
26-08-2005, 08:57
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
''EL MUKKADER LA YUĞAYYER'' (Kader değişmez,değiştirilemez)
1)Mümaşat dönemi (sözlük anlamı:birlikte yürüme. İslam'ın güçleninceye, palazlanıncaya, kendine yeteri kadar taraftar buluncaya kadar müşrik ve kafirlerle barış içinde birlikte yürüme yolunu seçmesini ifade eder) AYETLERİ: ''Sizin dininiz size, benim dinim bana'' (Kafirun;6.) ''Şüphesiz inananlar,Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabilerden Allaha ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanlar sevap kazanacklar...'' (Bakara; 62).
''Öğüt ver, çünkü sen yalnızca bir öğütçüsün, onların üzerinde bir zorba değilsin'' (Gaşiye; 22-23) Bunlara ilaveten 12 ayrı yerde daha bu minvalde ifadeler rastlıyoruz Kuranda. Ama hiç şüphesiz en ünlüsü, çocukluğumuzdan beri duyageldiğimiz ayetdir:''Dinde zorlama yoktur''
(Bakara;256) Bu ayetlerin büyük ölçüde hicretten önce 'nazil' olduğu ve Mekki oldukları söylenebilir.
2)Güçlenme Palazlanma dönemi AYETLERİ:''tanrı katında islamdan başka DİN yoktur- Kim islamdan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir....'' (alu İmran; 85). ''Allah katında din, şüphesiz islamdır''
(Alu İmran; 19). ''Allahın dininden başka dinmi arzu ediyorlar?.....'' (Alu İmran; 83). ''Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları, bulduğunuz yerde ÖLdürün.Onları yakalayıp hapsedin....'' (Tevbe; 5). ''Onları nerede bulursanız orada öldürün....'' (Bakara; 191 ve Nisa 89+91). Bunlar ve benzerleri Ayetüs-Seyf (kılıç Ayeti) ve Ayetül Kıtal (Öldürüşme ayeti) olarak adlandırılımıştır. Bu ayetlerin çoğunun medini-hicretten sonra- 'nazil' olduğu düşünülmektedir.
Ortalama bir müslüman zaten kuranı arapça olarak hatmetmeyi marifet saydığından, bu apaçık tenakuzun idrakine musallaya yatıncaya kadar varamayacaktır. Eğer ''ilim-irfan'' sahibi bir mümin ise; bu ayetleri anlayarak okursa ve aklına takılan bazı şeyleri dinden çıkma paranoyası
ile dillendiremiyor ama için için de ('sümme haşa') Ş ü p h e duyuyorsa:
Kuran ona bu İMAN'ının sınavdan geçtiği zor durumda 'Nasıh-Mensuh'(=NESH) şurubunu içmesini salık vermektedir. Bakara ; 106 da
ipucu buluyoruz:''Biz, bir ayeti nesh ettiğimiz zaman...'' (yani yürürlükten kaldırdığımız zaman) Kuran kendi içirisindeki çelişkileri 'nesh' ile giderme yoluna gittiğini, yine ayetlerle ifade ediyor. Çelişki ve aykırılıkların Nesh yoluyla giderilmeye çalışlıdığı görülürken, ve tamda 'NESH' şurubunu hazmetmeye başlarken; Şu ayetlerle karşılaşan 'Asr-ı Saadet, Ehlibeyt ve Sahabe' aşığı ilim irfan yutmuş Müminimiz arpacık kumrusu gibi düşünmeye başlıyor: Ayetler: ''Benim katımda SÖZ değişmez..' (Kaf; 29)
''Tanrının sözlerinde değişme olmaz..'' (Kehf; 64 +Ahzab 62 +Fatır 43 +
Feth 23 + Enam 34 ve 115) -derken- ''Biz bir ayeti başka bir ayetin yerine değiştirdiğimiz zaman..'' (Nahl 100) - hatta- ''Herhangi bir ayeti 'nesh' eder yada UNUTTURURSAK...'' (Bakara 106)..
Bu sürekli fikir değiştirmelerden kulu muhammed sıkılmış olacak ki
Ra'd suresi 39. ayetle son noktayı koyar ve konu 'ad acta' olur:''Tanrı dilediğini siler; dilediğine yer verir -(yazar;bozar). Ana Kitab (Levhi Mahfuz) onun yanındadır.
|

27-08-2005, 17:47
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Vay be. Mümaşat dönemi ve palazlanma dönemleri ayetleri...
Mümaşat döneminde müşriklere bir nevi yağ çekilmiş, müşrikler müminlerin üstüne fazla gitmesin diye ayetler yumuşakmış. Ama Palazlanma dönemine girilince artık ayetelr sertleşmiş öyle mi?
Acaba mümaşat döneminde İslam güçleninceye kadar "Ulan şu müşriklerle elime güç geçene kadar barış içinde yaşayayım, fazla kaba davranmayayım adamlara" diye yaklaşan bir insan "Sizin dininiz size benim dinim bana" diye biten surenin başında "DE Kİ EY KAFİRLER!" diye başlar mı? Bir hata etmiş başlamış, Allah'tan o kafirler "Ulan sen kime kafir diyorsun" diye atlamamışlar Peygamberin üstüne.
''Şüphesiz inananlar,Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabilerden Allaha ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanlar sevap kazanacklar...'' (Bakara; 62)."
Çok yanlış bir tercüme yapmışsın Mutezile. Tabi tercüme yanlış ve çarpık olunca anlayışlarda da çarpıklıkların ortaya çıkması kaçınılmaz.
"Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve SABİİLER bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir."
Sabii demek, Hz. Nuh ve Hz. İbrahim'in dini üzere itikat ve ibadette bulunanlar demek veya başka bir rivayete göre İsevilik-Musevilik ve Muhammedilik dışındaki din mensuplarına deniyor. Ama illa ki Peygamberimizle aynı dönemdeki Yahudiler ve Hristiyanlar ya da diğerleri değildir kastedilen. Hak din kendilerine gelmeden evvel iman edip de taşkınlık yapmayan, zulmetmeyen, hayır ve hasenatta öne çıkan her kim olursa olsun fetret dönemi insanı olduğu için Kuranın müjdesine göre ecir sahibi kılınmışlardır. Bu ayetten kalkıp da "Bu ve benzeri ayetlerle Muhammet müşriklere yağ çekiyor, yeni ortaya çıktığı için onlarla dalaşmak istemiyor" demek nasıl bir zihniyet?
Ayrıca enteresan birşey daha, bu bahsettiğin ayet Medine'de nazil olmuş Mutezile. Yani İslam'ın palazlanıp güçlendiği dönemde nazil olmuş.
''Öğüt ver, çünkü sen yalnızca bir öğütçüsün, onların üzerinde bir zorba değilsin'' (Gaşiye; 22-23)
Şimdi dikkat edelim.
Gaşiye suresinin 22. Ayeti ; Üzerlerine bela olmuş bir zorba değilsin, zorla baktırıp düşündürecek, her istediğin şeyi yaptıracak, kalplerine hükmedip dilediğin gibi iman etmelerini sağlayacak değilsin.
Gaşiye suresinin 23. Ayeti; Ancak her kim aksine gidip inkâr ederse, yani öğüt ve hatırlatmayı dinlemez ve bu irşada karşı nankörlük ederek küfürde israr ederse.
Gaşiye suresi 24. ayeti; Bundan dolayı Allah onu en büyük azap ile cezalandıracaktır ki, en büyük azap ahiret azabıdır
22. ve 23. ayetten sonra 24. ayet tehdit ifade ediyor. Buraya dikkat!
Dinde zorlamak yoktur ayetinin de Mekkedeki mümaşat döneminde değil sizin iddianıza göre palazlanma dönemi dediğiniz Medine döneminde indiğini herkes biliyor.
Ortalama bir Müslümanım. Kuranı sadece Arapça metninden okuyup hatmetmeyi gerçekten büyük marifet sayıyorum. Çünkü Kuran aynı zamanda bir ZİKİR kitabı. Ama Kuranın arapça metninin okumasını bitirip de kapağını kapatıp tozlu raflarda bırakmıyorum. Ayetler üzerinde kendimce düşünüyorum. Sadece mealle yetinmek gibi bir ahmaklığı yapmıyorum, çünkü kuru meallerin Kuran gibi ezel ve ebed kitabını açıklamakta yetersiz olduğunu çok iyi biliyorum. Bu yüzden tefsirlere müracaat ediyorum. Hani sizin "çelişkileri kıvırmak için uydurulmuş akıl yürütmeler" diye belleyip durduğunuz ve bir türlü anlamak istemediğiniz tefsirler... Kuranın içinde çelişki var mı diye araştırıyorum. Harbiden bu adamların dediği gibi bir çelişki var mı diye dikkatle bakmaya çalışıyorum. Yok arkadaş yok. Yok oğlu yok.
Kuranın içindeki NESH meselesinin ne demek olduğunu biliyorum. NESH in ilahi hükümleri oyuncağa çevirmekle alakasının olmadığını biliyorum ki bunu eskiden 9 yaşındaki medrese talebesi de çok iyi bilirmiş ama maalesef kaynaklardan o kadar uzaklaştık ki şimdikiler artık NESH denildiğinde ilahi hükümlerin oyuncağa çevrildiğini bile düşünebiliyorlar.
Kuranın içinde bir tane bile çelişki olmadığını biliyorum. Kuran hiçbir yerde A dediğine başka yerde B demiyor. NESH ise A dediğine B demek değildir. Bunu anlamak o kadar mı zor be?
|

27-08-2005, 19:25
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
''Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi),''
Sevgili Alüminyum başta olmak üzere....
Burada fikir teatisi yaparken arkadaşlar ne yazık ki ''Müminin El Kitabı'';
''Çocuklara dini Masallar''; ''Diyanet'in Sesi'' düzeyinde tevatür ve rivayete dayalı laflar yerine: ADAMAKILLI s a h i h & mütevatır hadis vb kaynakları göstererek kelam ederlerse onlara kulak verirken site sakinleride -benim gibi- sıkılmazlar diye düşünüyorum.
Bu kadar hassasiyet ve itina gösterilmesi gereken konularda biraz emek ve gayret göstererek, görüşlerinizi kaynaklarla desteklemeniz gerekir. Aksi takdirde bir İmam Buhari, bir Fahruddin Razi ya da bir Gazali ayarında ulema olmalısınız ki; ''Görüşlerim bunlar'' diye ortaya koyduklarınıza kulak verirken gülümsemeyelim.Bunları daha önce de ifade etmiştim ama anlaşılan beyhude nefes tüketiyoruz. islamı 'Kafirlere' karşı ne bahasına olursa olsun savunmak içgüdüsüyle birşeyler karalayan
arkadaşlar: Sizin islamda ve Kuranda çelişki yoktur- Kuran en mükemmel doyurucu bilgiler ihtiva etmektedir- Peygamber örnek insandır şeklindeki
ucuz propaganda cümlelerinizi, Kuran kursuna giden yeğen ve amcaoğulla
rınıza saklayın. Kaynaklarla yüzleşmekten korkuyorsanız, abdestinizi alıp kıbleye dönün, ve Allahınıza size bu güzel dini bahşettiği için hamd edin.
