Abdullah Samir - Prophet Muhammad explains stuff - Türkçe Altyazılı
Abdullah Samir Pakistanlı bir ateist dost. Kendisi eskiden aşırı radikal selefi görüşleri savunurken Kurandaki çelişkileri sorgulayarak İslam'ı terk eden güzel bir insan. Kendisi hem blog sayfasında ve youtube'da çok güzel eleştirel içerikler hazırlıyor. Facebook sayfasından takip edebilir, Blog sitesindeki yazıları okuyabilir ve destek olmak için youtube hesabına abone olabilirsiniz. Video'nun çevirisi bana aittir.
Diğer videolar da en kısa sürede çevrilecektir. İsterseniz Abdullah Samir'in videolarından ya da blog yazılarından çeviri talep edebilirsiniz. Videoyu izlerken Türkçe altyazıları sağ alt kısımdan açmayı unutmayın.
Bu arkadaşımız henüz genç yaşta kendini çok iyi yetiştirmiş.
Ama arkada camiler var galiba Pakistan'da nasıl yaşatıyorlar?
Çok teşekkürler eysa, böyle birini takip etmek oldukça yararlı olur...
Kendisi şu an Kanada'da yaşıyor, yani güvende. Pakistan'da böyle videolar çekmek bir yana sadece dini olguları sorgulamak bile ölüm demek. Daha geçen sosyal medyada "Havva ile Adem'in çocukları ensest ile mi çoğalmış olabilir mi" diye düşüncelerini paylaşan bir genç vahşice linç edildi. Siyasal İslam'ın bir ülkeyi ne hale getirebileceğinin örneği Pakistan. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39597597
Muhammed'de gördüğümüz şey, kıyamete kadarki peygamberlik vasfı olsaydı, islam ülkeleri huzurlu toplum olurdular ve müslümanları huzur verici insanlar olurdular. Ne var ki Muhammed'de gördüğümüz şey, RTE'de gördüğümüz şey ile aynısıdır, politik avantaj kazanmak uğruna haksızlıktan istifade etmek, yararlanmaktır. Muhammed'in peygamberliğine efsaneler karışmıştır. Gerçekte muhammed'in ilk söylediği ayetlerin ne olduğu bilinmemektedir. Alak 1 ayetinin ilk indiğini iddia edenlerin elinde hiçbir kanıt yoktur. Muhammed hira mağarasındaki tefekkürlerinin mahsulü olan ayetleri, siyasi ihtiyaçlarına göre quran'a yerleştirme yapıyordu, takrir ediyordu. Ebu Zer ve Muhammed arasındaki akşamları güneşin batışı hadisi Muhammed'in tanrı ile hiçbir alakasının olmadığının da bir göstergesi adeta.
"Ey Ebu Zer, güneş nereye gidiyor, biliyor musun? Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona Buradan Doğ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır."
İslamın kozmolojik bilgisi o zamanlar öyle olduğu için muhammed, güneş sistemimizde bulunan gezegenleri ve bunların güneşe olan mesafelerini ve yörüngelerini bilmiyordu çünkü Tanrı ile Muhammed'in hiçbir bağlantısı yoktu. Secde yapmak için akşamları müsaade almaya giden güneşin, bir sabah müsade alamadığı için doğmayacağına ve battığı yerden gerisin geriye döneceğine inanıyorlardı ki Muhammed o duyduğu dedikodu bilgisini Ebu Zer'e demiştir.
Muhammed'de gördüğümüz şey, kıyamete kadarki peygamberlik vasfı olsaydı, islam ülkeleri huzurlu toplum olurdular ve müslümanları huzur verici insanlar olurdular. Ne var ki Muhammed'de gördüğümüz şey, RTE'de gördüğümüz şey ile aynısıdır, politik avantaj kazanmak uğruna haksızlıktan istifade etmek, yararlanmaktır. Muhammed'in peygamberliğine efsaneler karışmıştır. Gerçekte muhammed'in ilk söylediği ayetlerin ne olduğu bilinmemektedir. Alak 1 ayetinin ilk indiğini iddia edenlerin elinde hiçbir kanıt yoktur. Muhammed hira mağarasındaki tefekkürlerinin mahsulü olan ayetleri, siyasi ihtiyaçlarına göre quran'a yerleştirme yapıyordu, takrir ediyordu. Ebu Zer ve Muhammed arasındaki akşamları güneşin batışı hadisi Muhammed'in tanrı ile hiçbir alakasının olmadığının da bir göstergesi adeta.
"Ey Ebu Zer, güneş nereye gidiyor, biliyor musun? Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona Buradan Doğ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır."
