"Şu hâfız Kur'ân'ı doğru okuyor. Evet, Kur'ân'ın şeklini doğru okuyor amma anlamdan haberi yok. Delili de şu: Anlamı söylersen reddeder, sözleriyle korü-körüne okur-durur. Şuna benzer bu: Adamın biri, eline bir kunduz alır. Ondan daha güzel bir kunduz getirirler, istemez. Anlarız ki kunduzu tanımıyor, bilmiyor bu adam. Birisi bu kunduzdur demiş ona, o da ona uyup kunduzu eline almış. Hani ceviz oynayan çocuklar gibi; oynarlar amma cevizin içini versen, yağını versen istemezler; ceviz, şa-kır-şakır ses çıkaran şeydir, bununsa şakır şakır şakırdaması yok derler. Tanrının hazneleri çoktur. Tanrının bilgileri çoktur. O hâfızın bilgisi var da Kur'ân'ı okuyorsa peki, neden öbür Kur'ân'ı reddediyor? Bir hafıza söyledim, anlattım; dedim ki: Tanrı Kur'ân da diyor ki: "Söyle, deniz sözlerine mürekkep olsa o mürekkep, Rabbimin sözleri bitmeden tükenir-gider." Şimdi, bu Kur'ân, elli dirhem mürekkeple yazılabilir. Bu söz, Tanrı bilgisine bir işarettir; Tanrı bilgisiyse yalnız bu kadar değildir. Bir aktar, bir parça kağıda bir ilâç kosa, sen de bütün aktar dükkânı bu kağıt parçasındandır desen aptallıktır bu. Mûsâ'nın, İsâ'nın, bunlardan başka peygamberlerin zamanında da Kur'ân vardı, Tanrı sözü vardı, fakat arapça değildi. Bunu anlattım, o hafıza tesir etmedi; ben de vazgeçtim. "
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Fih-i Mafih bölüm 18
http://www.semazen.net/text_list.php?id=174&menu_id=id2
Mevlananın sözlerinden bir çoğu "Kur'an" a dayanır.
Ama Mevlananın felsefesini "Görünüş"e göre "İslam" a uygun olmamasının ana nedenini şu sözlerinden anlayabilmek mümkündür.
"Şu
hâfız Kur'ân'ı doğru okuyor. Evet, Kur'ân'ın
şeklini doğru okuyor amma anlamdan haberi yok."
Bu gözlemlerini ve anlayışını diğer cümlelerde de görebilmek mümkün.
"O hâfızın bilgisi var da Kur'ân'ı okuyorsa peki, neden öbür Kur'ân'ı reddediyor?"
"Mûsâ'nın, İsâ'nın, bunlardan başka peygamberlerin zamanında da Kur'ân vardı, Tanrı sözü vardı, fakat arapça değildi. Bunu anlattım, o hafıza tesir etmedi; ben de vazgeçtim."
Bu cümlenin dayandığı "Ayet"ler ise :
"A'la 18. Şüphesiz bu (anlatılanlar), önceki kitaplarda, vardır.
19. İbrahim ve Musa'nın kitaplarında."
"Tanrı bilgisiyse yalnız bu kadar değildir. Bir aktar, bir parça kağıda bir ilâç kosa, sen de bütün aktar dükkânı bu kağıt parçasındandır desen aptallıktır bu."
Bu cümlenin dayandığı "Ayet"ler ise :
"Rad 38. Andolsun ki. Biz senden önce de peygamberler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik Allah' ın izni olmadıkça bir mucize getirmek, hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır. * * *
39. Allah dilediğini siler. dilediğini olduğu gibi bırakır;
Ana kitap O'nun katındadır."
Sitemizde kitap "Tahrifat"ları ile ilgili başlıklara bir göz gezdirecek olduğumuzda,"Suret"i doğru okuyan arkadaşların "Anlam"lar konusunda Mevlana'dan çok uzakta olduğunu görmek mümkün.
Şahsen çıkarmamız gereken sonucun,Mevlana'nın mı "İslam" anlayışında "Yanıldığı" ,yoksa içinde "Hafız"larında bulunduğu daha geniş kısımların mı ?"İslam" anlayışında "Yanıldığı" olgusu mu olmalı diye düşünüyorum.