|
"Pante, Gameover tam da bundan bahsetmişti zaten. Mesele senin hala "Tanrıyı terketmek" diye tarif ettiğin bir İslam'i önyargı içinde bulunman ve temelde yatan bir dini şartlanmışlık. Söyler misin bana Tanrı'yı teketmek nedir? Tanrı'nın olup olmamamsı ile ilgili değil bu soru. Sen Tanrıya inanmamayı hala "Tanrı karşısında kaybedilen bir pozisyon" veya "karşılığında Tanrı tarafından da terkedilmek" olarak görüyorsun. Bu Gameover'ın bahsettiği türden dinsel bir şartlanmışlıktır. Kızma ama bence bu konuda Gameover'dan öğreneceklerin var... "
|
Sodomo, bunun örneğini çok gördüm. Dinden kopup da Tanrıyı da reddeden ama bir süre sonra evrenin Tanrısız olamıyacağına kanaat getirip tekrar dine dönenleri.
O paragrafta kısaca geçtiğim için ne anlatmak istediğim açıkça anlaşılmamış olabilir.
İnananlar, müslümanlar peygamberle,dinle Tanrıyı özdeşleştirmişler. Muhammed yıkıldığında Tanrı'yı da siliyor kafasından. Tanrı geri geldi mi muhammed de geliyor. O nedenle, bu ikisini birbirinden ayırtmak lazım. Muhammed'siz de bir Tanrı olabileceğini düşünebilmeli insan.
Muhammed'in yanlışlarının, çelişkilerinin Tanrıyla ilgili olmadığını anlayabilmeli.
Tabi bir ateistin işine geliyor. Birisi dinden çıktığında ateist olsun istiyor. Ama bir insan için, hele de on yıllarca dini etki altında olan bir insan için ateist olmak, Tanrıyı reddetmek kolay değil. Bunu kısa bir süre içinde araştırmadan, sorgulamadan yapıyorsa eğer bil ki bu bilinçli bir seçim değildir. Psikolojik olabilir. Etkilenme olabilir. Bir süre sonra ise ters etkilerle ya da başından geçen bir olayla yeniden Tanrı inancı oluştuğunda, bu Tanrı Allah olacaktır, Muhammed ve İslam'da beraberinde gelecektir. Gameover bunun canlı örneğidir.