
15-12-2006, 01:46
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Dec 2006
Mesajlar: 7
|
|
Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
Cizye
Vikipedi, özgür ansiklopedi
İslâm devletlerinde zımmî statüsündeki Müslüman olmayan azınlıkların erkek nüfusundan alınan Şer‛î vergilerdendir.
Cizye Osmanlı Devleti’nin de en önemli gelir kaynaklarından birini teşkil etmiştir. Cizyenin miktarı her yerde aynı oranda olmamıştır. Paranın değeri düştükçe çıkarılan fetvalarla paranın değer kaybı oranında vergi miktarı da yükseltilmiştir.
Osmanlı Devleti’nde XV. yüzyıla kadar bu vergiyi ifade etmek için genellikle “haraç” kelimesi kullanılmış, daha sonra “cizye” veya “cizye-i şer‛î” yaygınlaşmıştır.
İslâmiyeti kabul etmeyenlerin, devlet tarafından korunmaları ve savaşa katılmamaları karşılığında alınan bu vergi akil, baliğ, hür, maddî gücü yerinde ve sağlıklı gayr-i Müslim erkeklerden alınmıştır. Kadın, âmâ, yaşlı, çocuk, işsiz, çalışmaktan aciz ve fakir kimseler ise bundan muaf tutulmuşlardır.
Baş vergisi olarak da nitelendirilen bu vergi, gayr-i Müslim birisinin 14 yaşını doldurmasıyla beraber alınmaya başlar, 75 yaşını dolduruncaya kadar alınmaya devam ederdi. Her yeni senenin başlangıcında nakit olarak alınan cizye, kolaylık olsun diye bazı hallerde taksitle ödemeye müsaade edilirdi. Cizyeyi vermekle mükellef bir kişi İslâmiyet’i kabul ettiği takdirde doğrudan doğruya bundan muaf tutulurdu. Ancak İslâmiyet’i kabulü, senenin başlangıcından sonra vuku bulduğu takdirde, İslâmiyet’i kabul etmesine rağmen, o sene için vergi vermek zorunda idi.
Cizye vergisine 1691 yılında yeni bir düzenleme getirilerek gayr-i Müslim tebaanın ekonomik durumuna göre sınıflar teşkil edilmiştir. Cizye vergisi alınacak kimsenin ekonomik durumuna göre üç kademe belirlenmiştir. Zengin olanlar “a‛lâ”, orta halliler “evsat” ve fakirlik seviyesinde olanlar da “ednâ” statüsünde bu vergiyi vermişlerdir. Yapılan düzenlemeyle toplanacak vergi, saf gümüş olmak üzere sırasıyla 48, 24 ve 12 şer‛î dirhem, altın olarak 4, 2 ve 1 dinar şeklinde tespit edilmiştir. Ayrıca maişet adı altında 12, 6 ve 3 para, kadıların maişeti için de 9, 4 ve 1,5 para alınmaya başlanmıştır.
"http://tr.wikipedia.org/wiki/Cizye"'dan alındı
Bu uygulama şu ayete dayanır
Tevbe 29- Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimseleri alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar öldürün.
Bu ayette dikat çeken çok önemli bir nokta vardır.Neden tüm putperestler değilde özellikle ahli kitap.Bir kaç ayet sonra bunun sebebine dair ipuçları elde etmek mümkün,
34- Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü biriktirip, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
35- O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek.
Altın ve gümüş çok önemli zenginlik kaynağı
Kaynukaoğullari Medine (Yesrib)de yaşamış bir Yahudi kabilesidir. Yahudiler (Eskiden büyük Arap mabedinin yeri olan) Siondan Hristiyanlar tarafından kovulduktan sonra, yeryüzünün çeşitli yerlerine az veya çok büyük cemaatlar halinde dağılmışlardı. Ancak Arap yarımadasına ne zaman geldikleri, cemaatlerinin burada ne zaman oluştuğu bilinmiyor. Ancak İslam'ın yayılışından önce Arabistan'ın her tarafında Yahudiler vardı. Ferdî ve pek az sayıda olduğu gibi sağlam cemaatler halinde, Eyle (Akabe Körfezi)'den Yemen'in veya Uman'ın uçlarına kadar, Medine'den Bahreyn'e kadar; Meknâ'da Vadiül-Kura'da, Teymâ'da, Fedek'te, Tâif'te kısacası bütün şehirlerde, aynı şekilde panayırlarda ve kervanlarda onlara rastlanır (Muhammed Hamîdullah, İslâm Peygamberi Çev. Salih Tuğ I, 393, 394).
Mekke'de hemen hemen hiç Yahudi yoktu. Ancak onlar, bölgenin yıllık panayırlarında, özellikle Ukaz'da bulunurlardı. Ukaz'da hem ticaret eşyası satarak, hem de kendilerini gizli şeyleri bilen veya istikbâlden haber veren kâhin olarak tanıtmak suretiyle iyi para kazanmasını bilirlerdi. Ehl-i Kitab olarak, câhil bedevîler üzerinde özel bir prestij icra ediyorlardı (M. Hamidullah, a.g.e., I, 394).
Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiği zaman, halkın hemen hemen yarısı Yahudi idi. Ancak Yahudilerin bu bölgeye gelişi hakkında açık bir bilgi yoktur. İslâmiyet ortaya çıktığı sırada, büyük çapta Araplaşmış görünüyorlardı; Arapça konuşuyorlar, çocuklarına Arap isimleri veriyorlar, kabileleri bile Arap isimleriyle çağrılıyordu (M. Hamîdullah, a.g.e., I, 405).
Komşuları müşrik Araplar gibi Yahudiler de kabile halinde yaşıyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.s) tarafından oluşturulan Medine İslâm devleti anayasasında dokuz Yahudi kabilesinde söz ediliyor (Salih Tuğ, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İstanbul 1969, s.31-40 vd.). Fakat tarihçiler bunları üç grupta topluyor. Kaynuka oğulları işte bu üç kabileden biridir. Diğerleri; Nadîr ve Kurayzaoğullarıdır (M. Hamîdullah, a.g.e., I, 405).
Kaynuka; kuyumcu anlamına gelmektedir. Gerçekten de onlar İslâmiyet'in başlangıcında bu mesleği yapıyorlardı. Ayrıca umûmî ticaretle de meşgul oluyorlardı. "Sûk beni Kaynuka=Benî Kaynuka Çarşısı'nda hatıraları kalmıştır (M. Hamidullah, a.g.e. I, 405).
Kaynuka oğulları; Rasûlüllah (s.a.s) ile aralarındaki antlaşmayı bozan, Bedirle Uhud arasında O'nunla savaşan ilk Yahudilerdi. Rasûlullah (s.a.s.), onları muhasara etti. Onbeş günlük bir kuşatmadan sonra Rasûlüllah'ın hükmüne razı olarak savaşsız teslim oldular. Hz. Peygamber, erkeklerin ellerinin bağlanmasını emretti. Fakat münafıkların başı Abdullah b. Übeyy Hz. peygamber'e gelerek:
"Ey Muhammed! Müttefiklerime iyilik et" dedi. Resûlullah ağırdan alınca İbn Selûl tekrar; "İyilik et" dedi. Resûlullah (s.a.s) ondan yüz çevirdi. Bunun üzerine İbn Selûl, elini Hz. Peygamber'in zırhının yakasından içeri soktu. Resûlullah kızarak: "Yazıklar olsun sana! Bırak beni!" dedi. İbn Selûl: "Hayır vallahi dostlarıma iyilik etmedikçe seni bırakmam. Onlar, beni altından ve mal-mülkten mahrum ettiler sen ise bir sabah vakti onları biçiyorsun. Allah'a yemin ederim ki ben, bir takım musibetler gelmesinden korkuyorum" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s): "Onlar senindir" buyurdu ve "Çözünüz onları, Allah onlarla birlikte ona da lanet etsin" dedi. Serbest bırakılınca sürgün edilmelerini emir buyurdu (İbn İshak, a.g.e. 295; Taberî, a.g.e. III, 1360 vd.).
Allah, Resûlüne ve Müslümanlara onların mallarını ganimet olarak ihsan etti. Onların arazileri yoktu, kuyumculukla uğraşıyorlardı. Resûlullah (s.a.s), onların birçok silahlarını ve kuyumculuk aletlerini aldı. Onları, tüm çoluk çocuklarıyla birlikte Medine'den çıkarmaya Ubâde İbn es-Sâmit memur edilmişti. O da, onları Dibâb'a kadar götürdü (Taberî, a.g.e., III, 1362).
Kaynuka Yahudileri, Ubâde İbn es-Sâmit'e, "Ey Velid'in babası! Evs ve Hazrecle aramızda ittifak vardı. Biz senin müttefikin idik, sen bize ne diye böyle yaptın?" dediler. Ubâde İbn es-Sâmit de onlara: "Siz harb açtınız" dedi. Abdullah İbn Übeyy de; "Sen müttefiklerinden uzaklaştın da bundan eline ne geçti?" dedi. Ubâde; "Hubâb'ın babası! Kalbler değişti, İslâmiyet ahidleri yok etti" dedi.
Kaynuka oğulları Vâdiül-Kura'ya gelip bir müddet kaldıktan sonra Azruat'a gidip orada yerleştiler (ibnü'l-Esir, el-Kâmil, II, 66).
devam edecek
İstese idiler bilim sayesinde aydınlanır ve yükselirlerdi.Fakat onlar dogmalara saplandı ve masalların peşine düştüler.Onların durumu tıpkı çölde vapur bekleyen kişinin durumu gibidir.İşte gerçeklere sırtını dönenlerin trajedik durumu böyledir.Kıssayı anlat belki düşünürler
|

