
29-05-2018, 16:20
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2018
Mesajlar: 8
|
|
Kuşkunun Haymesinden Merhaba...
Merhaba arkadaşlar. Kendimi tanımlanam gerekirse Dücane Cundioglunun da dediği gibi kuşkunun Haymesinde yaşayan bir Müslümanım. 13 yaşımdan beri namazımı kılıyorum. (Yani 18 yıldır kılıyorum) Ailem de dindardır. Hayatta ateist ve dindar bir çok arkadaşım oldu. 3 yıl önce başlayan Kur'anı derinlemesine incelemem ile şu anda tam bir Kuşkunun Haymesindeyim.
3 yıl önce Kuranı Türkçe anlamıyla derinlemesine okumaya karar verdim.(aslında çocukken de okumuştum ama sadece okumuşum o zamanlar) Okudukça kafama takılan soru işaretleri çoğaldı. Bir şekilde bu soru işaretlerini aşıyordum. İnternetten araştırdıkça bir de karşıma rivayetler çıkmaya başladı. Onları da uydurma hadis diye mantığıma oturtturdum. Bi baktim kendimi Kurancı diye tabir edilen bir ekibin içerisinde buldum. Neyse bayağı bir onları da dinledim. Ama hadisleri, İslam tarihini hiçe sayıp ayetlerin anlamlarında eğip bükmeler yapıyorlardı. Bildiğin kiviriyorlardi. Kafama takılan soruları da böyle gecistirdim. Ama 1600 yıllık bir gelenek nasıl anlamadı da beş on tane hoca bunu anladı diye kafamda şüphe oluştu. Kadın dövmeyi kivirt, talak 4. Ayet küçük yaşta evlilik meselesinin anlamını kivirt, miras paylaşımı meselesini de kendine göre yamult, cariyelik meselesi falan filan... Ohooo bu nereye kadar böyle gidecek dedim yaaa.. Koptum onlardan ve boşluğa düştüm. Sonra karşıma tarihselcilik çıktı. Gayet mantıklıydi. Kivirmiyorlardi. 1600 yıllık gelenegi, tarihi hiçe sayıp da ayetlerde oynama yapmıyorlardi. Şu anda tarihselcilige daha yakınım ama cariyelik ve küçük yaşta evlilik konusunu o zamanlar normal sayılsa bile neden tamamen yasaklanmamış da düzenleme getirerek tamamen ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. İşte bunu halen daha anlamıyorum. Çünkü ortadan kalkana kadar 1600 sene geçti ve o 1600 sene içerisinde cariyeler küçük yaştaki kizlar bir çok kötülük görmüştür. Neyse kafamda soru işareti olarak duran en büyük meseleleri sıra gözetmeden şöyle madde madde sıralayabilirim:
MİRAS PAYLAŞIMINDAKİ MATEMATİKSEL HATA İDDİASI: Bunu öğrendiğimde yaşadığım boşlugu anlatamam. Bir türlü çözemiyordum. Kesirli sayılarla yapılan işlemlerde hep hata çıkıyordu. Geleneksel olarak bulunan avliye ve reddiye metotları beni tatmin etmedi. Bu hatayı tarihselcilik ile de açıklayamiyordum. İbni Abbas'ın miras paylaşımı yönteminiyle az da olsa kafama oturttum.
