
17-10-2006, 12:10
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
asimilasyon
Değerli okurlar,
Orhan PAMUK, Fransa Meclisi, Ermeniler problemi, Kürtler problemi gündemleri ile yoğruluyoruz. Her kafadan her bir ses bolca çıkmakta.
Geçen gün televizyonda bir haber programında Cezayir de FLN mensubu eski bir bayan militanın görüşlerini dinliyordum. Türkçe olarak verilen seslendirmenin altında, bu bayanın belli belirsiz sesi duyuluyordu. Dikkat ettim; çocukluğundan itibaren, baş düşman, baş şeytan diye dövüştüğü bir ülkenin (Fransa) dilini konuşuyordu. Bu bayan anadili olarak Fransızca konuşuyordu.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
|

17-10-2006, 14:48
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: asimilasyon
Türkçe'deki yabancı kelimelerin sayısı :
Arapça 6465 adet ile (Arapça birinci sırada)
Fransızca 5019 *
Farsça 1367
İtalyanca 629
İngilizce 558
Yunanca 408
Almanca *91
Latince 86
Rusça 39
İspanyolca 35
...
...
...
ve diğerleri
Toplam: 14.822 yabancı kelimemiz mevcut.
Siz hala Türkçe konuştuğunuzu mu zannediyorsunuz ?
|

17-10-2006, 15:46
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: asimilasyon
Sn. Sodomo,
Şimdi de dil milliyetçiliğine mi başladık.
Gayet güzel vermişsiniz dilimize giren yabancı kelime sayısını teşekkür. Tam tersten bakmak nasıl olur diye merak ettim.
Güzel Türkçemizden etkilenen diller ve etkilenme miktarlarına. Türkçemizde bulunan kelimelerin;
400 tanesi İngilizce’ ye,
9000 tanesi Sırp Hırvat diline,
2000 tanesi Macarca’ ya,
2000 tanesi Romence’ ye,
2557 tanesi Bulgarca’ ya,
2500 tanesi Rusça’ ya,
3000 tanesi Farsça’ ya,
300 tanesi Çince’ ye,
2500 tanesi Arapça’ ya,
5000-10000 arası Arnavutça’ ya,
5000-7000 arası Yunanca’ ya,
4200 tanesi de Ermenice’ ye geçtiğini kaçımız biliyor.
Ama vara da Arapça yoğa da Arapça kelime var diye follukta yumurta bırakmayız.
Dil yaşayan bir varlıktır. Doğar gelişir, genişler, olgunlaşır, ihtiyarlar ve günü gelince de ölür. Kaba bir tahminle dünya üzerinde 6000 civarında dilin mevcut olduğu söyleniyor. Ve bu dillerin hiç birisi özgün, katışıksız, arı değildir. Birçoklarının hassas bir durumda oldukları göz önüne alınırsa, yüzde 30 ile 50'sinin bu yüzyıl sonunda yok olacağı varsayılıyor. Daha iyimser tahminler göz önüne alındığında dahi, bu önümüzdeki 98 yıl boyunca her iki haftada bir dilin öleceği anlamına gelir.
Benim meramım dil milliyetçiliği değildi. Eminim sizin de olmamıştır. Ve hiç merak etmeyin; en azından şimdilik kullandığımız dil Türkçedir diyebiliriz. Her ne kadar diğer dillerden etkilenmiş olsa da.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|

17-10-2006, 16:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: asimilasyon
Güzel arkadaşım, yanlış bilgiler veriyorsun. Türkçe'den Arapça'ya geçmiş bir kelime söyler misin bana ? Senin o verdiğin rakamlar Türkçe'den geçmiş kelimeler değilidir Osmanlı'nın Balkanlar'daki yayılışı ile orantılı Osmanlıca yani (Arapça, Farcça, Acemce vb.) karışık bir dildir. Zaten o ülkelere bir bak hepsi balkan ülkeleri ve Osmanlıca'da ne kadar Türkçe var ise ancak o kadarı geçebilir. Daha da ötesi bu veridiğin tablo Arapça'nın Osmanlı üzerinden Balkanlara yayılması tablosudur. Belki Balkanlar'da dergah kurmuş Bektaşi tekkelerinin bazı Türkçe kelimeleri oralara taşıması mümkündür ama o da oldukça az sayıda olacaktır.
Kültürler ve diller arasında karşılıklı etkileşim tabii ki vardır ve ama bu bizim için sözkonusu olmamıştır bunun yerine tek taraflı Arapçanın istilası mevcuttur. Mesela Türkçe'deki Yunanca, Ermenice kelimeleri kastetseydin o zaman bende bunu bir dönem Anadolu'da yaşayan Rum ve Ermeni ahalisinin dilimize etkisi olarak yorumlardım ve bunu doğal karşılardım.
Ama tekrar soruyorum, yüzyıllar boyu "bizim hakimiyetimizde" olduğu iddia edilen Arap diyarlarına kaç adet Türkçe kelime girmiştir ? Bi zahmet buna da bakınız.
|

