Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 17-05-2011, 02:44
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart Pozitif ve negatif ateizm, agnostisizm: Hangisi daha makul?

Yeni forumdaşımız 'ateist.bakış' (kendisine de bu vesileyle bir 'hoşgeldin' demiş olayım), bazı mesajlarında sadece pozitif/güçlü ateizmin akla yatkın, diğer tüm görüşlerin tıpkı dinler kadar yanlış ve (kendi tabiriyle) 'hastalıklı' olduğuna dair görüşlerini yazdı. Bu konuyu, müstakil olarak tartışmak istedim.

Pozitif/güçlü ateizm terimi, ''tanrının yokluğunu yüzde yüz ve kesin olarak biliyorum'' görüşü için kullanılır.
Negatif ateizm ise aşağıda açıklayacağım benim daha makul bulduğum görüş için.


Öncelikle kendi benimsediğim görüşü kısaca özetliyeyim. Bu görüşe (aşağıda örnekleyeceğim üzere) kimisi (negatif) 'ateizm' diyor, kimisi 'agnostisizm' diyor:
  • Tanrı'nın (yani evreni veya evrenin oluşumundaki ilk maddeyi yaratan, sonsuz bilgili, bilinç ve irade sahibi doğaüstü bir varlığın) var olduğuna inanmıyorum.

    Çünkü, varlığına dair şimdiye kadar sunulan tüm 'delil' ve argümanların çürük ve yetersiz olduğunu düşünüyorum.
    Birşeyin varlığının kabul edilmesi için, varlığını ispatlayacak delil ya da en azından varlığını daha muhtemel kılacak ipuçları, argümanlar vs. sunulması gerekir. Bunu göremiyorum.

    Diğer yandan ''tanrının yokluğu pozitif olarak yüzde yüz ispatlanmıştır'' denmez. Zira yokluk zaten ispatlanamaz. Aynı şekilde cin, peri ve deniz kızlarının da yokluğunu ispatlayamayız. Ama yine de bunların varlığına inanmayız, inanmayı akla yatkın bulmayız.

    Netice itibariyle çok az şey biliyoruz. Evren ve madde ezeli olabilir; bir başlangıcı olabilir; varsa bir başlangıcı kendiliğinden oluşmuş olabilir; tanrı var etmiş olabilir; birden çok tanrılar var etmiş olabilir; doğaüstü fakat bilinç ve irade sahibi olmayan herhangi bir güç tarafından iradesizce oluşturulmuş olabilir; matrix'te 'yaşıyor' olabiliriz...

    Tüm bunları henüz 'ispat' derecesinde bilemiyoruz. Belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz. 'Objektif doğru' olana yaklaşmak için elimizde tek güvenebileceğimiz yöntem, modern bilimsel metotlar. Başka hiçbir şey değil.

    Şu an için bunların hangisinin en makul seçenek olduğuna dair, elimizdeki bilgi ve verilerle fikir yürütebiliriz. Fakat teistlerin ve deistlerin yaptığı gibi tüm bu seçenekler içerisinden, tanrı opsiyonunu alıp dogmatik bir şekilde iddia etmek akla yatkın değil. Aynı şekilde henüz bilemediğimiz halde, örneğin 'madde ezelidir' seçeneğini alıp dogmatik bir şekilde savunmak da rasyonel değildir.


Kısaca görüşüm bu. Dediğim gibi bu görüşe agnostisizm diyen de var, (negatif) ateizm diyen de var. Eskiden ben bu (kendi savunduğum) görüşe agnostisizm diyordum. Fakat forumda 'agnostiğim' diyenlerin görüşünlerini okudukça, 'ateizm' kelimesini tercih etmeye başladım zamanla...Çünkü forumda 'agnostiğim' diyenlerin genelde, tanrının varlığına ciddi bir ihtimal biçtiklerini, 'ya varsa' düşüncesini üzerlerinden atamadıklarını, 'yoktur da diyemeyiz' dediklerini gördüm.

Oysa mesela agnostisizmin en güçlü savunucularından Russell, yukardaki (benim de benimsediğim) görüşe sahip (zaten ben de Russell'e uyarak, bu benim makul bulduğum pozisyona 'agnostik' diyordum eskiden). Russell, tanrının varlığına Dünya ile Mars arasında yüzen minnacık bir çaydanlığın varlığından daha fazla ihtimal tanımıyor. ''Ya varsa?'' şeklinde sorulara kapılmış, arada kalmış filan değil. Varlığına dair yeterli kanıt, ipucu sunulamayan herşey gibi tanrının da yokluğundan yola çıkılması gerektiği, aksinin akla aykırı olduğu görüşünde. Russell'in agnostiklikten ne anladığını ve tanrının varlığı konusuna nasıl yaklaştığını şu makalelerinden detaylı bir şekilde okuyabiliyoruz: What is an Agnostic?, Is There a God?, Why I am not a Christian.


