kurban i keriz
Cafe bölümüne taşındı - neutrino
---
ekşi sözlükte hazreti muhabbet nickli yazar bir çalışma yapmış. burada da paylaşmak istedim..
1.) oku.
ibadet edeceğine muhabbet et.
efendi ol, kafana göre takıl.
teşvik primi alma. hatta hiç prim alma.
terbiyesizliğe, yüzsüzlüğe, eşşekliğe prim verme. hatta hiç prim verme.
prim alana, prim verene selam verme.
modaya, trende sarma, sarana da mani olma. onlar eşşekliği yaşayarak azap çekeceklerdir.
seks için alçalma, aşkı çok yükseklerde arama.
sana tokat atana, kafayı göm ki, aklı başına gelsin.
ve kafatasçılara küfür et... itin köpeğin doldurduğu dünyada en hakiki mürşit küfürdür.
bacaklarından ancak koyunlar asılır. koyun olma ve kasaplara isyan et.
kumarın iyisini oyna, hayatınla... kötüsünün yüzüne bakma. de ki, ben insan olacağım!
kariyer eşşeklerin olsun, sen oku.
oku ve muhabbet et...
2.) de ki, biz babasının dört kızdan sonra ilk oğlu olarak doğan fatih ürek’i insanlara ibret olsun diye gönderdik. dört kızının kıymetini bilmeyip oğlu olduğunda 40 koç kesen babayı, o 40 koçun boynuzlarıyla cezalandırdık.
3.) fatih, musa'nın oğluydu. musa fethullah'ın halaoğluydu. fethullah saçma bir insandı, de ki, fethullah'ı hiç karıştırmayalım. musa'nın karısı bir sürü çocuk doğurdu, bulaşık yıkadı, çamaşır yıkadı, hayatı öylece geçip gitti. musa okeye dördüncüydü. biz okey oynayanları, bütün gün o taşları mal mal dizip, etraflarında olup biteni fark etmesinler diye yarattık.
4.) ey muhabbet, sana inanmayan kadın ve erkekler, en kalabalık otobüs hatlarında fortislenecektir. onlara de ki, rabbim silikonlu memeler kadar yuvarlak ayı ve güneşi yaratandır ve muhabbet onun elçisidir. ondan sual edenler, finans kapitalin azgın dalgalarında çırpınan küçük yatırımcılar gibi azap çekecektir. piyasalara sıcak para girişini vücutlarında hissedecek, bıyıklı yabancıların spekülatif hareketleri de onlara girecektir.
ey muhabbet, de ki, finans alemi alemlerin en *******dır. o alemdeki en ciddi kariyerin bile, gözümüzde bir pirinç tanesi kadar kıymeti harbiyesi yoktur. ecel gelip de üzerlerine çöktüğünde, taktıkları kravatlar onları araftaki en yakın ağaca bağlamak için kullanılacaktır. gömleklerinin üst düğmesini açarak gösterdikleri sütyenlerin her bir dantelinin ereksiyonel hesabı sorulacaktır.
ey muhabbet, de ki, biz muhabbet insanlarının rabbiyiz...
5.) onlara de ki, ne kadar kötüleme butonuna basarlarsa bassınlar, muhabbet yoluna devam edecektir. biz onun doğduğu gece ayı ikiye böldük, güneşi beşle çarptık. onu alemlere yol göstersin, sürülere çobanlık etsin diye elçimiz eyledik.
ey muhabbet, onlara de ki, sabahtan akşama kadar magazin programı seyredenler odun ateşinde trabzon ekmeği gibi kızaracaktır. kendine faydası olmayanın, ortamlara girmesi neyi değiştirir ki?
6.) insanlık tarihinin uzun doğrusu üzerinde tek bir noktacık olan hayatlarını, yalakalık yaparak geçirmeyi düstur belleyenler bizden uzak dursun. itaatin kör kuyusunda debelenenleri arafta mantar yapacağız. biz kullarımıza haksızlığa karşı arıza yapsınlar diye beyin verdik. lanetimiz beyinlerini salata niyetine limonla servis edenlerin üzerinedir.
