
13-04-2008, 13:29
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Gayriresmi Tarih
Daha once Caglar Keyder'in kitabindan yararlanarak 1950-1980 doneminin iktisadi politikalarini ozetlemistim. Simdi de Osmanli devletinin son doneminden 1950'ye kadar olan donemi ozetlemeye calisacagim. Yalniz daha once kitaptan cok sayida alinti yapmis ve onun kullandigi dile yakin bir dil kullanmistim. Bu dilin ozellikle genc iktisadi-politik terimlere fazlaca hakim olmayan genc okuyuculara biraz agir geldigini farkettim. Simdi daha rahat bir anlatim tarzini tercih edecegim, o yuzden fazlaca alinti yapmayacagim. Ama ana kaynagim ve anlatim izlegim yine Caglar Keyder'in "Turkiye'de Devlet ve Siniflar" adli calismasi olacak.
----------------------------------------
Bati'ya Acilma
Osmanli Devleti'nin batiya acilma sureci daha cok Osmanli aydinlarinin bir tercihi olarak dusunulur, ancak bu dogru degildir. Bu surec bir politik kararla degil, politik ve askeri kosullarin getirdigi zorunluluklarla ortaya cikti. Batinin gelisen nufuzu karsisinda dogu imparatorluklarinin tepkilerine bakacak olursak Osmanli'nin Cin ve Japonya'nin tutumundan farkli bir tutum gelistirdigini goruyoruz. Avrupa'li girisimcilerin ticari girisimlerine Cinliler dusmanca, Japonlar adeta intikamci bir tutumla karsilik vermislerdi. Osmanli da Avrupa icin uzun donem bir sir olarak kalmis olsa da 16. ve 17. yuzyillarda ilk iliskiler basladi. Bu iliskilerde Osmanli magrur ve ustunluk duygusuyla yaklasan tarafti. Padisah alicenaplik gosterip bazi ulkelere kapitulasyonlar veriyordu. Bunlar sonradan geri alinabilecek nitelikteydi. Osmanli, kapitulasyonlar araciligiyla dis iliskilerini kontrol altinda tutuyordu. Bu yuzden kapitulasyonlar devletin isine yarayan bir arac durumundaydi.
Osmanli'da bir miras hukuku yoktu. Servet padisah tarafindan bahsedilip, geri alinabildigi icin sermaye birikimi olanagi da yoktu. Misir'da Kavalali Mehmet Ali'nin merkezden bagimsizlasmaya calismasi uzerine yasanan bunalimda Ingiltere ve Fransa'yi yanina cekmeye calisan Osmanli yonetimi Avrupali devletlerle ikili anlasmalar yapti. Bu anlasmalarda bu devletlerin uyruklarinin Osmanli'da ticaret yapmasi icin kolayliklar saglaniyordu. Bu kisilerden gumruk vergisi alinmiyor yada cok dusuk duzeyde vergi aliniyordu. Ayni donemde Osmanli'daki genel kavrayis ticaret isleriyle gayrimuslim Rum ve Ermeni tebaasinin ugrasmasinin uygun oldugu seklindeydi. Avrupa devletlerinin ticaret yapan vatandaslarinin Osmanli kanunlarina gore degil, o devletin kanunlarina gore yargilanmasi gibi daha da ayricalikli hukumler getirilince Rum ve Ermeni tuccarlarin Avrupa devletlerinden vatandaslik hakki almak icin kuyruk olusturduklari goruldu. Osmanli yoneticilerinin hic dusunmedikleri bu durum oyle bir hal aldi ki, sadece Avusturya'nin bu donemde 250.000 pasaport dagitmis oldugu saniliyor. Osmanli'nin hiristiyan ve levanten kesimi devletin tanidigi bu ayricaligi sonuna kadar kullacakti elbette. Boylece Osmanli politik zorunluluklar nedeniyle kapitalizme kapiyi aralamis oldu.
