Vergi kaçağı;
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=186080
Asker kaçağı;
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv...sivAnaID=37965
Yapılaşma kaçağı;
http://www.turkpoint.com/konut/kac_yap_norm_yap_old.asp
Elektrik kaçağı;
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=107441
Su kaçağı;
http://haber.lpghaber.com/Turkiye-20...beri-1996.html
Devlet yönetiminde çeşitli politik şekiller vardır.
Liberal Demokratik (ABD, Batı ülkeleri politik sistemleri)
Egalitarian Otoriter (Sovyetler Birliği, Çin, Vietnam politik sistemleri)
Geleneksel İnegalitarian (Suudi Arabistan, Kuvait politik sistemleri)
Populist (Afrika, Güney Amerika ülkeleri politik sistemleri)
Otoriter İnegalitaryan (Pakistan, Peru) sistemler olarak kategorize edilmektedir.
Egalitaryan: Eşitlikçi
Kaynak, Sağlık Politikası, Prf. Dr. A. KISA, A. Y. Üniversitesi,
Ülkemiz bu skalada Otoriter İnegalitaryan sistem ile Populist sistem arasında bir yerlerdedir.
Bunun anlamı, devlet erkinin kontrol mekanizması, yönetilenler üzerinde en etkin şekliyle kurulduğudur.
Kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği askeri vesayetler ve devletçi politilar da bunun göstergesidir.
Tüm bunları toparladığımızda devletin, vatandaşının bilgilerine sahip olamaması ya da diğer bir deyiş ile vatandaşın edimlerinin devlet tarafından bilinememesi oldukça zordur.
Bu sonuçla ve yukarıdaki istatistikleri toparlar isek.
Devlet, bilerek vatandaşını kaçağa mı yöneltiyor? Sorusu gelir aklımıza.
Niçin?
Çünkü kaçağı olan siner. Kaçağı olanın sesi çıkmaz.
Siz hırsızsanız karakoldaki falakaya ses çıkaramazsınız.
Olan hakkınızı dahi savunamazsınız.
Bu yüzdendir ki; hakim güç tüm bu kaçaklara göz yumar.
Yumar ki; günün birinde, bir yerlerde vatandaşını saf dışı bırakmak için elinde doneler olsun.
Olsun ki; 12 yıl hapis köşelerindeki tüberküloz hastalığını dahi bahane edemesin!!!
Diye düşünüyorum.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın