
11-12-2008, 21:41
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Yunanistan'da Neler Oluyor
Günlerdir Yunanistan kaynıyor ve herkes hayret içerisinde. Ne oldu da Yunanistan'da devlet bu kadar geriye çekildi. Medya devamlı işliyor ve suçu 300-500 anarşistin üzerine atmaya çalışıyor. Müslüman medyamız ise bunu Yunan direniş ruhuna atfediyor ama her kesimde bir şaşkınlık var. Ne mi oluyor Yunanistan da :
Devrim oluyor.
Evet Yunanistan'da şu anda bir devrim durumu yaşanıyor. Devrimci durum yaşanıyor. Ve de devrim tam da böyle bir şeydir işte. Kitlelerin önlenemez öfkesidir.
Ancak bu tepki kendiliginden bir tepkidir ve direkt kapitalizme yönelik bir tepkidir. Tepki bankalara, büyük işletmelere, büyük magazalara ve onların koruyucusu olan devlet kurumlarına karakollara, mahkemelere yönelmiştir. İnsanlar yönetilmek istemiyorlar. Ve sokaklardalar. Ve tüm dünya şaşkındır. Heyula gene çökmüştür.
Kapitalizmin krizi iki şeye yol açar demişti koca Marks, ya devrimlere ya savaşlara. Bir taraftan savaşları yaşarken, diger taraftan da devrimlere gebedir bu yüzyıl. Kaptalizmin gelişmiş oldugu bir ülkede ise üretim her şeydir. Üretici güç her şeydir. Üretime hakim olan her şeye de hakim olur.
Bu ayaklanmanın gelişimi sınıf mücadelesinin insanlık bazındaki tarihine yeni bir plaket taşımıştır. Artık biten devrimler vaazına atılmış bir şamardır. Yunanistan her şeyiyle işçisi, köylüsü tüm emekçisi ile ayaktadır. Bundan sonra tayin edici olan emekçilerin ne tarz bir örgütlenme ile yeni gelişebilecek saldıralara cevap verebilecegidir.
Beklenen bu devrimci dalganın sönmesidir, ama ne pahasına. Bizim ise bundan çıkarılacak derslerimiz vardır. Türkiye de de bu dalga kabarmaktadır. 29 Kasın emekçi eylemi uzun yıllardır ilk defa bir kalkışmayı göstermiştir. Suç gene anarşistlere atılmıştır ama gerçek şu ki 29 Kasım da devletin kontrol noktaları kalmamıştır. İlk defa biber gazlarına karşı kitle tepki vermiştir ve devlet güçlerini püskürtmüştür. Kontrol arama noktası kalmamıştır.
Bunlar önemli deneyimlerdir. İnsanlar bilince ancak kendi deneyimleriyle varırlar. Yunanistan gençligini ve emekçilerini saygıyla selamlıyorum. Ve sonuna kadar diyorum.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

11-12-2008, 22:06
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
BBC muhabiri, "böylesine bir öfke patlamasının nedeni ne olabilir?" sorusuna karşılık olarak Yunanlıların "ölümsüz direniş ruhu"ndan sözediyor.
Ne Yunanların ölümsüz direniş ruhu ne de 300-500 anarşistin tepkisi bu.
Bu yeni kuşak Yunanlıların radikal tavrıdır. Politize olmuş gençliğin bilinçli bir karşı koyuşudur bu.
Bu radikal tavrın böylesine öfkeli oluşunun nedeni ise polis tarafından bir gencin öldürülmesi eyleminin ekonomik krize denk gelmiş olmasıdır. Zaten burnundan soluyan gençlik cinayetle birlikte patlamıştır.
İşte ülkemizde eksik olan da budur. Bu eksiklik, daha fazla gencin keyfe keder vurulmasına, daha fazla kolluk amirinin başına buyruk hareket etmesine, daha fazla işkenceye, daha fazla yolsuzluğa, daha fazla teröre, daha fazla sömürüye sebep olmaktadır. Daha duyarlı ve tepkili olamadığımız sürece bunlar eksik olmayacaktır.
Yunanlar bir devrim gerçekleştiremeseler de ya da amaçları devrim yapmak olmasa da büyük bir tepki ortaya koymakla iktidarın, egemen güçlerin her istediklerini yapmalarına sessiz kalmayacaklarını ve radikal eylemleriyle onları yaptıklarına pişman edeceklerini göstermişlerdir.
Kalbimiz Ege'nin öte yakasındadır.
|

