Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-09-2008, 16:08
HanifTürk HanifTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2008
Mesajlar: 228
Standart Yaratıcıya İnanmayan Kardeşlerime Üzülüyorum.

Yaratıcıya İnanmayan Kardeşlerime Üzülüyorum.




Üzüntü konusunda gerçekten samimiyim nedenine gelince Bir yaratıcıya inanmayan kardeşlerim
Evrenin ve kendilerinin kör bir tesadüf eseri veyahut ezeli ve ebedi olan bir Maddenin eseri
olduğuna inanıyorlar yani Bilinçli bir Yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu bir evrene değil de
Bilinçsiz bir yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu evrene inanıyorlar. Bu inanışta büyük sorunları beraberinde
getiriyor.

Mesela İnsanın Hayatı üzerinde kimin nasıl bir karar verme mekanizması vardır. Kim Nerede
Ne zaman Hangi Anne ve Babadan doğacak Akıllımı akılsız mı olacak Sakat mı sağlam mı olacak
Kadın mı erkek mi olacak Zengin mi fakir mi olacak . Bilinçli bir yaratıcıya inanmayanlar genlerden,
tesadüflerden bilinçsiz seçimlerden bahsede bilirler ama yinede tatminkar bir cevap veremeyeceklerdir.

Eğer bilinçli bir Yaratıcı yoksa o zamanda karar verilmiş öngörülmüş bir gelecek yoktur ve
her insan kendi geleceğini yalnızca kendi şekillendirebilir ve iyi yada kötü seçimi kendi özgür
ve hür iradesi ile yapabilir (Tabi genetiği ne kadar izin veriyorsa ki bu bile insanın özgür
bir iradeye sahip olmadığı anlamına gelir) Ama bilinçli bir yaratıcı varsa da öngörülmüş bir gelecek vardır.

Bu arada çok önemli bir soru aklımıza gelmelidir İnsanın kendisine has geleceğinin
şekillenmesinde sadece kendi özgür seçimimi vardır yoksa kendi seçimlerinden çok
anlamını çözemediği Hayatına İnsanın iradesi dışında yön veren bir gizli mekanizma (Kader) mı vardır.

Bu konuda en yakın örnek kendi hayatımızdır. Şöyle bir düşünün hayatınızda bütün
istekleriniz oluyor mu Başınıza gelen olayların Hepsi sizin özgür seçimleriniz mi değil mi ?
Bu sorulara vereceğiniz vicdanlı cevaplar Bilinçli yada bilinçsiz bir yaratıcının
olup olmadığı hakkında (Bilinçli yada bilinçsiz yaratıcı kavramını özellikle
kullanıyorum ki Esasında Tanrı kabul etmeyip Maddenin bizi ve evrenimizi
meydana getirdiğini kabul etmek Maddeyi Yaratıcı mesabesine koymak anlamındadır.)
Karar vermenize vesile olur.

Eğen bilinçsiz bir oluşum söz konusu ise Ben Neye ve kime göre
Türkiye gibi geri kalmış milli geliri düşük zar zor kendi kendine yeten rahat bir
şekilde yaşayamadığım bir ülkede doğup sefalet içerisinde yaşarken
Barak obama Amerika da doğup dünyayı yönetecek hem yeteneğe hem de
şansa sahip olabiliyor bunu nasıl bir mantık kabul edebilir ve isyan etmez .
Bu madde ne kadar gaddar yada zalimde beni sefalet içerisinde bırakırken
diğerine çok büyük imkanlar vermiş neye göre.

İşte bu noktada bilinçli bir yaratıcıya inanan ile bilinçsiz bir oluşuma inanan insan
psikolojisi bizim konumuz. Yaratıcıya inanan insan ya sabır edip başına gelenlere
Mükafatını ALLAH”tan bekler yada isyan edip yaratıcıya kızar.
Ama bilinçsiz bir yaratışa inananlar kime isyan edip rahatlar yada başına gelenlere
sabredip kimden mükafat umup rahatlar. Bu durum çok büyük bir sorundur yaratılışa
inanmayan insanlar içinki bunun için inanmayan kardeşlere üzülüyor ve
empati kurarak kendimi onlar yerine koyduğumda ne kadar büyük bir çıkmazın
içerisinde olduklarını görüp onlar için üzülüyorum.

Özgür irade konusuna gelince ben seçimlerimde ne kadar özgürüm kendimden bir örnekle konuyu açalım.