Laf kalabalığı olsun, cevapsız kalmasınlar diye birşeyler karalamak mecbu
riyetinde mi hissediyorsunuz kendinizi? Ayetel Kürsüyü tekrar hatmedin.
'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışanlar' (Uğur Mumcu ağabeyi- mizin veciz sözüdür) mümkünse uzak dursun. Cevap mahiyetinde yazılan her zırvayı okurken ömür tüketmeyelim burda.
|

27-08-2005, 21:16
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Bize karşı kullanılan mantıki argüman neyse ona mukabil cevap veriyorum. İllaki kaynak istiyorsan kaynak da gösteririz bir gocuntumuz yok Mutezile efendi.
Sen İslam'a yönelik yorumlarda eleştirilerde bulunurken kendinde Gazali, Fahreddin Razi liyakatini görüyor musun ki biz ithamlara cevap verirken kendimizde Gazali gibi birisi olmak gibi bir liyakati mecbur hissedelim.
Ayrıca Gazali, İmam Buhari ya da bir fahreddin Razi arıyorsan hele bu devirde anlaşılan o ki senin karşına çıkacak kimse yok. Çünkü devrimizde İmam Buhari, Gazali, Fahreddin Razi ayarında alimler yok.
Diğer taraftan ithamlarınıza cevap vermek için Gazali,Razi,Buhari kadar ilme sahip olmaya gerek dahi yok. Tercümeleri bile eksik yapıyorsanız, Medinede inen ayetleri Mekke döneminde inmiş yağ çekme ayetleri olarak göstermeye çalışıyorsanız bunun cevabı verilir. Bu cevaplar sana çocuk düşüncesi olarak mı geliyor?
''Şüphesiz inananlar,Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabilerden Allaha ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanlar sevap kazanacklar...'' (Bakara; 62
gibi eksik bir tercüme yapıyorsun.
Yetmiyor.
"Bu ayetlerin büyük ölçüde hicretten önce 'nazil' olduğu ve Mekki oldukları söylenebilir. " gibi bir iddiada bulunuyorsun.
Yetmiyor.
Mekke'de inen ayetlerin güçlü olan müşriklerle çatışmamak için yumuşak tutulduğunu, Medine'de inen ayetlerin de artık İslam güçlü olduğu için Mekke müşriklerine kafa tutar mahiyette ayetler olduğunu iddia ediyorsun.
Biz de diyoruz ki; Hayır efendim. Mekke döneminde inen ayetlerde de kafa tutma tavrı vardır, tehdit vardır, azapla korkutma vardır. Dolayısıyla Kuran daki ayetleri Müşriklerden tırsarak Mekke de inen yumuşak ayetler ya da Medinede güç kazandıktan sonra Müşriklere kafa tutan ayetler olarak değerlendiremezsin diyoruz.
Bunları söylemek için Gazali'den, İmam Buhari'den, Fahreddin Raziden ,iktibaslar yapmamıza gerek var mı?
İtham o kadar basit ki ayetlerin nerede indiğini bilen 9 yaşındaki hafızlık çalışan talebe bile cevaplandırabilir.
Aslında Gazali seviyesinde birilerinin senin karşına çıkmadığı için şükretmen lazım. Aklınızı elinize verir mantığınızı da cebinize koyardı ama biz o büyüklerin kapılarında ayakçı olma liyakatini bile şeref addetme hassasiyetimiz mahfuz olmak kaydıyla onlardan öğrendiğimiz usuller veya gerçeklerle kendi çapımızda cevap vermeye çalışıyoruz.
Verdiğimiz cevaplara mukabil değerlendirmeler yapmak yerine "Hadi canım sen de böyle çocukça cevaplar verilmez, ha ha ha çok komik" gibi tavırların hakkaniyetini ise vicdanınıza bırakıyoruz.
|

27-08-2005, 22:11
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Nasıh-Mensuh
ALÜMÜNYUM EFENDİ
''Kuranın içinde bir tane bile çelişki olmadığını biliyorum. Kuran hiçbir yerde A dediğine başka yerde B demiyor. NESH ise A dediğine B demek değildir. Bunu anlamak o kadar mı zor be''
Bu görüşün benim nazarımda beş paralık değeri yoktur. Eğer düşünceni Ulemaya; Fıkıha dayandıramıyorsan burada 'Görüş Sahibini' oynama ehliyetin yok.
Ben İslam hakkında tüm bildiklerimin kaynaklarını HER ZAMAN veriyorum.
Kaynak göstermeden görüş sahibi rolünü oynayacak adam değilsin. Sonunda söylettin bana.. Haftalardır sana aynı şeyi anlatıyorum. El-Ezher'de Hoca mısın?Hangi hocadan icazet aldın, hangi mollada okudun.?Fusha sahih'e mi hakimsin?Senin görüşünden banane. İslamın sözcüsü ve yılmaz savunucusu mu addedin kendini? Bir kaç islamı siteyi gezerek, bir kaç hadis kitabı karıştırarak mı İslam Mücahiti olunuyor? Her lafa; bilir bilmez her konuya atlamak zorunda mısın? İslamı savunmak sana mı kaldı? Yaşar Nuri'yi bende sevmem, ama adama bu sitenin Forumunda resmen HAKARET ettin.