11-12-2008, 22:14
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Karanlıkta fili tutanların aydınlıktaki tarifleri gibi olacak bu yazı.
Kimisi bir sütun diyecek, kimisi de bir hortum gibi!
Ama olsun, hepimizin tariflerini birleştirebilirsek bir fili hayal edebiliriz belki de...
Yunanistanda neler oluyor?
Bunu daha iyi anlayabilmek için biraz yakın tarihe dönmemiz lazım.
Yunanistan, 1967-1974 yılları arasında çok dramatik bir dönem atlattı. Baskıcı, dikta bir askeri yönetim ülkeyi 7 sene boyunca yönetti. Bu yönetim zamanında devlet kurumlarından, polisten, askerden korkan sivil halk tamamıyla susturuldu ve sömürüldü.
Bu dönemin en son olayı ve kaybı Kıbrıs olmuş, Türkiye adaya; haklı ya da haksız asker çıkarmış ve adayı ikiye bölebilmişti.
Başarısız dış politika, dibe vurmuş bir ekonomi ve dışlanmış bir Yunanistan bu dönemin ardından gelen demokrasi dönemine var gücüyle sarıldı.
Özellikle 1980 Pasok dönemi, Türkiye'nin Özallı yılları gibidir. Sermaye serbestliği, devletin küçültülmesi ve ekonomiden elinin çekilmesi, kişisel ve örgütsel özgürlüklerin sonuna kadar verildiği, liberal popülist politikalar kendisine solcu diyen Pasok tarafından oluşturulmuştur.
Asker apolitize edildi. Polis halkın içinden çıkarıldı. Tüm bu süreçte sivil örgütlenmeler desteklendi ve hatta üretildi.
Bu yapı içinde halkın yapısı da değişmeye başladı. Değerler, tepkiler ve düşünceler de değişti. Cunta ve antidemokrasiye karşı bu değerler, tepkiler ve düşünceler abartıldı.
1981 Yılında AB üyeliği ile de başlayan bu süreç artık hiçbir sivil gücün önüne geçilmez anlayışın sonuçlanması oldu.
Üniversitelerde yemek kötü çıkıyor diye birkaç öğrencinin tepkileri boykota, bu boykotlar üniversite içinde ders bırakmalara, isyan ve yağmalara dönüşebilmekte, üniversite dışından gelenler dahi bu talanlarda üniversitenin demirbaşlarını alabilmekteydi ve hala daha böyledir.
Tüm bunlara rağmen polis üniversitelere girememekte ve bunu sağlayacak bir siyasi irade de bulunmamaktadır.
'Ezilen ezer' kuralı gereği, zamanında demokrasinin d sini göremeyenlerin artık demokrasi adına her türlü kuralsızlık ile toplum düzeni yerle bir edilmektedir.
Evet bu bir patlamadır. Ama bu patlama bir devrim değildir.
Devrim yokluktan çıkar.
Yunanistanda yokluktan dolayı bir iç kargaşa yoktur.
Ne Pasok'un dediği gibi, yetensiz hükümet dolayı, ne Komünist Partinin söylediği gibi, yasadışı çıkarcıların oyunlarından, ne de Sirizanın, sosyal sıkıntıların doğurduğu nedenlerlerden dolayı patlama yoktur.
Bu patlama, Yunanistan'ın değerler patlamasıdır. Dengeyi bulamama patlamasıdır.
İfrat ile Tefrit patlamasıdır.
Umarız ki akıl galip gelir.
Not: Yazımızdaki bilgiler gazeteci yazar Herkül Millas'ın 11.12.2008 Tarihli köşe yazısından faydalanılarak hazırlandı.
Konu mhmd tarafından (11-12-2008 Saat 22:22 ) değiştirilmiştir.
|