Bati ile iliskilerin ikinci kapisi ise borclanmalar oldu. Osmanli ilk olarak 1854'de Kirim Savasi sirasinda borc aldi. 1855'de bir daha borc alindi. 1875'e kadar 11 defa borc alindi. Siyasi krizler ve askeri harcamalar hic bitmiyordu ve borclarin uzerine surekli faizler biniyordu. Buna 1973'de yasanan dunya ekonomik krizi de eklendi ve yeni borclar alinamaz oldu. Sonunda 1875'de Osmanli iflas ettigini acikladi, faizleri odeyemeyecegini bildirdi. Osmanli'nin iflasi Avrupa'da tartisildi, sonunda Osmanli devleti topladigi vergilerin yuzde 10'unu borc olarak odeyecegini acikladi ve bu borc vergisini toplamak icin Duyun-i Umumiye adinda bir kurum olusturuldu. Tarihinde hic bir donem somurge olmamis guclu Osmanli bu kurum araciligiyla yari-somurge bir gorunum veriyordu. Duyun-i Umumiye, Osmanli'ya borc verip, borclarini alamayan devletlerin vergi toplama hakki elde etmesi demekti.
18 yuzyilin bir diger onemli ozelligi ise direk olarak yabanci sermayenin Osmanli'ya girmeye baslamasiydi. Henuz yuksek bir seviyeye ulasmamis olsa da daha cok Fransiz ve Ingiliz sermayesinin yaptigi yatirimlar goze carpiyordu ve bu yatirimlarin yuzde 86'si demiryollarina yapilmisti.
|

13-04-2008, 15:00
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Jon Turkler ve 1908 Devrimi
Yeni olusan gayrimuslim burjuvazi uluslarasi desteklerini bulmustu. Rumlar Ingiltere ve Fransa araciligiyla, Ermeniler Rusya araciligiyla bir tur himayeye kavusmuslardi. Sahneye Almanya girdiginde geriye sadece muslumanlar kalmisti. Abdulhamit ve burokrasisinin Ingiliz ve Fransizlar'a supheyle yaklasmasi Almanya'nin isini kolaylastiriyordu. Kayzer II. Wilhelm'in 3 defa tekrarladigi Osmanli gezileri bilinir. 1888'de Deutche Bank Anadolu demiryolu imtiyazini aldi. 1898'de Kayzer bir tanitma turuna cikti ve kendisinin "dunyadaki 300 milyon muslumanin ve onlarin halifesi padisahin en yakin dostu" oldugunu ilan etti. Sonraki yillarda Fransa ve Ingiltere ile ticari iliskiler gerilerken Almanya ile ticari iliskiler surekli artti.
Addulhamit'e kadar Osmanli burokrasisi icinde iki kesimin ortaya cikmis oldugu soylenebilir. Bir kesim batililasma yanlisi, digeri ise Bati'ya supheyle yaklasan bir kesimdi. II. Mahmut doneminden beri surdurulegelen batilasma cabalari baslangicta Ingiltere ve Fransa'ya hayranlikla bakan bir aydin kusak yaratmisti. 1839'da ilan edilen Tanzimat modernist burokratlara dayaniyordu. Ancak II. Abdulhamit'in iktidari bu kesimle bir hesaplasma oldu ve ilk kusak batililasma yanlilari uzaklastirildi.
Bu donemde Avrupa'da olusan Jon Turk'ler Fransa ve Ingiltere'deki sistemlerin cumhuriyet ve parlamentarizm gibi ozelliklerine hayranlardi ama, bu sistemlerin iktisadi temelleri onlari pek ilgilendirmiyordu. Asil olarak mutlakiyet karsitligi ve ozgurluk gibi temalar uzerinde duruyorlardi. Bu politikalar Fransa ve Ingiltere tarafindan da sempatiyle karsilaniyordu.
