Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Turan Dursun Sitesi Topluluğu > Servis Şartları & Site Duyuruları > Yeni Üyeler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-04-2009, 11:42
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Ahmet Dursun(Hamiahausa)kimdir?

Kısaca kendimi tanıtayım.
1958 doğumluyum.
Ankara'lı olmama rağmen Zonguldak'ta yaşıyorum.
2005'te emekli oldum.
Hacettepe ün.Muhasebe böl 2 yıllık,daha sonra Anadolu ün.işletme böl.eğitimimden sonra 2005'te çalıştığım yerin özelleşmesi nedeniyle re'sen emekli edildim.
Şimdi bilgilerimi paylaşmaya çalışıyor,vatanımın yetiştirdiği gençlere bilgilerimi aktarmayı deniyorum.
Umarım ki bir faydamız olacaktır.
Atatürk ilkelerine sonuna kadar bağlı bir düşünce içindeyim.
1978 yılında 1 nolu askeri sıkıyönetim mahkemelrinde sol görüşlü olduğum zannı ile uzunca yargılandım.lakin ben hiç solcuda sağcı da olmadığım halde.
kendimi bildim bileli,her fikre saygılı oldum.Ancak tarafı olduğum yegane varlığım vatanım ve Atatürk ilkeleri olmuştur.
Her dönemde,her şartta.
Yine de bundan hep onur duydum.
Dini,siyasi,felsefi,ilmi konular ve makaleler ilgi alanımı oluşturmaktadır.
Şimdilik saygı ile selamlıyorum.
Mahlas:Ahmet Dursun
Not:Mahlas,her nekadar Türk halk edebiyatında, şairlerin asıl adlarının yerine kullandıkları takma ad olsa da, Asıl adım Ahmet Dursun dur.Böyle olmasına rağmen 1978 yılında yargılanmam sonucu adım ile hiç bir işe giremediğimden adımı değiştirmiş bulunmaktayım.
Lakin tüm dostlarım beni yinede eski adım olan Ahmet Dursun olarak tanıdığı için bu adımı halen kullanmaktayım.

Biraz detay da vereyim.

Henüz 12 Eylül darbesi(askeri darbe-ihtilal)olmamış idi:
12 Mart olaylarını protesto gösterileri düzenlenmiş idi

Solcular tarafından.(1978 12 Mart)

Ankara'da öğrenci idim.Protesto(boykot)için okulu dışarı çıkartıyorlardı.
Biz de hep bereber çıktık.

