
26-04-2012, 18:32
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Cahiliye dönemindeki bir adet hakkında değerli yorumlarınızı bekliyorum!!!
Arkadaşlar, Kuran'daki miras ayetlerini incelerken bir yerde takıldım.
Bildiğiniz gibi, Cahiliye döneminde Araplar evlatlıkları öz çocuklarıyla bir sayarlardı. Öz çocuğun sahip olduğu tüm haklara evlatlıklar da sahip olurdu (günümüzdeki gibi). Böyle bir durumda, Hz. Muhammed evlatlığı olan Hz. Zeyd ile halasının kızı olan Hz. Zeynep’i bizzat kendisi evlendirir. Ancak aradan bir yıl geçmeden (veya bir yıl sonra) Allah’ın,
Ahzab-6 (Diyanet Vakfı Meali): Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
emriyle Hz. Zeyd eşini boşar ve Hz. Zeynep Hz. Muhammed ile –Allah tarafından- evlendirilir. Yüce Allah Kuran’da bunun sebebi olarak “evlatlıkların öz çocuklar hükmünde olmadığının bilinmesi” şeklinde açıklar.
Kaynak: Bu konu hakkında bir İslami kaynaktan, Hz. Muhammed'in Hz. Zeynep ile evlenmesinden gerekli bilgileri alabilir, gerekli değerlendirmelerinizi yapabilirsiniz.
Fakat bu konuda verilen,
Ahzab-4 (A. F. Yavuz):Allah bir adamın göğsünde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerinden “Zihar” yaptığınız annelerinize benzettiğiniz, karılarınızı analarınız kılmamıştır. (Bir kimsenin karısını, annesinin bir uzvuna benzetmesine “Zihar” denir. Ancak benzetilen annenin uzvu, veya mahreminin uzvu, zihar yapan için bakılması haram olan bir uzuv olması şartdır. Meselâ bir kimsenin karısına: “- Sen bana, annemin arkası veya karnı gibisin” demesi zihar olur. İslâmdan önce, bu gibi sözler boşanmayı icab ettiriyordu. İslâmda bunun telâfisi bir keffaret ödemekledir). Evlâdlıklarınızı da (neseben olan) oğullarınız yerinde tutmamıştır (Cahiliyyet devrinde olduğu gibi, mirasçı ve mahrem olmazlar. Yabancı bir kimse için, benim oğlumdur diye) bu söylediğiniz, ağızlarınızdaki sözünüzdür (boşuna bir sözdür). Allah ise hakkı söyler ve O, doğru yola hidayet buyurur.
ayeti sizce tam tersini söylemiyor mu?
Benim burada takıldığım nokta şu oldu: İslam öncesi Araplar evlatlıkları öz çocukları yerine koyar ve öz çocuklarının sahip olduğu tüm haklara (buna miras hakkı da dahildir) evlatlıklar da sahip olurdu. Peki yukarıdaki ayetlere göre bu durum tersine mi dönmüş? Eğer böyle değilse, o zaman Hz. Muhammed neden evlatlığı olan Hz. Zeyd'i halasının kızı Hz. Zeynep ile evlendiriyor ve 1 yıl geçmeden ya da 1 yıl sonra Allah'ın emri (Ahzab-6) ile boşatıyor?
Siz, beyinleri dumura uğratan bu olayı, dolayısıyla takıldığım noktayı nasıl açıklarsanız?
Lütfen değerleri fikirlerinizi benden esirgemeyiniz. Çünkü bu problemin çözümü araştırma makalem için çok önemlidir.
|