Benim Yaşar Nuri'ye,Hatemi'ye,Bulaç'a,Dilipak'a,Ali Rıza Demircan vb sempatim sıfır. Ama adamlar doğru bildikleri bir yolda ilerleyip emek vermişler. Saygı duymamak mümkün mü? Akademik kariyer yapıp ortaya
bir çok eser koymuşlar.Senin yayınlanmış kaç eserin var?Herkese Dil uzatacak selahiyeti nerden alıyorsun?
20-22 yılda nazil olduğu Muhammed tarafından öne sürülen ayetlerin hangilerinin Mekki-hangilerinin Medini olduğu 12 ASIRDIR tartışılırken; sen neye dayanarak Görüş sahibi rolünü oynuyorsun? Bu işi İbni hacer El Askalaniden, Suyuti'den;Ali El Kariden,Gazali'den vb daha iyi mi biliyorsun
Yaşar Nuri'ye Bu kamuya açık site forumunda ettiğin hakareti forward'lıy-
cam. Eminim sana söyleyeceği iki çift lafı vardır.
Buhariye'de utanmadan bühtan edip sonra adamın manevi şahsiyetinden
özür dilediğinde seni adam sanmış bende sana teşekkür etmiştim. O teşek
kürü şimdi geriye alıyorum. Ustaca takiyye yaptığını nerden bileyim. Sitede diğer arkadaşlara yazdığın hakaret dolu yorumları okuyunca bende
şafak atmıştı ama, insanlara her zaman bir extra şans vermek lazımdır diye düşünmüştüm. En son bana 'Hoşt' diye seslendiğini görünce senin İslamın 'İHLAS' ından, 'HOŞGÖRÜSÜ'nden bihaber biri olduğunu anladım.
Bundan sonra en ufak bir hakaretinde Site Yöneten Cem beyden IP numa-
ranı alıp sana o hakareti yediricem Alümünyum Efendi..
|

28-08-2005, 19:41
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
''Kuranın içinde bir tane bile çelişki olmadığını biliyorum. Kuran hiçbir yerde A dediğine başka yerde B demiyor. NESH ise A dediğine B demek değildir. Bunu anlamak o kadar mı zor be''
Bu yeni bir iddia değildir. Benim keşfettiğim bir argüman da değil. Nesh hakkında az çok bilgisi olan her Müslüman bunun böyle olduğunu bilir. Bu görüşlerin kaynağı elbetteki ulemadır. Alusidir mesela, İbn-i Kesirdir, Taberanidir vesairedir. Görüş ifade ederken kaynak göstermenin yeri var. Kaynak göstermek gerekliliği arz etmeyen bu kadar basit bir mevzuda kaynak göstermeye gerek bile yok ki. Bunlar umumen bilinen şeyler.
İslama yönelik iftiralarınızın, çarpıtlalarınızın, akı kara göstermeye çok iyi yarayan akıl yürütmelerinizin cevaplarını vermek için Ezherde hoca mı olmak lazım? Ezher hocaları bu tip iftiralara karşı cevap vermenin zaman kaybı olduğu kaygısıyla sadece gülüp geçeceklerdir.
Benim görüşümden sana neyse açıkça de ki arkadaş sen bana cevap yazma başkası da yazmasın bu siteye ne zaman bir ezher mensubu profesör gelirse oturun onlarla tartışın. Öyle birşey oluncaya kadar da kendiniz çalın kendiniz oynayın. İstediğiniz buysa eyvallah. Burada oturup sizin çarpıtmalarınıza cevap verebilmek için kafa patlatmak çok da hoşumuza gitmiyor ama safi zihinleri idlal ediyorsunuz. En azından bunun az da olsa önüne geçebilmek için yazıyoruz bu sitede. Hadi site yönetimi üyeliğimi iptal etsin ve bunun da sebebini "küfür, aşırı seviyesizlik, saldırı" gibi şeylere değil, "Çarpıtmalara kendi çapında cevap verme" diye nitelesin de ATEİST ETİĞİNİ göstersin bizlere.
Baştan deseydiniz ya akrdeşim "Bu sitede Müslüman istemiyoruz, ithamlarımıza profesör olmayanlar cevap vermesin, biz burada kendimiz çalıp kendimiz oynayacağız, rahatımızı bozmayın" diye. Biz de iyi eğlenceler deyip eyvallah çekerdik yani.
Yaşar Nuri gibi bir bel'âm hakkında "Ahmak" nitelendirmesinde bulunduysak bu hakaret değil bir tespittir. Hiç de gocuntum yok istediğin gibi foravrdla cevabını da versin Yaşar Nuri'yi ipleyen de Yaşar Nuri gibi olsun.
Buhari'ye bühtan eden yok, Buharide geçen bir hadisi mevzu olarak nitelendirdiysem bu hadis usulü hakkındaki bilgi yetersizliğime verilir, Buhariye iftira ettiğim anlamına gelmez. Ayrıca Bu dinin tek yanlışsız kitabı Kuran'dır. Buharinin de yanlış yapması yani akaidle uyuşmayan ve hadis diye kabul edilmiş birkaç metne kitabında yer vermesi Buhari'nin çok büyük bir hatası değildir aksine Kuran'ın tek yanlışsız kitap olduğunu gösterir. Buharinin metinlerinde geçen birkaç hadisi şerifi Akaid imamlarından bazılarının çizdiğini biliyoruz. Buhari hakkında ne takiyye yapacam. İhtiyacım mı var. Hele de sanal ortamda takiyye ha...