Benim dedemin babası Selanik te doğmuş ve oradan Türkiye”ye göç etmişler ve
Bursa”ya yerleşmişler sonra dedem babaannemle evlenmiş babam doğmuş babam
Bursa”dan İzmir”e çalışmak için gitmiş orada annemle evlenmiş ben doğmuşum
Bende Ankara”da Memur olduğu için İzmir”e tayin olan bir Kişinin kızı ile evlendim.

Şimdi soruyorum bakışta yani günübirlik baktığımızda kendi özgür seçimim olan
Eşim acaba benim kendi özgür seçimimi yoksa
Büyük bir planın parçası olan bir Kader”in sonucu mu?

Olayları tekrar incelersek şöyle bakarız. Eğer benim babamın dedesi Osmanlı
yunanla savaşmasa Bursa”ya gelmezlerdi ve Bursa”da olan babaannemle
dedem evlenip babam doğmazdı. Babam Bursa”dan kalkıp İzmir”e gitmese
Annemle tanışamaz ve ben dünyaya gelmezdim.

Ben Ankara”dan İzmir”e tayin olan Memur kızınla tayin olmasa evlenemezdim eğer
Yunanistan ile Osmanlı savaşmasa ben eşimle asla evlenemezdim. Hani her şey benim
kendi seçimimdi niye başkasını değil de eşimi seçtim başkasını seçsem başka çocuk
başka gelecek olacaktı.

Ben seçimlerimin sonucunu önceden göremezsem nasıl seçimlerim benim
özgür irademle olur eğer özgür iradem yoksa var olan kimin seçimleridir.
Bilinçsiz bir oluşumun müsebbibi olan bir maddenin mi yoksa
Bilinçli bir Yaratıcının mı Hangisi akla ve mantığa daha uygundur.

Karar sizin

Saygılarımla

LaMevcud Diyor ki Gerçekler Hayaldir; Hayallerse gerçek. Ama Tekbir HAKİKAT vardır. O

Konu HanifTürk tarafından (16-09-2008 Saat 16:14 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-09-2008, 16:27
masteng masteng isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2008
Mesajlar: 2
Standart

Evet tamamen dogru söylüyorsunuz diyemiycem.Sizin bahsettiğiniz şey KAÇIŞ...özgürlükten kaçış.korku da dıyebiliriz.öldükten sonra ben bir hiç olmak istemiyorum cennet yada cehennem farketmez öldükten sonra bir hayat olsun istemenın başka bır düşünce versiyonu.Sanırım bende sizinle aynı fikirdeyim yok olmak yada hiç olmak fikri insanı çıldırtıyor ve evet bir yaratıcı olması gerekiyor diye düşünmek zorunda kalıyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-09-2008, 16:49
çakırcalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
çakırcalı çakırcalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2008
Mesajlar: 467
Standart

Sayın LaMevcud,
Konu başlığında sorulan sorular, ileri sürülen fikirlerle ilgili uzun uzadıya konuşmanın, cevaplar vermenin bir anlamı yok. Sorduğunuz soruları hepsine bilim ve felsefe cevap vermiş. Size düşen, kutsal kitaplardan başınızı kaldırıp, inanmayanlara üzülmeyi bırakarak, bu tür soruları soracak kadar cahil kalmanıza üzülüp, birazcık olsun "Determinizm-Gerekircilik" üzerine okumanızdır. Göreceksiniz ki, bu sorduğunuz sorular ve bunlarla ilintili daha yüzlerce soruya kolaylıkla yanıt verebileceksiniz.

Bakanlıktan bir grup üst düzey yetkili, bir akıl hastanesini ziyarete gelmişler. Müşahede odalarının ve koğuşların bulunduğu koridorda gezinirlerken, yetkililerden biri bir koğuşun açık duran bir mazgal kapağından içeri bakmış ve ukala bir tavırla, içerdeki bir hastaya "Kaç delisiniz içerde?" demiş. Hasta, mazgal kapağına doğru yaklaşıp "Siz kaç delisiniz dışarda?" diye sormuş.

Bizim için üzülmeyin, biz sizin için üzülüyor muyuz?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17-09-2008, 17:09
prometheus4517 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
prometheus4517 prometheus4517 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Oct 2007
Mesajlar: 406
prometheus4517 - İCQ üzeri Mesaj gönder prometheus4517 - MSN üzeri Mesaj gönder prometheus4517 - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

bir ton saçmalık. emin ol asıl inanmayan arkadaşlar sizin için üzülüyor. size bakıp diyorlar ki;

"bunca saçmalığa inanmak için ne büyük bir zeka kapasitesine sahip olmak lazım, madem o zeka kapasitesi mevcut o zaman bu saçmalıkları savunmak için nasıl bir kişilik gerekir."