Jon Turkler hem Fransiz ve Ingiliz hukumetinin hem de avrupa kamuoyunun gozunde baskici padisahtan kurtulma vaadi tasiyorlardi. Reformlara devam edecekler, anayasayi yeniden yururluge koyacaklar, devleti laiklestireceklerti. Jon Turkler ozgurluk ve ilerlemenin bayragi idiler. Gercekten de 1908 devrimi ile ozgurlukler adeta bir patlama yasadi. Yillar suren istibdad doneminden sonra birderbire ortaligi gazeteler, dergiler, en uc noktasina varan fikirler ve orgutler kapladi. Osmanli sosyalistlerinden dini ayrilikcilara kadar siyasi yelpazenin her kesimi ortaya cikmisti. Ornegin 1908 ile 1914 arasinda sadece Ermeni topluluklari icinde 200'den fazla gazete yayimlanmaya baslamisti.
Ticaretin gayrimuslimlerin kontrolunde oldugunu soylemistik. Bunun disinda ozellikle ihracata donuk uretim yapan tarim da gayrimuslimlerin kontrolunde idi. Ozellikle Ege kiyilarindaki verimli topraklar Rum koylulerinin elinde idi. Ayni sekilde 1909'a kadar Dogu Anadolu'da ve Cukurova'daki verimli ovalar da Ermeni nufusun kontrolune gecmis durumdaydi. Ticarette gayrimuslim burjuvazinin one cikmasinin nedeni yillardir Osmanli'da uygulanan imtiyazlar sistemi idi. Tarim'da one cikmalarinin en onemli nedeni ise 1909'a kadar gayrimuslimlerin askerlikten muaf olmalari idi. *Hayatin daha rahat oldugu kiyi bolgelerde yasamalari gayrimuslimlerin hayat standartini yukseltmisti. Sehirlesme orani da gayrimuslimler icinde cok daha yuksekti ve daha iyi saglik kosullarina sahiplerdi. Bu kosullar yakinda cok sert bir sekilde degistirilecekti.
Ittihat Terakki'nin Ingiliz ve Fransizlarla iliskisindeki ilk gedik 1909'daki 31 Mart Ayaklanmasi ile basladi. Ittihatcilar bu ayaklanmanin arkasinda Ingiliz sefaretinin oldugundan supheleniyorlardi. Daha sonra Paris ve Londra'dan borc alma girisimlerinin de basarisizliga ugramasi Ittihatcilarin iyice sogumalarina yol acti. Balkanlardaki ayaklanmalar konusunda Ingiltere'nin aldigi kati tarafsizlik politikasi da buna eklendi. Ittihat Terakki giderek ayni II. Abdulhamit gibi Almanya'ya yaklasmaya basladi.
|

13-04-2008, 15:54
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Ittihat Terakki'nin Politikalari
Ittihat Terakki baslangicta milliyetci bir politikayi tam olarak netlestirmis degildi. Bu donemde Ermeni ve Rumlarla iyi iliskiler icindeydi. 1908'de olusturulan meclis cesitli azinliklardan olusan, oldukca renkli bir meclisti. Meclise Türkler 147, Araplar 60, Arnavutlar 27, Rumlar 26, Ermeniler 14, Slavlar 10 ve Yahudiler 4 temsilci ile katilmislardi. Ustelik meclis uyeleri oldukca bilincli kisilerdi ve bu donemin meclis tartismalari tum parlamento tarihimizin en ciddi tartismalari sayilabilir.