17-10-2006, 16:13
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: asimilasyon
Üstelik ben dil milliyetçiliği yapmıyorum. Ama bir millet kendi topraklarında her mahallede her köyde günde 5 kere yabancı dilde anaons dinlemek zorunda bırakılıyorsa burada ciddi bir "istila" sorunu vardır. Üstelik dünya'da başka bir millet gösterebilir misin ki her ferdi kendi ismini başka bir dilden almış olsun. Ahmet, Hasan, Hüseyin....
Bu Arapça'nın ne kadar "içselleştirildiğinin" de bir göstergesidir. Var mı İngiliz ismi taşıyan Fransızlar veya Almanlar ? Kendi çocuklarımıza isim verirken bile Arapça isimler veriyoruz daha ne olsun ? Dünyada böyle bir millet var mı ? Var mı kızına Elizabet ismi koyan bir tek Fransız ?
|

17-10-2006, 16:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Dec 2005
Mesajlar: 1.123
|
|
Re: asimilasyon
mhmmd";p="´isimli üyeden Alıntı
Bu bayan anadili olarak Fransızca konuşuyordu.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz.
|
Hocam konu başlığına ne yazmışsan ben de aynısını düşünüyorum. Cezayir sadece dil bakımından değil, bütün değer yargıları, sosyal aktiviteleri, yemek kültürü, milli sporları vs. bakımından Fransız asimilasyonunun etkisi altında kalmıştır. Zaten asimilasyon kelimesi tanımlanırken de hep Cezayir örneği verilir...
Tabi yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım. Cezayir'in bağımsızlığında en büyük pay yine Fransızlara aittir. Çok güçlü bir dış zorlama olmadan, özellikle General De Gaul gibi Fransızların çabalarıyla Fransa, hatasından dönmeyi başarmıştır.
m.kara
|

17-10-2006, 16:28
|
|
|
Re: asimilasyon
Sevgili Sodomo,
Netekimi bilirsin sen. O netekim bu ülkenin bir utancıdır. Atatütürkçülük maskesini takmak suretiyle Atatürk'e en büyük ihaneti onun vasiyetini inkar ederek bu netekim yapmıştır. Türk Dil Kurumunu kapatarak. Eğer ülke bu gün bu noktaya gelmişse bunun en büyük sorumlusu 12 Eylül zihniyetinin temsilcisi bu ''netekim'' olmuştur. Bak Atatürk ne demiş:
''Ülkesinin yüksek bağımsızlığını korumasını bilen yüksek Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.''
Bence bu asimilasyon üzerinde durmak lazım. Ana dilin önemi üzerinde durmak lazım. Bundan hareketle aşağıda linki okumamız ve üzerinde düşünmemiz gerekiyor.
http://www.turkischweb.com/Tuerkce/seite31.htm
|

