
31-10-2006, 22:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2006
Mesajlar: 169
|
|
Din ile bilimin bagdasmazligi
Alinti: Evrim kurami ve Bagnazlik - Prof. Dr. Cemal YILDIRIM
"Din ile bilim her dönemde açıktan ya da üstü örtülü çatışma içinde olan iki kültürel etkinliktir. Çatışmanın kökeninde bağnazlığın özgür araştırmaya olanak tanımak istememesini bulmaktayız. Bilim doğada olup bitenleri betimlemeye, açıklamaya yönelik bir çalışmadır; amacı evreni anlamak, yöntemi nesnel gözleme dayalı ussal çıkarımdır. Dine gelince, burada daha karmaşık, çok yönlü bir olayla karşı karşıyayız. Basit bir çözümleme, özellikle göksel dinlerin üç ana öğeyi içerdiğini göstermektedir:
(1) Yalnızlık ve yetersizlik duygusu içinde olan kişiye ruhsal erinç ve doyum olanağı sağlayan bir tapınma biçimi;
(2) Belli ahlâk kurallarına dayalı toplumsal bir düzen;
(3) Evreni ve evren içindeki insan yaşamını anlamlı kılan hazır, anlaşılır bir açıklama.
Bu üç öğenin hem anlam, hem geçerlik temeli "Tanrı" denen yetkin, yaratan, bağışlayan, koruyan, ama gerektiğinde cezalandıran yüce varlık kavramında yatmaktadır. Başka bir deyişle, dinin tüm boyutlarında açıktan ya da örtülü Tanrı düşüncesi vardır. Tanrı, tapınma etkinliğinin yönelik olduğu varlık, ahlâk kurallarının gerekçesi ve yaptınm gücü, bilgimizin yanılmaz kaynağıdır.
Bilimin dinle bağdaşmazlığı yalnızca "teoloji" diye bilinen üçüncü öğe bakımındandır; tapınma gereksinimi ve ahlaki düzen bilimin inceleme alanı dışında kalan konulardır.
Din evreni açıklama işlevinde bağnaz ve tekdüzedir; özellikle her şeyi açıkladığı savında olan teoloji yeni arayış ve buluşlara kapalıdır. Teolojinin bilimle kavgası düşüncede tekelci egemenliğini yitirme korkusudur. Geçmişte teologları bir tür "ölüm-kalım" savaşına iten iki büyük olay bu kavganın unutulmaz örnekleridir. Bunlardan biri "Kopernik Devrimi" diye bilinen gelişme, diğeri "Darwin Kuramı" denen evrim düşüncesidir. Birincisi, üzerinde yaşadığımız gezegeni evrenin merkezi olmaktan çıkardığı; ikincisi, insanı tüm diğer canlılar gibi doğanın bir parçası, evrim sürecinin bir ürünü saydığı için teolojiye ters düşmüştür.
Ortaçağ karanlığında kalıplaşan teolojik öğretinin zihinler üzerindeki egemenliğini bilimle paylaşması beklenemezdi, kuşkusuz. Dünyanın nasıl oluştuğu, canlıların nasıl ortaya çıktığı kutsal kitaplarda yazılıydı. Kilisenin tepkisinden korkan Kopernik kitabının yayımlanmasını yaşamının son yılına kadar geciktirme zorunda kalmıştır. Darwin de kuramını açıklama konusunda uzun süre çekingen davranır; Wallace'ın çalışmasıyla karşüaşmasaydı, belki de, Türlerin Kökeni'ni yazma yoluna bile gitmeyecekti."...
Alinti: Evrim kurami ve Bagnazlik - Prof. Dr. Cemal YILDIRIM
Gunu gelir,
sanma hesap sorulmaz!
Dayanir kapina,
PIR SULTAN OLMEZ!
|

31-10-2006, 23:26
|
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
din ile bilimin gizli bir çatışma içinde olduğu fikrine katılmıyorum,geçmiş
tarihte din bilimden çok güçlü olduğu için bugün o gücünü koruma telaşında
yapılan her bilimsel çalışma, her buluş, her icad, din için bir karabasan
aya çıkmak isteyen insanlar muhametin ayı ikiye yarma yalanını ortaya
çıkarmak için çıkmadılar, bilim için, insanlık için *çıktılar
aklı başında hangi bilim adamına yer çekimini sorsanız,kendi hipotezlerini
açıklayacaktır, bilimsel yaklaşacaktır, dinle kavgası olduğu için değil
ancak bir din adamına aynı soruyu sorduğunuzda tamamen hayal
urunu hiçbir mantıklı desteği olmayan kitabı ile açıklamaya çalışıp
hatta üste bile çıkmaya çalışacaktır
|

31-10-2006, 23:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
:arrow: Bilimin düşmanı "din" değildir.
