Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Dünya Dinleri

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-02-2007, 10:46
tewderi tewderi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
Standart Ezidilik

Ey Tanrım, ŞÃªşims1 ve Şeyh Adi,
Ey Tawusi Melek
Sultan Ezid’in devrine inancım vardır
Başım Ezidi dininin rehini olsun
Koyunu ve ağılıyım Ezid’in
Tanrım sen bizi baştan et, imandan etme*
* *

* *Ezidiler ilk kez hangi coğrafyada güneşe dönüp de bu duayı okudular? Kimdir Ezidiler? Ezid’in anlamı nedir? Müslümanlıktan mı kopup geldiler, yoksa Zerdüştilikten mi? Peki ya “Yezidiler”?
Kürtçe’de Tanrı “Xuda” diye adlandırılır. Tanrı, “kendini yaratan, kendini oluşturan, kendini var edendir”. “Ezidi” sözcüğünün nasıl ortaya çıktığı ve dilde kullanıma girdiği üzerine çeşitli iddialar vardır: Örneğin bunlardan birinde, Emevi Hanedanı Muaviye’nin oğlu Yezid bin Muaviye’nin Ezidilerle olan ilişkisi gösterilir; bir başkasında ise Zerdüşt’ün İran’da kurduğu Yezd kenti ve Ezidiliğin ilk bu kentte yayılmış olmasıdır. Ezidi topluluğu kendini “Ezdai, Ezidi, Ezda” diye adlandırır. Ezda, “yaratılan, var edilen” anlamına gelir.

* * Bu adlandırmanın temelinde Ezidi inancının yaradılış mitosu yatar. Ezidi adıyla bu topluluk, kökenini “ilk yaratılmış olan”a dayandırmaktadır. Yezidi adı, Ezidi olmayanlarca Ezidiler için kullanılır ki, Halife Yezid’le ilgili negatif çağrışımlarla dolu bir adlandırmadır. Ezidiler kendilerinin Yezidi olarak adlandırılmasını ise bir hakaret olarak algılarlar.


* Kürtçe konuşan ama gerek gelenek, gerek inanç sistemi olarak Müslüman Kürtlerden ayrılan Ezidi Kürtlerinin inanç sisteminin dayanakları dünyanın yaradılışı sıralamasında “insanların”, “meleklerin”, “yarı insan/meleklerin” dünyadaki öncelikleri üzerine kurulmuştur. Ezidilik doğadaki çok sayıda varlığı, Tanrı’yı ve Tanrı’nın yardımcısı, meleklerin başı Tawusi Melek’i kutsallaştıran bir dindir.

* Ezidilerin Tanrı inancı taşımaz olarak değerlendirilmelerinin bir sebebi meleklerin farklı adlandırılmış ve kutsallaştırılmış olmasıdır. Kitaplı dinlerde adı geçen melekler, Ezidi inancında, Şeyh Adi’nin yanına gelen ilk müritleriyle/akrabalarıyla eş tutulur.

* * Ezidi dini kastlarını oluşturan ve dini ibadetlerini şekillendiren bu melekler (Şeyh Hasan, Şeyh Ebubekir, Şeyh Şemsettin, Şeyh Fahrettin, Melek Sıcaddin, Amadin ve Nasreddin) cemaat tarafından yarı insan/melek olarak tanımlanır ve “Xudan” diye adlandırılan bu melekler tüm ibadetlerde kutsanırlar. Diğer tek tanrılı dinlerden farklı olarak meleklere verilen bu önem Ezidilerin “şeytana tapanlar” olarak tanınmalarına yol açmıştır.

* * Kitaplı dinlerdeki biçimiyle adlandırılan ve tanımlanan Tanrı, Ezidi dininde de yer alır: Yeri göğü, tüm varlıkları yaratan O’dur; Tawusi Melek’i de yaratan O’dur. Ama Ezidiliği onlardan ayıran meleklerin anlamlandırılışıdır; adları ve işlevleri farklıdır. Ezidi inancına göre, Tawusi Melek Tanrı tarafından affedilendir ve meleklerin başı seçilmiştir. Tanrı bir ve iyidir. 0 yeryüzündeki her hareketin ve duygunun sahibidir. Yeryüzünde var olan hiçbir şey Tanrı’dan habersiz ve izinsiz değildir. Ve dünya şekillenirken, Tawusi Melek, Tanrı’nın en sadık yardımcısıdır.