COCUK EVLİLİĞİ: Talak süresi 4. Ayeti incelediğimde soru işaretleri oluştu. Hastalık nedeniyle diyen hocalar var ama koskaca bir gelenekten, İslam tarihinden haberleri yok galiba.. Neyse tarihsel olduğunu düşünüyorum. Kuran indiği sırada çocuk olan eşler için de inmiş olabilir. Belki de o dönemde normal sayıldığı için de olabilir. Ama o kız çocuklarına yazık değil mi? Neyse Bilmiyorum Kafama halen daha tam oturmadi
GAYRİMÜSLİM İYİLERİN DURUMU: Kötü olan bir müslüman imanı varsa tövbe ederse cennete, iyi olan bir gayrimüslim cehenneme ? Kafama halen daha yatmadı. Allah'in adaletine ve rahmetine guvenmekten başka çarem yok
MÜSLÜMAN DOĞDUGUMUZ İCİN MÜSLÜMANIZ : İnsanların dini doğduğunda karar veriliyor. Kendi seçimleri olmuyor. İspanya'da doğan bir bebek Hristiyan, Arabistan'da doğan bir bebek müslüman oluyor. Kendi tercihleri değil.. çünkü öyle yetiştiriliyorlar. Eşit şartlarda değiller. İspanya'da doğan çocuk hayata 3-0 geri başlıyor. Halen daha kafama yatmadı
CARİYE MESELESİ: Savaşta ölen bir erkeğin eşini köle olarak alınmasını ne vicdanım kabul edebiliyor ne de aklım.. bazı hocalar da çıkmış diyor ki "nikah olmadan cariye ile cinsel ilişki kurulamaz" yahu nikah olsa ne fark eder. Kadın nikah yapmaya mecbur kalıyor. Kaldı ki İslam âlimlerinin çoğu nikaha gerek yok diyor. Hizmetçilik yapan cariyeler neden tesettürlu değil o zaman? Ayrıca ölen erkeğin eşini nikahlamak veya hizmetçi olarak çalıştırmak o erkek için ne kadar gurur kırıcı bir şey.. Neden bu cariyelik meselesi tamamen kaldırılmamis da yavaş yavaş kalkmasi söylenmiş. Anlayamıyorum... Kur'an'da esirlerin bırakılmasını teşvik eden ayetler de var. Keşke tamamen kaldırılsaymis.
HZ. ZEYNEP MESELESİ: Peygamberimizin üvey oğlunun eşini alması çok enteresan bir mesele... Tuhaf... Ama Mustafa Öztürk hocanın dediğine göre eski Arap adetlerinde eş fazla olduğu için böyle şeyler fazla sorun yapılmıyormus. Tarihselcilik ile açıklamış. Tarihsel bir ayet olduğunu söylüyor.
EVRİM, DARVİN TEORİSİ: Evrimi kabul edenlere de kızmıyorum, kabul etmeyenlere de kızmıyorum.
Bütün bilim kaynaklari evrim teorisi hakkında harbi harbi kanıtlar fosiller sunarken İslam aleminin buna kör sağır olması enteresan... Tek bir canlı kökenden gelmek İslam'a ters mı gelir bilmiyorum. (Çünkü bu konuda yeterli bilgi birikimim yok)
Daha başka başka meseleler de var ama Kafama takılan ana meseleler bunlardi. Bir gün bunlar kafama tamamen oturur mu bilmiyorum ama karşı tarafa geçmem, vazgeçmem biliyorum. Kuşkunun Haymesinde yasiyacagim hep böyle galiba... Çünkü Peygamberimizin savaş sırasında bile olsa namazı bırakmaması ayetini (nisa 102) de aciklayamiyorum. Hani "Kuranı Muhammed kendi yazmış" diyorsunuz ya.. peki kendi yazan bir insan savaş sirasinda namazı neden biraktirmasin. Neden atalarının dini varken neredeyse imkansız bir savaşa girip canını tehlikeye atsın. Neden yani neden? Neden daha zengin olmak varken kadın ve kölelerin hakkını biraz daha iyilestirsin ki? Bunlar da diğer başka başka sorularim.. Biliyorum ki Kuranı hiç Türkçe okumayanlar Türkçe derinlemesine okusa çoğu Kuşkunun Haymesine düşer. Kuşkunun Haymesindeyim ama ibadetlerimi bırakmadım. Hem bıraksam ne işe yarayacak. Mutluyum böyle.. Bilimsel olarak da çok geniş açıdan bakıyorum hayata.. Yobaz değilim yani... Yanlış anlamayın inancım sadece mantıki degil, aynı zamanda gönülden de bağlıyım ancak içime bu düşünceler düştüğünden beri Kuşkunun Haymesindeyim.