:arrow: Bilimin ezeli düşmanı "akıldışıcılık" tır..
|

01-11-2006, 01:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
insanlar dinsiz olmak için bilimi bulmadılar,ya da ilerlemediler
* * dini sorgulayarak ya da reddederek bilimde ilerlediler
* * saygılarımla
|

01-11-2006, 06:20
|
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
''Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir.'' ATATÜRK
Fazla söze gerek var mı? Ne güzel izah edilmiş. Sen eğer yol gösterici olarak dini görürsen ve uyduruk bir dünyayı da temel alırsan çağdaş, uygar bir ülke olamazsın. Kanıt mı? Dinle yönetilen islam ülkeleri...
|

01-11-2006, 12:37
|
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
Bilim ve Din,bu iki yüce güç İNSAN'ın içsel ve entelektüel varlığına etki etmesi sebebiyledir ki;hakiki medeniyet alanında insanın gelişebilmesi,bu her iki kuvvetin birlik içinde olması ile mümkün olur.İnsan bunların her ikisine de muhtaçtır.Birçok bilim adamları din ve bilimin birbirlerini tamamlayıcı olduklarını kabul etmişler ve bu düşünceye karşı olanların olaya insaf gözü ile bakmadıklarını ileri sürmüşlerdir.Herbert Spencer, sosyal felsefe çalışmalarının birisinde bilim ve din münasebetlerini analiz ederken şöyle der;”Ne zaman doğal bir madde üzerinde düşünürsek,idrakimizin üstünde bir gerçeğin varlığını kabul etmeye mecbur kalırız.”İşte bu içgüdüsel duygu,bilim ve dini birbirine bağlayan düğüm noktalarıdır.Dış yüzeyden bakılınca din ve bilim birbirine karşı görülebilir ve çok kimseler bilim ve dinin uyum içinde olmadığı kuruntusuna kapılabilirler,fakat böyle bir anlam hatalıdır. Çünkü, din insan kuruntusundan meydana gelmiş bir şey değil;fakat ruhani bir iç varlıktır.Aynı suretle ilim de insan uydurması ve insan kuruntusu değildir.Devamlı araştırmalar sonucu ilmi gelişmelerle meydana çıkan,keşfedilen doğal gerçeklerdir. Bu sebeple din ve bilim bir kökenlidir,bir kaynak üzerindedir. Onlar eşit statüye sahiptirler.Her zaman aynı benzer varlığa sahip oldukları gibi tam bir uyuma da sahiptirler.Bu olayı anlayabilmeliğimiz için bilim ve dinin esas ilkelerini dikkatle incelememiz gerekir.Ancak o zaman aralarında ne uyumsuzluk ve nede çelişki bulunmadığı açığa çıkar.
Ernest Haeckel (1834-1919),dindeki temelsiz inançlar(Hurafeler) konusunu eleştirmesine rağmen,din ve bilimin ilişkilerini düzenleyici önemli yardımlarda bulunmuştur:”İnsanın çözümlemek istediği başta gelen problem,eşyanın gerçeği ve kaynağını çözebilmek isteğidir.Felsefe ve bilim her ikisi de bu soruyu cevaplandırabilmek için yetersizdir.Bilimin açısı tabii fenomenleri araştırmak ve genel kanunları keşfetmekle sınırlı olduğu gibi felsefede sadece teori ile meşgul olur,onda uygulama yoktur.İnsan yalnız zeka ile yaşayamaz,o aynı zamanda duygu ve heyecana da sahiptir.Bilim insanın heyecan ve ruhani ihtiyacına dinden daha fazla tatmin edici ve güzel bir yol bulursa;ancak o zaman dini mağlup eder.Bu sebeple bilim dinle mücadele ve düşmanlığı bir yana atarak uzlaşmalıdır.”Guyau da dinden gerçeği karanlığa boğan efsane ve temelsiz inançlar kaldırılacak olursa bilimin dinle olan davasının son bulacağına inandığını söyler.
Bazı Bilim Adamları Niçin Dine Karşı Geldiler?
Tanınmış bir alim olan Amerikalı John.W.Drapper bir kitabında bilim ve din mücadelesi hakkındaki görüşünü şöyle açıklar: "Hristiyanlık,dünyada kendinin kudretli bir politika etkisine sahip olduğunu zannettiği günden itibaren bilim ve din mücadelesi başlamıştır.O zamandan bu yana din ve bilim birbiri ile çarpışmış ve birçok tanınmış kişiler bu çatışmaya katılmıştır.Bilim tarifi yalnız,meydana gelen buluşlarla değil;aynı zamanda bu iki kuvvetin birbirine karşı koymadaki hikayesini de anlatır.Bu kuvvetlerden birisi ilerlemek isteyen insan zekası,öteki de Ortodoks düşünceye sahip kişilerin meydana getirdikleri tesir,bencil düşünceler,menfaatlar ve bu tesirlerin meydana getirdiği kısıtlamalar.”
Hristiyanlık iyice yayıldıktan sonra rahipler Hristiyanların düşüncelerini tamamen etkileri altına aldılar.(Bu örnekteki tarih bize geçmişteki diğer dinlerde de aynen verir.)Bilim ile din arasında soğukluk başladı;zamanla bu soğukluk muhalefet ve mücadeleye çevrildi.Bazı bilim adamları,dini bilimin düşmanı ve medeniyetin tek sebebi dinler olduğunu söylemekle mücadeleyi en son noktaya kadar ulaştırmışlardır.Bu konuda yazılan kitapları dikkatle izleyecek olursak;mücadelenin gerçek sebebi ne din nede bilimin temel ögelerinden olmayıp,şimdi burada açıklayacağımız sebeplerden meydana gelmiş olduğu anlaşılabilir.
1-)Bazı bilim adamları İncil kitabında yazılı bir çok açıklamaları,bugün ortaya çıkmış bilime tamamı ile karşı olduğunu söylerler.Evrenin 6 günde yaratılması,Adem ile Havva ve diğer yaratıkların yaratılış şekli,Hz.İsa’nın ikinci gelişinde güneş ve ayın kararması ve yıldızların dökülmesi gibi.(Hristiyanlıktan başka geçmişteki diğer dinlerde de mevcut sembolik ifadeler kelimenin dış anlamı ile bu görüntüdedir.)