Çünkü,bizden büyükler ve silahlı adamlar vardı.Hayır diyeni dövüyorlardı.
Polis ne yazık ki ikiye ayrılmış idi.
Sağcı polis/Solcu polis.Ya da ozamanki haliyle Polbir/Polder
Bizim okul eskiden sağcı iken,solcular ele geçirmiş idi.
Bu nedenle de çıkan olaylarda okul solcu olduğu için,sağcı polisler geliyordu.
Yani komünistleri durdurmak için sağcı polis geliyordu.
Bu başka yerlerde de tam tersi idi.
Uzatmayım.
Olaylar çıktı.Herkes kaçıyordu.Tabii ki esas sorumlular(organizatorler)profesyonel insanlardan olduğu için ustalıkla kaçtılar.
Polis yakaladığını gözaltına aldı.
Ben de o yıllarda çelimsiz biriydim.
Zayıf,sıska.
Kaçamadım.Bazı arkadaşlarla,bazı tanımadığım hiç görmediğim insanlarla beraber polis bizi aldı karakola götürdü.
Orada bir güzel dayak yedik.
CIA elemenları da oradaydı.
Anti-Komünist yapılanmayı organize ediyorlar idi.
Halbu ki komünist yapılanmada CIA tarafından organize edilmiş idi.
Bunu biz biliyor idik.
Tıpkı şimdiki olduğu gibi.
Uzatmayım.
Bzimle birlikte yakalanan biri daha vardı.
Eski Malatya senatörünün kızı Gül Efe adında bir şahıs.
Bunun ablası Adalet Efe'de başka suçlardan yargılanmış,idam cezası ile yargılanıyordu.
İşte bu kızın kardeşi de bizimle beraber yargılanmaya başlandı.
1402 sıkıyönetim(örfi idare)kanununa muhalefet(karşı koyma)ile başlıyor,öğrenim özgürlüğünü engelleme,adam öldürmeye teşebbüs,polis aracını yakmak,havaya uçurmak vs....
Bir sürü suç yüklediler.
Bizim avukatımız yoktu.
Bahsettiğim kızın babası aynı zamanda avukat imiş.
Kızının davasına bakıyor idi.
Haliyle beraber yargılandığımız için de bizim davaya otomatik olarak bakıyor oldu.
Kısaca,bu yargılanmamız 5 yıl sürdü.
Delil yetersizliğinden beraat ettik.
Bu arada 12 Eylül olmuş idi.
Neyse okullarımızı bitirmiş işe girecektik.
Girdik devlet işlerine.
Maliye bakanlığında işe başladım.
KDV kontrolörü olarak.
Güvenlik soruşturması bozuk geldi işime son verildi.
Tam 5 işten bu nedenle atıldım.
Bir arkadaşım avukat çıkmış idi.
Gel senin adını değiştirelim dedi.
Nasıl dedim.
Ön adın olan Ahmet Dursun'u kaldıralım,yerine başka bir isim koyalım.
Öyle yaptık.
Yerine şimdi kullandığım başka bir isim koyduk.
Yani kendi adımı kendim verdim.
Böylece Türkiye'de ki yapısal bozukluk bu kez işime yaramıştı.
Böylece yeniden üniveriste okumak yeni adımla bir diploma daha almak zorunda kaldım.
Yeniden üniversiteye girdim.O arada öğrenci belgesi alabildiğim için yeni adımla diplomaya gerek olmadan öğrenci belgesi almış oldum.
Böylece güvenlk soruşturmasını geçtim.
Şimdi emekli oldum.
Bu nedenle bunları çok rahatlıkla anlatıyor herkesle de paylaşıyorum.
Yani özetlersek işte ikinci hayatım bu.
Reankarnasyon gibi.
Ama hatırladığım ve yaşadığım önceki hayat.
Şimdi yeni hayat.
Emekli olunca da birikimlerimi(kültür)paylaşıyorum.
Saygı ile...
Ahmet Dursun(Yani eski ön adım)
SÜLEYMAN EFE
Merhum Süleyman Efe 1927 dogumlu olup baba adi Ibrahim`dir Ankara Üni.Hukuk Fakültesi mezunu olup 28 yil Avukatlik ve Hakimlik yaptiktan sonra CHP`den Malatya Senatörü seçilerek (05.06.1977-12.09.1980) arasinda TBMM görev yapmistir. Evli ve 7 çocuk sahibiydi.
*************
HUKUK
a) Kimse, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerin den dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.Anayasa, mad. 24/3/

b) Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa, mad. 25/

c) Herkes düşünce ve kanaatlerini;söz,yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Anayasa mad. 26
d) Şiddet çağrısı içermedikçe sözlü ve yazılı ifadedeler cezalandırılamaz.Bu düşünceler şok edici bile olsa... (Yargıtay Genel Kurul Kararı.)
*************

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-04-2009, 11:43
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Ahmet Dursun(hamiahausa)kimdir-2

Bazı yazışmalarımda ilave bilgiler isteyenler için yazdığım açıklamaların bir bölümünü de buradan açıklamayı gerekli gördüm.....

Bizler de Bilimin Büyücüsü olabilirmiydik?
Bu gidişle hepimiz bilim insanı olacağız gibi.

Tabii ki bu anlamda büyücülükten bahsetmiyorum.
Bilimsel yazılara karşı aşırı derecede ilgi duyduğumu istesem de gizleyemiyorum.
TUBİTAK,Fizik Mühendisleri odası gibi bazı kuruluşlara 1970-1972 yılları arasında bazı deneysel projeleimi sunmuş idim.

Tabii ki çocukluktan yeni çıkış aşamalrında olduğum ve Fizik bilgilerimin yeterli olmayışı nedeni ile(henüz orta okul ilk sınıfında)bazı nedenlerle bu projelerimin ileriki yıllarda takviye bilgilerle yeniden sunumunu o yıllarda düşünmüş idim.

Tabii ki köprünün altından çok sular geçti.
Zamanımız terör olaylarının yaşandığı yıllar olup,askeri ceza evlerine de girince tüm bunlar suya düştü.
Şimdi kendi kendime düşünür dururum.
Hepsi o.

Projelerimden ilki o yıllarda henüz ülkemizde tanımlanmayan ancak yurt dışındaki çalışmalardan edindiğim bilgiler ışığında güneş enerjisi ile çalışan bir çakmak projem olmuş idi.
Buna neden olan ise ODTÜ'den yapılan bir yayın sebep olmuş idi.