* *12. yüzyılda Şeyh Adi bin Musafir ve öğrencileri tarafından Hakkari dağlarında şekillenen ve Sincan’a (Irak/Musul) kadar taşınan bu öğretiye Hıristiyanlık’tan, Zerdüştilikten ve özellikle heterodoks İslamdan kimi ögeler eklemlenmiştir: İsa’ya gösterilen saygıdan ve Laleş’te bulunan çok eski bir kilise harabesinden dolayı Hıristiyanlıktan etkilendiği iddia edilir.


* *Ayrıca her Ezidi beş yaşına basmadan, Laleş’te bulunan kutsal suyla bir nevi vaftiz olmalıdır. Zerdüştilikle güneş, ateşin kutsanması, kötülük meleğine bir önem atfedilmesi gibi benzerlikleri vardır. Ama sonuç olarak şu bir gerçek ki bugün Ezidilik ve Zerdüştilik arasında bir bağ kalmamıştır. En açık örneğiyle Zerdüştiliğin ana kaynağını oluşturan iki tanrının hüküm savaşı Ezidi mitolojisinde ve dini kaynaklarında yoktur. Öte yandan, Şeyh Adi’nin Emevi hanedanlığına mensup olması dolayısıyla, Ezidiliğin Müslümanlıktan kopma bir din olduğu öne sürülür. Şeyh Adi’nin ilkin Adavi tarikatını kurduğunu ve bu tarikatın Şeyh Hasan’a kadar Müslüman bir tarikat olduğu yaygın bir söylemdir.

* * * Adaviler olarak bilinen tarikat, Şeyh Hasan zamanında Ezidi olarak anılmaya başlamıştır. Ayrıca bazı ibadetler şekil olarak da benzer: hac, oruç, namaz, sünnet, kurban.
Yine de, her koşulda Ezidi cemaati bu din sistemleriyle olan tüm etkileşimleri Emir, Şeyh, Pir, Kawal, Fakir, Koçek ve Mürit’ten oluşan kast sistemi içinde eritmiştir. Kast sistemi dini iş bölümüne dayanır:
Emirler, cemaatin dünyevi işlerin den sorumludur ve Şeyh Adi’nin ölümü sonrası yetkilerini bıraktığı aile içinden seçilir.


* * *Şeyhler, dini törenlerden ve işleyişten sorumludur. Şeyler, Şeyh Adi’nin akraba ve öğrencilerinin soyundan gelenlerdir. Şeyhlik çoğunlukla Arap kökenli aşiretlerde yaygındır.
Pirler şeyhlere yardımcıdır ve dini törenlerin düzeninden sorumludur. Şeyh Adi’nin yanına gelen Kürt müritlerinin oluşturduğu aşiretlerden seçilirler.


* *Kawallar, her yıl düzenli olarak tavus biçimindeki bir büstü cemaat içinde gezdirirler. Büst her gece bir başka köyde bırakılır; tüm Ezidiler tarafından, bir nevi, tavaf edilir ve büstün yanında bulunan kaseye yıllık zekat bırakılır.