2-)Bilim adamları,din vaaz eden birçok kimselerin boş inanç dolu düşünceleri yaydıklarından şikayet ederler.Bu birçok Hristiyanı bilime karşı gelmeye sevk etti.Lacdans adında bir vaiz dünyanın yuvarlak olduğuna karşı çıktı ve dedi ki;”Eğer dünya yuvarlak olsa;arz yuvarlağının öte yanında yaşayan varlıkların başları bu tarafta,ayakları yukarı,ağaçlar ve bitkiler de bize göre ters durması lazım gelir."
Eğer bu ahmaklardan sorulsa;niçin bu ters eşya aşağı dökülmüyor?Elbette ki;onların cevabı dönen bir yuvarlağın yarı yuvarlağı daima merkezine dönük olduğundan ağır cisimlerin merkeze çekimi neticesinde olur.Ancak ağırlığı olmayan gaz gibi,bulut gibi cisimler yukarı yükselir demeleri dünyanın yuvarlak olmasından daha beter bir hata değil midir?
Katolik Kilisesinin büyük pederlerinden biri olan St.Augustine (354-430),arz yuvarlağının öte yüzünde insan bulunduğuna inanmıyordu.”Çünkü”, diyordu,”Kitab-ı Mukkaddes’e göre burada Hz.Adem’in çocuklarından hiçbir bahis yoktur.Şayet dünyanın öte yüzünde insan bulunacak olsa Hz.İsa’nın ikinci gelişini görmeleri mümkün olmayacak.Bundan dolayı,dünyanın yuvarlak oluşunu düşünmek akıllıca düşünüş değil.”Bu dar görüşlü düşünceler,halkı yüzyıllarca bilgiden yoksun bırakarak temelsiz inançların karanlığına salmış ve öylece bırakmıştır.
3-)Rahipler,kendileri çok zengin ve lüks bir hayat yaşamalarına rağmen,kendi dışındakileri,çilekeş manastır hayatı yaşamak için teşvik ediyorlardı.Birçok kimselerin gerçek insanlık görevlerini yapmalarına engel oldular.Halkın dini duygularını sömürerek,dini kötü yollarda kullandılar.Kudüs’ten toprak getirerek yüksek bedeller ile bu toprakları halka sattılar.Kiliselere İkonlar koyarak halktan bunun için teberrular ve hediyeler topladılar.Bu suretle din adına yüzlerce kötü ve yanlış uygulamalar yayıldı.Bu yapılanlar,uygun olmayan ve cidden gerçeğe ters idi.Bunlar insanın ruhani görüşünü perdeleyen,onları gerçek bilgiden mahrum eden temelsiz inançlardı.
4-)Birçok tarih yazarları,rahiplerin bilginlere ve bilime karşı reva gördükleri kötü davranışlardan yakınmışlardır.Bu işkence ve manevi baskılar,bazı bilim adamlarının iddia ettikleri,bilim ve din arasındaki çelişkiye kanıt olarak kabul ettirmiş ve aşağıdaki örneklerle bu iddiaları desteklemişlerdir
Copernicus (1473-1543)
Copernicus yıldızların hareketine ilişkin kitabını yayınlar yayınlamaz kilise tarafından merhametsizce cezalandırıldı.
Galileo’ya (1564-1642) yapılan manevi baskı
Bu ünlü astronomi bilgini teleskop aletini geliştirerek 1609 yılında Ay’ın yüzeyini,Jüpiter ve Zühal yıldızlarının halesini gözlemledi.1616 yılında,o da Copernicus gibi aynı şekilde mahkum oldu.Yeryüzünün hareketini inkar etmesi için manevi baskı yapıldı.Daha sonra gözlerini kaybetti ve nihayet,hayatının sonuna kadar tard ve sürgün edildi.
Bruno’ya (1548-1600) yapılan işkence
Ünlü İtalyan bilim adamı Bruno 1548 yılında bilim hakkındaki kitabını yayınlayınca onun kafir olduğu düşünüldü ve 1600 yılında Engizisyon mahkemesi tarafından diri diri yakıldı.
Hypatia’ın ölümü
Miladın 4 ve 5. yüzyılında şöhretli matematikçi Theo’nun kızı Hypatia,sadece bir matematik ve felsefe üstadı olduğu ve “Ben kimim? Ben ne biliyorum? Nereye gidiyorum?” gibi soruları cevaplandırıp bilgi ve hikmet yayınladığı için İskenderiye kilisesi baş rahibi tarafından öldürtüldü.Miladın 415.yılında kılıçtan geçirilerek parçalandı.
İskenderiye Kütüphanesinin yok edilmesi.
Miladın 391. yılında,evvelce kısmen Osiris mabedinin yeri olan arsayı Theophilos,kilise yapılmak üzere Hristiyanlara verdi.Bu arsada yapılacak kilisenin temeli kazılırken bir putperest inanını gösteren mermer taş bulundu.Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.Putperestlerse,buna son derece hiddet duydular.Böylece İskenderiye’de dini bir ayaklanma meydana geldi ve çatışma olağanüstü alevlendi;kitleler kılıçtan geçirildi.İmparator ayaklanmayı bastırmak ve Sarapion mıntıkasında putperestleri cezalandırmak üzere oraya asker gönderdi.İmparator namına hareket eden Theophilos İskenderiye kütüphanesinin de bulunduğu o bölgedeki tüm binaları yerle bir etti.