Tabii 1969 yılında ilk televizyon yayınını izlemek için saatleerce necefli maşrapa izlemek zorunda kaldığımızı şimdiki gençlerimiz nereden bilsin.

Bu gün sabah olmak üzere hala uykum yok.Saat 06:48.
Belki de bu nedenle nostalji yapıyorum ne malum?

Sonra Fizik bilgilerim artınca,Genel Sekreterliği 1956 yılında 6821 sayılı Yasa ile Başbakanlık'a bağlı olarak Ankara'da kurulan adı ilk olarak Atom Enerjisi Komisyonu olan,1982 yılında 2690 sayılı Yasa ile Başbakan'a bağlı olarak Türkiye Atom Enerjisi Kurumu adını alan bir yer vardı.

Şimdilerde de sanırım ki adı hala aynıdır.Yeri aynımıdır bilmiyorum.
Bu kurumun önünden geçerken atomların nasıl parçalandığı konusu beni öyle derin etkilemişti ki başka hiç birşeyden keyif alamaz olmuş idim.
Gittim,içeri almak istemediler.
Okuldan araştırma için geliyorum deyince bazı kaynaklar verdiler.Sonuçta ortada görecek hiçbirşey yok gibiydi.

O zamanlar Milli Kütüphane bizim adeta internetimiz idi.
Yaklaşık her iki gündcde bir giderdik.
Uzatmayım.

Atom parçalanması konusunu çok sıkı araştırmış idim.
Kafamdaki konu bir madeyi duvarın arkasına nasıl geçirebiliriz sorusu idi.
Tabii ki hem madde hem de duvar ya da her ney ise ikisi de zarar görmemeliydi.
Bunun için hala iki yol olduğunu düşünürüm.
Tabii ki bunu artık söyleyebilecek durum ve bilgide değilim.Çünkü bilim baş döndürücü hız ile ilerledi ve ben sadece emekli olabildim.

Bir şey daha söyleyim.
Sonsuza kadar hiç bir yerden(dış etkenlerden-ilave enerji kaynaklarından anlamında)bir katkı almadan,ebediyen elektirik üretecek bir keşfim de mevcut idi.
Lakim Fizik Mühendisleri odası o zamanki başkanı sayın M.S.G...nin bana söylediği bir şey bu projemi de ertelememe neden oldu.

Hani şu hepimizin bildiği Albert Einstein’ın meşhur enerji kuramı:E=MC² formülünden bahsediyorum.
Hemen hatırladınız değil mi ?

Enerjinin (e), kütle (m) ve ışık hızının (c) karesinin çarpımına eşit olduğunu anlatan formülü.
İşte bu formüldeki E=Enerji tüm düşüncelerimi alt üst etmiş idi.
Bana sadece bir traş makinesi çalıştırabileceğimi,bunun için 24 katlı bina büyüklüğünde kurulması gerğini ve maliyetinin aşırılığını vs...

Ben de bir daha açmamak üzere kapatmış idim.

Bunlar ve benzeri çok projelerim vardı.
Proje diyorum.
Belki kendimce birer hayaldi.Bu da proje dahi sayılamaya bilirdi.
Ancak benim için o zamanlarda o anlamı ifade ediyordu.
Ufak işlerden,küçük şeyleri düşünmekten hiç ama hiç haz etmezdim.
Sahi gün ışıdı.Ben bunları neden yazıyorum ki?
Sanırım gün ışığı beni kendime getirmiş olmalı.
Saygı ile selamlıyorum. 1 Eylül 2008 Pazatresi:07:15
Ahmet Dursun
http://www.toplumsalbilinc.org/forum...sg4279#msg4279
deki yazımdan alınmıştır.
**********
Turan Dursun ile bir bağlantınız var mı?
Bu soru sıkça sorulmakta olduğu için bir yazışmamdan alıntı yapayım.

Turan Dursun'a gelince ise...
Bu konuda çok yazdım.
Özetle şunları söyleyim.
1960'ın ilk çeğreğinde rahmetli babam ile Sivas'ta o zamanlar ki adı ile sait Paşa camiinde bir hutbeden sonra tanışmışlar.

Dostlukları ölene kadar sürdü.
Babama enişte derdi.
Annem Sivaslı olduğu için.
Çok şiddetli ve çok nefis tartışmaları olurdu.
Çok şey öğrendim.
Ölümünden 2 yıl evvel de yine eve geldiğim bir gün tartışırlar iken buldum.
İşlerim nedeni ile fazla konuşamadık.
Ancak çok şeylere ilgimin kaynağı Turan Dursun oldu diyebilirim.

