Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-03-2011, 21:39
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart Kemalizm Çöktü (Ağlayacak Değiliz!)

Kemalizm, AKP'nin uzun iktidarı ve emperyalizmin TC'ye biçtiği yeni rol sonucunda hepten tasfiye oldu. Oldu mu? Ana akım medya incelendiğinde, AKP'de temsil edilen yeni Osmanlıcı muhafazakar-liberal kanat ile ulusalcı/kemalist kesim arasında bir zıtlık ve savaş olduğu, kemalistlerin kaybeden taraf olduğu belirtiliyor. Peki ortada hakikaten bir zıtlık ve savaş var mıydı? Bunu anlayabilmek için kemalizmin ne olduğunu bilmek gerekiyor.

Biraz geriden almak gerekiyor. Osmanlı İmparatorluğu Batı karşısında git gide acizleşmiş, pek çok toprak kaybetmiş ve bağımlı duruma gelmişti. Sultan ve tüm devlet erkanı bu kötü gidişi durdurmak için neler yapılabileceğini düşünüyorlardı. İlk ortaya konan seçenek Osmanlıcılık oldu. Buna göre din ya da millet ayrımı yapmaksızın her topluluk Osmanlılık temelinde görülecek ve birlik böylece sağlanacaktı. Yıllar yılı süren ümmetçi mezalim yüzünden, başta gayrı müslim halklar olmak üzere kimse bunu yemedi. Osmanlıcılık tutmayınca islamcılık ortaya çıktı. Abdulhamid'in de gönlü islamcılıktan yanaydı. Bu perpsektif, birliği sağlamak için islam dinini öne çıkarıyor, gayri müslim halklar ise adı konmamış iç düşmanlar statüsünde görülüyordu. Fakat aynı dönemde, sonradan İttihat ve Terakki(İT)'ye dönüşecek olan, jön-Türk hareketi de doğdu. İT, Türküçülük akımını savunuyordu. Buna göre birlik ve ilerleme Batıdaki gibi bir uluslaşma süreci sonunda sağlanacaktı. Bir Türk ulusu yaratılması gerekiyordu. Ama bunun uygulaması zordu çünkü hem sultan başta olmak üzere hakim bürokrasi islamcı çizgideydi hem de Türklük vurgusu yaparak imparatorluk içindeki sadece gayri müslim unsurları değil müslim olan gayri Türk unsurları da karşılarına alacaklardı. Güçleri buna yetmiyordu. Abdülhamid kendi islamcı siyasetinin gereği olarak Hamidiye Alaylarını kurdu ve Doğu Anadolu başta olmak üzere hıristiyan Ermenilere katliam yapmaya başladı. Devlet içinde git gide etkin konuma gelen İT, Türkçü görüşlerini muhafaza etmekle birlikte bunu ilk elden belli etmeme ve islamcı politikalardan kendi uluslaşma emelleri için yararlanma derdine düştü. Önce müslümanlık vurgusu ile gayri müslim unsurların 'temizlenmesi' sağlanacak, ancak bundan sonra müslim unsurların içindeki gayri Türk kesimlerin asimilasyonuyla uluslaşma yoluna gidilecekti.

İT, bu planını Ermeni soykırımıyla tarih sahnesine koydu. Balkanlardaki müslümanlar katliamlara ve tehcire tabi tutulmuştu. İT'in, bu gelişmeler üzerine gözü iyice döndü. Osmanlı'daki gerileyişin onları yok oluşa götüreceklerinden ürküldü. Bu yüzden son kale olarak görülen Anadolu'nun kesinlikle kendi ellerinde kalmasını sağlamak üzere, 'yabancı' olarak görülen unsurlardan temizlenmesi gerekiyordu. Bağımsızlığını isteyen her ulus gibi Ermeni halkının da bağımsızlığını istemesi olasılık dahilindeydi ve İT, böyle bir durumda Doğu Anadolu'yu kaybedeceğini biliyordu. Bunu önlemek için bölgeyi Ermenisizleştirmek gerekiyordu.