Din inançları farklı kimselerin bu gibi saldırıcı davranışları gerçek bilgi ve öğretimi baltaladı.Hypatia’nın öldürülmesinden sonra bir ilim merkezi olan İskenderiye;aynı zamanda İskenderiye kütüphanesinin yok olması ile bu mevkiden hızla düştü.Drapper’in bu konudaki sözleri:”M.S 414 yılında cehaletin karanlığı etrafı sarmaya başladı.Yunan felsefesi ve bilim,hatta Atina’da bile yasaklandı.İmparator Justinien’in emirleri ile okullar ve kolejler kapandı.” şeklindedir.
5-)Engizisyon mahkemelerinin boş inançlarla dolu Ortodoks inançlarını kabul etmeyen kimselere reva görülen işkenceleri birçok tarihçi;okuyuculara açıklamış bulunuyorlar.Tarihçilerin;Din adına yapılan bu korkunç suçları açığa çıkarmaları halk arasında bir heyecan meydana getirdi.Tarih yazanlara göre;İtalya,İspanya,Almanya,Güney Fransa’da olduğu gibi birçok memleketlerde bilim adamlarına ve Hz.İsa’ya inanmayan kimselere karşı yapılan işkencelerden Engizisyon mahkemeleri sorumludur.Binlerce masum bilgili kişiler bu mahkemeler tarafından manevi baskılar ve işkence edilerek öldürülmüşlerdir.Mesela 1481 yılında Andaluzya’da iki bin kişi yakılmış ve on yedi bin kişinin malları müsadere edilerek ömür boyu hapse mahkum edilmişlerdir.Engizisyonun kan içici önderlerinden biri olan Thomas Torquemado (1420-1498) mahkemenin sanık saydığı kişilere her çeşit işkence ve ıstırapları tertiplemiş,bizzat kendisi 8 bin insanın idam ilamını imzalamış ve çoklarını da zindanlarda işkence edilmesine emir vermiştir.
Engizisyon tarihini yazanların bildirdiklerine göre Thomas Torquemado ve onun suç ortakları zamanında 18 yıl gibi kısa bir süre içinde 12.200 kişi yakılarak öldürülmüş 6806 kişi kızgın demirle dağlanmış,97.320 kişiye de işkence edilmiş.İbranice yazılı Tevrat kitabı yakılmış,İspanya’nın Salamanca şehrinde 6000 cilt kitabın ateşi ile şenlik yapılmış.O günler papanın mutlakiyet makamları,sanıklara vesikalı itiraflar tertipleyerek büyük miktarda paralar toplamışlar.Bazı ruhban sınıfının çok lüks ve şahane hayat yaşamlarına rağmen bilim adamlarına din yetkilileri tarafından işkence edilmeleri ise;bugün bir çoğumuzu dinin bilime karşı olduğu düşüncesine vardırmış bulunmaktadır.
Yine aynı soru;Bilim adamı kim,bilim yandaşı kim ?
Din adamı kim,din yandaşı kim ?
Cevap İNSAN olabilir mi ?
Eğer cevap İNSAN ise yeni soru;İNSAN kendisi ile çelişir mi ?
|

01-11-2006, 13:55
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2006
Mesajlar: 169
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
|
Dış yüzeyden bakılınca din ve bilim birbirine karşı görülebilir ve çok kimseler bilim ve dinin uyum içinde olmadığı kuruntusuna kapılabilirler,fakat böyle bir anlam hatalıdır. Çünkü, din insan kuruntusundan meydana gelmiş bir şey değil;fakat ruhani bir iç varlıktır.Aynı suretle ilim de insan uydurması ve insan kuruntusu değildir.Devamlı araştırmalar sonucu ilmi gelişmelerle meydana çıkan,keşfedilen doğal gerçeklerdir. Bu sebeple din ve bilim bir kökenlidir,bir kaynak üzerindedir. Onlar eşit statüye sahiptirler.Her zaman aynı benzer varlığa sahip oldukları gibi tam bir uyuma da sahiptirler.Bu olayı anlayabilmeliğimiz için bilim ve dinin esas ilkelerini dikkatle incelememiz gerekir.Ancak o zaman aralarında ne uyumsuzluk ve nede çelişki bulunmadığı açığa çıkar.
|
|
Ernest Haeckel (1834-1919),dindeki temelsiz inançlar(Hurafeler) konusunu eleştirmesine rağmen,din ve bilimin ilişkilerini düzenleyici önemli yardımlarda bulunmuştur:”İnsanın çözümlemek istediği başta gelen problem,eşyanın gerçeği ve kaynağını çözebilmek isteğidir.Felsefe ve bilim her ikisi de bu soruyu cevaplandırabilmek için yetersizdir.Bilimin açısı tabii fenomenleri araştırmak ve genel kanunları keşfetmekle sınırlı olduğu gibi felsefede sadece teori ile meşgul olur,onda uygulama yoktur.İnsan yalnız zeka ile yaşayamaz,o aynı zamanda duygu ve heyecana da *sahiptir.Bilim insanın heyecan ve ruhani ihtiyacına dinden daha fazla tatmin edici ve güzel bir yol bulursa;ancak o zaman dini mağlup eder.Bu sebeple bilim dinle mücadele ve düşmanlığı bir yana atarak uzlaşmalıdır.”Guyau da dinden gerçeği karanlığa boğan efsane ve temelsiz inançlar kaldırılacak olursa bilimin dinle olan davasının son bulacağına inandığını söyler.
