
05-10-2010, 23:08
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Hıristiyanlık Mı İslam Mı?
Bana sorarsanız ikisi de saçmalıktır ama müslümanlara hıristiyanlığın daha mantıklı olduğunu kavratabilir ve hristiyanlığın ''yanlışlığına'' dair bildiklerinin sakat olduğunu gösterebilirsek, belki onları bir inanç krizine sokup uyanmalarını sağlayabiliriz. Bunu yaparken hıristiyanlığı savunuyor gibi davranacağım mecburen, baştan uyarayım. Yani ''Freddie acaba beyninin üstüne mi düştü?'' diye meraklanmayınız. Hristiyanlık derken günümüzdeki katolik/ortodoks/protestan hristiyanlığı kastedeceğim. Günümüzdeki hristiyanlık bile islama göre daha mantıklı ve tutarlıdır. Bunu görebilmek için müslümanların yanlış kanılarını soru-cevap şeklinde açıklayalım;
Musa'nın kitabı bozulunca İsa, İsa'nınki bozulunca da Muhammed gönderilmedi mi?
Hayır. Hıristiyan inancında Musa'nın kitabının(Eski Ahid) bozulduğu iddiası yoktur. Zaten Tanrı'nın hükmünü değiştirici yoktur. Musa'dan İsa'ya dek pek çok peygamber gelmiştir. Bunların sözleri Eski Ahidde(Tevratta) bulunmaktadır. Hepsi Mesihi müjdelemişlerdir. Ve sonunda müjdelenen Mesih de gelmiştir. Tevrat'ın tahrif olması söz konusu değildir. Yeni Ahid, Tevratı tamamlar. Beklenen Mesih geldiğinde ahdi yenilemiştir. Eski Ahid(Tevrat) ile Yeni Ahid(dört Gospel ve Elçilerin İşleri bölümü) bir bütündür ve İncil olarak adlandırılır.
Dört tane mi İncil var?
Dört ''Gospel'' vardır; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Bu Gospeller ile Tevrat, Mezmurlar, Elçilerin İşleri ve Yuhanna'nın Vahyi bölümlerinin toplamına İncil denmektedir. İncil tekdir.
Peki neden dört Gospel var? Biz hangisine inanacağız?
Bu soru yanlıştır. İsa, yaşadığı sırada çevresine havariler toplamış ve kendisinin ölümünden sonra da onlara yol göstermiştir. Bu havarilere elçi de denir. Mesihe kadar olanlara peygamber, Mesihten sonraki havarilere ise elçi denir. Elçilerin işleri Mesihin öğretisini yaymaktır. Bu yüzden hepsi İsa'ye yönelik kendi tanıklıklarını anlatmışlar, bu uğurda canlarını vermişler, bazı havariler ve onların öğrencileri de -Kutsal Ruhun da esiniyle- Mesihin öğretisini kaleme almışlar ve dört gospel ortaya çıkmıştır. Farklı zaman ve yerlerde yazılan gospellerde aynı olayların anlatılıp aynı öğretinin vaaz ediliyor olması, söz konusu inancın doğruluğunun açık bir göstergesidir. Zaten asıl önemli olan öğretidir; sözler değil. Sözlere takılıp kalmak ruhu kör eder. Örneğin, Kuranın sözlerinin değişmediği iddia edilir ama bin türlü anlam çıkarılır; oysa incilin anlatımı dört türlüdür ama tek anlam çıkarılır. Dört Gospel de aynı hikayeyi anlatmaktadır. Böylece mesajının öneminin kelimelerle perdelenmemesi sağlanmıştır. Öte yandan, tüm havarilerin -ihanet eden Yahuda hariç- Mesih'in Tanrının Oğlu olduğu ve çarmıhta bizim günahlarımızın kefareti için öldüğü, üç gün sonra dirildiği, buna iman edenlerin kurtulacakları öğretisini benimsedikleri bilinmekte ve bunun aksini gösteren hiçbir kanıt bulunmamaktadır. İsa'nın özenle seçip havarisi yaptığı ve ona en yakın olan, onun sözünü duyurmak uğruna can veren(ki hiçbiri eceliyle ölmemiştir) bu insanların yanlış bir inancı yaymaları olanaklı olmasa gerek değil mi? İsa'nın özenle seçtiği havarileri, O'nun Tanrının Oğlu olduğunu belirtmişlerdir.