Diğer yandan mesela günümüzde ateizmin en tanınmış savunucularından Dawkins de, aynen yukardaki görüşte olduğunu vurguluyor. Mesela Tanrı Yanılgısı'nda (Bölüm 2. Tanrı Varsayımı => Bilinemezciliğin Yetersizliği) kendi pozisyonunu açıklamak için, 7 basamaktan oluşan ''Tanrı yüzde yüz vardır''dan ''Tanrı yüzde yüz ve kesin olarak yoktur''a kadar giden bir skala çiziyor. Arada kalan dördüncü basamağa, yani ''yüzde elli elli'' diyen kesime 'agnostik' diyor ve epey eleştiriyor. Fakat kendisi de yedinci basamağı değil, altıncı basamağı benimsediğini açıklıyor: ''Kesin olarak bilemem, ancak tanrının epey olasılık dışı olduğunu düşünüyorum ve buradan olmadığını varsayarak hayatımı sürdürüyorum.''



Burada Russell'i ve Dawkins'i kendi pozisyonumu savunmak için birer otorite olarak sunmak değil niyetim. Şunu vurgulamaya çalışıyorum: Russell kendisine 'agnostik' diyor ve literatürde de agnostik olarak geçer. Dawkins kendisine 'ateist' diyor ve heryerde öyle geçer. Ama ne yazdıklarını açıp okuduğumuzda, ikisinin de bu konuda tamamen aynı görüşte olduğunu görüyoruz. Sadece 'etiketleri' farklı kullanmışlar. Dawkins'in kendi benimsediği ateizm görüşü için Russell 'agnostik' etiketini kullanmış ve aynı şeyi savunmuş. Dawkins'in 'agnostik' olarak adlandırdığı görüşü Russell de eleştirmiş.



Zaten en nihayetinde 'etiketlerin' bir önemi de yok. Önemli olan savunulan görüşün içeriği ve sunulan argümanlar.

Kendi adıma, en makul görüşün yukarda özetlenen görüş olduğunu düşünüyorum. Bu görüşe karşı olan ateist ve agnostik arkadaşlarla, dilerlerse, tartışmak isterim.

Konu ulpian tarafından (17-05-2011 Saat 15:22 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-05-2011, 07:51
İvan Karamazov İvan Karamazov isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Jun 2009
Bulunduğu yer: Bermuda Allah Üçgeni
Mesajlar: 910
Standart

ben, şöyle düşünüyorum: bir tanrının, varlığının ya da yokluğunun matematiksel kesinlikte bir açıklaması vardır. çünkü tanrı, ya var olmalı ya da olmamalı. oysa tanrının varlığına ya da yokluğuna dair öne sürülen argümanlar, matematiksel kesinlikten hayli uzak temeller üzerine kurulu, zaten bunun aksi de insan için ve bilimsel açıdan mümkün değil, en azından bugün için... bugün için, insanın, bu matematiksel kesinliğe ulaşmasını mümkün görmediğimden, "tanrı var mıdır?" sorusuna verilecek her cevabın inanç içereceğini düşünüyorum. fakat bugüne kadar yaptığımız gözlemler de, bir tanrının var olabileceğine dair en ufak bir ipucu bile içermiyor. açıkçası, bir tanrı yokmuş gibi görünüyor. o yüzden bana "tanrı var mıdır?" sorusu yöneltildiğinde; "inancımla cevap vermemi mi istiyorsun, aklımla cevap vermemi mi istiyorsun?" sorusunu yöneltiyorum. aklımla cevap vermemi isterlerse agnostik olduğumu, inancımla cevap vermemi isterlerse de ateist olduğumu söylüyorum
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-05-2011, 09:30
ateist.bakış ateist.bakış isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Nov 2010
Mesajlar: 151
Standart

Ateizm haricinde (bu da pozitif, güçlü ateizm) gerçekliği net ve kesin algılayan başka bir bilinç seviyesi yoktur.
Bu nedenle Agnostisizm de, Panteizm de, Panenteizm de, Deizm de algı bozukluğudur.

Zaten iddialarına bakarsanız anlarsınız bunu.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17-05-2011, 10:10
ateist.bakış ateist.bakış isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Nov 2010
Mesajlar: 151
Standart

ulpian´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yeni forumdaşımız 'ateist.bakış' (kendisine de bu vesileyle bir 'hoşgeldin' demiş olayım), bazı mesajlarında sadece pozitif/güçlü ateizmin akla yatkın, diğer tüm görüşlerin tıpkı dinler kadar yanlış ve (kendi tabiriyle) 'hastalıklı' olduğuna dair görüşlerini yazdı. Bu konuyu, müstakil olarak tartışmak istedim.
Konu başlığını okuyarak yazdım ilk kısa cevabımı.
Yanlış anlaşılmasın.
Bilerek ilgisizlik veya kabalık yapmam (tabi bu hakedilmemişse)
Teşekkürler bu sıcak ve nezaket dolu hoşgeldin için.