26-04-2012, 23:00
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 269
|
|
sn. upuaut, ( Bunlar
Kitap'ta yazılı
bulunmaktadır.
allahın emriyle Hz. Zeyd eşini boşar ve Hz. Zeynep Hz. Muhammed ile –Allah tarafından- evlendirilir.) her ayet allah emri olduğunu ve o ne eylerse güzel eyler dayatması sorgulamanın önünü kapattığı için ne desek anlatamayız. Bu ayet belkide milyonların gözünün açılmasına sebep olmuştur. Muhammed'in sığındığı vahiyler daima onun yaptığı herhangi bir olayın hemen ardından inmiyor, allah sadece onun rahatı, keyfi vs. için kitabı oluşturmuştur. Ama birçok unutkanlığınıda yamamasını da bilmiştir, allah muhammedin kadınlarını (küçük ayşe hariç) daima ilk önce başkalarının kadını yapıp daha sonra fahri alem muhammede kadın yapıp daha sonrada bu dulları müslümanların anaları yaparak kutsallaştırıp öpüp başımıza koydurmuştur.Allah halasının kızı zeynebi muhammedin vasıtası ile önce evlatlığına verip çok kısa bir süre sonra ondan boşattırıp muhammede vermesi, allahın bu ayetlerinde nasıl bir ulviyet yatmaktadır. Allah elçisine karşı nasıl bir düşünce içinde, zeynebi muhammede ilk önce neden nikahlamadı ve zeyd'e öncelik tanıdı. Yoksa daha sonramı aklına geldi muhammed ile evlendirmek, genemi unuttu ileride yapacağını. Muhammed bir taşla 3 kuş vuruyor gibi, önce evlatlığını evlendiriyor daha sonra zeyd'den kurtulmak için, hatta onun ölmesi için birçok savaşa başkomutan olarak yolluyor (kostantiniye dahil) fakat hepsinden geri dönüyor. Tabi allah bu durumu görüyor ve muhammedi gene kurtarıyor. (biz zeydi karısından boşatıp zeynebi sana nikahlamadıkmı ayeti ve bütün akrabalarını ona yani halalarının ve teyzelerinin kızlarını vs. sana helal kılmadıkmı ayeti vede zeyd'i mirastan mahrum edilmesini sağlayan, Yüce Allah Kuran’da bunun sebebi olarak
“evlatlıkların öz çocuklar hükmünde olmadığının
bilinmesi” muradını
açıklar.) Yukarıdaki verdiğin adreste kahramanlara değinmeden geçiştiriliyor tabiki her zamanki gibi. Ben bunları böyle düşünüyorum, her ayet gül kokulu muhammed kokuyor. Esenkalın.
|

26-04-2012, 23:09
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
|
|
biraz sıkarsam (google'da dolanırsam), kaynakları da bulurum.
o dönemin arap coğrafyasında evlatlık kavramı çok hassastır. bir kişinin evlatlığa kabulü halk önündeki bir yemin töreniyle gerçekleşir. veli (evlatlık edinen), evlatlığa aldığı kişiyi (varsa) kendi öz çocuklarından bile üstün tutacağı sözünü verir.
muhammed, ebu Talib'in evlatlığı olmasa bile kardeşinin bir emanetidir. Ebu Talib, son nefesine kadar müslümanlığı kabul etmemiş olmasına rağmen muhammedi kendi evlatlarından üstün tutmuş, muhammed uğruna her türlü tehlikeye ve zorluğa göğüs germiştir.
Ebu Talib'in muhamed için gösterdiği özveri böyleyken, muhammedin kendi evlatlığına (Zeyd'e) attığı kazık ise utanç vericidir.
saygılar...
|

26-04-2012, 23:51
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Arkadaşlar, değerli fikirleriniz için teşekkür ederim. Ziyadesiyle istifade ettim.
Bu arada, ben de Google'dan gerekli araştırmaları yapıp, konu hakkında kendimi aydınlatmaya çalıştım.
Buna göre Ahzab-4 ile Ahzab-6 ayetleri arasında bir çelişki yoktur. Çelişki sanılan şey, Araplar'ın Cahiliye dönemindeki bu adetin bilinmemesidir.
Şimdi bir bakalım Cahiliye dönemindeki Araplar'ın bu adetine.
Cahiliye döneminde Araplar yani Kureyşliler, sözleşme usuülüyle aldıkları evlatlıkları kendi öz çocuklarıyla bir sayarlardı ve kendi öz çocuklarının sahip olduğu tüm haklara evlatlıklarına da tanırdılar. Tıpkı günümüzdeki gibi!!!
Fakat bu adet Ahzab suresinin gelmesiyle ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda,
Ahzab-4 : Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.
ayeti Cahiliye döneminden kalma bu adetin kaldırıldığını söyler. Bu ayetteki "O sizin ağzınızdaki lafınızdır" lafzı, Cahiliye dönemindeki bu adetin doğru olduğunu söyleyenlere söylenmiştir.
Ve fakat, günümüzde geçerli olan adet İslam'daki değil, Cahiliye döneminden kalan bu adettir.
Peki, nasıl oluyor da günümüzdeki bu adeti 1400 yıl önce uygulayan Kureyşliler "Cahil" ve onların yaşadığı döneme "Cahiliye Dönemi" deniyor?
Bu soruma kesinlikle ve hararetle bir yanıt istiyorum.
|