Balkan Savaslari Ittihat Terakki'nin Rum ve Ermenilerle iliskilerinde donum noktasi oldu. Ermeni partileri Ittihat Terakki'yi desteklemekten vazgecmisler ve Ermeni sorununu uluslararasi plana cikarmayi dusunmeye baslamislardi. Rumlar arasinda ise Venizelos'un "Megale Idea"si taraftar bulmaya baslamisti. Aslinda Rum Ortodoks Patrigi Venizelos'un hiristiyan nufusun bulundugu bati bolgesini Yunanistanin isgali seklindeki "Megale Idea"ya karsi oldugunu acikca ilan ediyor ve buna karsi tepkisini ortaya koyuyordu, Ermenilerin ise kitlesel sekilde bir Rus destekciligi soz konusu degildi. Ancak kucuk de olsalar bu gruplarin varligi, Ittihat Terakki'nin Ingiltere ve Fransa'ya guvensizligi ile Almanya'ya yaklasmaya baslamasi ve hizla etkisinde kalacagi Turk milliyetciligi *Ittihat Terakki'nin hizla yon degistirmesine neden oldu. Artik "Turk milliyetciligi" seklinde yeni bir politika gundeme gelecekti. Bu politika Almanya'nin da destegini kazanmisti.
Savas doneminin ilk politikasi, kapitulasyonlarin tek tarafli olarak kaldirilmasi oldu. 9 Eylul 1914'de Istanbul'daki sefirlere kapitulasyonlarin kaldirildigi bir notayla bildirildi. Ikinci olarak Almanya'da yapildigi gibi bir milli ekonomi politikasi uygulanmasi planlandi. Duyun-i Umumiye askiya alindi ve o zamana kadar Merkez Bankasi islevi goren ve aslinda bir Ingiliz-Fransiz ortakligi olan Osmanli Bankasi'nin faaliyeti durduruldu. Guya Berlin'de depolanan altin karsiligi kagit para basilmaya baslandi ve piyasaya suruldu. Burdan elde edilen servet inanilmaz boyutlardaydi. 1850 ile 1914 arasinda Osmanli'nin aldigi tum borclarin dortte ucune esit bir devlet geliri saglanmis oldu. Tabii karsiliksiz para basmanin koylu ve ticaret kesimi uzerinde korkunc bir etkisi olacakti.
Milliyetcilik politikasi geregince musluman bir burjuvazi yaratilmasi gerekiyordu. Mayis 1915'de "dil reformu" yapildi. Her turlu ticari yazisma ve muhasebe islemlerinde Turkce kullanilmasi zorunlu hale getirildi. Fransizca ve Ingilizce'nin kullanilmasi yasaklandi. Bu politikalar Turkce bilmeyen Levanten nufusu hedefliyordu. Yabancilara ait demiryollarinin yonetimleri degistirildi, yabanci bankalarin Turklestirilmesi yolunda calismalar yapildi.
Pazar mekanizmasi hemen tumuyle devre disi birakilmisti. Ulasim imkanlari kisitli oldugu icin, demiryollarini kullanma olanagi burokratlara yakin olan musluman is adamlarina saglandi. Bu olanaklardan yararlanan siyasi gozdeler hizla isadami oluverdiler. 1908-1914 arasinda kurulan isci orgutleri kapatildi ve daha sonra 1930'larda gorulecek olan korporatist isci-isveren orgutlerinin ilk nuveleri olusturulmaya baslandi. Ittihat Terakki orgutlerinin himayesi altinda "milli sirketler" kuruldu, bu sirketlerin cogunun yoneticileri teskilatin mahalli orgutlerinin de yoneticileriydi.
|

13-04-2008, 16:39
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Etnik Temizlik
Ittihat Terakki'nin savas doneminde sistemli bir etnik temizlik politikasi yuruttugu gorulur. Musluman burjuvazisi yaratmak gibi temel bir hedef vardi. Bu politikaya "milli ekonomi" deniyordu. Savas ortami icinde bu politikayi surdurebilme olanaklari fazlasiyla vardi. Muttefik Almanya da bu politikayi cikarlarina aykiri bulmuyordu.