Önce dünya savaşını bahane ederek Ermeni gençlerini silah altına alıp Ermeni yerleşim yerlerini genç nüfustan arındırdılar. Sonra yine savaş için cephane gerekliliğini bahane edip Ermenilerin yoğun yaşadığı yerlerden silah toplayıp Ermeni halkını silahsızlandırdılar. Bu süreç içerisinde önde gelen İT temsilcileri Ermenilere güven veren açıklamalar yapıyorlardı. Dünya savaşının çıkmasıyla oluşan ortam, İT'in soykırım planını uygulaması için uygun koşulları doğurdu. Savunmasızlaştırılmış Ermeni toplumu, önce -Sarıkamış faciasının toplumdaki psikolojik etkisine de dayanarak- ''Rus ordusunda yer alan Ermeni hainler'' propogandasıyla hain ilan edildi, sonra İT'ci çeteler ve gerilla birliklerinin saldırıları bahane edilerek güvenlik gerekçesiyle tehcir edilmelerine karar verildi. Silahsız Ermeni halkı, tehcir görüntüsü altında yok edilecekti. Çünkü ne Osmanlı'da ne de komşularında o büyüklükteki bir nüfusun göçünü hazmedebilecek bir ekonomik kapasite yoktu. Öte yandan, tehcir edilenler eski topraklarını geri isteyebilirdi. Bu yüzden İT Ermeni halkını bütün halinde yok etme kararı aldı. Tehcir, soykırımın metodu olarak kullanılacaktı. Sadece çatışma olan yerlerdeki değil tüm ülkedeki Ermenilerin tehcir edilmesi kararlaştırıldı. Ermeniler önce ıssız mekanlara götürülecek, sonra oralarda katledilip yapılan kırımların bilinmemesi sağlanacaktı. Bu korkunç plan uygulandı ve 800.000 Ermeni kadın-çocuk denmeden yok edildi.

İT'in mezalimi Ermenilerle sınırlı kalmadı. Osmanlı İmparatorluğunun savaştan yenik ayrılması sonucu kalan topraklarını da kaybedip Anadolu'ya sıkışmasıyla birlikte, M.Kemal önderliğinde, İT'in uluslaşma fikrini misyon edinmiş bir hareket, soykırıma bulaşmış İT'cilerin de desteğiyle kadrolaştı ve kurtuluş savaşını başlattı. Kurtuluş savaşında bir darbe de komünistlere vuruldu ve Anadolu'ya yurtseverlik duygularıyla gelen, kemalistlere güvenip silahsız olarak Karadeniz'e açılan dönemin TKP'sinin lider kadrosu alçakça katledildi. Bu katliam sırasında M.Suphi'nin karısı Topal Osman tarafından alıkonulup günlerce tecavüze uğradıktan sonra bir seks alemi sırasında öldürüldü. Benzer biçimde, kemalist önderliğe direnen kim varsa -daha kurtuluş savaşı sürerken- tasfiye edildi. Çerkes Ethem ve Meclisteki halkçılar tasifyeye uğradı. Kemalist kadrolar, kurtuluş savaşı henüz sonuçlanmamışken, herşeyi riske atıp, savaşa destek veren ama onların önderliğine muhalefet eden herkesi bir şekilde hain ilan edip yok etme yoluna gitti. Bolşeviklerin para ve cephane desteği için uydurulan anti-emperyalist söylemin sahteliği, Batum'un işgaliyle bir ara kesintiye uğradı. Kemalistler Sovyet toprağı olan Batum'u işgal ederek, İngilizlere kendilerini destekleyip ulus devlet kurmalarına göz yummalarını, eğer buna izin verirlerse yeni TC'nin Sovyetlere karşı ''çağdaş dünyanın'' Kafkas sınırının güvencesi olacağını vaadetmişlerdi. İngilizler'den yüz bulunamayınca Batum'dan çekildiler ve ''anti-emperyalizm'' söylemine geri döndüler.

Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra, ki İngiliz kamuoyu İngiltere'nin fiziken savaşa girmesine izin vermese nah kazanılırdı!, İT zihniyetinin yeni temsilcisi kemalizm uluslaşma emellerini hayata geçirmeye başladı. Uğruna nice dalavereler çevrilen, yalanlar söylenen, soykırım bile yapılan uluslaşma ideali şimdi nihayet gerçekleşebilirdi. Kemalizm bunun için İT geleneğini sürdürdü ve önce Dersim soykırımını tertipledi. Daha sonra ise M.Kemal'in ölümünden sonraki kadrolar önce varlık vergisiyle Rumları tasfiye etti, sonra 1960-80 arası yükselen sol devrimci hareket ezildi, sonra da Kürtlerin imha ve inkarına hız verildi.

İşte kemalizm budur. Osmanlı bürokrasisi içinde türeyen İT geleneğinin bir kanadının adıdır. Aynı idealleri paylaşmaktadır. Çağdaşlığı, sadece görüntüyü kurtarmak ve Batı karşısındaki aşağılık kompleksini gidermekten ibarettir. Sınıf ayrımlarını reddeder. Bu açıdan tipik bir Bonapartizm örneğidir. Bonapartizm ile faşizm arasında Çin Seddi yoktur. ''Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitleyiz'' edebiyatı tutmayıp, kendisini sınıflar üstü ve tarafsız konumda sunma çabası alıcı bulmadığında bu kez emekçi sınıflara karşı faşizme dönüşür.