işte içinden çıkamadığımız soru bu. tanrıyı peygamberi boşverin bu soru üzerine düşünün.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-09-2008, 21:58
HanifTürk HanifTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2008
Mesajlar: 228
Standart

masteng´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet tamamen dogru söylüyorsunuz diyemiycem.Sizin bahsettiğiniz şey KAÇIŞ...özgürlükten kaçış.

korku da dıyebiliriz.öldükten sonra ben bir hiç olmak istemiyorum cennet yada cehennem farketmez öldükten sonra bir hayat olsun istemenın başka bır düşünce versiyonu.Sanırım bende sizinle aynı fikirdeyim yok olmak yada hiç olmak fikri insanı çıldırtıyor ve evet bir yaratıcı olması gerekiyor diye düşünmek zorunda kalıyoruz.

Evet tamamen dogru söylüyorsunuz diyemiycem.Sizin bahsettiğiniz şey KAÇIŞ...özgürlükten kaçış.

Kardeşim nasıl bir özgürlükten bahsediyorsunuz ki olmayan bir özgürlükten mi bana özgür olarak karar verdiğiniz ve sonuçlarına sadece sizin seçtikleriniz yüzünden ulaştığınız bir olay yazın ben özgür olduğumuza inanmıyorumki özgürlükten korkayım trilyonlarca yıldız ve trilyar kere trilyar gezegenden oluşan evrende çölde kum tanesi olan bir dünyada yaşıyorum daha yaşadığım dünyanın sırları çözülmemişken hangi özgürlükten bahsedilebilirki

korku da dıyebiliriz.öldükten sonra ben bir hiç olmak istemiyorum cennet yada cehennem farketmez öldükten sonra bir hayat olsun istemenın başka bır düşünce versiyonu

Kesinlikle böyle bir isteğim yok cehennemde azap çekeceğime yok olmayı tercih ederim Niye ben bu gözümle gördüğüm kesin olarak bildiğim bir dünyada istediğim gibi yaşamayayım delimiyim ben ama biliyorum ki ben asla sanatçısız sanat olmadığı gibi yaratıcısız bir yaratılan olmayacağına inandığım için isteklerime ve yaşantıma dikkat etmek zorundayım
hem ben bu materyalistleri anlamıyorum hem hiçbirşey vardan yok olmaz diyorlar ama kendilerinin yok olacağına inanıyorlar

LaMevcud Diyor ki Gerçekler Hayaldir; Hayallerse gerçek. Ama Tekbir HAKİKAT vardır. O
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-09-2008, 23:11
HanifTürk HanifTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2008
Mesajlar: 228
Standart

Konu başlığında sorulan sorular, ileri sürülen fikirlerle ilgili uzun uzadıya konuşmanın, cevaplar vermenin bir anlamı yok. Sorduğunuz soruları hepsine bilim ve felsefe cevap vermiş.

Sayın Çakırcalı kardeşim size bir Yahudi hikayesi anlatayım Bir gün Yahudinin biri Müslümanlara çamur atmayı düşünmüş ne yapayım ne edeyim derken aklına güzel bir fikir gelmiş ve hemen işe koyulmaya başlamış bir camiye gitmiş bakmış avluda oturan yaşı geçmiş bir kişi varmış hemen yanına gitmiş adamcağız ne olduğunu anlamadan Yahudi başlamış adamı tokatlamaya Yahudi sadece tokatlasa iyi hem tokatlıyor hemde yetişin Beni öldürüyorlar diye bağırıyormuş işte çakırcalı kardeşim yaratılışa inanmayanlar her türlü hakareti İslam müslümana yapıyorlar Müslümanlar onlara cevap vermeye çalışırken bazı yerlerden alıntı yapıncada bağırıyorlar Müslümanlar taklitçidirler kendi fikirleri yoktur kandırılmışlardır diye bak kardeşim ben birçok soru sordum varsa cevabın hodri meydan yoksada bana yobaz Dinciler gibi şuraya bak şunu oku deme ben ne okuyacağımı gayet iyi biliyorum.

Sorduğunuz soruları hepsine bilim ve felsefe cevap vermiş.
Demişsiniz Sayın çakırcalı

Önce felsefeye gelelim felsefe pozitif yani objektif bir bilim değil subjektif yani izafi kişiye göre değişiklikler arzetmektedir dün felsefede nihilizim gerçekti bugün materyalizm yarın supurtüalizm o yüzden felsefeye güvenemeyiz

Bilime gelince bilimi anlayan ve onu anlamlandıran toplumsal çevresel tarihsel vb. şartlanmalarla ancak lokalize olarak çalışan akıldır. O yüzdende evrenselliğe ulaşması evrensel gerçekler salt bilimle ulaşılamaz (bkz. Evrensel insan isimli topike) çok değil 100 yıl önce Bilim Atomun asla parçalanamayacağına inanıyor ve bu kesin bir bilgidir evren böyledir diyordu ama bakın bugün atomu geçtik çekirdeği bile parçalanıyor. 150 yıl önce bilim adamları toplanmışlar artık bilimin sınırına geldik bundan sonra hiçbirşey bulunamaz her şeyi bulduk demişler ama Yalancı çıkmışlar bugün doğru dedikleri yarın niye yalan çıkmasın .