17-10-2006, 16:48
|
|
|
Re: asimilasyon
DİL DÜŞÜNCENİN EVİDİR
Alpay KABACALI
Zavallı Osmanlıca!.. Türkçeden, Arapçadan, Farsçadan, daha birçok dilden aldığı sözcüklerle, kavramlarla, kurallarla yaşıyordu. Son dönemlerinde (Tanzimat sonrasında) bu karışıma Batı dillerinden alınma sözcükler de eklenmişti. O yapma dilin günlük konuşmalarda kullanılması kolay değildi. Dolayısıyla, yazı dili ayrı, konuşma dili ayrıydı. Ama Batı dillerinden, özellikle Fransızcadan alınma sözcükler, aydınların günlük konuşmalarına da giriyordu. Örneğin Ahmed Mithat Efendi, çalışma odasının kapısını vuran Beşir Fuad’a Antre! (Fransızca entre, giriniz) diyordu.
Zavallı Osmanlıca!.. Ne kadar kolay yıkılıp gitti. Selanik’te başlayan, kökenini halkın dil bilincinde ve konuşma dilinde bulan sade lisan akımı, beslenip gelişerek, yirmi yılda Osmanlıca’yı tahtından indirdi. Yüzyıllar içerisinde oluşmuş bir yazı dilinin bu kadar kolaylıkla ortadan kalkması üzerinde yeterince durulduğunu, bu olgunun yeterince incelendiğini sanmıyorum.
Osmanlıca edebiyat dili olarak oldukça gelişmiş kurallarına uyan edebiyatçıların görkemli yapıtlar ortaya koymalarına olanak sağlamıştı. Ama o edebiyat düşünceyi neredeyse yok sayıyor, mazmunlara önem veriyordu.
Çağlar geçmiş, bu anlayış geçersiz kalmıştı. Ayrıca, Osmanlıcanın olanakları da tüketilmişti. Tanzimat sonrasının edebiyatçıları yeni kavramları, yeni düşünceleri ortaya koymak istediklerinde ne kadar yetersiz kaldıklarını duyumsamışlar mıdır, bilinmez. Edebiyatın dile yaslanan bir sanat olduğunu göz önüne alırsak, umarsızlıklarının bilincine varmamaları olası değildi, diyebiliriz.
Osmanlıcanın en zayıf yanı, yeni kavramları karşılamakta yetersiz kalışı ve düşünce dili olmayışıydı. Kuşkusuz, yalnız edebiyatçılar değil, düşünsel üretimde bulunmak isteyen herkes zorlanıyordu.
Yeni kavramları karşılamak için Arapça köklerden sözcük türetiyorlardı. Ya da Batı dillerindeki sözcükleri olduğu gibi alıyorlardı. Yapma dil Osmanlıca daha da yapaylaşıyor, köksüzleşiyordu. Kısacası, çağdaş düşünceyi doğrudan ve açıkça anlatmak hemen hemen olanaksızdı.
Böyle bir ülkenin yıkılıp tarihe karışmasından doğal ne olabilirdi?
Evet, dil kirleniyor diyoruz, çevremize bakarak... Dükkan adları, markalar, kitle iletişim araçlarında kullanılan sözcükler... Yabancı sözcükler günlük yaşamın hemen her alanına yayılıyor. İnternet; bütün dünyayı Amerika’ya bağımlı kılıyor... Bunların kültür emperyalizmiyle ilişkili bir yönü var, diyor, bu gerekçeyle karşı çıkıyoruz.
Doğrudan doğruya yabancı dille eğitim veren öğretim kurumları var, aynı gerekçeyle bunlara da karşı çıkıyoruz. Ama asıl karşı çıkılacak şey, düşüncemizin kısıtlanması (eski anlatımla hacir altına alınması)...
Düşüncesini doğrudan doğruya kendi dilinde açıkça anlatamayan aydınların yaşadığı bir ülke olmak... Yabancı kavramlarla düşünen, düşüncesini yabancı kavramlarla anlatmaya çalışan insanların ülkesi... Bu, düşünsel üretimin gelişmemesi; bir ülkenin başka dillerin, başka düşüncelerin etkisi altında, kısıtlı (mahcur) yaşaması demek!
Nedir dilin gelişmesi? Orhan Hançerlioğlu, şöyle anlatıyordu (A. Kabacalı, Kültürümüzden İnsan Adaları, İst. 1995, s. 192-193): Dilin gelişmesi demek, türetilebilir olması demektir. Bu çok önemli! Türetebilmek için ise, kök anlamının bizim olması gerekir. Sözgelimi istiklal sözcüğü yüzyıllarca kullanılmıştır. O kökten, killet kökünden iki tane türetilebilmiş: İstiklal, müstakil. Kök bizim değil, neresini türetirsiniz bunun? Buna karşılık, bağgillerden bağımsızlık... Bağ kökünden 38 tane türemiş bulunuyoruz. Daha 138 tane de türetiriz. Bağımlı, bağımsız, bağlaşık, bağdaşım... İstediğiniz kadar türetin, çünkü kök sizin! Türetemeyince beynimizi de geliştiremiyoruz. Düşüncelerimizi geliştirmek için dilimizi geliştirmek gerek. Dilimizi geliştirebilmek için dilin türetilebilir olması gerek. Dilin türetilebilir olması için de Türkçe olması gerek.
Osmanlıca’nın oluşmasında payı bulunanlar, başka dillerden sözcük ve kavram alırken, hiç kuşkusuz ki bilinçli değillerdi. 21. yüzyıl insanı, bilinçli olmak zorunda... Ardında yüzyılların deneyimleri var.
12 Eylül’ün Atatürkçü geçinen cuntacıları da, (sıradan bir yurttaşın vasiyetine bile dokunulamazken) Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetini geçersiz kılan yasa çıkarıp Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları’nı kapatırken, bilinçli idiler. Yabancı dille eğitim yapılmasına olanak veren yasanın mimarlarının da bilinçli olmadığı düşünülemez.
Bütün bunlar göz önüne alınarak, bugün kültür emperyalizmine bağımsızlık bilinciyle karşı çıkılıyor. Önce düşünsel bağımsızlık! Bunun için de dilimizin yabancı diller boyunduruğuna girmemesi yaşamsal önem taşıyor.
Düşünür ne güzel anlatmış: Dil, düşüncenin evidir.
|