Kemalizmin ve İT geleneğinin, onların hastalıklı ulusçuluk zihniyetinin güçten düşmesi gerçekten ilerici ve devrimci olan kimseyi üzmeyecektir. Fakat ne gericilik kemalizmden ibarettir ne de İttihatçı çizgi ile İtilafçı çizgi arasında geniş bir açı vardır.

Kemalizm, kendi uluslaşma projesini ve katliamlarını, Sovyetlerin varlığının Batıya verdiği korku ve Sovyetlere karşı kemalist TC'nin bir ileri karakol olarak kollanması gerekliliğinden fırsat bularak yapabilmiştir. SSCB tarih sahnesinden çekildiğinde kemalizmin de kalemi kırılmıştır. Emperyalistler TC'yi fazlalık olarak görmektedirler. Nispeten seküler bir ulusçuluk yerine ılımlı islamı dayatmaktadırlar. AKP bunun öznesidir. Bu süreç içerisinde kemalizm, emperyalist kocası tarafından üzerine türbanlı kuma getirilen çığırtkan ve gözden düşmüş bir eş durumundadır. Yıllarca -bilhassa Sovyetlere karşı- hizmet ettiği emperyalizmin bugün dincileri tercih etmesiyle şaşkın ördeğe dönmüştür. Eskiden komünistlere karşı NATO bünyesinde onlara eğitim veren emperyalistler, şimdi onları gözaltına alıp içeri tıkması için cemaate istihbarat servis etmektedir. Eski dostu ve biricik hamisinin bugün kendisini yüzüstü bırakmasıyla acizleşmiş İT zihniyeti, kendini anti-emperyalist olarak yutturma gayretlerine girişmiştir. Yersek tabi!

Uzun lafın kısası diyeceğim şudur: Değişen dünyada kemalizm bizzat emperyalist ortağı tarafından bir kenara atılmıştır. Bu duruma üzülecek değiliz. Düşenin ardından ağlayacak hiç değiliz. İT zihniyetinin, soykırım başta olmak üzere tüm tarih suçlarının hesabı emekçi halk tarafından sorulmalıdır. Ama kemalizmin yerine geçip emperyalizmin yeni gözdesi olan islamcı faşizme de ''demokratikleşme'' atfetmek büyük hatadır. Bu hataya sol liberaller çok düşüyor. Ne biri ne diğeri! İslamcılara karşı mücadele edilmesi yaşamsal önemdedir. Ama bu mücadelede kemalist/ulusalcı cenahın kendini bağımsızlıkçı gibi sunup yeniden dirilmeye çalışmasına da asla fırsat verilmemelidir. Liberal sol ve ulusalcı sol özünde aynı tarafa hizmet eden burjuva fraksiyonlardır. Devrimci solun ise yolu bellidir.

Konu Jolly Jocker tarafından (27-03-2011 Saat 21:53 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27-03-2011, 22:07
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

freddie sen ki akıllı birisin, kendini bize okullarda anlatışan yalanlardan kurtarmış birisin

ama sende mi??

Nispeten seküler bir ulusçuluk yerine ılımlı islamı dayatmaktadırlar.
senin tezinin özü de sanırım bu.. ama bu zırvalığı sen de mi tekrarlamak zorundaydın?

bu zaten ulusalcıların tekerlemesi

dayandığı temel de ingilizce bilmemelerinden doğan bir yanlış anlama

ingilizce bilmemekten ve amerikan kültürünü takip etmemekten doğan bir yanlış anlama, ve kasten çarpıtılıyor

amerika'nın bakış açısından türkiye zaten ılımlı islamdır ve uzun zamandır da böyledir, uzun zaman derken ta atatürk zamanından beri

zaten amerikan bakış açısından laik demokrasi peşinde koşan bir müslüman ülke zaten ılımlıdır.. ılımlı olmayanlar şeriat isteyenlerdir.. taliban, iran, el kaide radikaldir, ılımlı değildir

türkiye'de ise amerika'nın akp yi desteklediğine dair komplo teorileri wikileaks ifşalarıyla birlikte çöktü

zaten temelsizdi

ingilizce eksikliğinden ve bazı şeyleri kasten yanlış çevirerek BOP'u sanki sınırları değiştirmek (yani kürdistan kurmak) vetürkiye'de "ılımlı islam" devleti yaratmak projesi olarak lanse ettiler

bu da yıllarca böyle devam etti

öyle ki işçi partisi yayın organı ve yeniçağ gazetesi hale bunlara devam ediyor..

ben bikaç ay önce bunlara bir email yazdım burdan göstereyim:

*************

Arslan Bulut'un bugünkü köşe yazısına denk gelip ordan da hala BOP hakkında atıp tuttuğunu görünce "BOP'un amacı ne" diye Google'da arama yaparken bugün tarihli Ulusal Kanal haber sayfasına geldim.

