Her Yer Çete,
Sanki kurtuluş savaşı sürüyor, bir yandan kolluk kuvvetler var güçleriyle ülkenin her yerinde *canları pahasına suç örgütlerine karşı savaşıyor. Şehit oluyorlar, gazi oluyorlar anaları babaları ağlıyor. Ama diğer oğullarına kına yakarak oğlum vatani hizmet deyip askere gönderiyorlar.
Polisimiz ise aldığı üç kuruş maaşla vatanın kan damarlarını sömüren şer güçlerine karşı amansız savaşıyor. Halbuki ne aldıkları maaş ne de emekli olunca alacakları ikramiye onların çalışmasının karşılığı olmadığını bildikleri halde var güçleriyle çalışıyorlar.
Adlilerde savcı ve hakimlerimizin önüne gelen davalarda geçen rakamlar ürkütücü. Şu an düşünelim Ankara’da TBMM Hükümeti yokluklar içinde ve işgal altındaki ülkemizde hatta *gaflet ve de ihanet içindeki İstanbul Hükümetine rağmen ne fedakarlıklarla Kurtuluş Savaşımızı vererek Cumhuriyeti kurdular. Ellerinde ne vardı?
O tarihlerde çeteler köyleri kasabaları hükümet konaklarını basıyor elde avuçta ne varsa talan ediyorlar, Ermeniler ki binlerce beraber yaşadı isyan halindeler, Kürtler ki yine beraber yaşadık iç içe girdik isyan halindeler, her yer yabancı ordularca işgal ahalinde, Adana, İzmir, İstanbul ve daha bir çok yer.
Ordumuz yok, atımız yok, otumuz yok, nalımız yok, silahımız yok, mermimiz yok .
Zaten bir çivi bile yapacak sanayimiz yok.
Neyimiz vardı o günlerde ki bu savaşı kazandık?
İnancımız vardı. Özgürlük sevdamız vardı. Ahlakımız vardı. Törelerimiz vardı. Atatürk’ün dediği gibi DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET vardı.
Ya şimdi yok mu bu kudret damarlarımızdaki asil kanda?
Dostlarım, arkadaşlarım, gençler, beni duyan herkese sesleniyorum EVET VAR.
Bakın her yer çete olmuş. Dini istismar ederek çete kurduk diyor Nurettin Bilen, itiraf ediyorum ben de suçluyum diyor, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzdan metropollerimize inen bölücü PKK var, Mafyamız var ki artık kendilerini ihbar ediyorlar İçişleri bakanı falan etnik kökenli ve kendi hemşeri mafyaya yer açmaya çalışıyor diye hak aramaya çalışıyor. Taksi durak çetemiz var ki artık adliyelerin önünde Danıştay’ın silahlı çatışmaya giriyor. Kimse nedir bu duraklarda taksicilerden para toplamanın manası demeye kalmıyor bir avukat hakimlerimizi kurşunluyor.
Sonra bakıyoruz asker, polis ve bilmem ne bela adamlar çıkıyor içinden. Çete deniyor.
Saunada özel kayıtlar çekiliyor ve bir çete çıkıyor.
Bir araba Susurluk’ta kaza yapıyor yine bir çete çıkıyor. Milletvekili, emniyet müdürü ve herkesin defalarca okuduğu bildiği isimler. Yargıtay’da davalar görülürken bir avukat ve yargı mensupları çete olduğu öğreniliyor.
Minibüsçüler kavga ediyor altından yine çete.
İhale yapılıyor ve tabi ki çete.
Bakın dünyanın herhangi bir yerinden bakıldığında manzara nedir biliyor musunuz?
Manzara aynen şöyle;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Sanık başbakan, sanık bakan, sanık generaller, sanık bürokratlar, sanık kolluk kuvvetleri, sanık bankacılar, sanık sanayiciler, sanık … diye devam eden koca bir liste.
Bir de bir ekmek için çöp toplayanların gözü önünde, vergi kaçıran holdingler, *hak aramaya çalışan garibanların karşısında, halkı istedikleri gibi yönlendiren medya patronları...
Bir gecede fakirliğe fakirlik, zenginliğe zenginlik katılan hukuksuzluğun hüküm sürdüğü bir ülke.
Kendi ülkesiniz denizine girmek için cebinde parası olmayan bir millet. Talan edilen bir ülke.
Soruyorum İstiklal Gazilerimiz, Kore Gazilerimiz ne kadar maaş alıyor? Biliyor musunuz?
Soruyorum batıyı örnek verenlere Fransa parlamenterleri ne kadar maaş alıyor? Bizim parlamenterlerimiz ne kadar maaş alıyor? Fransa’da maaş almıyorlar. Bizdekiler ise malum.
Devlet ciddiyet ister; bir başbakanı düşünün Boğaz Köprüsü’nün parasını çıkaralım halk bedava geçecek diyor ama yalancı çıkıyor. Başka bir başbakan bir defaya mahsus deprem vergisi alalım deniyor ve yalancı çıkıyor.
Son sorum ise; bu ülkenin Kurtuluş Savaşını kazandık mı?
Yoksa bu savaş halen devam mı ediyor?
Bence çete değil halen işgal altındayız ve bu savaş devam da edecek. Çünkü büyük önder Atatürk bu günleri görerek Cumhuriyeti gençlere emanet etti. Nedeni ise basit. Zaten en büyük tehlike de ihanettir.
Diyor ki; Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Saygılar sunarım.
http://zekibingol1965.sitemynet.com/YOLSUZLUK/