Babam koyu bir dindar idi.
Ancak asla yobaz değildi.
Düşünemeyen insanlara göre değil islam derdi.

Zamanın Giresun müftüsü Mehmet Coşturoğlu ile de çok sıcak sohbetleri/miz olur idi.
Siyaset konusunda ise Turan Güneş,Gündüz Ökçün gibi değerli hariciyeciler ile tartıştığımız olmuştur.
Özellikle rahmetli eski(1974)dış işleri bakanı Gündüz Ökçün çok güzel fikirler aşılamış idi.Belki kendisi farkında değildi diyemem,sonuçta bilinçli yönlendirici(yol gösterici anlamında) konuşmaları isteyerek yaptığına hala inanırım.
Bülent Ecevit ile de sohbetim oldu ancak açıkçası fazla birşey alamadım.Belki de uzun sürei olmayışındandır.
Ya da belki benim o dönemler 1974/1978 arası siyasete fazla sıcak bakmıyor oluşumdan kaynaklıdır.

Genel de dini konular ağır basıyor idi.
Şimdilerde ise Zebur,Tevrat,İncil ve yeniden Kur'an okumalarım devam ediyor,hala anlamaya çalışıyorum.
Elbet ki hala anlamadığım çok yeri var.
Zaten anladıkça da dini bir bağlantımın olmadığı hakkındaki fikrimin ne kadar doğru olduğunu anlıyorum.

Belki rahmetli babamın vasiyetine aykırı davranıyor olabilirim.
Ancak o da herzaman akıl ile karar verenler,akılsızlardan daha inançlıdır derdi.
İşte ben de aklın neden bu denli önemli olduğunu yine kutsal öğretilerden de anlıyorum.

Ne yazık ki inasnlık,neye inandığını da neye inanmadığını da bilemiyor.
Keşke herkes araştırarak inanmayı öğrenebilseydi.

İnanıyorum ki özllikle de ilmi çalışmalara yakın olanlar,allah inancına daha yakın,daha samimi,daha doğru yaklaşıyorlar.
Vasıfsız bir dindar olacağıma vasıflı bir deist olmayı her zaman tercih ederim.
Çünkü,inkar edilemeyecek tek şey allahın var ve tek oluşudur.

Bunun dışında herşeyi tartışırım,her şeyi araştırırım.
Zira inandığını söyledikleri halde kutsal metinlere bakmayan cühelaların ne dediği beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Ör:
Kur'an akıl konusunda neler söylemiş sorunuz bilmezler.
Oysa ki ben Ahmet Dursun olarak akıl konusunda kutsal adledilen metinler ne söylemiş,nasıl ve neden söylemiş,hangi olayın arkasından söylenmiş(indirilmiş)bunları araştırmadan asla inanç sahibi omaz idim/olmadım da.

İnanmak birilerine itaat etmek anlamına gelmez.Bunu ne yazık ki inasnlar anlayamıyor.
Zaten Zümer/3-4 bunları açıkça yasaklamış olmasına rağmen,türedi papazlar,imamlar,hahamlar vs..ler neden acaba pirim yapıyor hiç sormaz mı bu klendisine müslim diyenler,her dinden olan dindarlar?

Hristiyan,yahudi vs.. dedikleri kimdir?
Bunlara son metin nasıl bakıyor,neden onlara müslüman demiyorlar,vs..vs...vs...

Özetle sorgulamayan beyin insana ait değildir.
İnsan olmayan zaten islam değildir.
Öyle ise bunlara sorgulamayı öğretmek zorundayız.
Ta ki son nefesimizi verene kadar,gerisi de teferruattır.
Kaynakları risale olanların allahları da risale yazarları olur.
Bir örnek.
HUMEYNİ-Risalesi,kadın kullanma el kitabı.
saygı ile...
Ahmet Dursun
---------
Yazılarımdan bir kısmını da şu adreste bulabilirsiniz.
http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=753778
Not:Burada bazı sevdiğim müziklerden bir demet yüklemesi yapmış idim.
kaldırdım.Çünkü,zaman aşımına uğradılar.Listeden silindiler.
Müzik sevgisi de belki de Sivas'tan kaynaklı olabilir.
3 yaşlarında ayrıldığım Sivas'ta Aşık Veysel'i canlı olarak karşılıklı olarak dinledim.
Hala hafızamın bir köşesinde durur.Vaysel'i dinlerken aslında izliyor idim.Hep kendi kendime o anda sorduğum soru şu oldu.
Görmeden nasıl çalıyor.
daha sonraları bu merak beni kendi çapımda saz çalmaya itti.
Hiç kimseden öğrenmediğim için illa ki yanlışlıklarla dolu bir süreç olduğunu düşünüyorum.
Bu nedenle sadece kendim çalar kendim dinlerim.
İşte özet olarak Ahmet Dursun budur.