"BOP'UN AMACI ORTADOĞU'DA SINIRLARI DEĞİŞTİRMEK"
http://www.ulusalkanal.com.tr/index....rmek&Itemid=90

Diyor ki "Condalezza Rice, Washington Post'un 7 Ağustos 2003 tarihli sayısında
yayımlanan yazısında BOP'un resmi amacını ortaya koydu: Ortadoğu'daki 22
Müslüman ülkenin sınırları yeniden şekillendirilecek"

Benim de Allah'a şükür İngilizcem var. Gittim Google'a yazdım. Ve adı geçen Condoleeza Rice makalesini buldum:
http://www.iraqwatch.org/government/...ped-080703.htm

Şimdi işin ilginci bu makalede "22 ülkenin sınırını değiştirecez" diye birşey yazmıyor.

Peki niye yalan söylüyorsunuz bu millete?

Bu makalede yazılan diğer şeyleri (mesela Joint Forces dergisindeki makale vs) bulamadım. Ama Condoleeza Rice makalesini bu kadar çarptıracak kadar AHLAKSIZ gazetecilerseniz, artık diğer iddialarınız karşısında size bir güvenim kalmadı.

Niye böyle bir EDİT yanlış EDİT yapıyorsunuz?

EDİT

Bakın ben oturdum, vaktimi harcadım, ve siz gibi cahil embesiller için Condoleeza Rice makalesini Türkçe'ye çevirdim.

Artık "BOP geliyor, Kürdistan kuracaklar, Ilımlı İslam yapacaklar" falan diye paranoyakça ve cahilce hezeyanlara kapılmadan önce bunu bir okuyun.

-----


Ortadoğuyu Dönüştürmek

Dr. Condoleeza Rice
Milli Güvenlik Danışmanı

Birleşik Devletler Beyaz Saray

The Washington Post
7 Auğustos, 2003

İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlanmasından hemen sonra, Amerika kendini Avrupa'nın uzun vadede dönüştürülmesine adadı. Savaşın geride bıraktığı ölüm ve yıkımı (ki yüzbinlerce Amerikalı da dahil olmak üzere) gözönüne alan devlet adamlarımız bir daha savaşın düşünülmeyeceği bir Avrupa'yı yaratmak üzere işe koyuldular. Biz ve Avrupa'nın insanları kendimizi bir demokrasi ve refah vizyonuna adadık ve beraberce bu işte başarılı olduk.

Bugün Amerika ve müttefiklerimiz olarak kendimizi dünyanın başka bir yerinin uzun vadede dönüştürülmesine adamalıyız: Ortadoğu'nun. Öyle bir bölge ki 22 ülkesi ve toplam 300 milyon nüfusu ile Ortadoğu'nın toplam gayri safi yurtiçi hasılası 40 milyon nüfuslu İspanya'nınkinden daha az. Arap entelektüellerin politik ve ekonomik "özgürlük açığı" adını koyduğu şey bu ülkelerin geri kalmasının sebebidir. Pek çok bölgede, umutsuzluk hissi, nefret ideolojilerinin yeşermesi için uygun ortam hazırlıyor ve insanların üniversite eğitimi, kariyer ve aile yetiştirmek peşinde koşmaktan vazgeçip kendilerini patlatmaya (ve bunu yaparken kendileriyle birlikte mümkün olduğunca masum canı da almalarına) özenmelerine onları ikna ediyor.

Bu bileşenler bölgesel istikrarsızlık reçetesidir -- ve Amerikan güvenliğine karşı devamlı bir tehdit oluşturmaktadır.

Bizim amacımız Ortadoğu'da daha fazla demokrasi, tolerans, refah ve özgürlük için ilerleme isteyen Ortadoğu'lularla beraber çalışmaktır.

Başkan Bush'un Şubat'ta dediği gibi, "Dünya'nın çıkarı açıkça demokratik değerlerin yaygınlaşmasında yatar, çünkü istikrarlı ve özgür ülkeler cinayet ideolojileri üretmezler. Bunun yerine daha iyi bir hayata barışçı bir şekilde ulaşmaya uğraşmayı teşvik ederler."

Açıkça ortaya koyalım: Amerika ve Koalisyon Irak'la savaşa girdi çünkü Saddam Hüseyin'in rejimi Birleşik Devletler'e ve Dünya'ya karşı bir tehdit oluşturuyordu. Bu öyle bir rejimdiyki, kitle imha silahlarına sahip olmuş, bunları geçmişte kullanmış ve hala bunları elde etme peşinde koşan; terörle bağlantıları olan; iki kere başka ülkeleri istila etmiş; uluslararası toplumu ve 12 sene içinde 17 BM kararını hiçe saymış -- ve hiçbir zaman silahsızlanmayacağına ve Dünya'nın haklı talepleri karşısında hiçbir zaman uyum göstermeyeceğine dair her türlü işareti vermiş bir rejimdi.