Neyse uzun yazdım biraz.. İcimdekileri birisine dökmem lazımdı. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu halim ile alakalı yorumlarınızı bekliyorum.
|

29-05-2018, 17:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.546
|
|
Hoşgeldiniz sevgili Hayme.
Tarihselcilik "Kuran'ın tüm zamanlara hitap ettiği" iddiasıyla çelişmiyor mu?
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

29-05-2018, 18:01
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Hoşgeldiniz..Birkaç sağlam kitap okursanız,sizi de aramızda görürüz 
Kitap zor gelirse,forumdaki yazılar yeterli gelecektir..
|

29-05-2018, 18:20
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2018
Mesajlar: 8
|
|
Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı
Hoşgeldiniz sevgili Hayme.
Tarihselcilik "Kuran'ın tüm zamanlara hitap ettiği" iddiasıyla çelişmiyor mu?
|
Teşekkürler hoşbuldum  tabiki çelişir. Zaten celismese Kur'an'ın bazı ayetleri tarihseldir demez
|

29-05-2018, 18:26
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2018
Mesajlar: 8
|
|
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Hoşgeldiniz..Birkaç sağlam kitap okursanız,sizi de aramızda görürüz 
Kitap zor gelirse,forumdaki yazılar yeterli gelecektir..
|
Hoşbuldum  Çeşitli kitaplar okudum ama araniza girmedim. Zaten kendimle derin bir istişare yapıyorum. Bu yüzden hep kendimi Dücane Cundiogluna benzetiyorum. Sizin dediğiniz gibi olsaydı Dücane şimdiye kadar araniza katılırdı. Çünkü adam bildiğim 10 yıldır bu durumda ve bilmediğim ne kadardır Allah bilir
|

29-05-2018, 18:27
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
Hayme hoş geldin.
Tanrı var mı yok mu önce bunun için sorgulama yapmalısın.
Kitapların yazdıkları üzerinden gidiyorsan beyhude bir çaba.
Kitapların hiç bir tanesi tanrı dediklerini açıklamaya yetmiyor.
Kitap ne diyor?
Başı ve sonu olmayan ! Yani sonsuz
Sonsuzluğu tanımlamak benim idrakım için saçma , ananlamsız ben sonsuzluğu tanımlayamam ki !
Bir tanrı neden benim için anlamsız olan ve tanımlayamayacağım bir anlatım üzerinden kendisini tanımlar ki ?
İnsanın tanımlayamadığı , anlayamadığı her şey için = Tanrı demesi tarihsel süreçte sürekli olmuş . Şimdi öyle mi ?
Doğa olayları , evrenin tanımı vb gibi birçok şey bilim ile açıklanabiliyor.
Çevrene bakıp halen yağmuru biri yağdırıyor mu diyorsun , şimşekleri birisi çaktırıyor mu diyorsun , gökte ilahi nikahlar kıyılıyor mu diyorsun ?
Yoksa sebeplerini az çok bilimin ortaya koyduğu kadar biliyormusun?
O kadar çok örnek var ki ! Kitaplarda sadece tanımlanamayan bir cisim bize yaklaşıyor diyen sözlerden başka bir şey yok.
Tanrı kitabı dediklerinde dahi her şey insanın o dönem bilip gördüğü kadar. Yani tanımlanamıyor.
Ruzgarı kesersem gemileriniz yürümez diyen bir TANRI !! bu gün bunu söyleyebilecek bir akıl var mı ? Var tabi ki ? Aklını kalbi sanan ahmaklar var.
Maksadın hakikati bulmak değil mi ? Maksat ttanrı mı senin için , tanrı var mı yok mu bunu öncelemen lazım. Bunun içinde kitaplar derdine çare olmaz... maksadın için BILIM En uygun araç olur bence.