Bizim için üzülmeyin, biz sizin için üzülüyor muyuz

Çakırcalı kardeşim Kur”an müslümanı yani Hanif müslümanla Yaratıcıya inanmayan arasındaki fark budur kardeşim biz sizler için üzülürken siz bizlere üzülmezsiniz
Çünkü biz Yunus emre nin dediği gibi
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılanı sevdik
Yaratandan ötürü


119- İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitapın hepsine inanırsınız, ...kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar.

LaMevcud Diyor ki Gerçekler Hayaldir; Hayallerse gerçek. Ama Tekbir HAKİKAT vardır. O
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17-09-2008, 23:18
HanifTürk HanifTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2008
Mesajlar: 228
Standart

prometheus4517´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bir ton saçmalık. emin ol asıl inanmayan arkadaşlar sizin için üzülüyor. size bakıp diyorlar ki;

"bunca saçmalığa inanmak için ne büyük bir zeka kapasitesine sahip olmak lazım, madem o zeka kapasitesi mevcut o zaman bu saçmalıkları savunmak için nasıl bir kişilik gerekir."

işte içinden çıkamadığımız soru bu. tanrıyı peygamberi boşverin bu soru üzerine düşünün.
Geçenlerde forumda Şu ayeti yazdım

Ve (yine) kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (2/13)

yazdığımda forum yöneticileri biz kimseye hakaret ettirmeyiz diyerek yazımı sildiler ama yaratıcıya inanmayan arkadaş "bunca saçmalığa inanmak için ne büyük bir zeka kapasitesine sahip olmak lazım, madem o zeka kapasitesi mevcut o zaman bu saçmalıkları savunmak için nasıl bir kişilik gerekir" diyerek hem aklımıza hemde kişiliğimize hakaretler savururken hiç müdahale edilmemesi beni şu soruyu sormaya yöneltti Nerede kaldı özgürlük diyenlerin özgürlük bekleyenlerin özgürlük anlayışı demekki özgürlük demeleri sadece kendilerine özgürlüğü kapsıyormuş yazık ne yazık

LaMevcud Diyor ki Gerçekler Hayaldir; Hayallerse gerçek. Ama Tekbir HAKİKAT vardır. O
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18-09-2008, 01:38
çakırcalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
çakırcalı çakırcalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2008
Mesajlar: 467
Standart