Sitede diğer arkadaşların İslam poeygamberine yönelttiği lafları görmezden gelip bizim o arkadaşlara gösterdiğimiz tepkiyi İslamın hoşgörüsünden nasipsizliğimiz olarak değerlendiriyorsan sen İslam'ın hoşgörüsü hakkında hiçbirşey bilmiyorsun demek aqa. Kalkacak bir adam Peygambere iftira edecek ve bir Müslüman O adama karşı yumuşak davranacak ha. Ne bu İslam, Hint fakirlerinin sapık bir tarikati mi?
Siteyi Cem Beye selam söyle. O hakaret zannettiğin şeyleri bana yedireceğin günleri de bekliyorum Mutezile Efendi. Sanaldan karakter tahlili yapmak hususunda çok da başarılı değilsin. Dersine daha çok çalışman lazım.
|

28-08-2005, 20:56
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Provokasyon ustası
''Hadi site yönetimi üyeliğimi iptal etsin ve bunun da sebebini "küfür, aşırı seviyesizlik, saldırı" gibi şeylere değil, "Çarpıtmalara kendi çapında cevap verme" diye nitelesin de ATEİST ETİĞİNİ göstersin bizlere. ''
''Yaşar Nuri gibi bir bel'âm hakkında "Ahmak" nitelendirmesinde bulunduysak bu hakaret değil bir tespittir. Hiç de gocuntum yok istediğin gibi foravrdla cevabını da versin Yaşar Nuri'yi ipleyen de Yaşar Nuri gibi olsun.''
''..HOŞT deriz..''
*Çapsız, ağzı bozuk ergen görüntünü, her yazdığın cümleyle kendin tekrarlıyorsun, farkında değilsin herhalde.
Bu Sitenin BÜTÜN üyeleri sana bir ağızdan HOŞT diye bağırmıyorlarsa, bu onların hümanist ve uygar birer birey olduğunu gösterir. Senin çapsız ve sığ zihniyetinden çok yukarıda olduklarına delalettir. Tanımadığın insan
lara husumet besleyebilecek bir fıtrata sahip olduğunu sergiledin burada.
*Buhari'nin manevi şahsiyetinden tüm site ahalisinin gözleri önünde özür dilediğini çabuk unuttun. Şimdi ortada bühtan yok diyerek yine adama dil uzatıyorsun. Sen Buhari'nin hatalarına işaret edecek çapta biri değilsinki, başkalarının onun kimi hadislerini onaylamadığını öne sürüyorsun.
*Utanmadan Buhari'nin karşısına koyduğun Mahmut Ebu Reye'den bir daha bahsetmez oldun. Copy-paste bilgi plagiaristi seni... Foyan çabuk çıktı ortaya. Biraz Mahmut Ebu Reye'nin İslam ilimlerindeki yerini, mezhe-
bini, din anlayışını vahabilerden mi, selefilerden mi, caferilerden mi,Şia'-
dan mı dır anlat da bizde biraz aydınlanalım senin 'Kaynağın' hakkında.
*Yaşar Nuri'ye 'AHMAK' diyecek adam mısın sen? Hangi kürsünün sahibisin
Hangi fakültede ders veriyorsun? Yaşar Nuri'ye babası ahmak demiş midir
hiç acaba? İnsanlara nasıl bakıyorsan onlardan sana öyle bakar..Etraflarda
olsa Yaşar Nuri adab-ı islamiyye'ye uygun olarak senle 'Helallleşirdi'. Ben yine de muhteremin kulağına bir kar suyu kaçırıcam. Belki seni adam yerine koyup ifadeni alır.. Belki de güler geçer.
*Site sahibi Cem beyin 'ATEİST ETİĞİNİ sorguluyor, provokasyon yapıyorsun. Bu Cem beyin selahiyet alanına girer, Bana söz düşmez.
* 18 yıldır öğretmenlik yapıyorum.Onbinlerce öğrencim oldu. Bana''Dersi-
ne daha çok çalışman lazım diyorsun''. Haddimi bilirim. Her gün çalışıyor ve okuyorum. Copy-paste yapıp gülünç kaynaklarla ortaya çıkmaktansa
severek emek harcarım. Öğrenmenin sonu olabilir mi? Tamam 'ben oldum
artık' denebilir mi?
*Onbinlerce öğrencimin içinde etrafına ''HOŞT'' diye hırlayan, büyüklerine
'Ahmak' deme cüretini gösteren, asırlardır toprağın altında yatan misyon adamlarına-KENDİ ÇAPSIZLIĞINA BAKMADAN- bühtan eden; bir tane 'AH-
MAK' öğrencim olmadı neyse ki...
|

29-08-2005, 13:08
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Bu buraya yazacağım son yazı olacak. İş maksadını aşıyor, Kuran ayetlerinin mümaşat ve palazlanma dönemi ayetleriyle ilgili olup olmadığı mevzusu yerini mahalle dedikodularına bırakmaya başladı. Son birkaç mesele.