Pozitif/güçlü ateizm terimi, ''tanrının yokluğunu yüzde yüz ve kesin olarak biliyorum'' görüşü için kullanılır.
Negatif ateizm ise aşağıda açıklayacağım benim daha makul bulduğum görüş için.
Tanrı denilen kavramla olan kesişim kümesine göre haklısın.
Ancak bu bir bilinç durumudur. Bu bilinç durumunda ise A-teizm, Teizm ile kesişen noktadaki isimdir.
A-Teist'iz bu açıdan.
Hastalıklara tam bağışıklık sahibi birinin Gribe Bağışık diye adlandırılması tuhaf değil mi?
Teistlerin bize taktığı isim bu.
Ancak tam özetlersek bizim adımız şöyle:
- GERÇEKLİĞİ SAF, KATIŞIKSIZ VE OLDUĞU GİBİ ALGILAYABİLEN BİLİNÇ SEVİYESİ -

Öncelikle kendi benimsediğim görüşü kısaca özetliyeyim. Bu görüşe (aşağıda örnekleyeceğim üzere) kimisi (negatif) 'ateizm' diyor, kimisi 'agnostisizm' diyor:
  • Tanrı'nın (yani evreni veya evrenin oluşumundaki ilk maddeyi yaratan, sonsuz bilgili, bilinç ve irade sahibi doğaüstü bir varlığın) var olduğuna inanmıyorum.

    Çünkü, varlığına dair şimdiye kadar sunulan tüm 'delil' ve argümanların çürük ve yetersiz olduğunu düşünüyorum.
    Birşeyin varlığının kabul edilmesi için, varlığını ispatlayacak delil ya da en azından varlığını daha muhtemel kılacak ipuçları, argümanlar vs. sunulması gerekir. Bunu göremiyorum.

    Diğer yandan ''tanrının yokluğu pozitif olarak yüzde yüz ispatlanmıştır'' denmez. Zira yokluk zaten ispatlanamaz. Aynı şekilde cin, peri ve deniz kızlarının da yokluğunu ispatlayamayız. Ama yine de bunların varlığına inanmayız, inanmayı akla yatkın bulmayız.

    Netice itibariyle çok az şey biliyoruz. Evren ve madde ezeli olabilir; bir başlangıcı olabilir; varsa bir başlangıcı kendiliğinden oluşmuş olabilir; tanrı var etmiş olabilir; birden çok tanrılar var etmiş olabilir; doğaüstü fakat bilinç ve irade sahibi olmayan herhangi bir varlık tarafından iradesizce oluşturulmuş olabilir; matrix'te 'yaşıyor' olabiliriz...

    Tüm bunları henüz 'ispat' derecesinde bilemiyoruz. Belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz. 'Objektif doğru' olana yaklaşmak için elimizde tek güvenebileceğimiz yöntem, modern bilimsel metotlar. Başka hiçbir şey değil.

    Şu an için bunların hangisinin en makul seçenek olduğuna dair, elimizdeki bilgi ve verilerle fikir yürütebiliriz. Fakat teistlerin ve deistlerin yaptığı gibi tüm bu seçenekler içerisinden, tanrı opsiyonunu alıp dogmatik bir şekilde iddia etmek akla yatkın değil. Aynı şekilde henüz bilemediğimiz halde, örneğin 'madde ezelidir' seçeneğini alıp dogmatik bir şekilde savunmak da rasyonel değildir.


Kısaca görüşüm bu. Dediğim gibi bu görüşe agnostisizm diyen de var, (negatif) ateizm diyen de var. Eskiden ben bu (kendi savunduğum) görüşe agnostisizm diyordum. Fakat forumda 'agnostiğim' diyenlerin görüşünlerini okudukça, 'ateizm' kelimesini tercih etmeye başladım zamanla...Çünkü forumda 'agnostiğim' diyenlerin genelde, tanrının varlığına ciddi bir ihtimal biçtiklerini, 'ya varsa' düşüncesini üzerlerinden atamadıklarını, 'yoktur da diyemeyiz' dediklerini gördüm.

Oysa mesela agnostisizmin en güçlü savunucularından Russell, yukardaki (benim de benimsediğim) görüşe sahip (zaten ben de Russell'e uyarak, bu benim makul bulduğum pozisyona 'agnostik' diyordum eskiden). Russell, tanrının varlığına Dünya ile Mars arasında yüzen minnacık bir çaydanlığın varlığından daha fazla ihtimal tanımıyor. ''Ya varsa?'' şeklinde sorulara kapılmış, arada kalmış filan değil. Varlığına dair yeterli kanıt, ipucu sunulamayan herşey gibi tanrının da yokluğundan yola çıkılması gerektiği, aksinin akla aykırı olduğu görüşünde. Russell'in agnostiklikten ne anladığını ve tanrının varlığı konusuna nasıl yaklaştığını şu makalelerinden detaylı bir şekilde okuyabiliyoruz: What is an Agnostic?, Is There a God?, Why I am not a Christian.