15-12-2006, 01:48
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Dec 2006
Mesajlar: 7
|
|
Re: Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
Cizye ayetinin geçtiği tevbe suresinden devam edelim
73- Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.
74- Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz.
75. Yine onlardan kimi de Allah'a şöyle ahdetmişlerdi: "Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekâtı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz." diye söz vermişlerdi.
76. Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.
77. Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamet gününe kadar yüreklerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdi.
78. Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi?
79. Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır.
80. Onlar için Allah'dan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayı böyledir. Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez.
81- Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
82- Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
83- Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."
84- Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.
85- Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları dünyada bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murad ediyor, başka değil.
86- "Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
87- Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar.
Bu ayetlerde islama giren fakat samimi olmayan,,85 te görüldüğü gibi zengin olduklarından,müslümanlarla savaşa katılmayan insanlardan bahsediyor ve münafıklıkla suçlanıyorlar
Ya islam ya ölüm gibi tehdidin gayet tabii sonucu olarak, gerçekte samimi olarak müslüman olmamış ama hayatta kalabilmek için müslüman görünmek isteyen bu insanlar ne kadar uğraşsalarda elbet bir gün açık vereceklerdir. Bu gayet doğaldır.O insanlar inanmadıkları bir din için neden savaş yapsınlarki, neden bile bile kendilerini ölüme atsınlar ki ?Zaten adamlar ölmemek için zorla müslüman oldular
Doğal olmayan ise, Hayatta kalabilmek için ya kafa parası vermek yada müslüman olmaktan başka seçenek bırakılmayan bu insanlara sonra bir açığını yakaladığında münafık suçlamasının yapılmasıdır.
Nahl 106- Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
Aynı durum,yani ölüm tehdidi müslümanlar için söz konusu olunca normal olacak,ancak başkalarına gelince münafık damgasını vuracaksın.
Yeryüzünde böyle acımasız ve adaletsiz bir sistem görülmüşmüdür acaba ?
İstese idiler bilim sayesinde aydınlanır ve yükselirlerdi.Fakat onlar dogmalara saplandı ve masalların peşine düştüler.Onların durumu tıpkı çölde vapur bekleyen kişinin durumu gibidir.İşte gerçeklere sırtını dönenlerin trajedik durumu böyledir.Kıssayı anlat belki düşünürler
|

