büfeci islamı...(alıntdır...)
şehir aydını İslamiyet'le barışıyor *
oray.egin...
Yıllar önce yazdığı 'Teksas/Malatya' kitabıyla literatüre Beyaz Türk kavramını kazandırmıştı Ufuk Güldemir. Kürt kökenli olduğu için Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkan kesime 'Beyaz Türk' demişti Güldemir. O günden bugüne Beyaz Türk entelektüel jargonun vazgeçilmez kelimelerinden biri oldu. Türkiye'de siyaset ve sosyoloji incelemelerinin vazgeçilmez referansı haline geldi.
Dün, Ufuk Güldemir önümüzdeki yıllara damga vuracak bir kavram daha attı ortaya: 'Büfeci İslamı.' (21 Ağustos 2006, haberturk.com) Güldemir, analizinde İslam'ın Türkiye'de 'dinsel' değil, 'sınıfsal' olduğunun altını çiziyor, bugünkü iktidarın işbaşına gelmesinin de gerekçesini sınıflara dayanarak açıklıyor ve sözü 'Büfeci İslamı'na getiriyor.
'Din köylülere bırakılamayacak kadar mühim bir şeydir, Türkler şu anda acıyla bu gerçeği öğreniyor' diyor Güldemir, 'Dindar köylüler çok partili rejimle birlikte şehirlere göçüp 'Büfeci' olurken köylü İslam'ını da şehirlere getirmişlerdir. Bugün Türkiye'de iktidarda olan da işte bu sınıftır. Bu sınıfın siyası ideolojisine ben 'Büfeci İslamı' diyorum.'
İSLAMİYETLE BARIŞ
Güldemir'in bu tartışmayı açmasının tarihi açıdan bir başka anlamı da var. Türkiye'ye Beyaz Türk kelimesini öğreten adam şimdi entelijansiyayı İslam'la buluşturuyor. Tam da Türk solunun, şehir aydınının, entelektüellerin İslam'ı anlamaya çalıştığı, bu konuda birbirine ardına araştırmaların yayınlandığı, hazırlandığı bir dönemde.
Kentli aydın 150 yıldır İslamiyet'e uzak duruyordu, bu süreç içinde de taşra İslam'ı sahiplendi ve kendi istediği şekle soktu. Bugün gelinen noktadaysa, İslamiyet gündelik hayatımızı o kadar belirler hale geldi ki artık aydınların bu izolasyonu sürdürme şansı olmadı.
'Büfeci İslamı' kavramının önemi de burada yatıyor: Şehir aydını kendini soyutladığı İslamiyet'le barışıyor ve Türkiye'deki halini tanımlıyor, anlamaya çalışıyor. Hem dini analiz etmeye çalışıyor hem de İslamiyet'in taşraya bırakılmayacak kadar önemli olduğunun altını çiziyor.
Bugünlerde, daha da önem kazanan bir tartışma bu.
DOĞRU ZAMAN
İslamiyet'le entelijansiyanın buluşmasının önemli işaret fişeklerinden biri de 'Efendi-2' kitabıydı kuşkusuz. Soner Yalçın bu kitabıyla bize 'Beyaz Müslümanlar' diye bir çevreden söz ediyor, daha evvel bilmediğimiz açıdan İslamiyet'i anlatıyordu. İslamcı basının kitaba gösterdiği sert tepkilerden anlaşıldı ki İslamcılar bu konunun kendi tekellerinden çıkmasından son derece rahatsızlar.
Ama sol kesimden daha çok İslam incelemesi gelecek, hatta geliyor da. Buna hazırlıklı olmaları gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde Güldemir'in 'Büfeci İslamı' kavramı da bu İslamiyet'i kendi tekellerine almak isteyenlerin saldırılarına maruz kalacaktır. Ama bütün söylenenler sadece bu kavramın ne derece yerinde ve zamanlamasının doğru olduğunu kanıtlayacaktır.
Güldemir son olarak iyimser bir tahminde de bulunuyor: 'Ama büfecilik kötü bir şey değildir. Bugün o, denize mayoyla girmese bile, zengin doğacak çocukları mayoyla denize girecek demektir Gelişmeye, büyümeye en yatkın kesimdir büfeciler. Yatay değil dikey büyürler.'
Güldemir'in yazısından: Kime büfeci denir?
'Büfeci İslamı'nı biraz açalım. Büfeci, köylülükten kurtulmuş ama daha işadamı olamamıştır. Fakat önemli bir eşiktedir. İşadamı 'evrensel' bakar 'sınıflarüstü', 'siyaset üstü' hatta 'dinlerüstü' düşünür. Büfeci akrabacıdır, klancıdır. Her şeyi 3 metrekare dükkanı kadar bilir. Muhasebesi 3 metrekaredir, siyaseti 3 metrekaredir, dış politikası 3 metrekaredir. 'Serbest piyasa' ekonomisini, 'serbest bir ekonomik rejim' zanneder, demokrasi ve insan hakları ile entegral irtibatını bilmez. Zanneder ki Amerika zengin olduğu için insan hakları vardır. Oysa insan hakları olduğu için zengin olmuştur Amerika, çözemez. Dünya haritası çok sadedir büfecinin: Yahudi dünyayı sömürür. Araplar, din kardeşimizdir. Yunan düşmandır. Papa Hıristiyan aleminin başkanıdır. Türkiye'miz çok güzeldir. Uğur Dündar araştırmacı gazetecidir. Kuşburnu şekere iyi gelir. Televoleler ahlakımızı bozmaktadır.'
http//dolfen.blogcu.com/
Son söylediğim her zaman doğrudur, bir sonraki onu yalanlasa da...!
|