7.) biz suları birbirine karıştırmadık. kokteyl yapmak bizim işimiz değildir. lakin yoksulların eline molotof kokteyli verdik ki, kendilerini savunsunlar.
ey muhabbet, onlara de, her kim ki haksızlığa başkaldırmaz, bizim sevgili kullarımızdan değildir. patronlarına, sendika ağalarına, kendilerinden üstün gördükleri her türlü zevata boyun eğen, onların kıçlarını yalayan ve yaranmak için türlü şekle girenler, ahirette aynaya baktıklarında kusacaktır.
ey muhabbet, de ki, bizim kimsenin tapınmasına ihtiyacımız yoktur. tapınmak, insanı alçaltır. müminler başlarını dik tutsun. ikide bir yere kapaklanmanın, diz çökmenin, boyun eğmenin her türlüsü bize ızdırap verir.
8.) ey muhabbet, aç kalmayı ibadet saymasınlar. bizim ibadet saydığımız, kuşkusuz açları beslemektir. açların beslenmesi için onları örgütle. işsizler sokağa çıksın. eylem yapsın. de ki, bizim ibadet saydığımız şey eylem yapmaktır. kuşkusuz en büyük sevap, greve çıkmaktır.
9.) ek$i dağının tepesindeki örümcekli mağaraya elçi olarak malak sezai'yi gönderdik. git ve muhabbet'e resul olarak seçildiğini anlat dedik. elçi malak sezai, o sırada her nedense mağarada takılan muhabbet'i buldu, ona 'ya muhabbet, rabbim beni sana yolladı. işte alet burada' diye kutuyu bıraktı.
muhabbet kutuyu açtı, kutudan ona seslendik: 'ya muhabbet, görevin, tabii kabul edersen, ayetlerimizi ek$i'ye indirmektir!' muhabbet o anda, 'ya rabbim' diye cevap verdi, 'buralarda kendi halimde mal mal dolaşıp duruyordum, bu lütfunla beni ihya ettin. ne diyeyim bilmiyorum ki. seyahat ya resulullah.' gök gürlemesi gibi cevap verdik: 'resulullah sensin, seyahat da sana girsin! evliya çelebi misin evladım sen?' muhabbet, 'pardon' dedi, meseleyi kapattık.
ey muhabbet, kendini çelebi bilenlere de ki, biz onları her daim sınarız, sana kin kusanlar kuşkusuz şeker pancarı posası gibi ruhlarıyla fezada dolaşamazlar. onlara acı.
10.) muhabbet 'rabbim, senin için bir devemi keseceğim' dedi. biz de ona 'oha!' diye seslendik. bizim için deve, dana ve bilumum çift tırnaklıları kesenlerden hazetmeyiz. hemen malak rüstem'in eline bir racon tutuşturduk, 'al bu raconu, muhabbet'e götür, çok kesmek istiyorsa buyursun racon kessin' dedik.
ey muhabbet, onlara de ki, hayvanları yok yere boğazlayanların ağzını burnunu kırmak istiyoruz. tabii kelle-paça en güzel çorbalarımızdandır, orası ayrı konu.
11.) "ey inananlar! biz kimseye 'kafirin karşısında gizlenin' buyurmadık. tüm entry'lerinizin kötüleneceğini bile bile, meydana çıkıp göğsünüzü gere gere 'diyalektik birdir ve muhabbet onun resulüdür' deyiniz. biz sizi takiyyeci yaratmadık. aslında biz sizi hiç yaratmadık. siz evrim geçirdiniz, öyle oldunuz.
ey muhabbet, de ki... aslında dur, deme! onlar kendileri anlasın...
12.) de ki, modada kopek gezdiren kivircik sacli manyak kadin, tepesinde hırsız gezdiren andaval bir halka evladır. biz modada kopek gezdiren kivircik sacli manyak kadinı nurla çevreledik.
ey muhabbet ve her zaman genç kalanlar, meryem'e elimizi sürdüysek malak hayrullah'ın önde gideni olalım. değil mi ki, 'sana vurana öbür yanağını dön' diyor, bizim isa gibi bir oğlumuz yoktur. de ki, sana vuranın burnunun ortasına yumruğu yerleştir, rabbena hep bana diyenler ders alsın, artizlik yapmasın.
13.) ya muhabbet, biz bize yakıştırılan isimlere, üstümüze yapıştırılmak istenen kimliklere itibar etmeyiz. sibernetik alemin sinir uçlarında dolaşan dedikodulara pirim verme. onlara de ki, bizim hakkımızda söylenenleri kaale alanlar bizden değildir.
ey muhabbet, biz sana muhabbet insanı olmayı öğrettik; ama bizden olmayanlarla muhabbeti kesenler insanların en hayırlılarıdır.