15-12-2006, 02:20
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Nov 2006
Mesajlar: 439
|
|
Re: Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
Tabi ya islam zaten münafıkları sömüregelmiştir hep islam refahı savunur insanlıktır odak noktası yani hümanizm denen olgu yüzyıllar önce islamla doğmuştur yani 17.yy aydınlanma diye tabir edilen dönemde değil. bugün hıristiyan avrupa varsa eğer islamın şerefi ve haysiyetiyledir.İstanbulun fethi ve rum patrikhanesinin devamınun sağlanması ve kardeşce bakınız kalleşce değil yaşamaktan bahsediyorum daha geriye gidiyim selçuklu döneminden tüm tarih okuyan kardeşlerim bilir bunu bizans tekfurlarının halka uyguladığı zulüm neyse uzar gider islamdaki malının 40 da 1 i zekattır anlayışı ve zaten islamın şartıdır zekat ve her müslüman istese de istemese de katlanmak zorundadır bu bedele niye çünkü toplumda gelir adaletli şekilde dağilsin diye.Saygılar
|

15-12-2006, 02:28
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Dec 2006
Mesajlar: 7
|
|
Re: Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
Kardeşim sizin yazdıklarınızla bu konunun ne ilgisi var? Neresine itiraz ettiniz anlaşılmıyor. İtiraz ettiğiniz kısmları tek tek ele alın ve benim iddalarımı çürtümeyi deneyin isterseniz
İstese idiler bilim sayesinde aydınlanır ve yükselirlerdi.Fakat onlar dogmalara saplandı ve masalların peşine düştüler.Onların durumu tıpkı çölde vapur bekleyen kişinin durumu gibidir.İşte gerçeklere sırtını dönenlerin trajedik durumu böyledir.Kıssayı anlat belki düşünürler
|

15-12-2006, 11:19
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
Sen hem bu topraklarda yaşa,devlet sana yol,su,elektrik,doğalgaz getirsin ama sen vergi (müslimun zekat,kafirun cizye) verme.Dünya varsa böyle bir yer söylede oraya göçelim.Kimse kimseye Müslüman olmaya zorlamıyor merak etme.Zorlanılan tek bir şey varsa o da vergi vermektir.Bilirsin ki vergi vatandaşlık görevidir.Üstelik gayrimüslimler askerede gitmeme hakları var,insanın gayrimüslim olası geliyor beehh.
|

15-12-2006, 11:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
|
|
Re: Kuran neden bazı insanları münafık olarak tanımlar?
sayın Katakuta,
Dinlerden özgürlüğe hoş geldiniz.
Forum kurallarımız gereği farklı topiklerde en az 10 mesajı bulunmayan yeni üyelerimizin cafe bölümünde kendilerini tanıtacakları başlık haricinde yeni başlık açmalarına müsade edilmemektedir.
Gerekli şartlar oluşuncaya dek konunuzu kilitliyorum.
K.C.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:21 .
|