Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Mitoloji & Esoterisizm > Sufizm

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 06-07-2015, 02:56
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart Ruh terbiyesi | Eylemsizlik

Hiç bir şey yapmamak, kulağa tuhaf gelse de, hiç bir şey yapmadan, bir yerden bir yere gitmeden, doğan, büyüyen, gelişen, ve ölen canlılarda vardır dünyamızda, onlar bitkilerdir.
Hiç bir şey yapmalarına da gerek yoktur, yiyecekleri içecekleri topraktan, su havadan, üremeleri ise böcekler, kelebekler, arılar gibi canlılar sayesinde olduğu gibi, rüzgarların, havanın da yardımıyla oluyor ki Nebadat dediğimiz dünya genel olarak bu şekildedir.
Bitkiler bir şey yapmazken, diğer çevresel şeylerin onlara çok şeyler yaptığı, bunu da seyrettiğimiz sessiz bir dünyanın canlılarıdır onlar.

İnsanatın dünyası da bu şekilde olsaydı, fazla harekete, düşünmeye, yiyecek içecek aramaya vb. gerek olmasaydı nasıl olurdu?
Kısacası ot gibi yaşansaydı nasıl olurdu?

Ot gibi yaşamak, adı üstünde o da bir yaşam çeşitidir, yaşamın en düşük şeklidir, statiktir ve insanlar bu yaşamı kötü görürler, ot gibi deyip hakaret olarakta kullanır ki Düşünce ve hareket olduğu sürece ot gibi yaşam, insana uzaktır.

Ot gibi yaşamak, kabus gibi mi? yoksa bir delilik mi?
Peki bu delilikle yol bir gün kesişirse, ot gibi olmaktan kaçar mıyız?

---

Şimdi tasavvufi açıdan pek çok şey yaşamış, Nefs terbiyesi nedir görmüş, afaktır enfüstür ne demek olduğunu anlamış, hallerle hallenmiş, yazmış çizmiş, belli bir noktaya gelmiş kişinin bilmesi gereken, sadece Nefs terbiyesi ile işlerin bitmediği, madalyonun diğer bir yüzünün de olduğudur.
Ruh terbiyesi madalyonun diğer yüzüdür, ve ot gibi yaşamak Ruh terbiyesi için biçilmiş kaftandır.

Nefs denilen şey, kişinin tasavvufa merak sardığından itibaren devrededir zaten, daha öncesini hiç saymaya gerekte yoktur, riyazattır, çiledir, uzlettir, vs. ile kişi kendini ne kadar kontrol etsede, mesafe kat etsede, yol bitmiş değildir.
(Gerçi bu yöntemler artık geçmişte kalmıştır, tasavvuf artık birilerinin elinde basitleşmiş, içi boşalmış bir oyuncak olsada, bu şimdide, gelecekte de bu böyle olacağı anlamına gelmez, zira tasavvuf genede kendi garip kurallarıyla, sessizce işleyecektir.)
Bir şey biter, başka şey başlar.
Rüya başladığında hayat biter.
Hayat başladığında rüya biter.
ve her zaman için dahası vardır.
Ruh terbiyesi nasıl olacak diye düşünmeye başladıysan, evvela bu iş düşünerek değil, yaşayarak olur, garanti yoktur, düşünce bu noktada işe yaramaz, aksine işleri bu noktaya kadar getirirken işe yarayan düşünce, bu noktada işleri iyice karıştıran bir şey olup çıkacaktır... Düşünce hiç bir çözüm bulmayacak, seçenek sunmayacak, adeta çareleri tükenecek, tıkanıp kalacaktır.
Çünkü düşüncenin de bir sınırı vardır, kendi sınırları içinde de tekrarlara sebep olandır, kaldı ki sonradan öğrendiğimiz, geliştirdiğimiz şey olması hasebiyle de, yanlışlarla örülü olması, dünyevi kurallardan etkilenmesi, sebep sonuç vs. bir sürü yönleri de vardır.