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-04-2009, 11:45
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Ahmet Dursun(hamiahausa)kimdir-3/Yarbay Ahmet Dursun

Değerli dostlar,
Ahmet Dursun adının Erdil Paşa'nın kuvvet komutanlığı yaptığı dönemdeki,boya alımını yapan Satın Alma Komisyonu üyesi Yarbay Ahmet Dursun,adı ile karılştırlığından dolayı bu notu açıklama gereksinimi duydum.
O Ahmet Dursun ben değilim ve hiç bir çeşit bağım da yoktur.Kendisini tanımam.Sadece bir isim benzerliğinden ibarettir.
İlgisini çekenlere duyurulur.
Saygı ile...
Ahmet Dursun
**********
Yarbay Ahmet Dursun.....
Yarbay, paşa için ağladı
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Erdil`in yargılandığı davanın tanıklarından Yarbay Ahmet Dursun, `Bize komuta etmiş bir komutanın adının böyle olaylara karışması beni çok üzdü` diyerek gözyaşı döktü.

Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral İlhami Erdil, eşi Füsun Erdil ve kızı Deniz Halide Erdil hakkında `haksız mal edindikleri` iddiasıyla Genelkurmay Askeri Mahkemesi`nde açılan davaya dün devam edildi. Duruşmada Erdil Paşa`nın kuvvet komutanlığı yaptığı dönemdeki emir subayı emekli Albay Tayfun Aksoy, boya alımını yapan Satın Alma Komisyonu üyesi Yarbay Ahmet Dursun, emir astsubayları Selami Şenoğlu ve Hasan Basri Abidin tanık olarak dinlendi.

Erdil Paşa`nın emir astsubayı Hasan Basri Abidin, özel amaçlarla kullanıldığı iddia edilen cep telefonun emir subayı yardımcısı tarafından kullanıldığını ileri sürdü. İddianameye konu olan boya alımında Satın Alma Komisyonu üyesi olarak görev yapan yarbay Ahmet Dursun, ne iddianamede geçen ihaleler, ne de diğer ihalelerin belli firmalara verilmesi konusunda hiçbir zaman kendilerine bir emir verilmediğini, Erdil Paşa`nın da bu konuda Tersane Komutanı`na telefon ettiği iddiasıyla ilgili olarak bilgi sahibi olmadığını ifade etti. Dursun, `Biz sadece görevimizi yaptık` dedi.

Bu arada mahkeme salonuna üniformalı olarak gelen Yarbay Dursun`un gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Dursun, hakimin ikazıyla sandalyeye oturduktan sonra gözyaşları içinde `Bu olaylara çok üzüldüm. Bize komuta etmiş bir komutanın adının böyle olaylara karıştırılması beni çok üzdü. Biz Deniz Kuvvetleri Komutanlığı`nın modernizasyonundan başka hiç bir şey yapmadık` dedi. Duruşma hakimi ise, `Bunları başka yerde anlatırsınız. Biz burada Türk milleti adına görev yapıyoruz` diye ikinci kez uyardı.

HABER MERKEZİ/ ANKARA
Duruşma 6 Nisan`a ertelendi Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral İlhami Erdil`le ilgili askeri mahkemede görülen davanın dünkü duruşması, bazı tanıkların dinlenmesi için ertelendi. Duruşmaya öğlen verilen bir saatlik aradan sonra Genelkurmay Askeri Mahkemesi Hakimi Albay Turgay Çağlar, ara kararını açıkladı. Hakim Çağlar, duruşma savcısının halen aranmakta olan sanıklardan Şirin Melek Özden hakkındaki gıyabi tutuklama kararının kaldırılmasına yönelik talebinin reddedildiğini bildirdi. Özden`in, haksız kazanç elde ettiği ileri sürülen İlhami Erdil`in kızı Deniz Halide Erdil`in iş ortağı olduğu iddia ediliyor. Özden`le ilgili kararın oyçokluğu ile alındığını ifade eden Çağlar, iddianamede adı geçen İstanbul Deniz İkmal Grup Başkanı Albay Bahri Yılmaz Mısırlı ile İlhami Erdil`in amcası Muhterem Kolay`ın oğlu Selçuk Mısırlı`nın tanık olarak dinlenmelerine karar verildiğini belirtti. Duruşma 6 Nisan Çarşamba gününe ertelendi.