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir yaratıcıya inanmayan kardeşlerim Evrenin ve kendilerinin kör bir tesadüf eseri veyahut ezeli ve ebedi olan bir Maddenin eseri olduğuna inanıyorlar yani Bilinçli bir Yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu bir evrene değil de Bilinçsiz bir yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu evrene inanıyorlar. Bu inanışta büyük sorunları beraberinde getiriyor.
Konuyla ilgili diğer topicleri okuma zahmetine katlansaydın, evrimciler ve özellikle ateistler tarafından varlığın "tesadüfler" sonucu değil, "zorunluluklar" sonucu oluştuğunun; tesadüflerinse, zorunluluklar karşısında sadece "kelebek etkisi" ölçüsünde etkili olabileceğinin; varlığın, bilinçli veya bilinçsiz bir "yaratıcı"ya ihtiyaç duymadığının kabul edildiğini görecektin.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mesela İnsanın Hayatı üzerinde kimin nasıl bir karar verme mekanizması vardır. Kim Nerede Ne zaman Hangi Anne ve Babadan doğacak Akıllımı akılsız mı olacak Sakat mı sağlam mı olacak Kadın mı erkek mi olacak Zengin mi fakir mi olacak. Bilinçli bir yaratıcıya inanmayanlar genlerden,
tesadüflerden bilinçsiz seçimlerden bahsede bilirler ama yinede tatminkar bir cevap veremeyeceklerdir.
İnsanın hayatı üzerine, o insanın içinde oluştuğu (genler, coğrafya, iklim, toplum, din, mezhep, cinsiyet, maddiyat vb.) şartlar karar verir. Kişi bu şartlarda aklını kullanabilen bir birey mi olacak ve dolayısıyla aklını kullanıp idealleri doğrultusunda ilerleyecek, yoksa cahil ve aptal biri mi olacak ve basit ve aptalca ideallerle yetinip kalacak... Bacaksız doğmuş bir çocuğun, büyüdüğünde 100 metre olimpiyat rekoru kıracağını bekleyemezsin her halde. Ancak, o rekoru yine de kırmasını sağlayacak şartlar zamanla yerine gelirse (örn. tıbbi gelişmeler ve o tıbbi müdaheleyi sağlayabilecek maddi imkanlar gibi), gerekli şartlar yerine geldiği için o rekor kırılabilir.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer bilinçli bir Yaratıcı yoksa o zamanda karar verilmiş öngörülmüş bir gelecek yoktur ve her insan kendi geleceğini yalnızca kendi şekillendirebilir ve iyi yada kötü seçimi kendi özgür ve hür iradesi ile yapabilir (Tabi genetiği ne kadar izin veriyorsa ki bu bile insanın özgür bir iradeye sahip olmadığı anlamına gelir) Ama bilinçli bir yaratıcı varsa da öngörülmüş bir gelecek vardır.
Marlo Morgan, "Geçtiğin kapıdan geçmeseydin, bulunduğun yerde olmazdın" demiş. Aynı durum burada da geçerlidir. Bir şeyi gerçekleştirebilmen için, o şeyin gerçekleşmesini sağlayacak gerekli şartlara da sahip olman gerek. Yani bir merdivenin 10. basamağına çıkman için, önce ilk 9 basamağı çıkman gerek. İlk 9 basamağı çıkmayı akıl edemezsen, 10. basamağa asla çıkamayacaksın demek. İlk 9 basamağı çıkmayı akıl etmeyi gerektirecek şartlara (akla) sahip değilsen, ilk 9 basamağı çıkmayı asla akıl edemeyeceksin demektir ki, dolayısıyla 10. basamağa yine asla çıkamayacaksın demek.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu arada çok önemli bir soru aklımıza gelmelidir İnsanın kendisine has geleceğinin şekillenmesinde sadece kendi özgür seçimimi vardır yoksa kendi seçimlerinden çok anlamını çözemediği Hayatına İnsanın iradesi dışında yön veren bir gizli mekanizma (Kader) mı vardır.
İnsanın geleceğinin şekillenmesinde, yine içinde bulunduğu ve geleceğin şekilleneceği şartlar etkendir. O şartlar, o şartları değerlendirip, geleceğine yön verecek kadar akli gelişimini ve maddi-manevi şartları sağlamışsa eğer, özgür iradenle geleceğine yön verip amacına ulaşacak olursun.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu konuda en yakın örnek kendi hayatımızdır. Şöyle bir düşünün hayatınızda bütün istekleriniz oluyor mu Başınıza gelen olayların Hepsi sizin özgür seçimleriniz mi değil mi ?Bu sorulara vereceğiniz vicdanlı cevaplar Bilinçli yada bilinçsiz bir yaratıcının olup olmadığı hakkında (Bilinçli yada bilinçsiz yaratıcı kavramını özellikle kullanıyorum ki Esasında Tanrı kabul etmeyip Maddenin bizi ve evrenimizi meydana getirdiğini kabul etmek Maddeyi Yaratıcı mesabesine koymakanlamındadır.) Karar vermenize vesile olur.
Hayatta bütün isteklerin olup olmaması, istediğin şeylere ve içinde bulunduğun şartlara bağlı. Mesela ben uçmak istiyorum ama bu isteğimin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini biliyorum, çünkü kanatlarım yok. Başıma gelen herşey, benim özgür irademin sonucu da olacak diye bir durum sözkonusu değil.