* * Güvenlik sorunlarından dolayı yaklaşık elli yıldır Kawallar Türkiye’yi ziyaret etmiyorlar. Önceleri saf altından yapılmış Tawus heykelleri gezdirilirken şimdi, güvenlik sebebiyle, tunçtan ya da bakırdan yapılmış bir kopyaları gezdiriliyor. Tawus büstlerinin bulunduğu ana merkez Laleş’tir. Yedi Tawus büstü vardır ve bunlar birbirinden yedi coğrafyaya dağılır: Irak ve İran bölgeleri arası, Sincan/Laleş, Halep, Teb Diyarbakır, Rusya (Moskova, Ermenistan, Gürcistan) ve Hakkari.
Koçekler, Ezidi cemaati içinde çok önemli bir yere sahiptir: Müritler için rüyaya yatarlar. Ezidi cemaatince uygulanan bazı yasaklar Koçeklerin gördükleri rüyalar üzerine hayata geçirilmiştir.
Müritler, günde üç kez ibadet ederler:

* *Sabah, öğle ve akşam. Sabah ve akşam duaları farzdır, ama öğle duası müritler için farz değildir. Her duadan sonra kişi “Xudan”ı için de dua okur. Eğer sabah duası sırasında güneş herhangi bir şeyin gölgesini oluşturacak kadar yükselmişse dua kazaya girer ve bir de kaza duası okunur. Toplu ibadet edilen tek mekan hac mekanıdır. Her yıl ekim ayının ilk haftası yapılan hac törenleri “kutsal toprak” Laleş’te yapılır.


* * * * Aralık ayının son cuma günü Şeyh Adi Bayramı, nisan ayında Kırmızı Çarşamba Bayramı ve eylül ayında Cemaat Bayramı kutlanır. Ezidiler, belki de, yaşarken arzu ettikleri gibi ifade edemedikleri inançlarını bir Ezidinin ölünün ölümü vesilesiyle gösterirler: Cenaze defnedilmeden önce tüm cemaat tabutu havaya kaldırıp indirirken üç kez “Hola hola ho la, hola Sultanê Ezida Sora” diye bağırır. Zorunlu olmamakla birlikte, her Ezidi bir Ahiret Kardeşi seçer. Ahiret kardeşleri arasında sevaplar ve günahların ortak olduğuna inanılır.


* * Ahiret kardeşi daha çok şeyhlerden veya kast üyesi başka birinden seçilir. Ezidiler için sünnet olmak farz değildir. Türkiye’deki Ezidiler bunu bir zorunluluk olarak yerine getiriyorsa da, Türkiye dışındaki Ezidiler bu geleneğe uymaz. Ne kız ne de erkek çocuklar bağlı oldukları şeyh, köye gelip de yüzlerine dokununcaya kadar saçlarını kesmezler. Hatta şeyhleri gelmediği için 17, 18 yaşına kadar tıraş olmamış erkekleri vardır.


* * * Bu törene Bısk töreni denmekte. Ruhani meclise ait olanlar her iki baharın başında başlayarak 40 gün oruç tutarlar. Marul, lahana, balık yemez mavi renkte giyinmezler. Aşırı dindar Ezidilerden tavuk ve horoz yemeyenler de vardır. Ateş mümkünse hiç söndürülmez. Siyah yılan asla öldürülmez. Viranşehir’de bazı “yılanlı türbeler” vardır ki, insanlar bu türbelere gidip yılanların gelmesini bekler. Yılanın kişinin üzerinden geçmesiyle ettiği duanın kabul olunacağına inanılır.

* *İlk ortaya çıktıkları zamandan itibaren, neredeyse tüm Ortadoğu’da yoğun baskılara maruz kalmalarından dolayı Ezidiler’de yazılı edebiyat gelişmemiş ve birçok dini kural sözlü olarak yaşatılmaya çalışılmıştır. Her yıl düzenli olarak, şeyhler başta olmak üzere tüm dindarların, belirledikleri özel sınarlar içindeki müritleri ziyaret etmeleriyle gerekli dini bilgiler verilir, çocuklara ve gençlere dualar öğretilir, günahlar ve sevaplar anlatılır, dargınlar barıştırılır, diğer bölgelerdeki Ezidi cemaatlerinden ve onların yaşamların dan bahsedilir ve böylelikle birbirlerini hiç görmemiş Ezidi grupları arasında bir bağ kurulur.


