006, 23:30
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Sevgili Cem;
Duanın genel içeriğinde, semavi dinlerde gördüğü, yaşadığı çelişkilerden bunalan bir kişi tasviri var.
Panteizmin, Panenteizmin, Deizmin Tanrısı peygamberler göndermediği, insanlarla yazılı-sözlü bir ilişki içinde olmadığı için dilekçe muhatabı da semavi dinlerin Tanrısı. Eğer Tanrının semavi dinlerle bir ilgisi yoksa sitemimiz haklı bulunacaktır. Semavi dinler doğruysa yandık o zaman.. 
Tabi bu dilekçeyi okuyacak olanların alacağı mesaj da önemli. O nedenle tasvirinde zorunlu olarak öyle olması gerekiyordu.
Ancak duanın sonundaki sözlere dikkat edilirse, semavi dinlerden bağımsız bir bakış açısı belirtmekteyim. Yani dilekçenin sonu Panenteist görüş doğrultusunda sayılır.
|

28-04-2006, 01:06
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
Yani panteidar ben sana ne diyeyim şimdi. Bu kadar okuma, öğrenme, bırak kitapları, kutsal kitapları dedim daha önce ama dinletemedim. Bildiğin herşeyi at bir kenara diyeceğim ama sen bilgiyi putlaştırdın be dostum. O kadar çok kitap karıştırdın, araştırdın, inceledin, yorum yaptın şu, bu ama sonunda bir KAFA ADAMI oluverdin. Ne yapacakdın ki bütün bunları ? Fakültede ders mi verecektin ? Doktora tezimi hazırlayacaktın ? Bak gördün mü şimdi kupkuru bir ruh hali içine girdin. AKIL ile FELSEFE ile haşır neşir olma, hep ayık kafa ile gezersen olmaz, serhoşluk lazım, ıslat biraz ruhunu demek istedim çok kere ama dinlemeyeceğini bildiğim için fazla üzerinde durmadım.
Neyse bu da iyiye işaret sayılır bir bakıma. Böyle bir çaresizlik hali seni fırlatır biraz daha ileriye.
Artık biliyorsun ki BİLGİ insanı MUTLU etmez.
|

28-04-2006, 01:24
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
ah sodomo-- bilge adam pantenin durumunu özetlemeye çalışıyorsunda, ya sen bunları analiz edebilmek için neler okudun, ne kitaplar karıştırdın, inceledin yorum yaptın, sen ne yaptın peki sen, fakültede ders vermedin, doktara tezide hazırlamadın lakin yazılanları anladın! bak açıklama yapıyorsun, bana kalırsa pante doğru olanı yapıyor dediğin bir eksikle onuda ömer hayyam yazmış...
DEDİM Kİ ARTIK BİLGİDEN YANA EKSİĞİM YOK
HER SIRRINA ŞU DÜNYANIN ERMİŞİM AZ ÇOK
DERKEN AKLIM GELDİ BAŞIMA BİRDE BAKTIM Kİ
ÖMRÜM GELİP GEÇMİŞ HİÇİRŞEY BİLDİĞİM YOK
ÖMER HAYYAM
|

28-04-2006, 01:37
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
panteye Hayyam dan şu beyitleri uygun buldum.
Meyhanede kendini bilenler bulunur; *
Bilmeyeni ayırmak da kolay olur. *
Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese: *
Ordan kendini bilip de çıkan hiç yoktur. *
Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü; *
Yükselmenin de alçalmanın da içyüzünü; *
Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin: *
Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü *
O kızıl yakutun madeni, başka maden; *
O eşsiz incinin sedefi, başka sedef; *
Aklın buldukları kuruntu, dedi kodu: *
Bizim aşk efsanemizin dili, başka dil. *
Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz; *
Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz; *
Yarın yel savuracak toprağımızı: *
İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz.
|

28-04-2006, 01:47
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
|
|
Re: Tanrıya Dilekçe
bende senin için şu dörtlüğü yazmak istedim sodomo-- izninle...
Gönül der: Bir damlayım; bilmem yol', izi
Acep görecek miyim bir gün denizi?
Denize ulaşınca, bağırdı gönül:
Geldik, gördük denizde hep kendimizi!
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:41 .
|