İslamın kozmolojik bilgisi o zamanlar öyle olduğu için muhammed, güneş sistemimizde bulunan gezegenleri ve bunların güneşe olan mesafelerini ve yörüngelerini bilmiyordu çünkü Tanrı ile Muhammed'in hiçbir bağlantısı yoktu. Secde yapmak için akşamları müsaade almaya giden güneşin, bir sabah müsade alamadığı için doğmayacağına ve battığı yerden gerisin geriye döneceğine inanıyorlardı ki Muhammed o duyduğu dedikodu bilgisini Ebu Zer'e demiştir.
Güneşin arş-ı alaya secde etmeye gittiğini iddia eden Muhammed'den yüzlerce yıl önce m.ö 3.yy'da yaşayan Sisamlı Aristarkus güneşin sabit olduğunu ve dünyanın kendi yörüngesinde güneşin etrafında döndüğünü söylüyor. Peygamber olması gereken biri varsa o da Aristarkus olmalı herhalde.
Sevgili eysa
Sisamlı Aristarkus, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü ve güneşin dünya'dan daha büyük olduğunu belirtmişti ama matematiksel kanıtlarla değil, gözleme dayalı söylemlerle belirtmişti ve yerçekimi teorisi anlamsızdı onun zamanında. Tabi onun zamanında da günümüzdeki gibi tümevarım geçerli bir ispat yöntemiydi ve zıplayınca aynı ayak izlerine düşen insanları ikna edemedi. Güneşin çapı dünya çapının tam olarak 109 katıdır deseydi bile, zıplayan ve aynı ayak izine düşen o adamlar yine ikna olmayacaklardı. Çünkü tümevarım her çağda bir ispat yöntemidir. Sisamlı Aristarkus deseydi ki; kuzeyden güneye kutuplardan ölçüldüğünde dünyanın çapı 12.713 km, doğudan batıya ölçüldüğünde ise 12.742 km ve dünyanın yarıçap 6.371 km dir. Ve buna yerçekimini de ekleseydi, zıplayan o adamlar, aynı ayak izlerine düşme nedenlerini olasılıkla anlayacaklardı. İşte o zaman Sisamlı Aristarkus'a başka türlü bakacaklardı belkide. Belki de bir peygamber gibi bakacaklardı. Güneş'ten sonra bize en yakın yıldız Proxima Centauri'dir, güneşimizin 8 de 1'i kadardır ve dünyadan 4,2 ışıkyılı uzaktadır, Jüpiter'den de 1,5 kat büyüktür falan da deseydi, Tanrıya inanmayan Sisamlı Aristarkus Tanrı sanılacaktı belkide. Tanrı ve şeytan, ayrıntıda gizlidirler boşuna dememişler. Olur mu olurdu.
Fatih Altaylı, uzun bir aradan sonra Teke Tek programına İlber Ortaylı ve Celal Şengör konuk oldu.
Anaksimandros'un evren modelinden de bahsettiler. 2:38 dakikalık videonun 1:17nc dakikasına bakınız.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Muhammed'in basit ve mütevazi bir hayat yaşadığını öğrendik. Yeterli miktarda yiyeceği olmadığından midesinin 3'de 1'ini boş bırakıyordu ve elbiseleri yamalıydı. Muhammed kervancılıkta ve çobanlıkta çalışırken fakirdi ve midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini nefesine tahsis ettiğini açıklıyordu. Sonra yedikleri ile doldurduğu üçte birlik mide miktarını, peygamber ve devlet başkanı olduktan sonra tüm ümmetine, yani her vatandaşına tavsiye etti. Muhammed, peygamber olduktan sonra aynı zamanda devlet başkanı da olunca, pahalı kıyafetler ve gül kokulu cüppeler giymek zorunda kaldı. Devler erkanı için ihtiyaç duyduklarının dışında Muhammed'in yaşamı gerçekten de mütevaziydi.
Hazreti Muhammed'in mütevazi evi.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Konu Engse Hohol tarafından (02-07-2017 Saat 15:50 ) değiştirilmiştir.
Muhammed'in babası erken ölmeseydi kureyş'in lideri Muhammed olacaktı. Böyle birini yoksul göstermekle neyi amaçladıkları belli değil mi? iki lokma, iki hırka edebiyatı yaparak ucuza işçi çalıştıran müslüman ülkeler aslında iyi birşey yapmıyorlar. Yunan halkına bakınız; adamlar 10 milyon nufusla ucuza çalışmayı, işsizliğe tercih etmiyorlar. islam ülkelerinde ise müslümanlar karın tokluğuna cebelleşiyorlar.