Kaldı ki, Kuranda Tevrat'ın değiştirildiği yazar ama İncilin değiştirildiğine yönelik herhangi bir ayet yoktur.
Hazreti İsa'nın sözlerini içeren Gospel nerede peki?
İslam öğretisi müslümanlara, Allah'tan gelen sözlerin bulunması gereken bir kitabın gerekliliği yönünde bir alışkanlık edindirdiği için ve müslümanlar İsa'yı bir peygamber olarak gördüğü için, O'nun Tanrıdan aldığı vahiyleri yazması gereken bir kitap olması gerektiği yönünde bir varsayımları var. Bu yüzden de havarilerin gospellerini fazla ciddiye almıyorlar. Oysa Hristiyan inancında İsa bir peygamber değil Tanrının Oğlu Mesihtir, Rabdir, Tanrının beden almış sözüdür. İsa'nın kendisi Tanrının Sözüdür zaten. Onun amacı çarmıhta can verip günahlarımızın kefaretini ödemekti. Bedensel anlamda öleceği için öğretisini/sözünü yaymak üzere havariler seçti. Onun sözünü yaymak havarilerin göreviydi. Havariler de bu görevlerini yaptı ve yazılı kaynak olarak bize elimizdeki dört Gospeli bıraktı. Muhammed'in Cebrail aracılığıyla Tanrıdan aldığı mesajları yazması inancı gibi, Hıristiyanlıkta da havarilerin İsa'nın sözlerini esinlenme yoluyla alarak yaymaları söz konusudur. Zaten gerek havariler gerekse de İsa, Kutsal Ruhun esiniyle konuşur. Yani Hıristiyanlıkta vahiy denen şey, islamdaki gibi kelime kelime 'indirilme' şeklinde değil, mesajın özünün Kutsal Ruh aracılığıyla ve esinlenme yoluyla kavranması ve bu esinle konuşmaktır. Kelime kelime inen birşey yoktur, sen Kutsal Ruhtan alır ve o aldığınla kendin konuşursun.
Kaldı ki, İsa'nın yazdığı Gospeli sormak, bu Gospelin değiştirildiğini değil kaybedildiğini iddia etmenizi gerektirirdi.
İsa nasıl oluyor da Tanrının Oğlu oluyor?
Bunu cevaplamak için biraz gnostisizmden de yararlanacağım. Zaten sıkıştırınca 'bildiğimiz' hıristiyan mezheplerinin de benzer cevaplar verdiklerini gözlemledim. Buna göre, Tanrının evreni yaratmadan önceki durumuna ''Baba'' denmiş, evreni yarattıktan sonraki durumuna ise ''Kutsal Ruh'' denmiştir. İsa ise bu Kutsal Ruhu aldığı için ''Tanrının Oğludur''. Tanrının ruhunu bir ateş olarak düşünürsek, İsa o ateşten insan bedenine düşen bir kıvılcımdır. Tanrıyla aynı özü paylaşmaktadır ve başlangıçta Tanrıyla birlikteydi, fakat Kutsal Sözü duyurmak için bedene girip aramızda yaşadı. Görevi sona erdiğinde ise çıktığı kaynağa geri döndü. Beden almışken, önceden bir halde olduğu Tanrıyla ayrı düşüp artık iki oldu. Bu yüzden Babasına hitap eden konuşmaları da vardır İncilde. Fakat direkt Tanrının ağzından konuştuğu da pek çok konuşması vardır çünkü onunla aynı özü paylaşmaktadıri O'ndan çıkmıştır ve O'na dönecektir.