Diğer yandan mesela günümüzde ateizmin en tanınmış savunucularından Dawkins de, aynen yukardaki görüşte olduğunu vurguluyor. Mesela Tanrı Yanılgısı'nda (Bölüm 2. Tanrı Varsayımı => Bilinemezciliğin Yetersizliği) kendi pozisyonunu açıklamak için, 7 basamaktan oluşan ''Tanrı yüzde yüz vardır''dan ''Tanrı yüzde yüz ve kesin olarak yoktur''a kadar giden bir skala çiziyor. Arada kalan dördüncü basamağa, yani ''yüzde elli elli'' diyen kesime 'agnostik' diyor ve epey eleştiriyor. Fakat kendisi de yedinci basamağı değil, altıncı basamağı benimsediğini açıklıyor: ''Kesin olarak bilemem, ancak tanrının epey olasılık dışı olduğunu düşünüyorum ve buradan olmadığını varsayarak hayatımı sürdürüyorum.''



Burada Russell'i ve Dawkins'i kendi pozisyonumu savunmak için birer otorite olarak sunmak değil niyetim. Şunu vurgulamaya çalışıyorum: Russell kendisine 'agnostik' diyor ve literatürde de agnostik olarak geçer. Dawkins kendisine 'ateist' diyor ve heryerde öyle geçer. Ama ne yazdıklarını açıp okuduğumuzda, ikisinin de bu konuda tamamen aynı görüşte olduğunu görüyoruz. Sadece 'etiketleri' farklı kullanmışlar. Dawkins'in kendi benimsediği ateizm görüşü için Russell 'agnostik' etiketini kullanmış ve aynı şeyi savunmuş. Dawkins'in 'agnostik' olarak adlandırdığı görüşü Russell de eleştirmiş.



Zaten en nihayetinde 'etiketlerin' bir önemi de yok. Önemli olan savunulan görüşün içeriği ve sunulan argümanlar.

Kendi adıma, en makul görüşün yukarda özetlenen görüş olduğunu düşünüyorum. Bu görüşe karşı olan ateist ve agnostik arkadaşlarla, dilerlerse, tartışmak isterim.
Tanrı denilen kavram EMİN OLMAMAK için gerekli şartları bile taşımıyor.
Bu kavram ne ile bir sonuç olarak sunuldu da üstüne bir de olabilirlik ve ihtimal işlemlerine tabi tutuyoruz?

Senin veya bir başkasının Tanrı diye bir telaffuzunu ben "Atom Karınca" veya "Dinozor Dino" veya "Tweety" olarak algılıyorum.

Aklı başında bir insan Tweety'nin varlığının peşine düşer mi?
Veya Tweety'nin yokluğundan kesin emin olamayız der mi?

Tanrı kavramına gelince bunları diyor.
Ne tuhaf, "Dinozor Dino" kahramanının yokluğu saliselik dilimlerde kafada net bir şekilde ortaya koyulurken, "tanrı" kahramanının yokluğu koyulmuyor.

Yok olmaması için ayak direniyor sanki.
Şey, ben, kem, küm,
Arkadaşım Tanrı bir çizgi filim kahramanı. Mickey Mouse gibi.

Böyle şeylere ihtimal veren insanlar o yüzden rahatsız kaçıyor.

Bakıyorum Agnostiklere, Mickey Mouse'un olup olmadığını gerçekten bilip emin olamayız diyorlar

Panteistler Evren bir Mickey Mouse'dur, hepimiz Mickey Mouse'uz diyorlar

Deistler, Mickey Mouse evreni yarattı ve eleğini astı diyorlar

Buınlar komedi...

Basit bir söylem olsa ne ise, insandır der geçersin.

Ancak örgütlü rahatsızlığa gidiyor durum...

Bir de mantık çevresine çekme girişimi yok mu?
O beni iyice çileden çıkarıyor.

Her rahatsızlığın argümanı da aynı.
Ortada bir Varlık var.
Madde var.

İyi de ışıma da var. Isı alışverişi de var.
"Işıma gerçekleşiyor, bir tanrı olmalı" diyor mu kimse?
veya
"Isı alış verişi oluyor bir tanrı olmalı" diyor mu?


Ama varlık için diyorlar.
Ne varlıkmış yahu.