|
Sayin hocam (burdan anladigim kadariyla) kisaca;Dinle bilimin esas ilkelerini;Insanin,Maddeyi anlama ve aciklama cabasi.Diyebilirmiyiz?
eger oyle dersek bilim ile Din arasindaki savas burdan gelmiyormu?Cunku,"Bilim maddenin kaynagini aciklamada herzaman yetersiz kalacak"(yetersiz kalacak ama hergun 1 adim daha yaklasacak.)"Felsefe sadece teoriyle mesgul olacak"( zaten felsefede uygulama olurmu hocam? uygulanabilir oldugu vakit bilim olmazmi?Felsefenin bir ozelligide Bilimin on basamagi degilmidir?)
|
Guyau da dinden gerçeği karanlığa boğan efsane ve temelsiz inançlar kaldırılacak olursa...
|
Dinin temelini bu temelsiz inanclar olusturmuyormu?Cunku Dinin esas ilkelerinden bir tanesinin,esyanin kaynagini anlamak .Bunu aciklamak icin elbetteki bilimsel kuramlardan faydalanmiyor!Tamamiyle insan kuruntusu ,dogmatik dusuncelerden faydalaniyor.Din kendi mutlaklarini hicbir zaman uzerinden atmayacagina gore,Bilim ile teolojiarasindaki savas hic bir zaman bitmeyecek.
Alinti: prof. Dr. Cemal Yildirim
devami;
Soru 2: Kavganın kökeninde ne vardır?
Astronomide Ptolemi sistemiyle birlikte insanın doğa içindeki özel yerine ilişkin geleneksel inancı da yıkan Kopernik, teologların tepkisini önlemek için kitabına önsöz yazan dostu Osiander'in şu sözlerine göz yummak zorunda kalmıştır:
Bu kitapta önerilen sistem yalnızca açıklamaya yönelik matematiksel bir hipotezdir; felsefi doğruluğu söz konusu değildir.
"Matematiksel hipotez" ile "felsefi doğruluk" diye yapılan ayırım kiliseyi yaklaşık yüz yıl harekete geçmekten alıkoyar. Ne var ki, kilisenin daha baştan tedirgin olduğu bellidir. Reformcu Luther bile, "Bu budala kafamızı karıştırma hevesindedir; oysa kutsal kitap bize Joshua'nın arzı değil güneşi durdurduğunu söyler," diyerek Kopernik'i kınamaktan geri kalmamıştır.
Tehlikenin tam anlaşılması 17. yüzyılın başlarını bekler. Gidişin farkına varan kilise artık kararlıdır: Önce Bruno'yu gözler önünde yakarak, sonra Galileo'yu iki kez engizisyon mahkemesinde yargılayıp ilerlemiş yaşına karşın ev hapsine mahkûm ederek tepkisini ortaya koyar. Ancak engizisyon terörü beklenen etkiyi sağlamaz; bilimi durdurmaya olanak yoktur artık! Kopernik, Kepler ve Galileo'nun öncülüğünde başlayan bilimsel devrim 17. yüzyıl boyunca süren büyük atılımlarıyla üstünlüğünü kurma yolundadır. Teoloji, tüm direnme, yıldırma ve sindirme çabalarına karşın fiziksel bilimlere yenik düşmüştür. Artık pek az kimse arzın düz olduğu, evrenin merkezinde yer aldığı, güneşin arz çevresinde döndüğü, tüm nesnelerin toprak, su, hava ve ateşten oluştuğu gibi antik öğretilere inanmakta; deprem, sel, yangın ve fırtına yıkımlarına Tanrı'nın günahkâr kullarına uyarısı gözüyle bakmaktadır. Kısacası, kilise için kazanma şansı yoktur. Ama savaş bitmemiştir: bir cephede yenik düşen karanlık güç, başka bir cephede mevzilenmekten geri kalmaz. Bilime karşı savaş daha sonra evrim konusunda sürdürülecektir.
Din ile bilimin tarihsel kavgası kimi dönemlerdeki ateşkese karşın hiçbir zaman barışla sonuçlanmamıştır. Darwin, Galileo, vb. bilginler üzerinde koparılan fırtınalar su yüzüne vuran çalkantılardır. Kavganın nedeni daha derinlerde yatan metafizik anlayışlar arasındaki çelişkidedir. Din bir yanıyla ideolojiktir; tüm ideolojiler gibi aradığı mutlak iktidar, paylaşmaya razı olmadığı şey egemenliktir
Gunu gelir,
sanma hesap sorulmaz!
Dayanir kapina,
PIR SULTAN OLMEZ!
|

01-11-2006, 15:50
|
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
Değerli Sosyalist18;
“Din” kelimesi batı dillerinde (religion) çıkış ve ayırım bakımından *Latince “RELİGİO” *kelimesinden meydana *gelmiştir ki,sıkı sıkı bağlanma manasına gelir.(Lisansımızda *da kullanılan “din” kelimesi *Araplardan çok evvel *kullanılmış olup kanun ve yol manasına gelir..)Böylece “religion” kelimesinin manası *yüksek bir varlığa karşı sıkı bir bağlılık *ve sadakat *anlamına gelmektedir.