1) Üslup meselesi; İster inansın ister inanmasın bir insanın İslam Dininin Peygamberi hakkında "Karıları yatağa atmış" "Cinsi sapık" gibi nitelemelerde bulunmasına karşı birşeyler söylenecekse (ki karşı birşeyler söyleme ihtiyacını duyuyoruz aslında en iyisi acıyıp görmezden gelmek ama gençlik heyecanı işte) bu kartış söylemlerdeki nezaket dozu önceki söylenen sözün dozuna doğru orantılı olacaktır kaçınılmaz olarak. Bir düşünsene sana canından daha sevgili birisine gerçeklikle alakası olmayan bir iftira atılacak ve sen bunun karşılığında sevecen hoşgörüyü, Polyannacı bir yumuşaklığı muhafaza edeceksin öyle mi? Peygambere -haşa- bir p.zevenk demediği kalan adama tutup da hoş deniyorsa bu Hoşt demek neyle açıklanır? Hoşt diyenin seviyesizliği hakaret ve iftira edenden daha mı aşağıdır yoksa Hoşt diyenin Hoşt demesi hakaret edenin hakaretine göre mi değerlendirir? Seviyesizliği neyle temellendireceksin? "Ne derse desin İslam hoşgörüsü oturup adam gibi anlatmayı önerir" diyeceksen o da ayrı mevzu. İslam hoşgörüsü o durumda kalkıp sohbet meclisini terk etmeyi gerektirir ve İslami devlette de gereken ceza verilirdi ama ne sohbet meclisindeyiz ne de İslam toplumu içinde yaşıyoruz. İnsanların değerlerine karşı eleştiri sunmak başka o değerlere hakaret ve iftira başka. Hakarete hakaretle cevap vermek ise gençliğimizin aşırı heyecanı ( ki aşırı da denemez o kadar aşırı olsaydı Peygambere iftira ve hakaret edeni bir şekilde bulup doğduğu yere gömmek icap ederdi demek ki o kadar heyecanlı değiliz) gibi gelip geçici birşeye teşmil edilebilir. Hele de bu sitedeki herkesin uygar olduğu masalı da tam bir ateizm önyargısından başka birşey değil. Kimse kusura bakmasın ama bu sitedeki ateistler arasında Düşüncenin hakkını verenler düşüncenin ırzına geçenlerden daha az maalesef.Asıl bunu sorgulamalı ve bunu düzeltmeye çalışmalısınız, en azından birbirinizle tutarlılığınız adına dışa karşı görüntünüze çeki düzen verebilirsiniz.
2) Evet İmam Buhari gibi devasa bir şahsiyetinden ruhaniyetinden özür diledim. Bilen bilsin görmeyen görmesin önemli değil. Özür dilememin sebebi İmam Buhari'nin naklettiği bir hadise İmam Buhariden hadis hususunda daha az yetkin birisinin mevzu demesini kabullenip o adamı İmam Buhariye tercih etmemdi. Buna liyakatim yoktu çünkü Hadis Usulü ilminde eksiklerim var bir, ikincisi İmam Buharinin kitaplarında mevzu hadislerin olabileceği iddiası bana düşmezdi hadis hususunda söz sahibi olanlara düşerdi. Haddimi bilmezlik ettim ve (Sizden değil) Buhariden gıyabında özür diledim. Bunu inkar eden yok. ANCAK; İmam Buharinin kitabının yanlışsız olduğunu iddia etmenin bizzat kendisinin yanlışlığını değiştirebilecek birşey değildir bu. İmam Buharinin o uğursuzluk hakkındaki rivayet ettiği hadisi şerifi bir itikat imamının (Hangisi olduğunu şu an hatırlamıyorum icap ederse araştırır ifade edebiliriz) reddettiğini de biliyoruz. Şimdi bu İmam Buhariyi eleştirmek midir? Hayır. İmam Buhariyi eleştirenlerin olduğunu söylemektir. İmam Buhariyi eleştiren eleştirmiş, ben İmam Buhariyi eleştirmiyor Onu eleştirenin varlığından ve niçin eleştirdiğinden bahsediyorum. Bu İmam Buhariye bühtan değildir, Onun manevi şahsiyetine bir hakaret değildir, hele hele İmam Buhari'ye dil uzatmak hiç değildir.
3) Yaşar Nuri mevzusu. Siyasete bulaşmış, Tağuti bir rejimin koltuk değneklerinden en önemlisi olan politikanın pislikleriyle bulanmış bir insanı müsaade et de eleştirelim. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen bir sistemin içine dahil olup da o sistemin bekasına hizmet etmek hangi Müslümanın şahsiyetine yakışır ki Yaşar Nuri'ye yakışsın. Yaşar Nuri'ye sırf bu yüzden de ahmak denilebilirdi aslında. Onu eleştirmek için de devletin sirk karnavalı üniversitelerinden herhangi birinde kürsü sahibi olmak gerekmediği, sadece az biraz Müslüman hassasiyetine sahip olmanın yeterli olduğu da aşikardır.Allahın dinine düşman bir sistemin yardakçıları düşmanımızdır. İster Yaşar Nuri olsun ister zekeriya Beyaz ister bilmem hangi sözüm ona DİN ADAMI. (Hadi bir de bu satırlardan çıkıp da radikal terörist Müslümanlar denilen güruhtan addedin beni de tam olsun) Eleştirmek liyakat meselesinden ziyade bir haktır ve bu hakkı o konuda illa ki akademik kariyer yapanlar değil o dine mensup olmak hususiyetine sahip olan bir ümmi bile yapabilir. Yaşar Nuri'nin MUHTEREM liğinden şüphe etmemiz bile onu eleştirmemiz için yeterlidir.
Sana karşı HOŞT denilmez. Sen en azından hakaret etmiyorsun. Ancak hakaret edenlerin avukatlığını yapman da seni küçültür abi. Onların kulağından tutup çekmen gerekirken belki de Ateist tarafgirliğiyle onlara arka çıkman senin olgunluğunla ne kadar bağdaşır? Önüne gelene hoşt diyen bir tip değiliz.