* *Son yüz yıl içinde ülkeler arasındaki sınır güvenliği sebebiyle Ezidi dervişleri Ortadoğu’daki birçok ülkede müritlerini ziyaret etmekte zorlanmakta. Bu sorun, başta Türkiye’deki Ezidi cemaati olmak üzere diğer ülkelerdeki Ezidiler’in de dini bilgilerinde ve geleneklerinde kopukluklar oluşmasına yol açmıştır.


* Ezidilerce kutsal sayılan iki kitap vardır: Kitab-ı Cilve ve Mushaf-ê Reş (Kara Kitap). Başta Ezidi dininin kurucusu/şekillendiricisi Şeyh Adi bin Musafir olmak üzere, 366 kast üyesinin türbelerinin bulunduğu ve her yıl ekim ayında binlerce Ezidinin gidip hacı olduğu Laleş’e Türkmen ve Kürt aşiretlerince yapılan saldırılar sonrasında Laleş’te bulunan türbelerdeki Ezidi şeyhlerince yazılmış tüm yazılı kaynaklarla birlikte Kitab-ı Cilve ve Mushaf-ê Reş’in tüm kopyaları yakılmıştır. Ezidi cemaati, Avrupa’da ve Türkiye’de yayımlanan kitaplardaki Mushaf-ê Reş ve Kitab-ı Cilve’ye ait olduğu söylenen bölümlerin doğruluğunu reddeder ve kesinlikle Mushaf- Reş’lerdeki dini kurallara ve yasaklamalara göre hareket etmezler.

"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-02-2007, 12:31
tewderi tewderi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
Standart Re: Ezidilik












Kaynak :Midyat.net

"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-02-2007, 13:20
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
Standart Re: Ezidilik

Yezidi'liği bilirdik de, Ezidi'leri bilmezdik sevgili Tewderi.
Bilmeyişimizi de ne güzel açıklamışsın,bütün farklılıklara olan tepkinin özeti olarak:

" İlk *ortaya *çıktıkları *zamandan *itibaren, *neredeyse *tüm *Ortadoğu’da *yoğun *baskılara *maruz *kalmalarından *dolayı *Ezidiler’de *yazılı *edebiyat *gelişmemiş *ve *birçok *dini *kural *sözlü *olarak *yaşatılmaya *çalışılmıştır. "

Bu *Yezidi adına karşı, Ezidilerin duyduğu nefrete de hak vermemek mümkün değil.

"Bu *adlandırmanın *temelinde *Ezidi *inancının *yaradılış *mitosu *yatar. *Ezidi *adıyla *bu *topluluk, *kökenini *“ilk *yaratılmış *olan”a *dayandırmaktadır. *Yezidi *adı, *Ezidi *olmayanlarca *Ezidiler *için *kullanılır *ki, *Halife *Yezid’le *ilgili *negatif *çağrışımlarla *dolu *bir *adlandırmadır. *Ezidiler *kendilerinin *Yezidi *olarak *adlandırılmasını *ise *bir *hakaret *olarak *algılarlar. "

Özellikle Müslüman olan veya Müslümanlıkla bir parça ilgisi/bilgisi olanlar
nasıl nefret etmezler bu tip insanlardan?

Menfaatle/inanç karşı karşıya geldiğinde,
insan görünümündeki bu yüzsüz insancıklar,
nasıl bahaneler yaratarak,sahte yorumlarla,
inanca sarılmış görünerek iktidarlarını korumadaki
utanmazlıklarını fütursuzca sergilerler.

Gerçekten, hoş karşıladığım bir yorum oldu, verdiğin bilgilerdeki
"ezidilerin, kendisine yezidi denmesini "hakaret olarak algılamaları.