26-04-2012, 23:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Evlatlık, öz evlattan ayrı tutulmadığına göre miras hukukuna da dahil olduğunu kabul edebiliriz. Bu bakımdan, Muhammed'e göre oldukça önemli olan sermaye, bu yolla kan bağı olmayan bir kişinin de araya girmesi ile bölünüyor. yani istenmeyen bir durum gerçeleşmekte.
Zeyd'in eşini gasp etmesi sonradan ortaya çıkan bir durum olarak da değerlendirilebilir.
Daha büyük kazık ise, hayatını kurtarmak için karısını boşayan Zeyd'in, yanlış hatırlamıyorsam 2000 adam ile 10.000 kişilik bizans kuvvetleri ile çerpışmaya yollanıp öldürülmesidir.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

27-04-2012, 00:08
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
...
Ve fakat, günümüzde geçerli olan adet İslam'daki değil, Cahiliye döneminden kalan bu adettir.
Peki, nasıl oluyor da günümüzdeki bu adeti 1400 yıl önce uygulayan Kureyşliler "Cahil" ve onların yaşadığı döneme "Cahiliye Dönemi" deniyor?
Bu soruma kesinlikle ve hararetle bir yanıt istiyorum.
...
|
dostum,
cevabı biliyorsun ama bir de bizden duymak istiyorsun.
"cahiliye dönemi", kur-an'ın arap coğrafyasına inişine kılıf olarak uydurulmuş bir terimdir.
inanın o islam öncesi arap toplumu, 21. yüzyıldaki pek çok müslüman toplumundan daha moderndi.
1) Çağrı filmindeki panayır sahnelerini hatırlayın. ressamlar, şairler bir panayırda sanat icra edebilmektedirler. Başta şiir olmak üzere sanata çok önem verilmektedir.
2) Kadınlar erkeklerin tapulu malı (hele tarlası hiç) değildir. muhammed'in ilk eşi hatice, muhammed'den önce 3 kez evlenip boşanmış, her evliliğinden bir çocuğu olmuştur. 4. evliliğini muhammed'le yapmıştır. hiç bir evliliğinde bir erkeğin kuması (2., 3., 4. eşi) olmamıştır.
3) yine aynı hatice, deve kervanı sahibi olabilmiş, hiç bir erkek çıkıp ta onun mallarını elinden almaya uğraşmamıştır.
4) muhammed, kendisine vahiy geldiği iddiasıyla müşriklere her türlü hakareti yapmış, onları tahrik etmiş ama bu insanlar muhammed'i oracıkta temizlemek yerine uyarmayı, daha sonra da amcası Ebu Talib'e şikayet etmeyi tercih etmişlerdir. insan canı o kadar da kıymetsiz değildi.
5) kız çocuklarını diri diri toprağa gömme konusu ise bu sitede ayrı bir başlık altında tartışılmıştı. bu hadisenin de islam literatüründeki gibi olmadığını görmüştük.
asıl cahiliye dönemi muhammed'le başlamıştır ve islam coğrafyasında hâla devam etmektedir.
saygılar...
|

27-04-2012, 00:32
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
|
|
yukarıda sıraladığım 5 maddeye ek olarak:
6) o coğrafyada (en azından mekke'de) yahudiler, paganlar ve azınlık olarak da hristiyanlar yaşamaktaydılar. paganların ise farklı farklı tanrıları vardı.
araştırın; farklı inaçlara sahip bu topluluk arasında inanç yüzünden bir tane savaş bulamazsınız. hele paganlar; "senin putun üstün benim putum üstün" kavgasına girmek bir kenara, tüm putları aynı mekânda (kâbe'de) toplamışlar, her grup kendi putuna ibadet etmiştir (namaz, oruç, hac, kurban dahil).
ama asıl cahiliye dönemi başladıktan sonra, islam inanışı dışındaki tüm inançlar ölümle cezalandırılmıştır.
belki de en önemli tez bu 6. maddedir.
saygılar...
|