İşyerimden çıkıp eve gitmek özgür irademdir, eve gitmek için evimin bulunduğu sokağa girmek özgür irademdir, o sırada sokak lambasının yanmıyor olması ve karanlıkta bir psikopatın yolumu kesip beni bıçaklaması, genelde zorunluluktur ama özelde rastlantıdır. Genelde zorunluluktur; çünkü sokak lambasının yanmıyor olmasını gerektiren bir takım zorunluluklar vardır: elektrikler kesiktir, ampul patlamıştır, sokak lambalarını yakmakla görevli memur-işçi uyuyakalmıştır... o psikopatın uyuşturucu parası bitmiş, harman olmuştur, bir adamı para için öldürecek kadar gözü dönmüştür vs. Özelde tesadüftür; çünkü, ben hergün o saatte o sokağa girip evime gidiyorum ama o güne kadar sokağım hiç kararmamış, hiçbir psikopat orada yolumu kesmemiş, hiç bıçaklanmamışım. Bunu özgür irademle (aklımla) tasarlamam mümkün değil. Dolayısıyla benim için bir tesadüftür. Yani o gün, o olayın olması için gerekli tüm şartlar yerine gelmiştir ki, olmaması mümkün değildir artık.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğen bilinçsiz bir oluşum söz konusu ise Ben Neye ve kime göre Türkiye gibi geri kalmış milli geliri düşük zar zor kendi kendine yeten rahat bir şekilde yaşayamadığım bir ülkede doğup sefalet içerisinde yaşarken Barak obama Amerika da doğup dünyayı yönetecek hem yeteneğe hem de şansa sahip olabiliyor bunu nasıl bir mantık kabul edebilir ve isyan etmez . Bu madde ne kadar gaddar yada zalimde beni sefalet içerisinde bırakırken diğerine çok büyük imkanlar vermiş neye göre.
Çünkü annen seni, Türkiye gibi geri kalmış, milli geliri düşük, zar zor kendi kendine yeten bir şekilde yaşayacağın bir ülkede doğurdu ki, o da içinde bulunduğu şartlarda seni doğurma eylemini yaptı. Barak Obama ise, ABD Başkanı olmasını sağlayacak şartlarda dünyaya geldi. Barak Obama ile kendi şartlarını karşılaştırırsan, senin neden ABD Başkanı olamadığını daha iyi anlarsın.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşte bu noktada bilinçli bir yaratıcıya inanan ile bilinçsiz bir oluşuma inanan insan psikolojisi bizim konumuz. Yaratıcıya inanan insan ya sabır edip başına gelenlere Mükafatını ALLAH”tan bekler yada isyan edip yaratıcıya kızar. Ama bilinçsiz bir yaratışa inananlar kime isyan edip rahatlar yada başına gelenlere sabredip kimden mükafat umup rahatlar. Bu durum çok büyük bir sorundur yaratılışa inanmayan insanlar içinki bunun için inanmayan kardeşlere üzülüyor ve empati kurarak kendimi onlar yerine koyduğumda ne kadar büyük bir çıkmazın içerisinde olduklarını görüp onlar için üzülüyorum.
İşte bu noktada bir yaratıcıya inanan, züğürt tesellisiyle "Eh, bu dünyada olmuyorsa, ahirette olur inşallah" diyerek kendini avutur; bir yaratıcıya inanmayan da, eğer bilinçli bir inançsızsa "Eh, napalım? Ben elimden geleni yapıyorum ama, şartlar elvermiyor." der ve o şartların sağladığı imkanlarla yetinmeye çalışır, bilinçsiz bir inançsızsa "Ben bunları haketmiyorum, daha iyilerine layığım" der ve kendince hakkı olduğuna inandıklarını çalıp çırpar, diğer insanların malına, canına, namusuna dolanır. Sonuçta, üçünün de böyle düşünmeleri, içinde bulundukları-yetiştikleri şartlar sonucudur.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Özgür irade konusuna gelince ben seçimlerimde ne kadar özgürüm kendimden bir örnekle konuyu açalım.
Benim dedemin babası Selanik te doğmuş ve oradan Türkiye”ye göç etmişler ve
Bursa”ya yerleşmişler sonra dedem babaannemle evlenmiş babam doğmuş babam
Bursa”dan İzmir”e çalışmak için gitmiş orada annemle evlenmiş ben doğmuşum
Bende Ankara”da Memur olduğu için İzmir”e tayin olan bir Kişinin kızı ile evlendim.

Şimdi soruyorum bakışta yani günübirlik baktığımızda kendi özgür seçimim olan
Eşim acaba benim kendi özgür seçimimi yoksa Büyük bir planın parçası olan bir Kader”in sonucu mu?
Dedenin Selanik'ten kalkıp da (mesela) Amerika yerine Bursa'ya göçmesi veya kayınpederinin (mesela) Ankara'da bir apartmanda kapıcısı yerine İzmir'e tayini çıkan bir memur olması (ve bunlara bağlı olarak gelişen sayısız olgu) eğer kaderse, senin de yenge hanımla İzmir'de tanışman ve onunla evlenmen o kadar kaderdir. Sorunun cevabına gelince de (bana göre): Evet, senin yenge hanımla evlenmen için gereken tüm şartlar yerine geldiği için kaçınılmaz olmuştur.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Olayları tekrar incelersek şöyle bakarız. Eğer benim babamın dedesi Osmanlı yunanla savaşmasa Bursa”ya gelmezlerdi ve Bursa”da olan babaannemle dedem evlenip babam doğmazdı. Babam Bursa”dan kalkıp İzmir”e gitmese Annemle tanışamaz ve ben dünyaya gelmezdim.

