RUM
(41) [Allah'ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu] insanların kendi elleriyle yapıp-ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma başladı: Bu şekilde (38) [Allah], belki [doğru yola] geri dönerler diye yaptıklarının bazı [kötü] sonuçlarını onlara tattıracaktır. (39)
38 - Li-yuzikahum'daki li ön eki, burada, bir niyet veya maksat ("... olması için" veya "... maksadıyla") göstermez; fakat bu ek, bir lâmu'l-‘âkıbeh'dir, yani fiili bir sonucu ifade eden bir ön ektir (en doğru karşılığı, "bunun üzerine" veya "bu şekilde" olabilir).
39 - Böylece, günümüzde korkunç bir şekilde -üstelik henüz kısmen- ortaya çıkan doğal çevremizdeki yoğun çürüme ve tahribat, burada "insanın kendi yapıp-ettiklerinin bir sonucu", yani insanın, kendi kendini tahrip eden -çünkü katı materyalist bir temele dayanan- teknolojik gelişmelerin ve insanlığı daha önce hayal bile edemediği ekolojik felaketlerle karşı karşıya getiren çılgınca faaliyetlerin bir sonucu olarak öngörülmüştür: Toprağın, havanın ve suyun sanayi atıkları ve şehir çöpleri yüzünden dizginlenemeyen bir şekilde kirlenmesi; bitki örtüsü ve denizlerin artan bir şekilde zehirlenip yok olması; yaygın uyuşturucu ve görünürde "faydalı" ilaç kullanımı sebebiyle insanın kendi bedeninde ortaya çıkan her türlü genetik bozukluklar ve insanlara yararlı birçok hayvan türünün giderek yok olması. Bütün bunlara, insanın sosyal hayatındaki hızlı bozulmayı ve çürümeyi, cinsel sapıklıkları, suçları ve şiddeti ve son aşamada nükleer dehşeti ilave edebiliriz: Bunların tümü, son tahlilde, insanın allah'a ve mutlak manevi/ahlaki değerlere karşı umursamazlığının ve bunun yerine, "maddi ilerleme"yi tek önemli hedef sayan inançlara tutsaklığının bir sonucudur.
İnsanlar Allah'ın hangi hükümlerine aykırı davranarak ekolojik dengeyi bozmuşlar anlayamadım.
Ahlaki ve manevi *değerlere karşı umursamazlıkla dünyanın ekolojik dengesinin bozulması arasındaki bağlantıyı da kuramadım.