27-04-2012, 00:38
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı
dostum,
cevabı biliyorsun ama bir de bizden duymak istiyorsun.
"cahiliye dönemi", kur-an'ın arap coğrafyasına inişine kılıf olarak uydurulmuş bir terimdir.
inanın o islam öncesi arap toplumu, 21. yüzyıldaki pek çok müslüman toplumundan daha moderndi.
1) Çağrı filmindeki panayır sahnelerini hatırlayın. ressamlar, şairler bir panayırda sanat icra edebilmektedirler. Başta şiir olmak üzere sanata çok önem verilmektedir.
2) Kadınlar erkeklerin tapulu malı (hele tarlası hiç) değildir. muhammed'in ilk eşi hatice, muhammed'den önce 3 kez evlenip boşanmış, her evliliğinden bir çocuğu olmuştur. 4. evliliğini muhammed'le yapmıştır. hiç bir evliliğinde bir erkeğin kuması (2., 3., 4. eşi) olmamıştır.
3) yine aynı hatice, deve kervanı sahibi olabilmiş, hiç bir erkek çıkıp ta onun mallarını elinden almaya uğraşmamıştır.
4) muhammed, kendisine vahiy geldiği iddiasıyla müşriklere her türlü hakareti yapmış, onları tahrik etmiş ama bu insanlar muhammed'i oracıkta temizlemek yerine uyarmayı, daha sonra da amcası Ebu Talib'e şikayet etmeyi tercih etmişlerdir. insan canı o kadar da kıymetsiz değildi.
5) kız çocuklarını diri diri toprağa gömme konusu ise bu sitede ayrı bir başlık altında tartışılmıştı. bu hadisenin de islam literatüründeki gibi olmadığını görmüştük.
asıl cahiliye dönemi muhammed'le başlamıştır ve islam coğrafyasında hâla devam etmektedir.
saygılar...
|
Aynen dostum. Ben bir önceki mesajımı yazdıktan sonra Youtube'da 1976 yapımlı "Çağrı" filmine bir bakayım dedim, bu adet hakkında belki oradan bir şeyler kaparım diye!
Bir de ne göreyim? Daha filmin ilk sahnelerinde Kureyşliler'in şimdiki Avrupalılar'dan hiçbir farkının olmadığını gördüm. Bir ara, acaba flimde oynayan kişiler Batılı aktör ve aktristlerdir, belki ondan kaynaklanıyor zannettim. Fakat filmi izlemeye devam ettikçe, bunun flimdeki oyuncuların uyruklarıyla hiçbir ilgisi olmadığını, tam tersine, Kureyşler'in adetlerinden, daha doğrusu yaşam anlayışlarından kaynaklanmış olduğunu farkettim.
İslam kaynakları bize hep 1400 yıldır Kureyşliler'in Cahiliye Dönemi'nde yaşadığını söylerdi. Ama birkaç aşırılıkları dışında, 1400 yıl önce Mekke'de yaşayan Kureyşliler'in şimdiki Batılılar'dan hiçbir farkı yok.
Eğer buna inanmayan varsa,
filmini izleyip, Batı'dakiyle karşılaştırabilir.
Ebu Süfyan ve Hint'in şimdiki Batılılar'dan ne farkı var?
Örneğin, Ebu Süfyan'ı düşünün. Ebu Süfyan, Kabe çevresinde kurulmuş pazarı gezerken, ona, arkasında güneşten korunması için bir (köle değil) hizmetli eşlik ediyor ve karısı Hint de, pazardan kumaş satın alırken, yine onun yanında bir hizmetlisi var. Bu hizmetli Hint'in pazardan satın aldığı şeyleri (kumaş vs.) eve götürmekle sorumlu.
Peki, bugün Batı'daki durum çok mu farklı sanki? Ebu Süfyan ve karısı Hint'in yaşadığı bu hayat 1400 yıl sonra Batı'da aynen icra ediliyor.
Bence bu önemli tespit karşısında isteyen bu sözümü kayda geçebilir.
|

27-04-2012, 00:42
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Ne cahiliye devriymis bu; 1400 sene oncesi baslamis ve hala devam ediyor.Dinlerin hepsi de cehaleti korukler ama, islam birinciligi digerlerine daha bir muddet birakmaz bana kalirsa.....
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

27-04-2012, 01:33
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 13 Apr 2012
Mesajlar: 1.172
|
|
Dostlar,
İşin gerçeğini arayanlar açıkça görmektedirler ki cahiliye devri denilen devirde, insanlar daha medeni ve daha hukuki ve daha insancıldılar.
İşte size Muhammed peygamberin yaşamı, Hz. Hatice patrondu. Kadınlar İslam geldikten sonra artık patron olamamıştır. Öyleki cahiliye devrinde put dedikleri dahi tanrıçalar olarak kadınlardı. Cahiliye devrinde evlatlığı ile evlenemeyen insanlar İslam gelince,ne evlatlık tanımış ne de hukuk tanımıştır.
Gerçeği arayanlar İslamın gelişiyle esas cahiliye devrine geçildiğini açık ve net olarak her hususta görebilirler.
Muhammed peygamber açıkça Allah maskesi arkasında gizlenmiş ve keyfine göre bir yaşam geliştirmiştir. Bunu Hz. Ayşe çok güzel bir tarzda, Muhammed peygambere söylemiştir. Der ki; ''Senin rabbin daima senin hevvanı düşünüyor ''
Farkındalık / Farkındalık / Farkındalık
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:16 .
|