Bugün bu tehdit ortadan kalkmıştır. Ve Irak'ın özgürleştirilmesiyle Ortadoğu için bölgede ve devamında dünyada güvenliği güçlendirecek olumlu bir gündemi ilerletmek için özel bir fırsat doğmuştur. Daha şimdiden İsrailliler ve Filistinliler arasında barış görüşmelerine devam etmek üzere bir bağlılık göstereceklerine dair deliller görmekteyiz.

HAziran'daki Kızıl Deniz Zirvesi'nde, İsrailliler, Filistinliler ve komşu Arap ülkeleri, Başkan'ın çizdiği vizyon etrafında birleştiler -- bu vizyon iki devletin yani İsrail ve Filistİn'in yanyana barış ve güvenlik içinde yaşamasının vizyonudur. İsrail liderleri gitgide anlıyorlar ki, Filistinliler'in barışçı, demokratik ve terörle savaşmayı ilke edinmiş tutarlı bir devletle kendi kendilerini yönetmeleri İsrail'in çıkarınadır. Filistinli liderler gitgide anlıyorlar ki, terör, Filistin devletine giden yolda bir araç değil, tam tersi bu yoldaki en büyük engeldir.

Saddam Hüseyin'in rejiminin sonu, bölgede zaten halihazırda devam etmekte olan ilerlemeyi sağlamlaştırıyor. Arap entelektüelleri Arap liderlerinden özgürlük açığını ele almalarını istiyor. Bölgesel liderler, iç reform, daha çok politik katılım, ekonomik açıklık ve serbest ticareti savunacak yeni bir Arap bildirgesi yayınlamaktan bahsediyor. Fas'tan İran Körfezi'ne, ülkeler politik ve ekonomik açıklığa doğru samimi adımlar atıyor. Birleşik Devletler bu adımları desteklemektedir, ve bölgedeki dostlarımız ve müttefiklerimizle daha fazlası için beraber çalışacağız.

Saddam'ın haydut rejiminin yerine, adil ve uygar olacak, ve demokratik ilkeler üzerine kurulacak bir Irak devleti kurulacağı zaman ise bu amaçta daha da fazla fırsatlar doğacak. Nasıl demokratik bir Almanya bugün bütünleşmiş, özgür ve barış içinde bir Avrupa'nın kilit noktası olmuştu, aynı şekilde dönüşmüş bir Irak da, nefret ideolojilerinin yeşermediği çok farklı bir Ortadoğu'nun anahtar unsuru olabilir. Ve asıl savaş operasyonlarının son bulmasının üzerinden geçen 100 gün içinde Irak halkı ülkesini sahiplendi ve daha umut dolu bir geleceği hazırlamaya başladı. Özgürlüğe doğru olan bu geçiş devam ettikçe, Amerika, Iraklılar'ın daha fazla güvenlik ve daha fazla fırsat elde etmelerine yardım etmek için diğer ülkelerle birlikte çalışacak.

Ortadoğu'nun dönüşümü kolay olmayacak, ve zaman alacak. Bu amaç Amerika'nın, Avrupa'nın ve bütün özgür ülkelerin geniş bir katılımı ile bölgede bizim gibi insan özgürlüğünün gücüne inananlarla tam bir ortaklık içinde çalışmalarını gerektiriyor. Bu öncelikli olarak askeri bir katılım değil, ve ülkesel gücün bütün boyutlatını (diplomatik, ekonomik ve kültürel) ele almamızı gerektiriyor. Mesela, Başkan Bush, bizleri somut projelerle daha iyi bir geleceği hazırlamak üzere bir araya getirmek için Ortadoğu Ortaklık İnisiyatifi'ni başlattı. Bunun ötesinde, bölge insanını genişleyen bir fırsat dairesine taşımak için on yıl içersinde bir ABD-Ortadoğu serbest ticaret alanı yaratmayı önerdi.

Bütün problemlerine rağmen Ortadoğu büyük bir potansiyele sahip bir bölgedir. Dünyanın büyük dinlerinin üç tanesi bu bölgede doğmuştur ve ruhani merkezleri bu bölgededir, ve gene dünyanın en eski öğrenim, tolerans ve ilerleme merkezlerindendir. Bu bölge kendilerine daha fazla politik ve ekonomik özgürlük ve daha önemlisi daha fazla modern eğitim bahşedildiğinde çağımızın ilerlemesine tamamen katılım gösterebilecek yetenekli ve becerikli insanlarla doludur.

Amerika Ortadoğu insanlarının gerçek potansiyellerine ulaşmalarına yardım etmeye kararlıdır. Bölge insanı için daha fazla özgürlük ve fırsat istediğimiz için, ve tabii ki Amerika insanı için daha fazla güvenlik istediğimiz için harekete geçeceğiz.