11-12-2008, 22:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Dec 2008
Mesajlar: 14
|
|
Acaba bu olaylar sadece sosyolojik veya ekonomik baskilar nedeniyle mi gerceklesmistir ? Ulkeyi yoneten bu hukumetin hangi dis odaklarla sorunlari vardir ? AB ve ABD nicin yardimci olmuyorlar ? Basbakanin gitmesini isteyenler kim ? Bir gencin olumu ulkeyi nasil kaosa surukler? Benzer olaylar her yerde malesef sikca olmakta. Bakiniz bizim yurdumuza. Biz sagir ve kor muyuz ? Niye agzimizi acamiyoruz ? Yargi bile yavas isleyip adaleti zor ve gec dagitiyor, cunku tam bagimsiz degil ve feodal yapi bizi frenliyor. Devletten hesap sorulmaz felsefesi kanimiza islemis. Kanimca Yunan halki yillarin ezikligine bas kaldiriyor.
|

11-12-2008, 22:46
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Bu patlama, Yunanistan'ın değerler patlamasıdır. Dengeyi bulamama patlamasıdır.
Sn Mhmd
Siz devrimi ne olarak düşünüyorsunuz ki. Devrim bir patlamadır. Uygun önderlik olursa uygun yere kanalize olur. Yoksa yenilgiye ugrar.
Yokluk olmadıgı için mi bankalar bombalanıyor. Bankalara karşı, çok uluslu şirketlere karşı, zengin magazacılıga karşı tepkiler varlıktan mı sizce.
Bu tam da bir devrimci bir durumdur. Ama beklenmedik bir durumdur. Beklense devrim olmaz zaten. Devrim nicel birikimlerin nitel patlamaya dönüşmesidir. Ama devrime yol açacak mıdır, hayır. Çünkü özne eksiktir.
Ancak bize bir derstir ve de örnektir.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

11-12-2008, 23:04
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
|
|
başta şunun vurgulanması gerekir; bu patlama ya da ayaklanma serisi, kesin olarak bir devrim sürecine işaret etmez. Olasılıklar arasına devrimi koyabiliriz. bu ayaklanmalar, seattle, cenova ve paris ayaklanmalarının bir devamı olarak kendini gösteren bir sürecin adımlarımdan biridir. en makul yaklaşım, bu ayaklanmalar arasındaki zaman aralıklarının gittikçe azalacağı umudunu taşımak olacaktır. bu ayaklanmalarla oluşan edinimleri görmek gerekir önce. ayrıca bu ayaklanmaların emperyalistlerin insani özgürlüklerin kısıtlanması yönünde uyguladığı politikanın yunanistan ayağı için zemin hazırlaması mümkündür. emperyalistlerin eli armut toplamıyordur açıkçası. kantarın topuzunu kaçırmış da olabilirler.
otonomistlerin ayaklanması ile oluşabilecek en iyi ihtimal, kuralsız bir toplumun yaratılmasıdır. 'izm'lere bağlı olmayan sadece insanı önplana çıkaran adsız bir kavgaya sahne olmasıyla kuralsız bir toplumun temellerinin atılması ve hızlı bir süreç sonunda toplumun yazılı olmayan kurallarının oluşması beklenebilir. ne kadar karamsar baksam da umut ederim ki böyle olur.
edit : bu ayaklanma işsiz ordusunun ayaklanmasıdır. işçi sınıfının da bu kavgaya katılması gerekir ki devrim olsun. işçi sınıfı derken mavi yakalı beyaz yakalı ayrımı yapmadan tüm çalışanları kast ediyorum. eğer onlar, işsiz ordusuna karşı olumsuz bir tutum belirlerse işin savaşa döneceği açıktır.
Konu serüvenci tarafından (11-12-2008 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir.
|