Kitaplarla vakit harcama bence.
Kuranda ki güneş balçıkta batıyorun hiç bir anlamı yok.
Sonsuz tanrı denileninde bir tanımı anlamı yok.
Tanrıya da gerek yok.
|

29-05-2018, 20:16
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2018
Mesajlar: 8
|
|
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Hayme hoş geldin.
Tanrı var mı yok mu önce bunun için sorgulama yapmalısın.
Kitapların yazdıkları üzerinden gidiyorsan beyhude bir çaba.
Kitapların hiç bir tanesi tanrı dediklerini açıklamaya yetmiyor.
Kitap ne diyor?
Başı ve sonu olmayan ! Yani sonsuz
Sonsuzluğu tanımlamak benim idrakım için saçma , ananlamsız ben sonsuzluğu tanımlayamam ki !
Bir tanrı neden benim için anlamsız olan ve tanımlayamayacağım bir anlatım üzerinden kendisini tanımlar ki ?
İnsanın tanımlayamadığı , anlayamadığı her şey için = Tanrı demesi tarihsel süreçte sürekli olmuş . Şimdi öyle mi ?
Doğa olayları , evrenin tanımı vb gibi birçok şey bilim ile açıklanabiliyor.
Çevrene bakıp halen yağmuru biri yağdırıyor mu diyorsun , şimşekleri birisi çaktırıyor mu diyorsun , gökte ilahi nikahlar kıyılıyor mu diyorsun ?
Yoksa sebeplerini az çok bilimin ortaya koyduğu kadar biliyormusun?
O kadar çok örnek var ki ! Kitaplarda sadece tanımlanamayan bir cisim bize yaklaşıyor diyen sözlerden başka bir şey yok.
Tanrı kitabı dediklerinde dahi her şey insanın o dönem bilip gördüğü kadar. Yani tanımlanamıyor.
Ruzgarı kesersem gemileriniz yürümez diyen bir TANRI !! bu gün bunu söyleyebilecek bir akıl var mı ? Var tabi ki ? Aklını kalbi sanan ahmaklar var.
Maksadın hakikati bulmak değil mi ? Maksat ttanrı mı senin için , tanrı var mı yok mu bunu öncelemen lazım. Bunun içinde kitaplar derdine çare olmaz... maksadın için BILIM En uygun araç olur bence.
Kitaplarla vakit harcama bence.
Kuranda ki güneş balçıkta batıyorun hiç bir anlamı yok.
Sonsuz tanrı denileninde bir tanımı anlamı yok.
Tanrıya da gerek yok.
|
Hoşbuldum teşekkürler  Meseleyi dediğin gibi en temelinden alırsam ki aldım da Tanrı yoktur demek çok büyük lafmış gibi geliyor bana.. tabi bana göre böyle. Kimseyi Tanrı yoktur dedi diye yargilamam. Çeşitli istişareler sonucunda ileride neler düşünürüm tabi bilemem
|

29-05-2018, 21:12
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Hayme´isimli üyeden Alıntı
Hoşbuldum  Çeşitli kitaplar okudum ama araniza girmedim. Zaten kendimle derin bir istişare yapıyorum. Bu yüzden hep kendimi Dücane Cundiogluna benzetiyorum. Sizin dediğiniz gibi olsaydı Dücane şimdiye kadar araniza katılırdı. Çünkü adam bildiğim 10 yıldır bu durumda ve bilmediğim ne kadardır Allah bilir
|
Doğru kitapları okumanız lazım..Evrimle ilgili,antropoloji ile ilgili,sosyoloji ile ilgili,mitoloji ile ilgili kitaplar okumanız lazım..
Doğru soru sorarsanız,doğru cevabı bulursunuz..Doğru kitap okursanız,doğruyu bulursunuz..
Fabula´isimli üyeden Alıntı
...Kitaplarla vakit harcama bence..
|

Ne yapsın,nette okey oynayıp,insanlık tarihini/kültürünü mü öğrensin/anlasın?!