Sırf parçalar birleşti de insan oluştu diye.
İnsanda bir sorun var.
Daha doğrusu inanç sistemini kullanan insanda.
(bilmek yerine inanmak davranışını kullanan yani)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-05-2011, 11:46
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

ulpian´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kısaca görüşüm bu. Dediğim gibi bu görüşe agnostisizm diyen de var, (negatif) ateizm diyen de var. Eskiden ben bu (kendi savunduğum) görüşe agnostisizm diyordum. Fakat forumda 'agnostiğim' diyenlerin görüşünlerini okudukça, 'ateizm' kelimesini tercih etmeye başladım zamanla...Çünkü forumda 'agnostiğim' diyenlerin genelde, tanrının varlığına ciddi bir ihtimal biçtiklerini, 'ya varsa' düşüncesini üzerlerinden atamadıklarını, 'yoktur da diyemeyiz' dediklerini gördüm.
Ciddi bir ihtimal olarak görmesem de, ihtimal dışı olmayan bir varlık için 'Yoktur' denilmesini makul bulmuyorum.. Bu yüzden paragrafın sonunda 'yoktur da diyemeyiz' olarak ifade ettiğin söylemi, pek tabii kullanabiliriz diye düşünüyorum.. Zaten, 'Yoktur' diyen birinin doğal olarak pozitif ateist olması gerekiyor.. 'Olmadığına inanıyorum' veya 'Olduğuna inanmıyorum' ifadeleri daha makul

Bunun dışındaki söylediklerine birebir katılıyorum.

Bunların dışında 'Ignosticism' diye bir kavram da var.. Öncelikle Tanrı'nın tanımının tutarlı bir şekilde yapılması gerekiyor elbette.

Bir de Dawkins'in tanımından yola çıkarak kendi düşüncemi ifade edeyim;

''Kesin olarak bilemem, ancak tanrının epey olasılık dışı olduğunu düşünüyorum ve buradan olmadığını varsayarak hayatımı sürdürüyorum.''

Dawkins'e katılıyorum.. Ama, Tanrı'nın epey olasılık dışı olduğuna dair 'inancımız', bizim subjektif inancımızı/görüşümüzü yansıtıyor.. Bir başkası da Tanrı'nın epey olasılık dahilinde olduğunu düşünebilir, buna inanabilir.. Aynı şekilde bir taraf Tanrı'nın var olmadığını 'varsayarak' yaşarken, diğer taraf Tanrı'nın var olduğunu 'varsayarak' yaşar diye düşünüyorum.

Sonuç olarak bir taraf 'inanıyorken', diğer taraf 'inanmıyor' olur.. Her iki tarafın da bilgiyle hiçbir işi yoktur.. Yani bir çok Ateist'in, 'Ben Tanrı'nın olmadığına inanıyorum değil, Tanrı'nın olmadığını biliyorum' söylemi doğruluk payı taşımıyor.

Bir de genel olarak 'bilim' kavramı var.. Genel olarak 'güvenilir bilgiye' ulaşma yolunun bilimden geçtiğine inanıyoruz/var sayıyoruz.. Deney ve gözlem dahilinde olmayan bir varlığın, bir sürecin, bilimsel olmamasından dolayı 'güvenilir' bulmuyoruz vs.. Bazı insanların bilimi güvenilir bulmama gibi bir hakları da var.. Çünkü güvenilir bulma durumu da bir varsayımdan meydana geliyor.

Bilimi materyalist veya naturalist felsefi bakış açısıyla yorumladığımız için, bizim böyle inanmamız da normal.. Çünkü bu tür bir felsefi bakış açısı bize daha çok şeyi açıklıyor.. Açıkladığı olaylar üzerinden bizim yaptığımız şeylere bakınca, bir anlamda doğru yolda olduğumuzu da görebiliyoruz (her ne kadar yine subjektif bir yorum olsa da).. Ayrıca böyle bir bakış açısıyla devam etsek dahi, kuramları oluştururken 'a priori' bilgiyi zorunlu olarak kullanıyoruz.. Deney öncesi bir takım varsayımlardan hareket ediyoruz.

Örneğin (klasik) İktisat teorisinin belli başlı varsayımları vardır.. Bunlardan bir kaçı; Doğada kaynaklar kıt, ihtiyaçlar sınırsızdır, piyasada tam rekabet şartları geçerlidir, bireyler 'rasyonel' hareket ederler (homo economicus), bu yüzden tüketiciler faydalarını, üreticiler ise karlarını maximize etmek isterler, kolaylaştırıcı bir etki olarak 'ceteris paribus' kullanılır.

Bu varsayımlar olmazsa, iktisat teorisi de olmaz.. Dolayısıyla bu varsayımları, veri olarak kullanmak gerekiyor.. Ama, her ne kadar kuramın omurgasını oluştursalar da bu varsayımların da doğru olup olmadığı en nihayetinde deneye tabi tutuluyor.