Alman bilim adamı *Max Müller(1823-1900) dini “İnsana sonsuzu anlatmak için yardım eden ruhani kuvvettir.” diye tarif eder.
Revil’in bu *mevzudaki ifadesi ise insan hayatının kontrolü için etkilidir,diye insan ve evreni idare eden kuvvetin ruh olduğunu ve bu kuvveti Allah ile birleştirir.
Scillermachers(1768-1834), “din” hakkındaki görüşü,insan vicdanını tam bir itaata *götürendir.
Feuerbach (1804-1872),dini tarif ederken şöyle yazar;”Tanrı’yı bilmek için insan arzusudur.”
Kant ‘ın (1724-1804) fikrine göre ise,din vazifelerimizi ilahi bir emir olarak tanımaktır.
Moris *Jastrow,”The Study of Religion” kitabında dini üç prensip üzerine tarif eder: a-)Bir kısım mutlak kudrete insan inancı, b-)Bu kudretle *ilişki kurmak *için insan gayreti, c-)O kudretle kurulacak *bağlantı halkası.Bu en yüksek kudrete olan inanç,insan inancının temeli olup,en yüksek kaynaklar *tesisine özlem çektiği insanın ruhi duygularını besler.Dua ve yalvarı ile yaratanla arasında bir halka meydana gelir.Moris Jastrow’a *göre;”Din,kendisine bağlı olduğumuzu hissettiğimiz ve bizim kontrolümüz dışında olan kudretle tabii bir inanç.” Diye tarif eder.
Herbert *Spencer ‘e *göre (1820-1903);”Din,insanın en derin duyguları ve sonsuz ilham kaynağıdır.”.
Alman *idealizminin kurucusu Fichte (1762-1814)’nin *ifadesine göre;” Din ahlakın kemali,ahlakın kemalleşmesi de dinin esasıdır.”
.Jean Marie Guyau (1854-1888) der ki;”Din insanın gayesi ve insanın evren ve hakikatla *münasebetinin bağıdır.”Her ne kadar daha yüzlerce din tarifi varsa da yukarıda bahsettiğimiz kadarı maksadımıza hizmet etmeye yeterlidir.
Bilginler insan bilgisini,Halk Bilgisi (genel bilgi) ve Akademik Bilgi diye iki kısma ayırmışlardır.
Halk Bilgisi
Doğal bir fenomendir,bir olayı başka bir olaya bağlamadan elde edilir.Onun kullanılış şekli bilimsel terimlerin ihtiva ettiği geniş şekilde değildir.Toplumda herhangi bir kimse yağmur yağışına baktığında bu olayı neden ve nedensellikle birbirine bağlamaz.Bu olayın meydana gelebilmesi için,deniz,rüzgar,buhar,çekim kuvveti gibi neden ve nedenselliklerinden meydana gelmiş olmasını hiçbir zaman aklına getirmez.Yine buna benzer radyonun çalışması,ampulün aydınlatıcı fonksiyonu başka nedensellik ve neden aramaksızın sadece “elektrik” kelimesi ile ifade edilir.İşte genel bilginin belli başlı karakteri,meydana gelen olayların birbirleri ile bağıntısının mevcut olmayışıdır
Akademik Bilgi
Neden ve nedensellik sonucu meydana gelen doğal olayların,bilimsel kanunların keşfedilmesiyle meydana gelir.
Genel Bilgi ile Akademik Bilgi Arasındaki Fark
Genel Bilgi
Bir şeyi kesin sonuca ulaştırmaz,çünkü o madde ve mana için birleşik bilgi yerine tek tek *bilgi sağlar.Olayların birbirini izlemesinde meydana gelen değişiklikler,o olaydan ,başka başka doğal fenomenler getirir.Akademik Bilgi,doğal fenomenleri soyut şekilde ifade etmek yerine bilimsel kanunlara göre deney ile onaylanmış olduğundan,onun geçerliliği,kesin ve güven vericidir.
Akademik Bilgi
Genel kapsamı olan somut bir ifadedir.Herkesçe kabul edilmiş genel kanunlara dayanarak,bitki,hayvan gibi varlıkları ayrı ayrı *sınıflamaya tabi tutarak bilim adamları hepsini ayrı ana karakter üzerinde vasıflandırır.Böyle genel kapsamı olan bir prensip akademik bilginin en mühim niteliklerindendir.Akademik bilgi,her zaman çok iyi bilinen prensiplerle temellendirilir.Zamanımızdaki bilim adamları bilginlerin geçmiş oldukları yolları tekrarlamadan mevcut keşiflerden faydalanırlar.Mesela,kimyada bazı temel kanunlar var ki,muhtelif maddelerin analizi bu kanunlara göre yapılır.Günümüzdeki bir araştırmacı,bu kanunlardan faydalanarak kolaylıkla kendi araştırmalarına devam eder.
İnsan Bilgisinin Aşamaları
Her bilim dalı olgunluk yolunda ilerleyebilmek için aşağıda gösterilen dört aşamadan başka bir yöntem kullanamaz.
a-)Konu ile ilgili bilgileri toplamak
b-)Toplanan bilgileri test ve deneye dayanan kanunlarla sistematik bir şekilde düzenlemeye gayret sarf etmek.
c-)Özgül yeni kanunların keşfine çalışmak
d-)Yeni bulunan özgül kanunları genel kanunlarla çevrelemek için özgül kanunlar toplamak.