Balkan savasinin bitmesinden sonra Bulgaristan, Yunanistan ve Sirbistan ile ikili anlasmalar yapilmisti. Bu mubadele anlasmalari ile bu taraftaki Rum nufus ile o taraftaki musluman nufus yer degistirecekti. Zaten savas dolayisiyla yerlerinden kacan Rumlar ve muslumanlar vardi, ayni zamanda taraflarin hukumetleri gocleri kiskirtiyorlardi. I. Dunya savasi boyunca 150.000'den fazla Rum bolgelerini terketti. Ayni sekilde Balkanlar'dan gelen musluman muhacirler bu bolgelere yerlestirildiler. Rumlari aktif sekilde askere almaktan cekinen Itthatcilar Anadolu'nun ic bolgelerinde amele taburlari olusturdular. 17 ile 45 yas arasindaki Hiristiyanlar askere alinip bu taburlara yerlestirildi. Savas doneminde 480.000 Rum bu taburlara gonderildi. Rumlarin gonderilmeleri ve mulksuz birakilmalari sonraki donemde de surdu.
Gayrimuslim burjuvazinin safdisi edilmesi bir etnik soylem esliginde gerceklestirildi. Bu donemin en buyuk etnik temizlik hareketi ise suphesiz Ermenilere karsi yapildi. Ermenilerin Ruslar ile isbirligi yaptigindan suphelenen Ittihatcilar tarihte ender gorulmus bir surgun karari ile Istanbul disinda yasayan Ermenilerin buyuk kismini surgune gonderdi. Buyuk katliamlar ve olumlerle sonuclanan bu surgunle bosaltilan yerlere ise Kafkasya'dan kacarak gelen musluman gocmenler ve yerlesik hayata gecmeye zorlanan Kurt asiretleri yerlestirildi. Kirim savasi sonrasinda yarim milyon musluman Anadolu'ya kacmisti. 1877-78 savasindan sonra ise bir milyon muhacir gelmisti. 1880-1923 arasinda yine Kuzeyden yarim milyona yakin muhacir geldi. Anadolu bu kitlesel goclerle resmen kimlik degistirdi.
Demografik yapiyi degistirmeye donuk politikalar Cumhuriyet doneminde de devam etti. 1914 ile 1924 arasinda Anadolu'nun gorunumu ciddi olcude degisti. 1906 sayiminda Turkiye'nin bugunku sinirlari icindeki nufus yaklasik 15 milyondu. Bunun yuzde 10'u Rum, yuzde 7'si Ermeni, yuzde 1'i Yahudi idi. Muslumanlar yuzde 80'in ustundeydi. Savaslar sonunda nufus azaldi. 1927 nufus sayimindaki 13.6 milyon nufustan sadece yuzde 2.6'si gayrimuslim idi. 120.00o Rumca konusan, 60.000 Emenice konusan kalmisti.
Ittihat Terakki dusundugu sekilde bir musluman burjuvazi yaratamadi ama en azindan hiristiyan burjuvaziyi temizleyerek sonraki donemde gelecek Cumhuriyet kadrolarina bu politikayi surdurebilmesi icin bir olanak yaratmis oldu.
|

13-04-2008, 16:45
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Saygideger sargon;
Butun bunlar senin yazinmi yoksa bir yerden alintimi?
Sadece merak ettim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

13-04-2008, 17:20
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
evrensel, basta acikladigim gibi, Caglar Keyder'in "Turkiye'de Devlet ve Sinfilar" adli kitabini kullaniyorum. Kaynak orasi, bilgiler ordan. Ben sadece kendi dilimden anlatiyorum.
|

13-04-2008, 17:41
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Saygideger sargon;
Verdigin bilgiler icin tesekkurler. Benim ayni konuda-bilhassa etnik yapi konusunda bir yazim vardi. Eger onu okuduysan bir paralelelik kurabildin mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

13-04-2008, 18:04
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Milli Mucadele ve sonrasi: 1923-1929 donemi
1919'da saray tarafindan Dogu ordusunun mufettisi olarak gonderilen Mustafa Kemal askeri hiyerarsi icinde bir takim darbeler yaptiktan ve tasra burokrasisi uzerinde kontrolu sagladiktan sonra direnis hareketinin tartismasiz liderligine yukseldi. Yeni tureyen musluman burjuvazinin ve Ittihat Terakki tasra teskilatinin da destegini almayi basardi.