Yine de bu iktisadi varsayımlar ile 'doğrulanamaz' varsayımları karıştırmamak gerekiyor.. Örneğin Materyalizm, 'Maddenin dışında hiçbir şey yoktur' varsayımını içeriyor.. Bu görüş de doğrulanamamasına rağmen, insanlar tarafından da bilim tarafından da kabul ediliyor.. Yani iktisadi varsayımların dışında, bu tip varsayımlar doğruluğu kesin olarak bilinemez, gerekçelendirilemez, deney öncesi 'a priori' bilgi olarak kabul ediliyor.

Aynı şekilde, geçmişte bir takım varsayımları kullanarak (örneğin Tanrı varsayımı), dünyayı açıklamaya çalışan bir çok idealist felsefeci de vardı.. Materyalist veya idealist olma durumu, sonuç itibariyle bir tercih meselesi diye düşünüyorum.

Yanlış düşündüğüm, karıştırdığım yerler varsa yazmanı isterim Ulpian

Konu Sangre tarafından (17-05-2011 Saat 11:55 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-05-2011, 11:54
ateist.bakış ateist.bakış isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Nov 2010
Mesajlar: 151
Standart

Sangre´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani bir çok Ateist'in, 'Ben Tanrı'nın olmadığına inanıyorum değil, Tanrı'nın olmadığını biliyorum' söylemi doğruluk payı taşımıyor.
Bu şaka mı?

Bu ifadenin dayanağı nedir?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17-05-2011, 12:04
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

ateist.bakış´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu şaka mı?

Bu ifadenin dayanağı nedir?
Dayanağına yukarıda değinmiştim aslında.. Sırayla gidersek;

Bir bilginin güvenilir olması için 'bilimsel' olması gerekiyor (Bu bir varsayım).. Yani bilimin el verdiği şekilde, üzerinde çeşitli deney ve gözlemler yaparak 'yanlışlanabilmesi' gerekiyor, yanlışlanma potansiyelinin mevcut olması gerekiyor. (Bu ise, bilimin yöntemi)

Metafizik bilgiler ise deney ve gözleme tabi tutulamadıkları için 'yanlışlanamazlar'.. Yanlışlanamayan, yanlışlanma potansiyeli olmayan bilgi ise 'bilim dışıdır'.. Bilim dışı olan bir şey ise, '(güvenilir) bilgi'nin ilgi alanına girmez.

Dolayısıyla, (güvenilir) bilginin ilgi alanına girmeyen bir konuda ise, 'Tanrının var olmadığını biliyorum' diyemezsin.. Sadece 'Tanrının var olmadığına inanıyorum' diyebilirisn.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17-05-2011, 12:23
AhbAp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AhbAp AhbAp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
Standart

Pozitif ateistler ile agnostikler arasında yapılan tartışmalar, genellikle sonuçsuz kaldığından ve fazlaca ilgimi çekmediğinden, fazlaca katılmadığım tartışmalardandır. Ancak şunları da söylemek isterim:

"Tanrı" ya da "yaratıcı", varlığı olan ve o sınıftaki varlıkların nitelendiği bir isim ya da sıfat değil. Bu nitelemeleri tamamıyla insanoğlu koyma ihtiyacı hissetmiş. Şöyle açıklayayım: Ağaç, gelmiş geçmiş tüm farklı dillerde nasıl adlandırılıyor olursa olsun, insanın insan olarak (hatta muhtemelen o sürecinden önce de) gördüğü, üzerinde yaşadığı, ardına saklandığı ve "ağaç" olarak nitelendirmeye ihtiyaç duyduğu somut bir varlık. Yani ağaca ağaç denmesinin çok mantıklı nedenleri var.

Aynı şeyi tanrı için söyleyemiyoruz. Ancak "tanrı" diye, hem de günlük hayatta sıklıkla kullandığımız, işleyişi ona bağladığımız ve gazabından korktuğumuz bir "kelime" var. "İşte bak, yaprakları var, üzerinde meyveleri var, dalları var, farklı yerlerde farklı türleri var, şöyle kök salıyorlar, kuşlar böyle yuva yapıyor, işte bu nedenle ağaç ağaçtır" söylemi, gözlem, deney, araştırma açısından mantıklı ve bilimseldir; bu nedenle ağaca ağaç denilebilir. Ama tanrı kelimesini gerekli kılacak tek bir somut işaret yok.

İnsanların tarihten bu yana tanrı kelimesine duyduğu ihtiyacı göz önüne alarak, en azından tanrının ortalamanın üzerinde bir güce veya bir hayli fazla bir güce sahip olması gerektiğini ya da en güçlü olduğunu söylememiz gerekir. Yani örneğin insan ve o "X varlık" arasında bir kıyas yapmak gerekir. Ki ben ona "evet, sen benden şu denli güçlüsün; kuş, börtü-böcek ya da insan olmadığına göre, olsa olsa sen Tanrı'sın" diyebileyim. O nedenle Tanrı kavramı, tamamen benim uydurduğum ve aslı astarı olmayan bir zırvadan başka bir şey değildir.