http://www.tumgazeteler.com/?a=692423

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-04-2009, 17:26
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger hamiahausa;

Sitemize ve aramiza hosgeldin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-04-2009, 17:00
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Teşekkür

Hoş bulduk.
Umarım karşılıklı paylaşımlarımız hepimiz için yararlı olacaktır.
hamiahausa rumuzunu eden kullandım?
Çünkü,bu siteye kayıt olurden Dursun köklü bir isimle kaydolamıyor sunuz.
Bu nedenle kayıt zorluğu yaşamamk için bu rumuzu seçtim.
Bir anlamı var mı derseniz ben de bilmiyorum.
Sadece çocukluğumdan dilimde kalan bir kelimdedir.Hepsi o.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.

Konu hamiahausa tarafından (11-04-2009 Saat 17:15 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-04-2009, 17:46
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Solcular tarafından.(1978 12 Mart)

Ankara'da öğrenci idim.Protesto(boykot)için okulu dışarı çıkartıyorlardı.
Biz de hep bereber çıktık.

Çünkü,bizden büyükler ve silahlı adamlar vardı.Hayır diyeni dövüyorlardı.


olmamış sayın Dursun, hiç olmamış.

Öncelikle aynı yaştayız.

İkinci olarak ben de Hacettepe/Beytepe'de okudum.

Üçüncü olarak dediginiz komünist grubun içinde ve en önlerinde idim. Defalarca da yakalandım. Bu benim profosyenel olmadıgım anlamına mı geliyor.

Dördüncü olarak okulda boykot ilan edilince kimseye asla ve katha şiddet uygulanmadı. Okulda (Beytepe) zaten sayıları 200-250 kişiyi bulan bir faşist gurup vardı ve bunlar tecrit edilmişti. Yurtlarda ise faşist yoktu. Hacettepe merkezde ise hemen hemen hiç yok gibiydi. Bunun dışında 15-20 kişilik bir müslüman grubu vardı ki onlara kimse dokunmazdı. 5000 e yakın okul kitlesi ise tamamıyla demokrat insanlardan oluşuyordu. Herhangi bir boykot, korsan gösteri, forum vs gibi olayda okul kitlesi hiç direnmeden katılım gösterirdi. Hiç kimseye de zorlama yapılmazdı. Çok az sayıda bir grubun da eylemleri desteklemedigi olurdu ve bunlar eylemlerinde serbest idi.

Beşinci olarak faşistler ancak jandarma korumasında derlere girebilirlerdi, bunda da pek başarılı olabildikleri söylenemez. Beytepe'de jandarma olurdu devamlı ve tahminen beş yerde mevzilenirlerdi. Hemen her gün çıkan olaylarda bir kaç arkadaşımız Rüzgarlı karakoluna götürülür, ertesi gün mahkemeye çıkar serbest kalırdı. Bizlerin ise yakalananlara rutin olarak yemek götürmek, sigara götürmek gibi bir işimiz daha vardı. Her grubun buna yönelik ekipleri vardı.

Son olarak ciddi bir çarpıtma içine girmişsiniz. Komünistleri CİA'nın örgütledigi ise koskoca bir yalan. Herhangi bir eylemde yakalanınca sadece sıkı bir sopa yer ertesi gün de serbest kalırdık. Silah yakalatınca bile cezası altı aydı fazla degil. Tekrarı halinde artardı. İşkence ise o zaman da şimdi de örgütü ortaya çıkarmak için yapılırdı.

Size hoş geldiniz derken, birebir ve son derece ayrıntılı yaşadıgım bir dönem için çarpıtmalara izin vermeyecegimi dile getirmek isterim.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12-04-2009, 00:19
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Sayın Dilaver beye..

