
21-09-2011, 12:28
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Körelmiş Organlar ve Diğerleri
Sürekli olarak insanın nasıl güzel bir tasarımın ürünü olduğundan bahsedilir. Olabilecek en güzel şekilde tasarlandığı, her şeyinin yerli yerinde olduğu ve intense daha iyisinin yapılamayacağı gibi fikirler yaratılışçılar tarafından süreki empoze edilmeye çalışılır. Peki durum gerçekte böyle midir?
Bu başlıkta, insan vücudundaki işlevsiz organları, hatalı konumlanmaları, yani evrimsel süreç içerisindeki hataları işlemeye çalışacağım. Amacım, insan vücudunun bir tasarım olamayacağı, olsa da ancak bir aptalın tasarımı olabileceğini göstermek.
Hazırsak başlayalım:
GÖZ:
Yaratılışçılar, insan gözünün olasılıksız olduğunu ve ancak bir tasarımcının elinden çıkabileceğini iddia ederler. Bakalım gerçekte de böyle mi? Öncelikle gözün yapısını incelemekte fayda var:
Şekil 1: İnsan Gözü

Şimdi de gözün arka tarafında ayrıca verilmiş olan retina yapısına daha yakından bakalım:
Şekil 2: Retina

Gözün çalışma prensibini kısaca özetleyecek olursak; Cisimden gelen ışık korneadan geçerek göz bebeğine buradan göz merceğine iletilir. Göz merceği ışığı retineya iletir buradan görme sinirlerine aktarılır ve beyindeki görme merkezinde görüntü yorumlanır. En kaba hali ile görme olayı bu şekilde gerçekleşir. Ancak burada değinmek istediğim nokta retinada ışığa duyarlı kısım olan koni(cone) ve çubuk(rod) hücreleri. Yukarıdaki şekillerde de açıkça görüldüğü gibi bu hücreler retinanın en gersinde konumlanmışlardır ve geriye doğru bakmaktadırlar. Bu hücreleri(fotoseller) beyne bağlayan sinirler ise retina yüzeyindedirler ve ışık, bu hücrelere ulaşmak için bu damar yığınından geçmek zorundadır. Bu damarların retine yüzeyinde bulunması sonucunda, gözde kör nokta adı verilen kısım meydana gelmiştir.
Ancak bu kadar olumsuzluğa rağmen, göz görme olayını başarılı bir şekilde icra eder. Bunun nedeni ise beynin ve gözün kalan kısımlarının bu hatayı telafi edecek şekilde evrilmesidir.
İsterseniz, Alman Bilim İnsanı Herrman von Helmholtz'un konu ile ilgili fikirlerine de bir göz atalım:
Eğer bir optikçi bana tüm bu kusurlarla dolu aleti satmaya çalışsaydı, kendimde, ihmalkarlığından ötürü onu sert bir dille eleştirip ürünü geri iade hakkını görürdüm. Zira göz, optik bir alette bulunabilecek her türlü kusura, hatta kendine özgü ek bir kaç kusura sahiptir. Ama tüm bu kusurların üstesinden o derece gelmiştir ki, kusurların varlığından kaynaklanan görüntü bozukluğu, (olağan aydınlatma koşulları altında) retinadaki konilerin boyutları tarafından duyuların hassaslığına konmuş olan limitleri nadiren aşar. Ama gözlemlerimizi daha farklı koşullar altında yaptığımızda derhal kromatik sapıncın, astigmatizmin, kör noktaların, damarlı gölgelerin, ortamın kusuru şeffaflığının ve saydığım diğer tüm hataların farkına varırız.
Elimden geldiği kadar konu hakkında bir şeyler yazmaya çalıştım. Konu hakkında çok fazla bilgim olmaması nedeniyle hatalarım olabilir. Bu nedenle şimdiden kusuruma bakmayın diyorum.
Bir daha ki yazımda, yine bu başlık altında "Geri Dönen Gırtlak Siniri" konusunu işlemeye çalışacağım. 20'lik Diş, Apandisit vb. organlar da yine bu başlık altında incelenecektir.
Katkıda bulunmak isteyen arkadaşların, yukarıdaki gibi açıklamaları ile birlikte istedikleri konuları bu başlık altında yazmalarından memnuniyet duyarım.
Diğer Organlar ve Yazılar:
Vas Deferens ------------(Sayfa 3)
20 Yaş Dişleri -----------(Sayfa 3)
İnsandaki Vücut Kılları --(Sayfa 3)
Körelmiş Kaslar----------(Sayfa 3)
Atların Körelmiş Parmakları---(Sayfa 7)
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
Konu istatistik tarafından (04-10-2012 Saat 13:12 ) değiştirilmiştir.
|