Ben Ankara”dan İzmir”e tayin olan Memur kızınla tayin olmasa evlenemezdim eğer
Yunanistan ile Osmanlı savaşmasa ben eşimle asla evlenemezdim. Hani her şey benim kendi seçimimdi niye başkasını değil de eşimi seçtim başkasını seçsem başka çocuk başka gelecek olacaktı.
Bak, ne güzel söylüyorsun: Bir şeyin olması için gereken şartlar yerine gelmemişse, demek ki o şey gerçekleşmezmiş. Gereken şartlar yerine geldiği için Osmanlı-Yunan savaşı çıkmıştı, Osmanlı-Yunan savaşını gerektiren şartları da gerektiren şartlar yerine gelmeseydi, Osmanlı-Yunan savaşını gerektiren şartlar yerine gelmediği için o savaş çıkmayacaktı... Böööyle uzar gider. Buna kader değil, felsefede "Gerekircilik-Determinizm" deniyor. Şu durumda determinizm, bilimden ne kadar uzakmış?

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben seçimlerimin sonucunu önceden göremezsem nasıl seçimlerim benim özgür irademle olur eğer özgür iradem yoksa var olan kimin seçimleridir. Bilinçsiz bir oluşumun müsebbibi olan bir maddenin mi yoksa
Bilinçli bir Yaratıcının mı Hangisi akla ve mantığa daha uygundur.
Peki sence hangisi akla ve mantığa uygun?

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Karar sizin
Hayır, karar senin.

LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygılarımla
Saygılar benden kardeşim.

Not:
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
biz sizler için üzülürken siz bizlere üzülmezsiniz
Şimdi neden sizler için üzülmediğimi anlamışsındır sanırım. Kendim için üzülmüyorum ki, bir başkası için üzüleyim.

Konu çakırcalı tarafından (18-09-2008 Saat 02:14 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 18-09-2008, 21:56
yucemanitu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yucemanitu yucemanitu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jun 2008
Mesajlar: 3.591
Standart

LaMevcud kardeş burası bir forumsa elbette düşüncelerini dile getirip bilgi alışverişinde bulunmak hakkın. Bu forumda bu soruları sorabilirsin ama bence o sorular eksik şunları da sormak gerek: Yaratıcı neden 90'larda Bosna'daki 2000'lerde Irak'taki vahşete müdahale etmedi? Neden sünnet oluyoruz yaratıcı neden organımızı olması gerektiği gibi yaratmıyor da bir uzvumuz sonradan kesiliyor? Tek hücreli canlılar, kromozom, DNA vs. neden yaratılmış? http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...rih=2008-09-17 böyle bir olaya şahit olsan ne yaparsın? Eminim ki zavallı çocuğun yardımına koşarsın. Bu haberi okuduktan sonra sordum her şeye gücü yeten ve her şeyi gören yaratıcı neden çocuğa yardım etmedi bunun nedeni sence nedir?

SAPERE AUDE!
"Cehennemliklerin en hafifi azaplısı ayaklarına ateşten iki nalın giydirilmiş olan kimsedir. Bu nalınlar o kimsenin beynini tıpkı bir kazan gibi kaynatırlar. Kulakları kor, azı dişleri kor ve kirpikleri yalazdır. Karın boşluğundaki iç organları eriyip ayaklarından akar. Bu kişi en hafif azaplı cehennemliklerden biri olduğu halde en ağır cehennem azabını çekenlerden biri olduğunu zanneder." (Müttefekün Aleyh)
"Onların derileri pişip yandıkça azabı duymaları için onlara yeni cilt giydiririz." (Nisa; 56) Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Onların derileri günde yetmiş bin kere yanar ve yenilenir."
Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehlinin alt çeneleri göğüsleri üzerine iner, üst çeneleri de alınlarına kadar çıkar. Bundan sonra sırıtan bir kelle halinde kalırlar." (Tirmizi)

Allah işkence edenlerin en hayırlısıdır.
http://kloroben.blogspot.com/

http://blog.radikal.com.tr/Bloglar/malumat-i-siddik
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 19-09-2008, 14:54
HanifTürk HanifTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Aug 2008
Mesajlar: 228
Standart

Çakırcalı Kardeş demişki Konuyla ilgili diğer topicleri okuma zahmetine katlansaydın,
evrimciler ve özellikle ateistler tarafından varlığın "tesadüfler" sonucu değil, "zorunluluklar"
sonucu oluştuğunun; tesadüflerinse, zorunluluklar karşısında sadece "kelebek etkisi"
ölçüsünde etkili olabileceğinin; varlığın, bilinçli veya bilinçsiz bir "yaratıcı"ya ihtiyaç
duymadığının kabul edildiğini görecektin.