Merhaba Dilaver bey,

<<Üçüncü olarak dediginiz komünist grubun içinde ve en önlerinde idim. Defalarca da yakalandım. Bu benim profosyenel olmadıgım anlamına mı geliyor.>>

Öncelikle buradan başlayayım.
"Kullanılan yanlış,kullanılmayan doğrudan evladır"sözü sanırım ki çok yerinde söylenmiş.
Profesyonel demek o işten para kazanan,gelir elde eden demektir.
Öncelikle bunu(yani profesyonel sözcüğünü) bilinçli kullandığımı fark etseydiniz kendinize bu sıfatı yakıştırmayacağınızı düşünüyorum.
Başka deyişle,anlatımlarınızdan gönül vermiş,baş koymuş bir kişilik olduğunuzu anlarken birden kendinizi bu tanımlama ile özdeş tutmanız bence anlamsız oldu diyebilirim.
Tabii ki para karşılığı anlattıklarınızı yaşamadığınızı farz ederek söylüyorum.

Rüzgarlı karakolunu çok iyi bilirim.
Ancak tanımlamalarınız hala o dönemlerde kaldığınızı düşündürüyor.
<<Herhangi bir boykot, korsan gösteri, forum vs gibi olayda okul kitlesi hiç direnmeden katılım gösterirdi. Hiç kimseye de zorlama yapılmazdı. Çok az sayıda bir grubun da eylemleri desteklemedigi olurdu ve bunlar eylemlerinde serbest idi.>>

Bu ifadeleriniz belki o dönemleri yaşamayanlar tarfından doğru algılanabilir.
Ancak tamamen ifadelerde taraflı olduğunuz açıktır.

Kenimi tanıttığım yazımda demiştim ki"Hayatımın hiç bir döneminde ne solcu,ne sağcı olmadım.Her daim Atatürk ilkeleri ışığım,yüce Atatürk önderim olmuştur"demiştim.
Buradan anlamalıydınız ki tarflı ve kasıtlı hiç bir ifade kullanmadım.

Tabii ki socu(özellikle o dönem düşüncesi içindeki solcu-sağcı anlayış için)iseniz faşistler....
Sağcı iseniz komünistler ifadelerinizin olması normaldir.

Gerçekten o dönemleri yaşamış birisi olarak hala nasıl oluyor da kendinizi haklı bulabiliyorsunuz anlamak mümkün değildir.

Fazlaca uzatmayım istiyorum.
Hemen altta özellikle okumanızı önerdiğim bir alıntı sunacağım.
Lütfen dikkatlice zaman ayırarak okuyunuz.
Belki o zaman tartışmalarımız sürecek olursa daha anlayışlı ve tarafsız olma ikmkanı yakalarız.
Saygı ile...
Ahmet Dursun

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-04-2009, 00:26
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart TÜrkİye'de gİzlİ savaŞ

Bu yazıyı ne amaçla ve hangi kaynaktan yayınladığım altta belirteceğim kaynakta açıklanmıştır.

TÜRKİYE'DE GİZLİ SAVAŞ
Türkiye'deki gizli ordu, Batı Avrupa'daki diğer tüm gölge ordulardan daha zorba bir tarihe sahip. Etnik Türk milliyetçi hareketiyle sıkı sıkıya bağlantılı olan bu şiddetin kökleri yirminci yüzyılın başlarına dayanmakta.

1923 'te Osmanlı İmparatorluğu 'nun yerine, çok daha küçük bir ülke olan yeni Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve saltanata son verildi. Ancak farklı toplulukların yoğunlaştığı bölgelerde, çatışmalar patlak vermeye devam etti. Yeni başkent Ankara'daki yönetici zümreyi ve nüfusun yüzde 80'ini temsil eden Türk etnik grubu, homojen bir ulus yaratmakta kararlıydı; yasama, yürütme ve yargı organları da bu doğrultuda organize edildi ve çalıştırıldı.