Öğrencilerine kaynakların kalıplarından ziyade bizzat düşüncenin kendisini düşünmeyi ve anlamanın öğrenmekten daha önemli olduğunu öğretmiş değil anlatabilmiş olsaydın kim bilir belki öğrencilerinde düşünce tutarsızlığı gösterenleri ancak AHMAK diye nitelendirebilecek bir bilinç düzeyine erişmiş olacaklardı. Bunu şımarık bir eleştiri olarak kabul etme, belki senin öğrencin yaşındayım ama ne yapalım sanaldan karakter tahlili bu kadar oluyor işte.
Yine de her ne kadar sürç-ü lisan ettikse affola. (Sadece senden ha, diğerlerinden hele de mahalle karıları gibi ağız eğip de Peygambere hakaret edenlerden asla af dilemek gibi bir zilleti göstermem, senden af dilemem de sadece üslupla ilgili, başka birşeyden değil).
Vesselam.
|

29-08-2005, 14:34
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
İttisal, Zabt, Adalet..
Emeğe; Ömrünü bir davaya, doğru bildikleri bir yola adayanlara her insan saygı duyar. Bu konuda bir çok örnek de verilebilir tabii. İmam Buhari bu meyanda son derece nev-i şahsına münhasır bir abide insandır, kanımca.
Bir Mümin olsaydım sanırım her Hac farizasını, Buhari'nin mezarını ziyaret
ile birleştirir, mutlaka ruhuna dualar okurdum. Ömer Ziyaeddin Dağıstani'
den Zübdedetü'l Buhariyi okuyuncaya dek, böyle bir insanın yaşamış ola-
bileceğine asla ihtimal vermezdim. Daha önce yazmıştım, ama yinelemek-
te mahsur yok:
''Hicri 194 senesinde Horasandan Mısıra kadar bir yolculuk yapan, 1000'i
aşkın hadis aliminden hadis dinlemiş olan; Ahmed İbni Hanbel ve El-İsfahani gibi alimlerden ders alan; ezberinde 100 000 sahih hadis ile 200 000 mevzuu hadis bulunan-yekün 600 000 hadisi inceleyen; ve nihayet hadis incelemeleri 16 yıl süren İmam Buhari'nin gusledip 2 rekat namaz kılmadıkça hiç bir hadisi şerifi kitabına y a z m a d ı ğ ı n ı hatırlayacak olursan bazı konular hakkında ne kadar dikkatli olunsa az olduğunu daha iyi anlayabilirsin. Arama motorlarından Google'da Buhari ile ilgili ilk etapta 55 000 kaynağa gönderme yapılmaktadır
''Bağdad'da bulunduğu sürece derslerine pek çok hücum ve rağbet olmuştu. kendisinden yetmişbinden ziyade büyük şahsiyet hadis-i şerif dinlemiştir. İmam Müslim bin Haccac El Nisaburi, İmam Tirmizi, İmam nesei, Ebu'u Zura'a ve Ebubekir ibni Huzeyme gibi meşhur alimler İmam BUHARİ'den feyz almışlardır.'' (ömer Z. Dağıstani)
Eserleri
1) Câmi-us-Sahih:
En büyük ve en meşhur eseridir. Sahih-i Buhari ismiyle de tanınır. İslam âlimleri söz birliğiyle; "Kur’an-ı kerimden sonra en sahih kitap Sahih-i Buhari’dir" buyurmuşlardır. İmam-ı Buhari bu kitabı Mescid-i Haram’da yazdı. Her hadis-i şerifi kitabına yazmadan önce istihare yapmıştır. Gusledip, Kâbe’de makâmın gerisinde iki rekat namaz kılıp, koyduğu sağlam usûllere göre sahih olduğu kesin olarak belli olan hadis-i şerifleri yazmıştır. Bu kitabı müsveddeden temize çekme işini de Medine-i münevverede Peygamber efendimizin kabr-i şerifi ile minberi arasında bulunan Ravda-i Mutahherada yaptı. Bu eserini nasıl yazdığını kendisi şöyle anlatmıştır: "Câmi-us-Sahih kitabına her hadis-i şerifi koymadan önce gusledip, iki rekat namaz kılıp, istihare yaptım. Ondan sonra hadis-i şerifi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadisi yazmadım. Bu kitabı on altı yılda tamamladım."
Kütüb-ü Sitte adı verilen altı sahih hadis kitabının en başta geleni olan Sahih-i Buhari’nin, Ali el-Yünûni tarafından el yazmasıyla çoğaltılan metni muteber olmuştur. Bu nüshanın aslı Kâhire’de Akboğa Medresesi Kütüphanesindedir. Sahih-i Buhari’nin birçok şerhleri ve baskıları yapılmıştır. 1894’te Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından Mısır’da yaptırılan iki cilt baskısı pek nefis, ciltlenmiş, altın tuğra ve nukûş ile süslenmiştir. Bu baskı Bulak’ta Emiriyye Matbaasında yapıldı. Zeynüddin Ahmed Zebidi, mukarrer rivayetleri birleştirerek Buhari-i Şerif Tecrid-i Sarih ismiyle kısaltılmıştır. ( www.dinibilgiler.org)
Gerçektende Buhari, Müslim ile birlikte kitaplarında '' e's-sahih''lerinde yer verdikleri hadislerin T Ü M Ü sahih (sağlam) kabul edilmiştir. Kitapları, Kur andan sonra en SAĞLAM kitaplar sayılmıştır İslam Dünyasında.Yer verdiği hadislerin sahihlik derecesi -Toplam 7 derece skalası ile ölçülen sahihlik metodunun- 1. (birinicisi) dir. (Davud El Karsi, şerhi usülü-hadis li'l-Birgivi)
ve (Ali El Kari;Şerhu Nuhbetül Fiker)==Turan Dursun Din Bu 1.S 111'den derlenmiştir.