Kitap okumayacaksak,ne b.k yiyeceğiz bu Dünya'da?
Bir yerlerde ömrümüzü çürütüp,emekli olup çiçek mi sulayacağız?
Bu mu yani?
İnsan hayatında herşeyin modası geçiyor ama kitap olduğu gibi duruyor..Niye?
Çünkü kitaba ihtiyacımız var..Bizi biz yapan yegane şey beynimiz ve beyni etkili kullanmanın tek yolu da bilgidir..Bilgiyi de kitap haricinde b.k bulursunuz..
|

29-05-2018, 23:24
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Nov 2017
Mesajlar: 17
|
|
Hayme ayni yollardan gectim. Evreni yaratan teknolojiyi matematigi fizigi yaratan bu kanunlari koyan bunlardan herhangi bir tanesini bile bizim beynimiz tam olarak kavrayamazken ornek einstein bile fizigin ne kadarini bilebilir.
Boyle bir yaratici celiskilerle dolu icersinde matematik hatasi olan bir kitap mi yollar. Aklini kullanan icin yaraticiya hakarettir.
Cocuklugundan itibaren sana asilanan korkulari yasiyorsun ve inancini birakamiyorsun. Hristiyan cografyada dogsaydin ayni seyleri hristiyanlik icin dusunecektin ve sonra isanin tanri olmamasini dusunmenin seni cehenneme goturmesini dusunup pazarlari kliseye gidecektin aklindaki sorularla.
|

30-05-2018, 09:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
merhaba ve hoşgeldiniz
kendi okumalarımda da miras eşitsizliği en büyük çatışmalarımdan/takılmalarımdan bir idi ama ben altta (afrikadaki aç çocuklardan dünyadaki eşitsizliklere kadar bir çok şey ve) daha önce cinsel takışmalar, çatışmalar ve cinsel suçlamalar ve bunun boğuşmasının bitmesi istemi çatışmasını sonra daha net ve daha güçlü bir çatışma olarak mı bulmuştum tanrıyı yenme ve altetme konusunda...
bilmiyorum
gayrimüslim iyilerin durumu ve müslüman doğduğumuz için müslümanız denilen de en büyük çatışmalarımızdan biri idi ama biz öyle tanrı yaratmıştık ki/kuşatmıştık ki?
sanırım İsa'nın tanrısı ile Musa'nın tanrısını ve diğer tanrıları hep birbirine harmanlamıştık
buralarda ne deneceğini bilmiyorum diğerlerimize
size ne demem ve ne denmesi gerektiğini inanın hiç bir zaman bilmiyorum
halinizle alakalı yorum?
hep aynı ve benzer şeyleri yaşıyoruz insan denenler
ve haliniz denilen yalnız bir kader ya da durum değil
ben bir tık daha dürüst olacağım.
benzer bir kuşkunun haymesi olmasa da belki yakın bir kuşkunun haymesi ya da yakın boğuşmaların ve boğulmaların varlığı/geçmişi buradan da deneyimlendi
insanların bir gerçeği bırakıp başka bir gerçeği sahiplenme benimseme adetleri var. biz de kendi çatışmalarımızı sürdürdük, arayışlarımızı da sürdürdük...
yani din olmadı evrime sarılmalıyım diye bir şey yok.. insan ne düşünüyorsa odur/ne hissediyorsa gerçeği o dur....
bir düzlük bayırı ya da conkbayırları arıyor insan...
bu conkbayırlarında yapılan mücadeleler bunları ve geleceği belirliyor...