Kısa bir *hatırlatma yaparsak bu konuda ;
"Emevi sülâlesi;
İslâmiyet’in kuruluşundan beri, hiçbir zaman samimi olarak inanıp Müslüman olmamışlardı. Emeviler; İslâmiyet’in ilk yıllarında da, ilk Müslüman olan yoksul, kimsesiz Müslümanlara çok eziyet ve işkenceler yapmışlardı.
Ancak Hz.Muhammed; Medine’de İslâmiyet’i ve dini kurmuş kuvvetlendirmiş olarak, Mekke-i Mükerreme’yi feth etmeye gelince;
Emevi sülâlesinden Ebû Süfyan ve kavmi, bu fetih karşısında acı mağlubiyeti kabul etmişler ve hiç savaşmadan Zülfekâr’ın korkusundan güya Müslüman olmuşlardı.
Emeviler; başlarını keskin kılıçlardan kurtarmak ve maddi menfaat sağlamak için İslâmiyet’i kabul etmiş görünerek, İslâm bayrağı altına girmişlerse de, fırsat gözlemişler ve ilk fırsatta baş kaldırmak için geçici bir zaman susmak zorunda kalmışlardı.
İslâmiyet tarihini yakından, gerçek kaynak kitaplardan incelediğimiz zaman bakıp görüyoruz ki;
Emeviler, Hz.Muhammed’in Hak’ka kavuşmasından hemen sonra gerçek karakterlerini, iki yüzlülüklerini göstererek, Hz.Peygamber ve “Ehl-i Beyt’i”ne olan içlerindeki ezeli kini, düşmanlığı ortaya koymuşlar ve her türlü zulmü, zalimliği yapmışlardır.
Emevi sülâlesinden olan Muâviye ve oğlu Yezid;
Hile ve entrika ile geçirdikleri o makamlarda, din adına rahat oturamıyorlardı. Çünkü, haksız yere işgal ettikleri o makamların gerçek sahipleri kendileri değil,“Ehl-i Beyt” idi. Muâviye ve oğlu Yezid bunları çok iyi bildiklerinden; din ile İslâmiyet ile insanlık ile hiç alâkaları olmadıklarından ve de zalim olduklarından dolayı, o makamın ve dinin gerçek sahipleri olan “Ehl-i Beyt’e” ve onları sevenlere her türlü zulmü, zalimliği yapıyorlardı.
Muâviye’nin bunları yapmaktaki asıl maksadı;
Haksız yere, hile ve entrika ile ele geçirdiği bu saltanatı, kendisi öldükten sonra da oğlu Yezid’e, saltanatı rakipsiz bırakmak içindi. Bu saltanatlarına engel olacak, rakip olarak gördükleri tek kişi de “Ehl-i Beyt”ten hayatta kalan Hz.İmâm Hüseyin idi. Çünkü Hz.İmâm Hüseyin, Muâviye’ye biât etmemişti. Bütün hayatı; hile, entrika, zalimlik ve dinsizlik ile geçen Muâviye, öldükten sonra saltanatın başına oğlu Yezid geçti.
"

İlginç bilgilerin ve güzel resimlerin için teşekkür ederim.

Sevgilerimle.

Aldostu.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14-02-2007, 15:28
tewderi tewderi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
Standart Re: Ezidilik

Konuya değerli yorumlarınla zenginleştirdiğiniz için teşekür ederim sevgili Aldostu

"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14-02-2007, 15:38
tewderi tewderi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
Standart Re: Ezidilik

Êzidi inancında büyük bir yere sahip olan, Çarşema Sor

 Yeni hesaba göre Nisan ayının13'den sonra gelen ilk çarşamba, (eski hesaba göre 14=1 olarak hesaplanır. Yani yeni rakama göre ayın 14'ü eski rakam göre ise ayın 1'i sayılır) Çarşema serê nisanê yani Çarşema Sor, olarak kutlanır.