--------

BOP'un ne olduğunu şimdi anladınız mı?

EDİT

Bir de aydınlık ilerici adamlar gibi takılırsınız.

Oktay Sinanoğlu'nu dinleyip İngilizce öğrenmezseniz işte böyle bir laf duyup hayal gücünüzde yüz tane hezeyan yaratır onlara inanır durursunuz.

Konu ulpian tarafından (27-03-2011 Saat 22:22 ) değiştirilmiştir. Sebep: gereksiz 'ad hominem'ler, kişisel tahrikler silindi
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27-03-2011, 22:10
ahmetsln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetsln ahmetsln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
Standart

Kemalizm nedir demişiniz. Güzel demişiniz. Hoş demişiniz.

Ancak öncelikle kınadığım bir kaç noktayı söylemek istiyorum...

1 - Aşırı nefretle yazılan bir yazınız var ? Düşünceleriniz acımasız ve aşırı nefret içeriyor. Bu yakışır mı size ? (asla desteklemedğim bir şeydir ki ulusalcıyım, ama sizin bahsettiğiniz gibi bu kadar nefret dolu veya gerici gibi değilim.)

2- Kemalizmin uğradığı KARŞI DEVRİM'i neden görmezden geldiniz ?

3- M. Kemal İT'i asla olumlu bulmuyordu değil mi ? Neden onunla bağdaştırdınız ? Bir çok İT mensubu kurtuluş savaşına ve cumhuriyete zıt çizgide ilerlemedi mi ?

4- TKP üyelerini öldüren kişiler konusunda kendinizden neden bu kadar eminsiniz? nasıl eminsiniz ? Abartılı bulduğum bir nokta.

Şu konuda size cevabım ;

Atatürk orda verdiği emirle geri gönderilmesini istiyor.O olayda başrol oynayan kişi Nevşehirli Küçük Talat Muşkara’dır.Talat Muşkara türk subayıdır.Küçük Talat olmasının sebebi biliyorsunuz ki İttihat ve Terakki’niin üç lideri var.Bunlardan bir tanesi Talat Paşa ve bundan dolayı genç olduğu için Küçük Talat demişler.Enver Paşa’yı yurda sokmaya çalışan Küçük Talat.İzmir suikast davasında İttihatçıların birinci takımı yargılanıp idam ediliyor.Menderesin akrabası Doktor Nzım idam ediliyor.Aynı davada daha suçlu olan, doğrudan doğruya Enver Paşacı olan Talat Muşkara beraat ediyor.Demek ki Talat Muşkara baştan ikili oynamış.Hem Enver Paşa, hem de Mustafa Suphi olayında rolü var.
Atatürk ve Sovyetleri dönemi ilişkilerini neden çarpıttınız ? Gerçekten yazınızı hiç samimi bulmadığımı söylemek istiyorum. Aşırı nefret dolu olduğu için söylemek istediklerinizi her zaman çarpıtmışınız.

Aslında yazınıza eleştiri kapsamında veya düzeltme noktasında söylenecek çok şey var. Ancak Kemalist Devrim 45 sürecinden sonra Karşı devrime maruz kalmıştır. Bu çok açık bir şeydir. Bunun temel örnekleri Kenan Evren gibilerinin kendini kemalist ilan etmesidir. Kitaplarda orada burada Kemalizm'in her zaman yanlış tanınmasıdır.

Ayrıca Stalin'in yaptığı katliamlardan bahsetmek istemiyorum çünkü bu çok yanlış. Şahsen ben asla sizin tarzınızda bir şey yapmam. Her ideolojiye saygım vardır. Ancak gerçekten bunu yazarken amacınız neydi merak ediyorum ? Saldırmak ? Hakaret etmenin bir başka yolu sanki.

Bu yazıya buradan bayılacak insanlar çıkacak eminim, ama insan olanlarında bu yazıda ki abartıyı göreceklerini düşünüyorum.Atatürk dönemindeki hükümet Ruslarla her zaman iyi ilişki içerisindeydiler. Ruslar diyrum çünkü sen sovyet hayranısın. Bunu yadırgamam. Ancak sovyet türkiye ilişkileri belgelerle ortadadır. O dönem ki dayanışma emperyalizme karşıydı. Bunu kim inkar edebilir ? Ancak 45 sonrası yanlış politika hem kemalizmi hemde ilişkileri bitirdi.

Ayrıca sadece bu tarz düz mantık salt fikirlerle hiç bir şey olmaz. çünkü 45 sonrası ekonomik sıkıntı, komünizm tehlikesine karşı kutuplaşma vs. Demokrat partide zaten bu yüzden parladı. Anti komünizm, vaat ve islamcılıkla. Natoya girilmesi, marshall olayları falan.Ki fiili olarak teslim olduk biz emperyalizme. Ben 45 den sonrasına nasıl kemalist hükümet derim ? yönetim tarzı zaten değişmiş. Dünyada bir liberal akım meşhur. DP libera parti. Desteği çok büyük. Sonrası zaten Kemalist devrime karşı sürekli bir savaş var. Karşı devrim var.