Zorunluluklar yani Neden sonuç tanrısı
evren ha zorunluluklar sonucu oluştu de ha kör tesadüf de ha evrim de sonuçta
zorunlulukları da bir yaratıcı kabul etmiş oluyorsun ki zorunluluklarda bilinçsiz
bir yaratıcıdır. Peki evren zorunluluklar sayesinde oluştu peki zorunluluk dediğin
o kuralları kim oluşturdu onları kim koydu ve niye evren zorunluluklar diye ne idüğü
belirsiz bir sebep yüzünden yaratıldı diye biz niye bu dünyada azap çekiyoruz
niye zorunluluklar beni Bu geri kalmış ülkede oluşturduda Madonnaya torpil geçti
nasıl bir seçim yaptıda sudanda insanlar ölürken Amerikada gününü gün ediyorlar.

Çakırcalı kardeş demişki İnsanın hayatı üzerine, o insanın içinde oluştuğu
(genler, coğrafya, iklim, toplum, din, mezhep, cinsiyet, maddiyat vb.) şartlar
karar verir.

Peki niye zorunluluklar bizi
(genler, coğrafya, iklim, toplum, din, mezhep, cinsiyet, maddiyat vb.)
şartlarla sınırlamışken başkalarını sınırlamamış

Bak çakırcalı kardeşim düşün sende 1 milyar para var bende 5 kuruş para yok
şimdi sen birisi senden para istese ve vermen gerekse en çok ne kadar verirsin
tabiki ne kadar varsa ençok onu verirsin peki ben ne veririm hiçbirşey çünkü
olmayan bir şeyi veremem bu Çok bilimsel bir gerçek değil mi.
Peki şöyle devam edelim Bir insanda Akıl var bilinç var vicdan var
duygu var arzu var ve irade var peki
Akılsız bilinçsiz vicdansız duygusuz arzusuz ve iradesiz Madde yada
Tesadüf yad evrim yada zorunluluklar yada neden sonuç ne dersen de
bunlar insanı oluşturdu ise olmayan bir şeyi bana nasıl vermişler .

Çakırcalı kardeş demişki Kişi bu şartlarda aklını kullanabilen bir birey mi
olacak ve dolayısıyla aklını kullanıp idealleri doğrultusunda ilerleyecek, yoksa
cahil ve aptal biri mi olacak ve basit ve aptalca ideallerle yetinip kalacak

Akıl vermeyen sakat bırakan genler yüzünden İnsanın suçu ne Neden
birine torpil geçiyorken bu zorunluluklar başka birine zulüm ediyor
neden Neye göre böyle bir seçim var niye ben hala burada seninle bunu yazıyorum .

Çakırcalı kardeş demişki Hayatta bütün isteklerin olup olmaması, istediğin şeylere
ve içinde bulunduğun şartlara bağlı. Mesela ben uçmak istiyorum ama bu isteğimin
hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini biliyorum, çünkü kanatlarım yok.

Neden yok ki kanatlarım neden zorunluluklar bana kanat vermemiş hadi zorunluluklar
bana kanat vermemiş niye evrim yolu ile kazanamadım ben bu kanatları insanlar
varolduklarından beridir uçmak istiyorlar niye evrim kanatlanmamızı sağlamadı
hani maymunken ayağa kalkmayı istediğimiz için ayaklandık evrim bize bunu
sağlamıştı şimdi niye kanat vermiyor ki

Çakırcalı demişki Başıma gelen herşey, benim özgür irademin sonucu da olacak diye
bir durum sözkonusu değil.

Niye benim özgür irademle olmuyor benim ki ile olmuyorsa kimin
özgür iradesi geçerlidir
Bende şöhret olmak isterken belki de yeteneğim varken niye Tarkan şöhret oldu
da ben olmadım Tarkan”a bu şartları kim hazırladı
(Şart varsa hazırlayanda olmalı Hazırlayan kim kardeşim
bu şartları yine şartları şartlar oluşturur gibi bir saçmalığa düşmezsin umarım)
benim şöhret olma şartlarımı kim ve ne amaçla engel oldu,


Devam edecek Titanatlas Kardeş seni unuttuğumu sanma şu aralar fazla nete giremiyorum

LaMevcud Diyor ki Gerçekler Hayaldir; Hayallerse gerçek. Ama Tekbir HAKİKAT vardır. O
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 .