Êzidilerin bu kutsal günüyle ilgili êzidilerin dini adamlarından Koçek I.smail . Koçek İsmail, Nisan ayının doğanın bütün güzelliklerinin bir arada olduğu, Mezopotamya'da kışın yaşanan zor yaşam şartlarının bittiği ve yaşama şartlarının doğa tarafından yaratılan imkanlarla kolaylaştığı ve bundan dolayı yaşama sıkı sıkıya sarılmaya başlanan ayı olduğuna dikkat çekerek, şunları anlattı:
"Bundan dolayı êzidiler Nisan ayını yılın gelini olarak görürler ve Nisan ayında asla düğün yapmazlar. êzidilik inancında büyük bir yere sahip olan Çarşema Sor'a hitaben okunan qawlde (Qawlê afirandina cihanê) şöyle deniyor.
Padşahê min li merkebê siware(Benim padişahım eşeğe binmiş)
Geriya lê herçar yarê (herçar aliyê cihanê) (dünyanın dört bir yanını gezdi)
Li LalişÃª sekini û got evder heq Ware
Padşahê min got heq war û sekini
Havên avêta bahrê bahr meyini
Duxanek lê diçini

* Ji wê duxanê çarde tebeqê erd û ezman di nijini
Qewl'de şöyle buyruluyor, Allah tarafından sadece su olan yer yüzüne gönderilen Allah'ın elçisi Meleki Tavus dünyanın dört tarafını geziyor. Ve Lalişa Nurani'nin yeri tespit ediliyor. Oradan dünya mayalanıyor

 Koçek İsmail, dünya mayalandıktan sonra bir sene boyunca dünyanın melekler tarafından süslendiğini söyleyerek, şöyle diyor: "Dünyanın süslenmesini ş öyle tarif edebilirim . Örneğin; gece, gündüz ve mevsimler, dört mevsim var ama her mevsimin kendine has renkleri olur. Çarşema Sor'da yumurtaların süslenmesi bundan ibarettir."

 Koçek İsmail, bir sene sonunda süslenen dünyaya aynı gün Allah'ın elçisi Meleki Tavus, tarafından yer yüzüne yaşamın verildığine de dikkat çekerek, devamla şunları anlatıyor:
"êzidilik inancında kırmızı renk, yaşam rengi olarak görülüyor. Çarşema Sor isminin anlamıda bundan ibarettir. êzidilerde Çarşema Sor'da kanın akıtılması günahtır, asla can alınmaz. Bütün canlılar yaşama hakkına sahiptir ve asla kurban kesilmez. Bu kutsal günde Êzidi inancına mensup insanların boyanan yumurtaların içinde kırmızı renge boyanan yumurtaların bulunması şarttır. Bu kutsal günün yemekleri yumurta, taze peynir, ve kuru pastadan (kuliçe) oluşur. Bu kutsal güne hitaben okunan Qawl'ın bir diğer sebeqasında ş öyle denilir:"
Çarşema serê Nisanê
Hat mizginiya imanê
ŞÃªxalê şemsa berdan ji zindanê
ŞÃªxalê şemsa kerem kir
Hate Diwanê"
Qawl'de de anlaşıldığı gibi ölüm fermanı verildiği halde, ölüm fermanının bu kutsal güne denk düştüğü için suçu affedildi. Bugün, aynı zamanda birbirlerine karşı işlenen suçların affedilme günüdür. Kin ve nefretin yerine barış ve kardeşliğin sağlandığı gündür. Çarşema Sor'da basımbar yapılır, basımbar beyaz ve kırmızı renklerde ince ip şeklinde yapılır. Êzidilik inancında, kırmızı ve beyaz renkler barışı ve yaşamı temsil ediyor. Basımbarın, sağlık, barış ve bereket getirdiklerine inanılır onun için çocuklar hastalanmasın diye, Çarşema Sor'da örülen ipi çocukların ellerine bağlanır.
[fade:6ca6dc0e48]
Alıntıdır:
[/fade:6ca6dc0e48]

"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14-02-2007, 16:46
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ezidilik

Sn Aldostu,

Emevilerle ilgili sözlerinize sonuna kadar katılıyorum da akla birkaç soru (ve cevap) gelmiyor mu?

Muaviye'yi vahiy katibi yapan kim?
Hz.Muhammed.
Ebu Süfyan'ın kızını alelacele, vekaletle Habeşistan'da nikahlayıp Medine'ye getirten kim?
Hz.Muhammed.
Muaviye'yi Şam'a vali yapan kim?
Hz.Ömer.
Muaviye'ye her türlü devlet desteği sağlayan, ilk islam donanmasını kurdurtan kim?
Hz.Osman.