Uluslararasi dengeler de buyuk olcude Mustafa Kemal'in lehineydi. Fransa kamuoyu ve disisleri bakanligi Ittihatcilari once Alman, savastan sonra da Bolsevik yanlisi olarak goruyordu. Mustafa Kemal ise makul bir Bati yanlisi sayiliyordu. 1921 yazinda Fransiz basini Mustafa Kemal'i "Batinin nesnel muttefiki" olarak alkisliyordu. Italyan isgal kuvvetleri de cekilme karari vermis, hatta Turk ordusuna silah satisi ve yardimi yapmisti. Rusya'daki Bolsevik rejim de Turk ordusuna mali yardim ve silah saglamis, bununla da yetinmeyip Ankara hukumetiyle bir de baris anlasmasi yapmisti. Ingilizler ise aktif bir catismaya girmemeye karar verdikleri icin ordularini cekmis, yerini Yunan ordusuna birakmisti.
Bu durumda kurtulus ordusunun Yunan ordusunu puskurtebilmesi icin uluslararasi kosullar uygundu. Yine de buyuk bir savastan cikip, yuzbinlerce askerini kaybetmis olan Osmanli ordusunun arta kalanlari ile yine savaslardan yorgun dusmus Yunan ordusunun savasi 3 yila yakin surdu. Bir ara ciddi tehlikeler yasasa da kurtulus ordusu Yunan kuvvetlerini puskurtmeyi basardi. Turkiye'nin uzatmali 1. Dunya Savasi 1923'e kadar surmus oldu.
Savastan sonra Lozan'da yapilan pazarliklarin ilk konusu ulkede kalan Rum nufusun statusu uzerineydi. Zorunlu nufus mubadelesi hukumlerine gore ulkeden ayrilanlarin biraktiklari mulkler kamulastirilmis sayilacak ve ulkeye gelen muhacirlere verilecekti. Balkan savaslarindan sonra yapilan anlasmalara ve goclere bu mubadele de eklendi. Bati Anadolu'nun verimli topraklari Rum koylusunden musluman muhacirlere el degistirdi. Ancak sehirlerde birakilan mulk ve servet bundan daha da buyuk bir duzeydeydi. Kalan mallarin dagitiminda milli mucadeleye katilan kadrolar buyuk paylar elde ettiler.
Tam bir kontrol altinda gelistirilen musluman ticaret burjuvazisi yeni Cumhuriyete karsi kapikulu gibi davraniyordu. Her seyini burokrasi sayesinde elde etmisti. 1908 devriminden sonra kendini gostermeye calisan burjuvaziden eser yoktu ortada. Ne bir sivil toplum kurma girisimi oldu, ne de burokrasiden ciddi hak talepleri.
Onemli olcude yok edilmis olan gayrimuslim burjuvazinin yerini kim dolduracakti? Bunun iki adayi oldu: yabanci sermaye ve musluman burjuvazi. 1923'ten 1929 krizine kadar olan donemde yabanci bankalarin etkinligi buyuk olcude artti. Bu donemde verilen butun kredilerin dortte ucu yeni kurulan yerli bankalarla rekabet icinde olan yabanci bankalar tarafindan verilmisti. Yatirimlarda da onemli bir artis goruldu. Yine ayni donemde sanayi sirketlerine yatirimlarda yabanci sirketlerin payi yerli sirketlerin iki katiydi. Bunlarin disinda bazi yabanci sirketler belli mallari ithal etme ve satma tekelini almayi basardilar. Rum ve Ermeni sermayesinin boslugunu buyuk olcude yabanci sermaye doldurmustu.