Ruh terbiyesi 2. aşamadır, 1. aşama Nefs terbiyesidir, o yüzden Nefs terbiyesinden önce, Ruh terbiyesi diye bir şey zaten olmaz, çünkü İnsan acaba ve şüphelerden kurtulması için, onlarla yüzleşmesi, onları tanıması gerekir ve Nefs bu açıdan yaşanılacak, görülecek pek çok şey barındırır.
Zaten tasavvuf bu Nefs denen olayı pek çok açıdan irdelemiş, hatta mertebelendirmiş, sınıflandırmıştır.
Bu yüzden Nefs 'i es geçmek gibi bir seçenek yoktur, ilk baştan onun terbiye edilmesi gerekir.

Tasavvufi açıdan pek çok şey bittiğinde, işler bir nevi süt liman olduğunda, bu sessizlik, bu sükunet, bu huzur, büyük bir fırtınanın eşiğinde olan insanın durumuna benzer.
Esas fırtına geridedir!...

Artık soru ve cevap aramaya gerek olmadığı zaman, kendinin çözümüne erişmek, başka bir sorunu gündeme getirecektir.
Eylemsizlik!

Eylemsizlik veya statiklik daha önceden cevabı bulunmuş soruları, zamanla tek tek yutmaya başladıkça, sorular da anlamını yitirmeye başlar ki herşey anlamsızlaşmaya, tüm değerler grileşmeye başlar.
Soru cevap yoksa, düşünceye de gerek yoktur!

İşte bu tuhaf gerçek, düşüncenin adeta kendi içine çöküşünü başlatır, düşünce uzayında bir nevi bir kara delik oluşur.
Ve bu kara delik her şeyi yutmaya başladıkça, tüm sevgililer, eşler dostlar, çocuklar, değerler, inançlar hatta Tanrı bile, hatta BEN bile bu kara delikten kurtulamaz.

Artık anlamı olan ne varsa anlamsızdır, şekil değiştirmiştir, aslında anlamsızlık kelimesi bu anlamsızlığı/bozulmayı ifade etmeye yetersizdir, zira anlamsızlık, anlamın bir yönüdür, bir şeyi anlamsız olarak mimlediğimiz de, anlamı da işaret etmiş oluruz ki anlamsızlık anlamı işaret etmeye yarar.
Neticede bizler hayata anlam katma peşinde koşan canlılarızdır, bunlarla büyüdük, bunlarla yetişmişizdir.

Lakin BEN ve Düşüncenin yutulması demek tüm izleri, işaretleri de yutacağı için, burada ki anlamsızlık, sadece anlamı değil anlamsızlığı (kendini) da yutacaktır.
Tabi bundan sonrasını yazmakta anlamsız olur, zaten yazılmaz da, anlamsızlık yazılmaz, yaşanmadıktan sonra, bir anlamı olmaz anlamsızlığın. Anlamsızlığı anlamlı kılan, onun anlamsızlığı ise söze de gerek yoktur.

Özetleyecek olursak, "Ot gibi yaşamak" bir Sufinin illaki tatması gereken bir şeydir, zaten Nefs sınırına gelenler, bunların cevaplarını hayattan gözlemleyerek kendileri bulacaktır. Adeta yokluk çağıracaktır, nasıl ki önceden çağırdı, kendine çekti, sonrada çekecektir.
Her ne kadar bu noktada düşünce işe yaramasa da sezgiler devreye girecektir, o yüzden bu konu kitaplarda açık ve seçik olarak geçmez, adı da anılmaz, ama Nefs çok vardır.
Nefs'in çok anılması, onu asıl yapmaz, Nefs yemdir, amaç başkadır.

Ot gibi yaşa-ma !
Ot gibi ol-ma !

İnsanat ol-ma !
Hayvanat ol-ma !

Nebadat ol-ma !
Cemadat ol-ma !

Hiç bir şey yap-ma !
Hiç bir şey ol-ma !

Eylem yok, başkası yok.
Yoklukta seçenek yok.
Seçenek varlık cilvesi.
Yoklukta cilveler yok!

Yazılanları okuma!
Okunanları duyma!
Anlamı yok!

Kendini arama!
Kimseden sorma!
Amaç yok!

Sufi misin?
Sufi olma!
Sufi yok!

Sen yok!
Yok, yo.
Yo.
y.
..
.
.
,

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Etiket
eylemsizlik, ruh, sufi, tasavvuf, terbiye


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:58 .