Elbette Ömer ve Osman'ı devre dışı bırakabiliriz ama Emeviler'in yükselişinin ilk harcını Hz.Muhammed'in koymasını ben bir türlü açıklayamıyorum.

Saygılar.....
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-02-2007, 16:48
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ezidilik

Bu arada Ezidilik konusunu ilk kez duyuyorum, teşekkürler tewderi.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-02-2007, 17:04
tewderi tewderi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
Standart Re: Ezidilik

Duha PiştgirêdanêBel bağlama duası

Ya rebi mehderekê ji te dixwazim(Yarabi bir isteğim var senden)
Mehdereke xêrê (hayırdır bu isteğim)
Yek kerem e
Yek neder e
Yek şefqet e (bir *şefkatır )
Yek dewlet e (bir *dewletir)
Yek zar e,yek ziman e (bir dildir )
Yek din e,yek iman e (Biri Dindir biri İmandır)
Yek aqil e yek fam e (biri akıl biri analmaktır.)
Ya rebi tu aqil û fam di serê me bike (yarabi sen akıl ve anlama yetisini yine bize ver)
Tu pirsyareke xêrê li halê me û vi mileti bike
Ya rebi tu bide xatirê delilê xweda
Axir zeman *(Ahir zaman)
Ji xas û saliha (Halis ve doğrulara )
Saf û milyaketa *
DerwêşÃª qelendera
Xasê qelendera
Li pey pira selatê dikira
Xwedê temam e (Rüyada tamamdır.)

Çeviri yapmaya çalıştım umarım eksik çevirmemişimdir.

Rica ederim Ylnf konuya göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekür ederim.

"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-02-2007, 20:26
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
Standart Re: Ezidilik

Sevgili Yfln dostumuz;

" Elbette *Ömer *ve *Osman'ı *devre *dışı *bırakabiliriz *ama *Emeviler'in *yükselişinin *ilk *harcını *Hz.Muhammed'in *koymasını *ben *bir *türlü *açıklayamıyorum. "

diyorsunuz.
Aklınıza gelen soru/cevaplar,
doğrusu benim aklıma da gelmiyor değil.

Ne denebilir ki?
"Beşer şaşar." dan başka..

Bilirsiniz bir "Hurma aşılama" konusu vardır İslamiyette.
Hz. Muhammed hurmanın,aşı zamanı dişi /erkek dallarının
birbirine vurulup aşılanma yapılmasını gereksiz görüp;
"Yapmayın gerek yok buna ."demiş.

Bu lafı dinleyip de; mahsul dönemi ürün almayan Arap
Peygambere gidip şikayette bulununca,

"Kul olarak söylediklerime itibar etmeyin, yanılabilirim."
demiş.

Zeki cevapları çok severim Yfln.

Beşer şaşar.. ne diyebiliriz.

Aldostu.

EK :

Sevgili tewderi, tahminim siz Kürt asıllı bir kardeşimizsiniz.Alınmazsanız çok fazla kürtçe vermeyin diyorum, çünki o zaman türkçeleştirmenizde eksikler oluyor.
Ana dilinde konuşmak/yazmak herkesin hakkı.
O konuda bir ikaz yaptığımı sanmazsınız ,herhalde bu ricamda.
Konunun devamını bekliyorum/bekliyoruz.
Sevgilerimle
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-02-2007, 22:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ezidilik

Sevgili Aldostu,

Verdiğiniz hurma aşılama örneği bildiğim kadarı ile islam alimlerinin, sünneti usul-ü fıkıh yönünden incelerken Hz.Peygamber(s.a.v)’in vahye dayanmayan dünya işleri ile ilgili söz ve davranışları bölümünde verdikleri örneklerden biridir. Ben de diyorum ki madem anlamıyordun, ne diye dünya işlerine karışırsın be mübarek? Madem peygambersin senin hurmayla, savaşla, muhalif şairleri öldürtmekle ne işin var?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:02 .