Kesin Bilim
Bilim,ne kadar karışık teorilerden,tahminlerden,özgül şartlardan kurtarılır ve genel kanunlara dayanırsa o derece kesin ve güvenilir olur. Bunun içindir ki, Matematik, Astronomi, Fizik, Kimya gibi bilim dalları,Tıp,Eğitim ve Güzel *Sanatlar gibi bilim dallarından daha *kesindir.Bu saf *ve kesin bilimlerin dayandığı genel kanunları zamanımıza kadar kimse değiştirmemiş ve geçerliliklerini devamlı kalmıştır.
Milattan 287 sene evvel,Arşimed’in meydana çıkarmış olduğu hareket ve çekim kanunu *şimdiye kadar hiçbir kimse yalanlayamamıştır.Pascal’ın (1623-1662) ,Boyle’nin (1621-1691),Gay Lussac (1778-1850) ve bunun gibi diğer genel kanunlar da böyledir.Eğer bir kimse suya batan bir cismin ağırlığından ,taşan suyun ağırlığı fazla olduğunu ispat edecek olursa,Arşimed’in kanununun özelliği ve geçerliği kaybolur.
Yukarıda ifade edilenler;İlmin insan bilgisinde toplanan eşya gerçeğinin geçirdiği sistematik değişiklikleridir. Bu sebeple hakiki ilim,varsayımdan öteye geçen,teori ve genel kanunlar olup bunlar genel prensiplere dayalıdır.Eski Yunanlılar ilmi bir felsefe olarak kabul eder ve onun mantık ve ahlak olarak iki kısma ayırırlardırdı.16’ncı asırda Francis Bacon (1561-1626) bilimi tarih,şiir ve felsefe olarak ayırmıştı.Daha sonra Fransız bilginleri *ilim ve insan bilgisini altı dala ayırdılar.1-)İlahiyat ve ahlak 2-)Tarih 3-)Matematik 4-)Doğal bilimler 5-)Sihir ve Simya 6-)Edebiyat.
Auguste Comte (1798-1857),ilmi aşağıdaki gibi tasnif etti:
1-)Cansız eşya bilgisi
2-)Canlı eşya bilgisi
3-)Canlıların üstündeki varlıkların bilgisi
Bundan sonra cansız eşyaları,matematik,makine,fizik,kimya gibi dallara,canlı eşyaları ise fizyoloji,biyoloji ,üçüncü aşamayı da sosyoloji ve psikolojiye ayırmıştır.
Bu iki tariften anlaşılacağı gibi,bilim ve din birbirlerini tamamlayıcıdır.Bu iki büyük kuvvet insanlığı ilerleme ve yücelmeye yöneltir.İnsan problemlerini çözer.Onun fiziki,ruhani,entelektüel kapasitesine açıklık verir.Bilim aklı kuvvetlendirir,din kalbe ve ruha yöneliktir.
Birisi onu fiziki yönden rahata kavuşturur,öteki ise göksel kapıları ona açmak suretiyle ruhani hayatını zenginleştirir.
Bilim doğanın kuvvetlerini kontrol etmek için insana olanak sağlar,din ise insanı manasız bencil duygulardan kurtarır.Demek ki;bunun her ikisi de gerçektir.Nasıl bilim ona doğanın dış fenomenlerini anlamaya olanak veriyorsa,din de ruh evreninin esrarını öğrenmek için imkan sağlayacaktır.
Tek başına ne bilim ne de din insan yeteneklerinin tam olarak gelişmesini sağlayamaz, birbirlerinin hududunu da aşamazlar.Bilimin her dalı kendi alanında sınırlanmış konuları ve araştırmaları yapar,o hududun dışına çıkamaz.Mesela,matematik miktarla,mekanik hareket ve akli yeteneği ile,sosyoloji toplum işleri ile uğraşır. Doğal bilimin hükmü altında ölçülemeyen ve tecrübe edilemeyen her ne varsa bilim onunla meşgul değildir.Bu sebepledir ki materiyalistik felsefe bu konularla alakalı hususların açıklanmasında bizi tatmin etmez.Yalnız tarihe dayanan din ruhani felsefesiyle insanın ruhani problemlerini çözebilir.
|

01-11-2006, 17:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2006
Mesajlar: 169
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
Tesekkurler sayin psikokemoterapi,
Elbetteki,bireyin ic dunyasini ve maddeyi anlama hususunda bilim yeterli olmayacaktir.Bu yuzden insan tapinma ihtiyaci duyacaktir.
Zaten Prof.Dr. Cemal YILDIRIM in dedigi gibi;"Bilimin dinle bağdaşmazlığı yalnızca "teoloji" diye bilinen üçüncü öğe bakımındandır; tapınma gereksinimi ve ahlaki düzen bilimin inceleme alanı dışında kalan konulardır. "
|
Birisi onu fiziki yönden rahata kavuşturur,öteki ise göksel kapıları ona açmak suretiyle ruhani hayatını zenginleştirir
|
|
Bilim doğanın kuvvetlerini kontrol etmek için insana olanak sağlar,din ise insanı manasız bencil duygulardan kurtarır.Demek ki;bunun her ikisi de gerçektir.Nasıl bilim ona doğanın dış fenomenlerini anlamaya olanak veriyorsa,din de ruh evreninin esrarını öğrenmek için imkan sağlayacaktır.
|
Elbetteki hicbirzaman bilim"Bireyin ruh evrenini" ilgi alani icine sokmayacagi icin Din birey icin bir ihtiyac olabilir.
