“RUH” kelimesi bize iki büyük özelliği ifade etmektedir. Bilimin de son olarak eriştiği ve foton adını verdiği, şimdiki verilere göre maddenin özü mahiyetinde olarak bildiğimiz, ışıklı enerji zerreciklerinin sahib olduğu enerjiyi meydana getiren bir “ÖZ”dür “ RUH”!… yani, evrensel kuantsal bütünlük!…
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, evrenin her zerresi “ RUH”la ve “RUH” tan meydana gelmiştir..“ RUH” olmadık hiçbir zerre mevcut değildir… zira, zerre, “ kuant” onunla mevcuttur!…
Her ışıklı zerrecik, hareketini sağlayan enerjiyi “ RUH” tan almaktadır…
Dolayısıyla evren, ilk varolduğu andan itibaren “ RUH” a sahip ve “ RUH” la kaim olmuştur; kainatın yok oluşuna kadar, yani kıyamete kadar da sahip olacaktır…
“Baş gözü ile görülen her şey bu alemden olup, alem-i şehadet denir, Kalbin yani RUH’un hakikatı bu alemden değildir. Bu aleme garip olarak gelmiştir.
Yolcu gibi gelmiştir. Görünen et parçası yürek, onun taşıyıcısı ve aletidir. Bedenin bütün uzuvları, onun askeridir. Bütün bedenin padişahı odur. Allah’ü Teala’yı tanımak O’nun cemalini müşahede etmek onun sıfatıdır.
Teklif ona olmaktadır. Hitab onadır. İtab ve ikab onadır. Asıl saadet ve şekavet onun içindir. Beden, bütün bunlarda ona uymaktadır. Onun hakikatını bilmek, sıfatlarını tanımak, Allah’ü Teala’yı tanımanın bilmenin anahtarıdır.
Onu bilmeye çok uğraş ki, o çok aziz bir cevherdir. Onun asıl madeni, Allah Teala hazretleridir. Oradan gelmiştir, tekrar oraya dönecektir. Buraya gurbete gelmiştir.” (Kimyayı Saadet İ.Gazali.s.18)
http://yahyabasturk.wordpress.com/20...hersey-ruhmus/