Kaldı ki, islam da İsa'nın babasız/günahsız olarak doğduğunu ve hiç günah işlemeden yaşadığını kabul eder. Bu durum O'nun Tanrısallığının da kabul edilmesini mantıken gerektirir. ''Hatasız kul olmaz'' lafı Muhammede aittir, oysa İsa hatasızdır. Neden? Çünkü kendisi kul değil Rabdir. Zaten İsa'nın bakireden doğmasının arka planında Adem ve Havva'nın günahını silme amacı vardır. İnsan, günah işleyerek cennetten kovulmuş ve acı dolu bu dünyaya atılmıştır. Bunun cezası ölümdür, insan ölümden sonra yaşama sahip değildir. Bizlerde dünyada doğduğumuz için Adem ve Havva'nın günahlarını paylaşıyoruz; aksi halde cennette doğardık ama biz de günahlı doğuyoruz. İslamda günahlı doğum ve vaftizin gerekliliği de inkar ediliyor. Her neyse, Tanrı, kendinden bir parçayı aramıza gönderir ve Şeytan'a bir teklif sunar. Günahsız İsa'ya çarmıhta zulmedilmesi karşılığında Şeytan'ın insanlık üzerindeki hakkından vazgeçmesini sağlayacak ve insanlara ölüm sonrası yaşamı verecektir. Şeytan, insana günah işleterek ve insanı cennetten çıkararak onun üzerinde hak sahibi olmuştu. Tanrı iyi ve adaletli olduğu için, Şeytan'a bile haksızlık yapmaz. Bu yüzden, kendinden bir parçayı bedene düşürüp Mesih yaptı ve O'nun canını Şeytan'a sundu. Günahsız birinin zulme uğrayıp öldürülmesiyle, günahlılara kurtuluş kapısı açıldı. Böylece O'nun yaralarından biz şifa bulduk. İsa'nın günahsız doğumu ve hiç günah işlememesi işte bu yüzden önemlidir. Fakat siz çamıhı, İsa'nın tanrısallığını, günahlı doğumu v.s. kabul etmezseniz tüm kurgu çöker ve hiçbirşeyi açıklayamayazsınız. Ne Adem ve Havva'nın günahını bizim de çekip dünyada doğmamızı açıklayabilirsiniz, ne Şeytan'ın hakkının nasıl ödenerek insanlığa kurtuluş kapısının açıldığını açıklayabilirsiniz ne de bakireden doğuma bir anlam verebilirsiniz. Kaldı ki, ölümden sonra yaşama(yani cennete) kavuşabilmek için Tanrıya inanmak yetmez. Günahlı Adem de inanıyordu ama bu kendisini kurtarmaya yetmemişti. Tanrısal özün beden alıp aramızda yaşadığına, günahlarımızın kefareti olarak çarmıhta canını verdiğine, üç gün sonra ölümü(günahın cezasını) yenerek dirildiğine de iman etmek gerekir. Aksi halde yeriniz cehennemdir.
İznik Konseyinde tüm incillerin toplandığı ve bir masaya konduğu, sonranın masanın sallandığı, düşmeyen dört kitabın günümüzdeki inciller olduğu doğru mu?
Bu doğru değil. Bir kere İznik Konseyi, hıristiyanlık tarihi açısından geç bir dönemde toplanmıştır. Bu Konseyin tüm gospelleri toplamasına olanak yoktur. Çünkü o tarihte hıristiyanlık zaten Afrika'dan Asya'ya, Avrupa'dan Orta Doğua dek çok büyük bir alana yayılmış haldeydi. Tüm bu alandaki her gospeli toplamak ve imha etmek mümkün değildir. Zaten o Konseyde İsa'nın tanrısallığını reddeden Aryus da Kanonik denen eldeki dört gospel üzerinden fikirlerini savunmuştu.
İncilde Hz.İsa, Hz. Muhammed'in geleceğini müjdeliyor muydu?
Müslümanların sıklıkla inandığı bir diğer saçmalık da budur. Bir kere bir yandan İncilin değiştiğini söyleyip beri yandan da içinden işinize gelen kısımları almanız mantıklı ve ahlaklı bir tavır mıdır? Değiştirildiğini iddia ettiğiniz bir kitap sizin peygamberinizi müjdelese ne olur müjdelemese ne olur? Öte yandan, söz konusu edilen kısım Yuhanna Gospel'indeki bir bölümdür ve orada kastedilenin Kutsal Ruh olduğu çok açıktır. Gerek atfedilen özellikler gekekse de açıkça adının söylenmiş olması söz konusu edilenin Kutsal Ruh olduğunu göstermektedir. İsa ölmesi gerektiğini havarilerine anlatıyor ve havariler de İsa onları bıraktığında ne yapacakları konusunda kaygılanıyorlardı. İsa da endişelenmemelerini, Kutsal Ruhun gelip onlara yol göstereceğini söyledi. Olay bundan ibarettir.