11-12-2008, 23:05
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Sn. dilaver,
Şehirde Yaşayan Nüfus 71,0
Kırsal Kesimde Yaşayan Nüfus 29,0
GSYİH, 2000, Milyar USD 112,0
Sağlık Harcamaları/GSYİH 5,0
Eğitim Harcamaları/GSYİH 3,5
Sosyal Güvenlik Harcamaları/GSYİH 23,6
Taşıt Sayısı, 100 Kişide 30,0
Telefon Sayısı, 100 Kişide 54,0
Kamu Yatırımları/GSYİH 4,4
Sabit Sermaye Yatırımlarında Büyüme, 2001 10,5
Kaynak : Yunanistan Pazara Giriş Raporu, Atina Ticaret Müşavirliği Mayıs 2002
DEİK
Temel Ekonomik Göstergeler
2002
GSYİH (milyar $) 120,8
GSYİH (büyüme, %) 3,8
Enflasyon (TÜFE, %) 3,6
İhracat (milyar $) 13,4
İthalat (milyar $) 33,4
Dış Ticaret Dengesi (milyar $) -20
Cari İşlem Dengesi (milyar $) -2,4
Kısa Vadeli Faizler(%) 3,3
İşşizlik Oranı 10,9
Üst tarafta alıntıladığımız ekonomik göstergeler ile patlama olsa idi, dünyada patlamasız bir elin parmakları kadar ülke kalırdı.
Şu an ülkemizin ekonomik göstergelerinden dahi daha kötü değildir bu göstergeler kriz dönemlerimizdeki göstergelerimizi mevzu dahi edemeyiz.
Dediğimiz şudur.
Bu kargaşanın pek çok hazırlayıcısı mutlaka vardır. Ekonomi de bunlardan biri olabilir. Ama bu tek başına bir neden olmaktan çok uzaktır. 16 Yaşındaki bir göstericinin öldürülmesi de öyle.
Bizce esas neden kuralsızlığın devletçe teşviki ile yetişen genç nüfusun oransız ve amaçsız tepkisidir. Bu tepki orta yaş üzeri Yunanlılarda var mıdır? Ya da taşrada yaşayan Yunanlılarda.
Ayaklanmalar neden büyük kentlerde öğrenciler tarafından sürdürülmektedir?
|

11-12-2008, 23:17
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
|
|
sevgili mhmd,
bildiğim kadarıyla bu ayaklanmaları üniversite hocaları da desteklemektedir. çoğu meselede olduğu gibi esas neden ekonomiktir. ekonomik nedenlere dayandırılmadan çıkmasının nedenini birinci dünya savaşının çıkış nedeni ile karşılaştırdığımızda daha net anlayabiliriz. genç nüfusun ortaya koyduğu tepkinin ortaya koyduğu da ekonomik nedenlere dayanan ayaklanmalar olduğudur. haberlerden takip edebildiğiniz kadarıyla görürsünüz ki 1 milyar doların üzerinde zarara neden olan bir yıkım söz konusudur. yıkılıp yakılan da sermayedir. şu anda ayaklanmaların yönlendirlemediği konusunda haklı olabilirsiniz. amaçsızlaşmaya daha doğrusu farklı amaca yönelen bir yaklaşım oluştu bir nebze. ama devamının gelip gelmeyeceğini bilemeyiz.
|

11-12-2008, 23:29
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Sn mhmd
Devrim demedim, devrim durumu dedim.
Verdiginiz rakamlar ile Nepali kıyaslayın, orada bir devrim oldu ama yıllara yayıldı.
Devrim bir günde de olur 50 yılda da. Önemli olan onun ne zaman gelebildiginiz hissedebilmektir.
Laf aramızda Lenin bile Ekim devriminin geldigini tam anlamıyla hissedememiştir.
Devrim ne zaman gelir ne zaman gider belli olmaz. Önemli olan devrimcilerin devrimci durumu hesapedebilip ona hazırlıklı davranabilmesidir.
Benim izah etmek istedigim, devrim Yunanistandaki gibi gelir ve ansızın gelir.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

12-12-2008, 02:13
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Nov 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.440
|
|
"Evet Yunanistan'da şu anda bir devrim durumu yaşanıyor. Devrimci durum yaşanıyor. Ve de devrim tam da böyle bir şeydir işte. Kitlelerin önlenemez öfkesidir."
Sn. Dilaver
türkiyeninde böyle bi devrime ihtiyacı var.Ancak bizim Türk milleti nedense hep kafasını devekuşu gibi kuma gömmeyi tercih ettiğinden o devrim ruhunu bir türlü yakalayamıyoruz.Bi yakalasak çok şey değişecek ama....
"Varsan,çarp!!!"
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:22 .
|