Ama beni dinin ilgilendirdigi nokta toplumsal boyutudur;
Toplumlar icin Din bir ihtiyacmidir?Toplumlarin gelismesinde Din hangi konumdadir? Din ile bilimin savasi bu noktada basliyor sanirim.Ne demisti sayin Cemal YILDIRIM ;"din bir yonu ile ideolojik'tir". Bilimsel gercekler,ve bilimin ozunu olusturan nesnel suphecilik.Din iktidarinin temellerini sarsiyor.
(Evrim kanunu ve din gibi).
Gunu gelir,
sanma hesap sorulmaz!
Dayanir kapina,
PIR SULTAN OLMEZ!
|

01-11-2006, 18:43
|
|
|
Re: Din ile bilimin bagdasmazligi
Dinsel anlayışa daha da zarar verici bir şey de teolojik küstahlıklar olmuştur. Dinin hizipçi geçmişinin inatçı bir özelliği, din adamlarının sahip olduğu baskın rol olmuştur. Tartışılmaz kurumsal otoriteyi kurmuş kutsal metinlerin yokluğunda din adamları zümresi, İlahi amacın yorumu üzerinde özel bir denetimi kendilerine mal edip sahiplenmeyi başarmışlardır. Güdüleyici etken ne kadar farklı olursa olsun, trajik sonuçları, ilhamın akışına sekte vurmak, bağımsız zihinsel aktivitenin cesaretini kırmak, dikkati dinsel törenlerin ayrıntılarına odaklamak ve sıklıkla da kendi kendini tayin etmiş olan ruhani liderlerinkinden farklı bir mezhebi izleyenlere karşı nefret ve önyargı doğurmak olmuştur. İlahi zuhurun yaratıcı gücünü bilinci sürekli olarak geliştirme işine devam etmekten hiçbir şey alıkoyamazsa da, herhangi bir çağda başarılabilecek şeylerin ölçüsü hep bu gibi yapay şekilde uydurulmuş engeller tarafından kısıtlanmıştır.
Drapper,din ile bilim arasındaki mücadeleyi gösteren kitabında bu görüşü kabul eder ve şöyle yazar;”İlk Hıristiyanların öğretileri ve temel inançları bu üç nokta üzerinde odaklanmıştı:
1)Tanrıyı ululamak ve onu övmek.
2)Temiz bir karaktere sahip olmak
3)Birbirlerine karşı sevgi ve bağışlayıcılık göstermek.”
Tertilinum(M.S 160-230) Hıristiyanlığın müdafaası için yazmış olduğu bir risalede,Hıristiyanlığın ilme ve bilgiye karşı olmadığını açıklamıştır.
Gerçekten insaflı bir kişi ilk Hristiyanlara baktığında onların ne kadar sevecen,barışçı,cömert olduğu konusunda şahitlikte tereddüt göstermeyecektir.
Ama Vatikan ve din adamlarının daha sonraları bu bağlamdaki bir öğretiyi dünyaya kan,zulüm,katliam,tecavüz,yağma vb tüm kötü sonuçlara imza atan,bilimin önünü kesen insanlığı aydınlık yerine karanlığa sokan bir kurum ve kişiler topluluğuna çevirdiği konusunda şahitlikte,tereddüt etmeyecektir.
Kuran-ı Kerim’de ise şöyle yazılıdır;”O kimseler ki bilirler,bilmeyenlerle bir midir?” Hz.Ali’nin şu hadisini naklederler;”Bilim ile mutabık olan dinle de mutabıktır.İnsan aklının almadığını din kabul etmemelidir.Bilim ve din birlikte yürür,herhangi bir din bilime karşı ise o gerçek değildir.”
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategor...lozoflar%C4%B1
İslam filozoflarının dünya üzerindeki geçmiş bilgi ve birikimleri kullanarak geliştirip ortaya koydukları eserler ve bundan tüm dünyanın yararlanmasının nedeni nedir acaba ?Hangi insaf sahibi bu gerçeğe küfredebilir ?
Bir kaç kişi hariç *:wink:
Bhagavad Gita bilim ve bilginin önemini şu şekilde ifade eder:”Hislerini yenen bilgi ve ilimden razı olan kimse,bir kayanın üzerinde sımsıkı duran bir kimsedir.”
Gita;”Merhametli Mevla’mız,diyor,hakikaten size yanılmaz,en derin bir sır söyleyeyim.Siz bilgi ve ilim ile belli surette bağlanınca karanlıktan kurtulacaksınız.”
İnsan ta ezelden beri Yaradan’ı bilmek ve yaratılış sırrını çözebilmek için çaba sarf etmiştir.Ölümün korkusu onu büyük ölçüde kovalamıştır.Yaradılışından itibaren onun en büyük esrarı,şu soruların cevabını bulmak için onu zorladı. Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?..
Şüphesiz ki,insanlar bu sorular karşısında hayret duymuş,hayret duyuyor ve hayret duyacak,çünkü bilmek istediği şey bu yaradılış onu mutlak bir yokluğa mı,yoksa bir ölümsüzlüğe mi götürüyor.İnsanı tatmin eder bir şekilde bu soruların cevabını yalnız din verebilir.Bilim bu sorulara hiç yönelmemiş,bu soruları cevaplandırmaya da çalışmamıştır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:03 .
|