Yeni Türk devletinin güç savaşıyla başlayan doğumu, Türk Komünist Partisi'ni de vahşice hedef aldı. 1921 'de yeni kurulan Komünist Parti'nin tüm liderleri Karadeniz'de öldürüldü ve parti yüzyıl boyunca yasal olarak yasaklandı.
Milliyetçi Türkler, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü nedeniyle pek çok Türk'ün yeni Türk devletinin sınırları dışında "tutsak Türkler" olarak yaşamak zorunda kalması gerçeğini sorgulamaya devam ettiler. İdeolojilerini, on dokuzuncu yüzyılda, Çin'in batısından İspanya'nın belirli bölümlerine kadar uzanan tüm Türkler'i tek bir çatı altında birleştirme hayali kuran pantürkizm hareketine dayandırmaktaydılar. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından bu "tutsak Türkler'in" çoğunluğu yeni Komünist Sovyetler Birliği'nde ve Kıbrıs'ta kaldı. Pantürkizm hareketinde birleşen ve Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra tüm tutsak Türkler'i daha geniş bir Türk devleti içinde toplamayı ümit eden Türkler için, Sovyetler Birliği ve komünizmin çökertilmesi, baskın antikomünist ideolojinin yanı sıra, bu nedenle de bir zorunluluk haline geldi.
Her ne kadar Türkiye İkinci Dünya Savaşı süresince resmi olarak tarafsız kalmış ve ancak 1945'te, kazananların tarafında olmak adına Almanya'ya savaş ilan etmiş olsa da; pantürkizm hareketi içinde Hitler ve Mussolini'yi destekleyen çok sayıda milliyetçi vardı. Almanya'daki faşist hareketin ırkçı teorilerinin etkisi altında kalan pantürkizm, Türk insanlarının ortak ırksal bağlarını giderek daha fazla vurgulamaya ve ırksal üstünlük doktrini vaazları vermeye başladı.! Almanya'nın 1941 'de Sovyetler'e saldırması, pantürkizm hareketi tarafından açıkça selamlanıp göklere çıkarıldı. Ve, 1942'de Stalingrad'ın düşeceği beklentisiyle, pantürkizm örgütleri, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü avantajlı bir durumda karşılamak amacıyla Kafkas sınırına birlikler yerleştirdi.2*

Sovyetler Birliği İkinci Dünya Savaşı'nı çökmek bir yana zaferle noktalayınca, büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Ancak yarım yüz yıl sonra, 1991 'de, Sovyetler Birliği çöktüğünde, pantürkizm örgütleri Türkiye'nin doğu komşusu Azerbaycan'da pantürkizm düşüncesini destekleyen bir rejim kurulmasını sağladı.3*

İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından, Birleşik Devletler'in Türkiye'yle ilgili öncelikli düşüncesi, ülkeyi Batılı antikomünist savunma sistemine entegre etmek oldu. Coğrafi konumu nedeniyle, Türkiye çok değerli stratejik bir bölgeydi.
---Hem Soğuk Savaş süresince hem de sonrasında ABD ve NATO'nun Ortadoğu ve Kafkasya'daki petrol ülkelerine yönelik operasyonları için, özellikle de 1991' deki İkinci Körfez Savaşı sırasında önemli bir balkon görevi gördü.

NOT:Yazı uzun olduğu için tamamını buradan veremiyeceğim.
Tamamı için lütfen bakınız...
TÜRKİYE'DE GİZLİ SAVAŞ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum...hp?topic=345.0

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-04-2009, 00:26
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Sayın Dursun

Bizde profosyenellik zamanının tamamını devrime adamak anlamına gelir. Zikrettiginiz yıllardan daha sonraki geçen zamanda bu onura ulaşma şansım oldu. O yıllarda da ben olmasam bile devrimciligi profosyenel olarak yapan yoldaşlarımız vardı.

Elbette ben tarafım. O zaman da öyleydim, şimdi de. taraflık ezen ile ezilen arasında saf tutma açısından taraflılıktır.

O dönemleri yaşamış biri olarak kendimi her zamankinden daha haklı bulmamın en temel nedeni bu günlere tanık olmamdır. Güneş altında degişen bir şey yok.

Ama benim itirazım bunlara degildi farkındaysanız. Siz de zikretmediginize göre bu diyalog olmamış kabul edelim.

Buyrun.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-04-2009, 00:43
hamiahausa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
hamiahausa hamiahausa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 38
Standart Komünistleri CİA'nın örgütledigi ise koskoca bir yalan

Sayın Dilaver bey,
Özellikle zikretmemşsiniz dediğiniz kelimeyi başlık olarak seçiyorum.
Ancak bir üstteki başlıkta özellikle okumanızı önerdiğim bir yazı vardı.
Bu nedenle<<Komünistleri CİA'nın örgütledigi ise koskoca bir yalan..>>kısmına hiç dokunmamıştım.
Hala ısrar ediyorum.
Bu yazıyı bir okuyunuz sonra kaldığımız yerden dilediğinizce tartışabiliriz.
Lakin okumayı geçelim diyorsanız eh o vakit dediğiniz gibi bu yazışmayı hiç olmamış kabul edebiliriz.
saygı ve selamlar...
A.Dursun

http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği adres.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:24 .