Kaldı ki, İsa'nın Muhammedi haber vermesi diye saçma birşeye nasıl inanılabiliyor? Yani İsa şöyle mi dedi; ''Merhaba, ben de sıradan bir peygamberim. Bana saygı gösterip havarim olun diyeceğim ama söylediklerim bozulacak ve siz sevgili havarilerim bile ne dediğimi tam anlamayacaksınız. Ama üzülmeyin benden sonra Muhammed adında biri gelip benim beceriksizliğimi düzeltecek. Ben şu an sıramı savuruyorum zaten. Bir an evvel sıra ona gelsin diye...'' Böyle saçmalık olur mu? Bir peygamber kendi başarısızlığını açıklarsa ona artık kim inanır? İsa'nın kendinden sonra birinin geleceğini söylediği iddiası, İsa'nın önemini hiçleştiren bir iddiadır.
Son olarak da şunu belirteyim; Hıristiyanlıkta Tanrının kitaplarının değişmesi söz konusu değildir. Zaten aksi bir durum Tanrının ve peygamberlerin güvenilirliğine gölge dürür ve sanki Tanrı bizle oyun oynuyormuş gibi yanlış düşüncelere yol açar. İsa'nın sözlerini değiştirici yoktur, zaten kendisi Tanrının Sözüdür. İncil'de İsa şöyle denmektedir; ''Yer ve Gök ortadan kalkacak ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.'' Kutsal Ruhla ilgili bölümü Muhammede yontanlar bu sözü neden görmezler? İncilin başka bir yerinde de İsa şöyle der; ''İlk ve son Benim, başlangıç ve bitiş Benim, Benden önce olmadığı gibi Benden sonra da olmayacaktır.''
|

06-10-2010, 17:51
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Sep 2010
Mesajlar: 160
|
|
Bir faraziye ile yola çıkmışsınız; iyi de, Müslümanlara Hıristiyanlığı yanlış bildiklerini kavratınca – farz edelim ki kavrattık – ne olacak? İnanç krizi sonucu Hıristiyan mı olacaklar, ateist mi? Mantık imana etkili olmaz. Zaten benim bu sitedeki yazışmalarda gördüğüm, genellikle dindarların üzerine gittikçe onları inatlaştırırsınız. Ayrıca bu “Hıristiyanlık” başlığını pek okuduklarını da sanmam. Yani bu durum sizin ateistleri Hıristiyanlığın mantıklı olduğuna kavratmak istediğiniz gibi görünüyor. Fark etmez elbette.
Kitapların hepsi bozuktur. Oradan buradan alıntı yapılmış, değiştirilmiştir. Şeytan ayetlerine ne oldu? Ağaç kabukları, deri parçaları ne oldu? Kuranı ezberleyenler ölmedi mi, neresi doğru kaldı?
Tevrat’ın mesihi müjdelediği ve müjdelenen mesihin İsa olduğu son derece abartmalıdır. Tevrattaki müphem sözler büyük bir gayretkeşlikle ve tahrif edilerek İsa benzetmesi yapılmıştır. Yahudi kutsal kitapları (sadece Tevrat değil) o kadar çok değiştirilmiştir ki kimse ne kadar kitap olduğunu dahi bilemiyor. Yahudilerde eskiden çok tanrı vardı. İsa’dan önce ve Roma’nın da egemenliğinden önce Pers egemenliğindeyken bu tanrılar önce ikiye (bir dişi, bir erkek) sonra da bire (Yehova) indirildi.
Gospelleri (4) kimlerin yazdığı dahi bilinmemektedir. Gospellerdeki havari adları da çelişkilidir. Bazı adlar birbirini tutmaz. Bunların çoğunun yaşadığı dahi şüphelidir. Zaten gospeller birbirini tutmaz, hep çelişkilidir. İsa’nın ölümü (göğe çekilişi vs) bile hep farklıdır. Aslında çok daha fazla gospel vardı ve farklılık çok daha fazlaydı. Çok sonradan 4 gospel dışındakilerin İznik Konsili ile yasaklandığı kesindir (masanın sallanması elbette masal).