dimyata'a pirince gidenin evdeki bulgurdan olmak var
yani bu hayme denilen yerde alternatif bir yer/şey alan ve söylem arayışı var -ışık arayışı var. bunu görebiliyorum
sırf oraya bu evrim-bilim kuramını tam oturtmadığı ya da sırf tanrı yerine alternatif bir gerçek alamadığı, koyamadığı ve oluşturamadığı için bu çatışmayı beri çekmek gibi olanı ya da tanrı gerçekliğini eşit ağırlıkta ya da daha yüksek bir değerde dengeleyecek net açık alternatif gerçeklik ve söylem yoksunluğu duyumsamayı da anlıyorum ve paylaşıyorum diyelim
kutup ve kamp değiştirme gibi hissetmeyi de anlıyorum
tanrı fikri ile (ve onun gerçeği ile tam) yüzleşmek için (ve varsızlığı yoksuzluğu yüzleşimi için de) daha bu ikilemlerin hiç birine belki de girilmeli değil
bu ontolojik ve kozmolojik bir kader ve yüzleşme/sorgu sadece bunlarla/sayılanlarla hiç işi yok aslında...
bunlar kişinin kendi yolu fikri .zamana yayılarak yavaş yavaş aşılıyor ve değişimler oluyordur sanırım
bir çok araştırma, araştırma konusu var ve bir çok alternatif kozmoloji ve ontoloji fikri var.
şimdilik bunların kimi daha az saygı ya da ilgi görüyormuş gibi algılanıyor ve öyle görülüyor olabilir oysa kişi ne düşünüyorsa aslında (gerçekliği) odur..
felsefe ve felsefe tarihi başta olmak üzere, agnostizm gnostizm, deizm, brahmanizm/budizm ,doğacılık-naturalizm, teozofi (ezoterizm-mistisizm/okültçülük), sayılan sayılmayan ozofi-busofi şuizim-buzim ve izm de izm bir çok fikir de bir çok alt tabanda ve alternatif fikirler belki aslında var... bir çok insan varlığı gelip geçti ve düşündü burada...
insanlar genelde tek bir (evrensel) kaynağın ve merkezin tüm bilgiyi ve kurtuluşu ve verdiği (temsil ettiği) ve içerdiği söyleminden arınıp kurtulurken genel de şunu yapıyorlar. başka bir tek kaynak-yol arıyorlar... başka bir tek kaynağın ve odağın bu sefer tüm bilgiyi ve doğru bilgiyi verdiği/vereceği ve (kurtuluşu da) içerdiği anlayışına yayılıp kapılıp kalıyorlar/kopuyorlar... özgürlük bunların hiçbirinde değildir-böyle bir anlayışla özgürlük bulunamaz/çağrılamaz...
kişiye (eldeki fikirler) yetmiyorsa geniş bir yelpazede araştırma yapmak ve geniş ve yaygın bir bilgi edinme çabası da her zaman iyidir.. ve tüm bunları ve bir çok şeyi harmanlayıp ,bir çok türden okuma ve araştırma yapıp dürüstçe bilgi edinip, kendi fikirlerini/düşüncelerini bulup çıkarmak ya da oluşturmak ve çok geniş bit tabana yayılan bir bilgi edinme araştırması yapmak ve sürdürmek belki de sorularımızın da genel cevabıdır...
bilim evrim fikirlerinin kimine ve kimimize (şimdilik yetersiz gelmesini ve ) kozmolojik/ontolojik kısıntı/kısıtlılık (darlık) ve sıkıntı ifade etmesini (vermesini) de ben anlıyorum ve paylaşıyorum
evrim fikrini tam beğenmiyorum ya da yetersiz buluyorum ve tam kafama oturtamıyorum diyenlerimizin farklı bir tanrı mücadelesi mi var?
bilmem
işin aslı evrim fikri sanırım kozmolojik bir ortaklıktır/ kozmolojik bir işbirliği gibi bir şey sanırım...
kişinin kendi gerçeğinin ve kendi (özgün-dürüst-bağımsız) fikirlerinin ipinden yürümesi ve buna tutunması bu sırat denen gibi nerdeyse
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Konu "ictenlik" tarafından (30-05-2018 Saat 10:07 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:27 .
|