DP halk evlerini, halk odalarını "komünizm yuvası" diye kapattırmadı mı ? Köy ensitütileri ? Ya bunları görmezden nasıl gelebiliriz ? Doğudaki feodallik ile kaç yıl savaştı kemalist hükümet ? Yenemedi işte. Çünkü o kadar çok isyan çıktı ki. Temelinin hepsi din adına gibi görünen aslında toprak ağalığını korumak isteyen bir yapıydı. Lütfen şu "Kemalizm" nedir sorusuna Atatürk dönemini sağlam incelemekle başlayalım.

İT'e Atatürk'ün her zaman soğuk baktı. Ki atatürk'ün görüşleri dönem dönem sürekli değişti. İzmir iktisat kongresinde liberalizmi, kapitalizmi savundular, ancak isyanlar vs yüzünden halkçılık olayını, devletçiliği benimsediler. Ancak atatürk salt devletçiliğie karşıydı, özel yatırımda olmalıydı. Atatürk'ün görüşleri her zaman halka göre şekillendi.

Son olarak bu yazdıklarınız sizin düşünceleriniz. Kesinlikle saygı duyuyorum. Ancak bu bir eleştiri değil bu bir "kemalizm çöktü" ye açıklama değil. Bu açıkça bazı verileri görmzden gelip işine gelenlerle birşyler yazmak ve sadece saldırmak ve acımasızca kemalizmi yanlış tanımlamak. DP'ye nasıl kemalist diyebiliriz biz ? Haksızsam söyleyiniz.

Kemalizm çökmedi, ölmedi, zamanlar değişti, kemalizmde buna göre de değişime uğrayacaktır. Biz asla emperyalistlerin bir ülkeyi işgal etmesini istemedik ! Libya için eylemlere kaıtlıyoruz. Suriye olaylarında biz suriyede kurulan örgütlerin içindeydik. Emperyalizme her zaman karşıyım,

Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27-03-2011, 22:30
ahmetsln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetsln ahmetsln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
Standart

Ayrıca eklemeyi unuttum;

Kemalizm'in bir doktorini yoktur, yazılı belgesi de yoktur. O zamanın şartlarına göre halka göre oluşturulmuştur. Atatürk oturup Karl Marks gibi yazmamıştır, her şey toplumun ihtiyacına göre belirlenmiştir. Şahsen ben aslında kemalizmin bir ideoloji olduğunu düşünmüyordum ama geçmişte.

Sayın Freddie, bende sosyalizm, komünizm çöktü desem inanın bana hayatta inanmazsınız benim şuan size inanmadığım gibi.

Ve şükür ediyorum westergaard gibi eleştirimin veya cevabımın son derece "yine" hakaret dolu olmadığına. Saygılarımla, ideolojiler değil insanlar konuşuyor, her insan kendi ahlak ve terbiyesine göre cevap verir. Ben cevaplarım da da kırıcı veya hakaret içeren bir şeyleri ima etmedim, öyle anlaşılır bir durum varsa da özür dilerim.

iyi akşamlar.

Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.

Konu ahmetsln tarafından (27-03-2011 Saat 22:34 ) değiştirilmiştir. Sebep: westergaard :(
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27-03-2011, 22:34
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

ahmetsln´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
2- Kemalizmin uğradığı KARŞI DEVRİM'i neden görmezden geldiniz ?
ne devrimi ya

devrim halktan tabandan gelir

atatürk'ün yaptığına devrim değil darbe derler
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-03-2011, 22:37
ahmetsln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetsln ahmetsln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
Standart

westergaard´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ne devrimi ya

devrim halktan tabandan gelir

atatürk'ün yaptığına devrim değil darbe derler
Hükümet devirmek elbet bir darbedir haklısınız. Ama o zamanında halkına sormak lazım bu darbe iyi midir kötü müdür ?

Ben devrim diye cumhuriyet sonrası yapılanları kastediyorum.Bir çok devrim yapılmış. Ne kadar harf devrimi ufak görülse de görseniz de osmanlı döneminde okur yazar oranı ile cumhuriyetten sonraki 5 yılda okur yazar oranına bir göz atmakta fayda var.

Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-03-2011, 22:39
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

ahmetsln´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hükümet devirmek elbet bir darbedir haklısınız. Ama o zamanında halkına sormak lazım bu darbe iyi midir kötü müdür ?