Turk tuccarlar bu boslugu doldurmaya ikinci adaydi. Ancak cok ciliz oldugu icin ve henuz paylasilmamis kaynaklar oldugu icin bu yeni sermaye kesiminin yabanci sermayeye bir tepkisi olmadi. O donemin Turk tuccarlarinin baslica orgutu Istanbul Ticaret Odasi, yabanci sermayenin dislanmasini istemiyordu. Kiyi denizciliginin Yunan armatorlerin elinden alinmasi gibi birkac istisna disinda yabanci sermayeye dokunulmadi. Tersine yerli burjuvalari guclendirmek icin bir arac olarak desteklendi.
|

13-04-2008, 18:42
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Rakiplerin Sindirilmesi: 1923-1929
1923'de savas kazanilmisti ancak toprak butunlugu henuz guven altina alinmis sayilmazdi. 1924-25 yillarinda ayrilikci ve dini renkler tasiyan Kurt isyani patladi. Bu isyani bastirmak icin olaganustu yetkilere sahip Istiklal Mahkemeleri kuruldu ve Takrir-i Sukun Kanunu cikarildi. Takrir-i Sukun kanunu oyle bir sansur uyguluyordu ki 1925'de 125.000 civarinda olan gazete satislari bir yil sonra 50.000'in altina dustu.
Bu donemde arka arkaya ilan edilen reformlar sert bir sekilde uygulandi. Ornegin "Sapka Kanunlari"na muhalefet nedeniyle 70 kisi asildi. 1924'ten sonra Kemalist grup gittikce daha sekter davranmaya basladi. Once Ittihatcilar tecrit edildi, sonra Mustafa Kemal'in muhtemel rakipleri pasif konumlara itildi. 1924'de kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Firkasi Mustafa Kemal'in yetkilerini sinirlamayi ve denetlemeyi istiyor, meclisin hukumet uzerindeki kontrolunun artirilmasini ve kuvvetler ayriligini savunuyordu. Kazim Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adivar gibi Kurtulus Savasinin onemli isimlerinin kurdugu bu parti liberal gorusleri savunuyordu. Kemalist kanat Kurt isyanini firsat bilerek bu partiyi kapatti. 1926'da Mustafa Kemal'i hedef alan bir suikast tesebbusu kullanilarak tehlike olusturduklari dusunulen Ittihatcilari iceren bir fesat senaryosu olusturuldu ve Ittihatcilarin bazilari asildi. Beraat edenler ise Mustafa Kemal'in olumune kadar siyasal hayati terk ettiler. Mustafa Kemal Ekim 1927'de okudugu Nutuk'unda rakip hiziplerin safdisi birakilmasini makul gostermeye calisirken bu partinin kurucularini cumhuriyet düşmanlığı, saltanatçılık, halifecilik, İngiliz yandaşlığı, isyan kışkırtıcılığı ve vatan hainliği ile sucladi. Elbette bu ithamlar dogru degildi.
Bu tarihten sonraki meclisler oldukca gostermelikti. Adina secim denilen bir mekanizma vardi ama gercekte butun mebuslar merkezden ataniyordu. Bircok mebus, secildigi bolgeleri hayatlarinda hic gormemislerdi. Kanunlar da on-on bes dakikada ciktigi icin mebuslar cok kisa sureler icin calisiyorlardi. Gercekte parlamenter demokrasiye 1908-1914 arasindaki birkac yilda *saglanan katki, 1923'ten 1946'ya kadar saglanandan cok daha fazla olmustu.
|

13-04-2008, 21:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
evrensel-insan";p="´isimli üyeden Alıntı
Saygideger sargon;
Verdigin bilgiler icin tesekkurler. Benim ayni konuda-bilhassa etnik yapi konusunda bir yazim vardi. Eger onu okuduysan bir paralelelik kurabildin mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
O yazınızı çok aradık ama bulamadık, sanırım sargon arkadaşımız o yazınızı okumuş olsa bunları yazmaya gerek duymazdı direkt copy/paste yapardı. Diyceksinizki sen okudunmu, okumadım ama tahmin edebiliyorum.
Fakat o yazıyı buraya asmadığınız iyi olmuş insanları tembelliğe alıştırırsınız.
Selamlar.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:12 .
|