Huzuruna destursuz girilmeyen bir azametin karşısında 12 imamın da gerekli takvada kusur ettiklerine dair bir göndermeye rastlamadım. Buhariye yönelik hadis eleştirisi yapan tek zat da zaten akaid imamların-
dan değil, İslamcı bir gazeteden çıktı:Ali Bulaç hazretleri.. Ama sevgili Turan Dursun neyseki hayatta iken Bulaç'la 'yakından' ilgilenme fırsatı bul
muş, ve sevabına usül-ü hadis dersleri vermişti muhtereme..
- ''ANCAK; İmam Buharinin kitabının yanlışsız olduğunu iddia etmenin bizzat kendisinin yanlışlığını değiştirebilecek birşey değildir bu. İmam Buharinin o uğursuzluk hakkındaki rivayet ettiği hadisi şerifi bir itikat imamının (Hangisi olduğunu şu an hatırlamıyorum icap ederse araştırır ifade edebiliriz) reddettiğini de biliyoruz. Şimdi bu İmam Buhariyi eleştirmek midir? Hayır. İmam Buhariyi eleştirenlerin olduğunu söylemektir. İmam Buhariyi eleştiren eleştirmiş, ben İmam Buhariyi eleştirmiyor Onu eleştirenin varlığından ve niçin eleştirdiğinden bahsediyorum.''(Yazan:ALÜMÜNYUM)
Bu konuyla ilgili herkes bir fikir edinmiştir herhalde..
Ben burada kimseye terbiye öğretmeye memur değilim. O kertede ermiş
biri de değilim. Kusurlarla dolu bir insanım. Beklentimde sadece konuştu-
ğum insanın bel altına vurmadan, karşılıklı saygı ve doğru lisandan uzaklaş
madan görüşlerini ifade etmesi. Benim düşüncelerime cevap verirken kişili
ğimi rencide edici bir dil kullanmaması..Yoksa:
''Onların kulağından tutup çekmen gerekirken belki de Ateist tarafgirliğiyle onlara arka çıkman senin olgunluğunla ne kadar bağdaşır? Önüne gelene hoşt diyen bir tip değiliz.''(Alümünyum)
..sitedeki mesajları kontrol edip kimseyi hizaya çekmek benim ne haddime. Bazı önemli gördüğüm konular hakkında kendi düşüncelerimi
aktarıp, fikir alışverişi yapmak için, birbirimizi anlamak için burdayım. Hep söylediğim gibi: Futbol ligi hakkında ahmak kesmediğimizden benimle fikir
teatisi yapan arkadaşlardan asgari beklentim yorumlarını dayandırdıkları
bilgi kaynaklarını DA ifade etmeleri VE Birbirimizi kırıp rencide etmeme-
miz. Kalp kırmak kolaydır, malum kalp kazanmak zordur.
|

05-09-2005, 13:02
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Sevgili Turan Dursun'dan bir mektup var
Turan Dursun diyor ki:'' İslamında içinde bulunduğu hiç bir din, gerilikten
ve gerici akınlardan kendini kurtaramaz. Nedenki gerilikler içiçedir. Öyle
olmak zorundadır.Özü, everene ve insana bakışı bunu gerektirir.Din en
ilkel inanç ve ve düşünce dünyasının egemen olduğu çağlardan sayılama
yacak ölçüde gerilikler, gerici akımlar sürükleyip getirmiş ve bunları gücü oranında yaygınlaştırıp benimsetmiştir inanırlarına. Her biri bir gerilik kana
lizasyonudur. Bunlardan 'ÇAĞDAŞLIK' çıkarma çabasının boşuna bir çaba olduğu bir sürü örneğiyle görülmüştür. Atatürk bunun bilincinde olduğu için bu yola gitmemiştir.''Eski bir giysiyi yamayıp giydirme'' YERİNE; yeni
bir gövde için yepyeni bir çağın gereğine uygun bir giysi biçme ve giydir-
me yoluna gitmiştir. Atatürk devrimlerinin ÇAĞDAŞLIĞININ anlamı ve doğ
rultusu budur. Hele Yahudilik ve İslam gibi dinleri çağdaşlaştırmanın hiç bir
olabilirliği yoktur. Bu dinler ''kutsal kitaplarıyla'' dünya yönetimlerine: ''-Siz
elinizi çekin, ben YÖNETECEĞİM! benim yasalarıma uyacaksınız!'' demekte
dir. Hele islam dini:''Tanrının indirdikleriyle HÜKMETMEYENLERİN,kafir,
zalim, ve fasık olduklarını'' çok açık biçimde duyurmaktadır. (maide suresi
44,45,47).Son olarak: Atatürkün anayasadaki değişiklikten sonra ülkesini
İSLAM ÜLKESİ olarak görmediği bir gerçektir..''
Yine kaleminden bal damlamış sevgili Turan Dursunun...
Oktay Akbal'a 29.3.1985'te yazdığı mektubtan
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:46 .
|