Bu noktada ulpian'ın aşağıdaki şu sözleri, ele alınabilecek farklı anlamları bakımından hem destekleyeceğim hem de karşı çıkabileceğim sözler gibi duruyor:

ulpian´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çünkü, varlığına dair şimdiye kadar sunulan tüm 'delil' ve argümanların çürük ve yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Birşeyin varlığının kabul edilmesi için, varlığını ispatlayacak delil ya da en azından varlığını daha muhtemel kılacak ipuçları, argümanlar vs. sunulması gerekir. Bunu göremiyorum.
Öncelikle, "tanrının varlığına dair şimdiye kadar sunulan tüm delil ve argümanlar", çürük veya yetersiz dahi değildir. Allah'ı, Zeus'u, Baal'i vs. tanrı olarak kabul etmeyişimizde, bakıp kıyaslayabileceğimiz ve "bu isimler tanrı kavramına hiç yakışmayan hareketlerlerde bulunduğundan reddedilmelidir" diyebileceğimiz bir tanrı prototipi yok. Zaten "tanrı" denilen şey, bizzat insanoğlunun Allah'ı, Zeus'u, Baal'i yaratma çabasında ortaya koyduğu içi boş söylemlerin toplamıdır. Özünde de insanları bir güçle korkutarak gütme amacı yatar:

- Tanrı'dan kork ve itaat et!

- Neden?

- Çünkü seni o yarattı. Dolayısıyla senin her türlü sırrını biliyor. Sana en çok neyin acı vereceğini de. Ona uymazsan, akıl dahi edemeyeceğin acılar tadacaksın.

- Sen bunu nasıl söyleyebiliyorsun?

- Çünkü onun sırrını ben senden daha iyi biliyorum.

Tarihte insanlar, ortalama olarak tanrının bu özelliği ile ilgilendiler. Bugün de tüm bilimsel gelişmelere karşın sürdürülmeye çalışılan ve maalesef genel tarafından yutulan şey budur. Çok sağlam bir teist bile anlık çelişkiye ve şüpheye düşse, imdadına yetişen şey "agnostik" bir düşünce olmaktadır: "Ya varsa?".

Ben bir cep telefonu üretip, gelmiş geçmiş en iyi cep telefonunu ürettiğimi iddia edersem, bu iddiam, ürettiğim telefonun wireless, pil ömrü, telefon hafızası, kurulup işletebilecek programlar açısından "yetersiz" olmasından ötürü "çürük" olarak değerlendirilebilir. Çünkü "yetersiz" ve "çürük" tanımlamalarının yapılabileceği bir karşılaştırma imkanı bulunmaktadır; başka cep telefonları da vardır. Ancak tanrı hakkında ileri sürülebilecek herhangi bir iddia, "yetersiz" ve "çürük" olamaz; bunların böyle olduğunu ortaya koyabileceğimiz bir örnek yok, çümkü tanrı kesinlikle yok. Sadece bizlerin ürettiği bir safsata.

Ancak bu sözleri ile sevgili ulpian, yukarıda benim ağaç ile anlatmaya çalıştığım şeyleri anlatıyorsa, destekliyorum. "Çürük ve yetersiz" tanımlamalarını, dinleri tahlil ettiğimiz durumlarda sıklıkla kullanıyorum. Mesela Kuran, kendi kendini sıklıkla yalanlayan, kendiyle çelişen çürüklükte ve bir masal kitabıyla ya da mitolojik bir hikayeyle karşılaştırıldığında bir hayli yetersiz bir kitaptır. Nonteizm konusunda genelde farklılıklarımız yok zaten. Ancak insanlığı adım adım teizm aşamasına getiren tarihteki tanrı yaratıcılığının seyrine baktığımzda, burada sadece insanları görüyoruz.

Evrenin oluşumuna dair neredeyse hergün yeni bir bilgi elde ediliyor. Ancak hala muamma çözüldü denemez. Bulunan her bilgi, tanrı safsatasından bizi daha da fazla uzaklaştırıyor. Evreni oluşturan, oluşmasını tetikleyen süreç, olay, olgu, şey nedir, tam bilemiyoruz ama bu, tanrı değil kensinlikle. O "şeyi" daha tam olarak anlamamışken, o "şeyin" ardındaki bir tanrıya ihtimal vermek, bana kesinlikle mantıklı gelmiyor; üstelik tanrıya konan adın, tarihteki serüvenine baktığımda, bunu net olarak bildiğimi düşünüyorum. Tanrı, kesinlikle yoktur!

When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!