Ben devrim diye cumhuriyet sonrası yapılanları kastediyorum.Bir çok devrim yapılmış. Ne kadar harf devrimi ufak görülse de görseniz de osmanlı döneminde okur yazar oranı ile cumhuriyetten sonraki 5 yılda okur yazar oranına bir göz atmakta fayda var.

onlar için devrim lafını kullanmasan daha iyi olur, yanlış anlaşılıyor çünkü

onlara reform demek daha doğru olur

zaten arapçası inkılaptır ihtilal değil
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-03-2011, 22:44
westergaard westergaard isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 14 Mar 2011
Mesajlar: 391
Standart

ahmetsln´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Biz asla emperyalistlerin bir ülkeyi işgal etmesini istemedik ! Libya için eylemlere kaıtlıyoruz. Suriye olaylarında biz suriyede kurulan örgütlerin içindeydik. Emperyalizme her zaman karşıyım,

merak ediyorum kürtlerin türk emperyalizmine karşı verdiği mücadeleyi de destekliyor musun
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-03-2011, 22:48
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

westergaard,

Benim görüşlerimin özünü emperyalizmin bir ılımlı islam projesine sahip olduğu oluşturmuyor. Bu yüzden eleştirilerinden muafım. TC zaten -bilhassa 12 Eylül darbesinden beri- ılımlı islam denebilecek bir rejimde. Ulusalcı kesim, 28 Şubat süreciyle bunu kırmayı başaramadı ama umutlanıp hepten orducu olmuştu. TC zaten ılımlı islam çizgisinde ama bugün AKP'nin bir değişimi, emperyalizmin yeni yönelimleri doğrultusunda TC'nin daha muhfazakar ve daha işbirlikçi bir konuma gelmesinin özneliğini temsil ettiği açıktır.

ahmetsln,

Kibar üslubun için teşekkür ederim. Kemalist ''devrimlerin'' gerçekte birer devrime tekabül edip etmedikleri fazlasıyla tartışmalı. Toprak devrimini yapmayıp şapka 'devrimi' yapan bir hareketin 'devrimciliği' sadece görüntüyü kurtarmaya yönelik olsa gerek. 1945'te bir karşı devrim yaşandığı da bence ulusalcıların öteden beri iman edegeldiği bir efsaneden başka birşey değil. DP, CHP eliyle hayata geçirilen 'devlet eliyle kapitalist sınıf yaratma' ve ağalara vekillik vererek feodalizmin sürmesine göz yumma politikalarının bir sonucu. Tercihini kapitalist bir ulus devlet inşa etmek yönünde kullanan kemalizmin, 1945'ten itibaren yaşananları da hesap etmesi gerekirdi. Herkes ektiğini biçer.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-03-2011, 22:49
ahmetsln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetsln ahmetsln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
Standart

Reform da denemez. Devrimdir. Siz kafanıza göre takılın ama ben sizin aklınızdaki değiştirmekle zaman kaydebemem.

Birincisi sizde aşırı türk düşmanlığı ve kürt ırkçılığı görüyorum. Ve tek dediğim şey Libya'ya bak türkiyeyi örnek al. aynı şey 20 yıl sonra olmadı 10 yıl sponra gerçekleşir.

Türkler emperyalist olamaz. Çünkü öyle bir güçleri yok. Kürtlerinde tek sorunu "dil". Geri kalan ekonomik sorunlar zaten herkes de var. Ama düşünsene 20 tane cocugu olan adamın karnı benim vergimle ödeniyor ? Doğru mu değil mi? Ben Kürtleri seviyorum, ne sen gibi kürt ırkçılar, ne türk ırkçılar beni soğutamaz, ayrılık değil kardeşlik. Ben yazın gittim diyabakırda bir köyde okul yapımında çalıştım. Üstelik 17 yaşımdaydım. Ve ben oradaki insanların, kürtlerin, türklerin bu ülkeyi sevdiklerini, aslında tek sorunlarının kaliteli yaşam olduğunu gördüm. Onları bu ülkeyide bu ülkenin bir çok insanına da seviyorlar. ama doğu ile ilgilenmiyor hükümetler ben bundan şikayetçiyim. dil sorunu falan elbet çözülür. Ancak oradaki çocuklar eğitilmeli, açlık çekmemeli. Önemli olan bu, her şeyden önemlisi.

Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah Teorisi çöktü! kafasikarisik Konu-dışı 14 18-07-2011 13:34
Demokratsak Şamaroğlanı da Değiliz yucemanitu Öneri, Düşünce & Eleştirileriniz 31 13-09-2010 00:18
neden ateist değiliz!!! escort İslam 36 15-05-2009 16:28
sovyetler birliği niye çöktü ? emrekalkavan Tarih 34 31-03-2009 05:57
Materyalizmin Neden Sonuç Tanrısı Çöktü HanifTürk Felsefik Tartışmalar 7 26-08-2008 04:29

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:47 .