17-10-2006, 17:26
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: asimilasyon
Sevgili mhmmd,
* Asimilasyon da fransizcadir, keza problem, milita gibi. Eger hergun kullaniyorsak turkcelesmis kabul edebiliriz. En guzel lisan herkesin anlayabilecegi olandir.
Biraz saskinlik icindeyim, ne demek istediginizi ilk defa anlayamadim. Fransa, Cezayirde, asimilasyonu basarmis midir gorusunuz?
* Bildiginiz gibi Kanada'da yasiyorum. Hani derler ya 72,5 millet burada, ortak konusulan lisan ingilizce. Birakin asimilasyonu, hukumet, her etnik gurubun kulturunu, lisanini canli tutmaga tesvik ediyor.
* Potada bir arada kaynatmak politikasi guden amerika bile pes etti, ispanyolca ikinci resmi lisan haline ulasti bazi eyaletlerde.
*Kanaatimce lisan degildir bir milleti milliyetci yapan, vataninin gelecegini, refahini, icindeki insanlari mutluluga ulastirma yonunde yapilan istek ve calismalardir.Insan olan ise, bunun da ustunde, bu calismalari dunya capinda, butun insanlik icin yapabilenlerdir.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

17-10-2006, 17:29
|
|
|
Re: asimilasyon
Alpay KABACALI
Bütün bunlar göz önüne alınarak, bugün kültür emperyalizmine bağımsızlık bilinciyle karşı çıkılıyor. Önce düşünsel bağımsızlık! Bunun için de dilimizin yabancı diller boyunduruğuna girmemesi yaşamsal önem taşıyor.
Düşünür ne güzel anlatmış: Dil, düşüncenin evidir.
Değerli arkadaşlarım,
Eğer bu gün ülke olarak kültür emperyalizminin kuşatması altındaysak ve bu kuşatmaya bağımsızlık bilinciyle karşı çıkıyorsak önce dilimizden başlayalım. Ben bir Türkçe öğretmeniyim. Dilimizde seksen bine yakın sözcük var. Dilimiz yetersiz bir dildir yalanına inanmayınız. Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu Türk diline büyük katkılar yapmıştır. Ama bunu idrak edemeyen örümcek kafalı zihniyetler bu kurumu kapatmışlardır.
Söz konusu olan dil milliyetçiliği değildir. Söz konusu olan Türk dilini zenginleştirme çabasıdır. Bunu yaparken de dilimizin iki kuralı temelinde yapılmıştır. Eğer bunu dil milliyetçiliği olarak değerlendiriyorsanız bu bir yanılgıdır. Elbette dilimizi yabancı sözcüklerden arındıracağız. Ben öztürkçe düşünmek istiyorum. Öztürkçe de konuşmak istiyorum. Bundan doğal bir şey olabilir mi?
Görüyorsunuz işte. Atatürk bu gerçeği görmüş ve Türk Dil Kurumunu 1932 yılında o dönemin aydınlarıyla birlikte kurmuş. Biz halen neyi tartışıyoruz. Türklüğümüzle ve ana dilimizle gurur duyalım. Bu gün eğer benim ülkemde çocuklarımın ismi halen yabancı sözcüklerin egemenliğindeyse ben bir Türk olarak utanç duyuyorum. Eğer bu gün camilerimde ezan Arapça okunuyorsa bundan utanç duyarım. Eğer bunu savunmak milliyetçilikse evet göğsümü gere gere gururla söylüyorum ki ben bir milliyetçiyim.
Asimilasyon olayı. Bence üzerinde durulması gerekir. Biz Atatürk dönemi hariç hiç bir zaman Türklüğümüzle gurur duymadık ki. Türk olmanın bilincine varamadık ki. Eğer bu bilince varamazsanız elbette asimile olacaksınız. Elbette muhammed hayranlığı olacaktır. Elbette kültür emperyalizmi hayranlığı olacaktır. Bunların da bir doğal sonucu her dönem bir aşağılık kompleksimiz bizi yönlendirmeye başlamıştır. Bu kompleks değilmidir ki bizim asimile olmamıza yol açan. Bu gün kendi ana dilini küçümseyip bu dillere hayranlık duymak ve bu doğrultuda hareket etmek asimile olmaya hizmet değil midir?
Değerli arkadaşlarım,
Eğer asimilasyona bağımsızlık bilinci temelinde karşı çıkıyorsak önce dilimizden başlayalım. Eğer bunu başarabilirsek diğer alanlarda da başarılı oluruz.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:13 .
|