----------------

war is over
(if you want it)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17-05-2011, 12:33
ateist.bakış ateist.bakış isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 19 Nov 2010
Mesajlar: 151
Standart

Sangre´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dayanağına yukarıda değinmiştim aslında.. Sırayla gidersek;

Bir bilginin güvenilir olması için 'bilimsel' olması gerekiyor (Bu bir varsayım).. Yani bilimin el verdiği şekilde, üzerinde çeşitli deney ve gözlemler yaparak 'yanlışlanabilmesi' gerekiyor, yanlışlanma potansiyelinin mevcut olması gerekiyor. (Bu ise, bilimin yöntemi)

Metafizik bilgiler ise deney ve gözleme tabi tutulamadıkları için 'yanlışlanamazlar'.. Yanlışlanamayan, yanlışlanma potansiyeli olmayan bilgi ise 'bilim dışıdır'.. Bilim dışı olan bir şey ise, '(güvenilir) bilgi'nin ilgi alanına girmez.

Dolayısıyla, (güvenilir) bilginin ilgi alanına girmeyen bir konuda ise, 'Tanrının var olmadığını biliyorum' diyemezsin.. Sadece 'Tanrının var olmadığına inanıyorum' diyebilirisn.
Yani diyorsun ki,
Bilimin hiçbir şeyi bu kavrama uygulanamadığından bu kavramın bilgi ve bilimle alakası yok.

İyi hoş diyorsun da, bu kavram ne formunda bulunuyor?
Ve sen bunu gündem yapmak için ne ile temas sağlıyorsun?

Bilimin yöntem metot ve ilkelerinin çalışmadığını tespit ettin ya?
İşte ne ile tutup getirdin bu kavramı da sonra bu yöntem, ilke ve metotlarla uyuşmadığını tespit ettin?
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17-05-2011, 12:47
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

Bencesi, tanrı adına bilgi aramak anlamsızdır. Tanrının var olabileceği ya da yok olabileceği gibi bir ihtimal daha baştan tanrı tanımıyla, belirlenimiyle haşır neşir olmak anlamına gelir -ki bu bir negatif ön kabulde içerir. Bu halde madem tanrı yok neyi irdeliyoruz, madem var neden yok olsun noktasına gelinir.

İşte bu yüzden alanımız teolojik-ideolojik bir alan haline gelir. Bu anlamda ateizmin olmadığını bildiği tanrı, teolojinin öne sürdüğü subjektif tanrının, olmayan somut karşılığının ifadesidir. ötesi değildir.

Somut olarak bir tanrının ne varlığı ne de yokluğu söz konusu değildir. Ateizmde, teizm gibi ideolojik bir alandır, haliyle tanrının var ya da yokluğu teolojik-ideolojik kapsam dışında ele alınamaz, alınması için en azından somut olarak bir tanrının gözlemlenebilir olması gerekir, bu halde Tanrı zaten bilim dışıdır. Bu anlamda örneğin, tanrının bilim dışılığına rağmen, tanrının olmadığına inanıyorum sözü, bilime gölge düşürür...

Örneğin garajımda bir ejderhanın olmadığını bilmek, ama olabilirde demekden daha anlamlıdır diye düşünüyorum. Çünkü tanrı insan kurgusunun ürünüdür, haliyle ideolojiktir ancak yansıma değil türetimdir ve nesnel argümanlarla olabilirliği, olamazlığı anlamlı değildir diye düşünüyorum.

Bu anlamda Tanrı yoktur demek de olmadığını biliyorum demekde faklı değildir, soyut bir alanda, somut bir karşılık içermemesiyle ilgilidir ve ifadesinin objektif alan açısından herhangi bir biçimde sorun içerdiğini düşünmüyorum. Öznel ve kurgusal alan açısından ise varlığı, ya da yokluğuna dayalı önermelerin yine kurgu temelini aşmayan doğası gereği, tanrının bilinemezliği ifadesinin objektif olduğunu düşünmüyorum. objektif olabilmesi için tanrı'dan bahsetmemesi gerekir...

Evren somuttur, bildiklerimiz ve bilmediklerimizin bir karşılığı, bir anlamını buluruz onda. İdeoloji salt bir görüş, tasarım, proje vs değildir, o dış dünyanın insan yansımasındaki karşılığıdırda. Bu anlamda evrende ideolojimize yansımayan bir tanrının kurgusal düzeydeki olabilirliği-olamazlığı söz konusu değildir. Objektif olabilmemiz için Tanrı'danda, isminden de bahsetmiyor olmamız gerekir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ateizm, Panteizm, Agnostisizm, Deizm Özgür Düşünce Platformu 5 07-01-2018 09:20
Agnostisizm Nedir? evrensel-insan Agnostisizm 122 20-11-2014 04:20
Kurumsal Negatif öğrenme ve Maymuncuklar meaculpa Felsefik Tartışmalar 0 16-06-2008 17:32
hangisi daha cok merak Konu-dışı 0 18-02-2006 05:53
Hangisi daha kolay ? Konu-dışı 5 03-02-2006 20:12

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:44 .