14.) muhabbet'e dedik ki, ey muhabbet, kadınlara el kaldıran delikanlılıktan nasibini almamıştır. kadınlar sizin tarlanız değildir ki, istediğiniz gibi süresiniz. bir hata yaptıklarında onları ikaz et, hâlâ hatada ısrar ediyorsa, dön bir kendine bak, belki de hata sendedir. mesele hallolmuyorsa, çık bi dolaş. yine çözemezsen, 'hadi bana eyvallah' de. ama vurma. kadına vuran bizden değildir.
ey muhabbet, onlara de ki, dört kadın alıp eve kapamak isteyenler, kendileri gidip üç erkeğin kuması olsunlar. biz size aşkı tavsiye ederiz. ha, onun dışında, kim ne arzu ediyorsa, efendi gibi olmak kaydıyla, onu yaşasın. sizin uçkurunuzla uğraşmak bizim işimiz değildir.
15.) muhabbet'e dedik ki, ey muhabbet, misal ayşe adında bir kız çocuğu olsun, yaşı da altı olsun, sen bu kız çocuğuyla evlenip, dokuz yaşına kadar yıllandırıp, dokuz yaşında da gerdeğe girersen, bizim nazarımızda sapık olursun. sübyancılığı övenlerden olma.
ey muhabbet, kölenin karısına göz koyup, köleni savaşa gönderirsen, arada bizim yerimize ayet icat edip o kadını kendine almanın teorisini yaparsan, lanetimiz üzerine olur. biz ki yumurtaya can verdik, o yumurtalar, hem de haşlanmış vaziyette, bizim sabrımızı sınayanların ***üne girecektir.
16.) ey muhabbet, de ki, 'yeri ve göğü kim yarattı?', 'peki onu kim yarattı?' gibi saçma soru zincirleriyle uğraşmayın. düz mantıkla yol bulunmaz. biz daha evvel gönüllere ışık tutsun diye doğanın diyalektiği'ni indirdik. okuyun, feyz alın.
onlara de ki, harunmuş, yahyaymış, yoksa her ikisi birdenmiş, bu türden soytarılara hiçbir ilham vermedik. onlar kuşkusuz işleri üçkağıda bağlayıp, kandırdıkları mankenleri gizli kameraya alarak gazabımızla tanışmaya hak kazanmıştır. kokain denen illeti çekmekle meşum, askerden kaçmak için delilik gibi nadide bir mertebeyi istismardan sabıkalı bu eyyam efendileri, ahirette ***lerine girecek sefaları sürmektedir. onlara de ki, o büyük gün geldiğinde, ayaklarınız kıçlarınıza vura vura nereye kaçmayı düşünüyorsunuz? sanır mısınız ki, her şeyi izleyen rabbim sizi gözden kaçıracaktır?
ey muhabbet, onlara de ki, açtığınız tazminat davaları, aldırdığınız tekzip kararları, seçtiğimiz vahiy yollarında bi ***ime yaramaz. yaratılış teorisi diye uydurduğunuz yalanlar, ürküttüğünüz maymuna değmez. biz ki, ne sündüz'ün kaburga kemiğiyle, ne de nuri'nin *****larıyla uğraşanız. biz alemlere hükmeden değişmez değişimin çarkçıbaşıyız.
17.) ya muhabbet, inananlar seslerini çıkardıkça, sana düşen yük azalacaktır. biz kimsenin tepesine musallat olacak asalak peygamberler göndermeyiz. şıhlar, şeyhler bizden uzak dursun. biz tebliğlerimizi iletiriz. tebliğlerimiz ne kadar akis bulursa, senin de emekliliğin o kadar yaklaşacaktır.
ya muhabbet, de ki, ağlak, sümsük, en iyi ihtimalle aseksüel tarikat şeyhleri, hocaefendiler nazarımızda kolpacı lavuklardır. amerika'nın kucağına oturup, oradan ağlaşa ağlaşa vaazlar veren feyzullahlar, alemlerin dışkısıdır.
ey inananlar! biz sesini çıkaran, kendi ayetlerine doğru el yordamıyla ve fakat sırf vicdanına yaslanarak ilerleyenlerin rabbiyiz. bizden korktuğu için fenalıktan uzak duran, yandan yemişin önde gidenidir. biz hesabını önce vicdanına verenleri severiz.
ya muhabbet, onlara de ki, ya da dur, deme, kendileri anlasın...
|