Gospellere Hıristiyanlar tanrının sözü olarak bakarlar. Kilise gospeller arasındaki çelişkileri örtmek için taklalar atar, atmaktadır. İsa’nın gerçekten yaşadığı zaten şüphelidir. O zamanın hiçbir tarihçisi İsa hakkında en ufak bilgi kırıntısı bile vermez. Gospelleri ciddiye alırsanız o zamanki dünyanın allak bullak olması gerekirdi. Bu durum Pavlus’un katkısı ve Roma’nın rezilliğinin sonucu olan durumdur.
Ben tanrı olsam neden bir insanı kendimle bir tutayım, kendime yükselteyim? Ne gerek var? Deli miyim, aptal mıyım ben? Her şeye kadir bir şeysem istediğimi istediğim gibi yaparım. Yardıma ihtiyacım mı olur?
Neyse anlaşılıyor herhalde daha fazla devam etmeyeceğim. Durumun abesliği ortada.
Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
|

06-10-2010, 18:10
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger burlap;
Ben tanrı olsam neden bir insanı kendimle bir tutayım, kendime yükselteyim? Ne gerek var? Deli miyim, aptal mıyım ben? Her şeye kadir bir şeysem istediğimi istediğim gibi yaparım. Yardıma ihtiyacım mı olur?-burlap-
Iste bu cumle, tam da emperyalist zihniyetin bireyci akilciligi ve insanoglu turu ve birinin tanrilasmasi/tanrilastirilmasi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

06-10-2010, 23:30
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Sep 2010
Mesajlar: 160
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Ben tanrı olsam neden bir insanı kendimle bir tutayım, kendime yükselteyim? Ne gerek var? Deli miyim, aptal mıyım ben? Her şeye kadir bir şeysem istediğimi istediğim gibi yaparım. Yardıma ihtiyacım mı olur?-burlap-
Iste bu cumle, tam da emperyalist zihniyetin bireyci akilciligi ve insanoglu turu ve birinin tanrilasmasi/tanrilastirilmasi.
|
Tamamen aksidir. İnsanın insan olma, kul olmama bilincinin ortaya konmasından başka bir şey değildir.
Sizin söyleminiz postmodern küresel bilinçsizlikten kurtulmanız ihtiyacınızı ortaya koyuyor.
Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
|

06-10-2010, 23:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger burlap;
İnsanın insan olma, kul olmama bilincinin ortaya konmasından başka bir şey değildir. -burlap-
Yukaridaki cumleni daha detayli aciklar misin?, Algilanmasi acisindan.
Ayrica;
Sizin söyleminiz postmodern küresel bilinçsizlikten kurtulmanız ihtiyacınızı ortaya koyuyor.-burlap
Koyulastirdigim yer de, algilanmasi acisindan izaha muhtac.
Cunku konu, insan geneli degil; insanoglu turunun, birinin; kisinin, ben, bireyci akilcilik, bencillik ve birey bilinci farki. Yani, tum yukumluluklerinden kurtulmus kisi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

07-10-2010, 11:37
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Sep 2010
Mesajlar: 160
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger burlap;
İnsanın insan olma, kul olmama bilincinin ortaya konmasından başka bir şey değildir. -burlap-
Yukaridaki cumleni daha detayli aciklar misin?, Algilanmasi acisindan.
Ayrica;
Sizin söyleminiz postmodern küresel bilinçsizlikten kurtulmanız ihtiyacınızı ortaya koyuyor.-burlap
Koyulastirdigim yer de, algilanmasi acisindan izaha muhtac.
Cunku konu, insan geneli degil; insanoglu turunun, birinin; kisinin, ben, bireyci akilcilik, bencillik ve birey bilinci farki. Yani, tum yukumluluklerinden kurtulmus kisi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Yazılanlar bellidir. Sadece kendinizi kendi ürettiğiniz kavram kargaşasından kurtarmalısınız. O da biraz zor görünüyor.
Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
|

07-10-2010, 16:56
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger burlap;
Yazılanlar bellidir. Sadece kendinizi kendi ürettiğiniz kavram kargaşasından kurtarmalısınız. O da biraz zor görünüyor.-burlap-
Benim de yazdiklarim bellidir. Yalniz lutfen bir daha aciklayamayacaginiz kelimeler kullanmayin. Onemli olan kulak dolgunlugunun dile gelmesi degil; bilginin, birikimin, bilincin, farkindaligin ve gozlemin dile gelmesidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:42 .
|