
11-04-2008, 00:11
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Saygideger schopentauer;
Benim yukarida yapmis oldugum tesbite bir cevap vermemissin, cevabini bekliyorum.
Ayrica daha once bahsetmistim, epistemoloji bilimi bugunun sinirini verir.Ozelligi ise siniri, sinirli tutmamaktir. O yuzden devamli yenilenir ve guncellesir.
Eger sen bu bilimin ortaya koyamadigi birseyi-ki bugun yarin mutlaka ortaya koyacaktir, cunku amaci budur- koyamadi diye:"Gordunuzmu,ben size dedim, bilim buna cevap veremiyor" gibi bir dusunceye sahipsen, rahat ol dunya ne kadar gelisirse gelissin boyle bir soru her zaman gundemde olacaktir.
Dedim ya; bakis acisidir onemli olan nakli mi akli mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

11-04-2008, 00:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Sevgili schopen,
Bilimi hiçbir şekilde güvenmememiz gerekir gibi anlatıyorsunuz. Heran, herşey değişecekmiş gibi. Ama bu yanlış. Hayat pratiklerimiz ve çoğu bilimsel denemeler çoğu şeyin değişmeyeceğini gösteriyor. Ancak geliştirilmekte olan hipotezlerin keskin şekillerde değişebileceğini görüyoruz.
Farzedelim ki bilimde herşey sürekli değişiyor. Yerçekiminin olmadığı bile bulundu. Buradan çıkaracağımız sonuç nedir ?
Bakın, bilim bile kesin değil demek ki kesin olmayan şeylerin doğru olmayacağını bilemeyiz o yüzden de Tanrı vardır mı diyeceksiniz ?
O halde, sizin inandığınız şekliyle Tanrı nasıl bu kadar kesin olabilir, bilim bile kesin değilken ?
Bilime ne kadar saldırsanız da, ona olan güveni yok etmeye çalışsanız da bu sizin Tanrınızın varlığını ispatlamaya yetmeyecektir. Ama sizi de anlayabiliyorum tabi. İnsan düşmanına saldırmadan edemiyor.
Saygılar
|

11-04-2008, 00:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
"Hayat pratiklerimiz ve çoğu bilimsel denemeler çoğu şeyin değişmeyeceğini gösteriyor." imhotep
*Ben bunun tersine inanıyorum. İlerledikçe bilmediklerimiz ve yanlış bildiklerimiz artacak.
Gene de ilerleme gerçekleşecek. Kolay olanı seçip herşeyi tanrıyla açıklama gayretinde olan tembeller de artacak ateistler her zaman azınlıkta kalacak. Çünkü bilim giderek zorlaşmaktadır ve anlaşılması da güç hale gelmektedir.
*Bir tek atom düzeyinde evrenler yaratılmakta ve çökmektedir. Eğitim kalitesini artırmak da kimsenin işine gelmemektedir.
*Sanırım Platon tipi bir ayrışmaya doğru gideceğiz. Bunun önlemenin tek yolu bilimi halka açıklamaktır, kuran kursları yerine bilim kursları açmak gerekecektir  . Aksi takdirde bilimi bilmeden felsefesini yapmaya çalışanlarla daha sık karşılaşacağız.
*Selamlar.
|

11-04-2008, 06:24
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
schopenhauer;
Yanlışlaabilirlik ilkesi pek umurumda olmadığı gibi pek de önemli bir şey değil. Dahası bu zoraki konmuş sözde muhalif ilke senin sandığın gibi bilime karşı değil onun lehine işler. Nasıl mı? Örneğin bilimsel bir teori belli deney ve gözlemlerle sınanırken içine yanlışlanabilir özellikte olmasını da kattığımız halde doğrulanırsa teori de ispatlanmış olur. Yerçekimi yoktur desen de ölçtüğümüzde varolduğu görülür ki bu da yerçekimi teorisini yerçekimi kanunu yapacak kadar istisnasız kılar. Demek ki neymiş? Yanlışlanabilir olan bir düşüncenin doğrulanabilmesi bilimin lehineymiş, Din in değil.
Şimdi bu yanlışlanabilirliği sıkıyorsa dini düşünceye uygulayınız. Yaratıcı yoktur. Buyrun olduğunu somut olarak gösterin. Bilim inanç olmadığından böylesi sağlama girişimlerinden hiç etkilenmez çünkü gerçektir sağlamasını tersten yapabilirsiniz. Ama kolaysa aynı şeyi Din e uygulayınız. Demek ki neymiş? Din uyduruk olduğundan yanlışlaabilir ilkesi ona uygulandığı anda yokoluyorken,bilim yanlışlanabilirliğine karşın doğrulanabildiği için gerçeğe ulaşabiliyor böylece Mars a uydu gönderebiliyormuşuz. Yani aslında uygulamada yanlışlanabilirliğin bilime kötü bir etkisi olmamış onu pekiştirmiş.
Gelelim kargaların siyah olduğuna emin olup olmamama. Kargalar siyah olduğu sürece ve çevresel faktörler değişip adaptasyonları değişmediği sürece de kargaların siyah olduğuna eminim bilimsel açıdan. Hatta bilimsel açıdann neden siyah olduklarını da anlatabilir,daha da ileri gidip siyah ın ne olduğundan ve neden siyah göründüğünden emin bir şekilde bahsedebilirim. Peki ya siz siyahın ne olduğu noktasında bilimin dışında bir anlayışa sahip misiniz? Siyah siyahtır çünkü mü? Öyle yaratılmıştır mı? Ne yani? Kargalar hakkında herhangi bir bilgiye sahip ya da emin misiniz? Yoksa belki beyaz karga da vardır diye beyaz karga duası ederek bilimin alanından daha ileri mi gitmiş olacaksınız? Oldukça komikmiş. Bilim kargaların siyah olma kanunu diye bir kanun koymamıştır. Din gibi metinde ne yazıyorsa dua gibi onu tekrarlamaz onu yaratan koşullara ve dinamizmine bakar. Emin olduğunm bir nokta da beyaz kargayı da ilkin bilim bulacaktır dua değil,kutsal kitap da değil. Hatta genetik yollarla beyaz karga da üretebilir yeter ki sen iste. Ama sen olayı karganın renk olasılığı açısından ya değişirse ye bağlyıp bilimi din,din i özgür düşünce zanneden mide vasıtasıyla sözde düşünme eylemine girişirsen bunun anlamı dogmatizmin tekrardan kutsanmasıdır başka bir şey değil. Yani dini olarak sırf öyle olmasın diye kırbaç yoluyla siyah kargaya beyaz dedirtip; "haklı çıkayım da önemli olan yalana yanlışa hak tanımak olsun anlayışını zorla empoze etmek bunun anlamı.
Bu noktada kendi kendini çürüttüğün için Popper vasıtasıyla tebrik ederim. Önemsediğim bir şahsiyet değildi oysaki. Duygusal tepki gösterdiğim de sizin kuruntunuz son derece elitist bir popülist bir aristokrat olduğundan sevmediğim biridir o kadar.
Bir de şu Popper örneği vasıtasıyla saçma bir noktayı açıklamak gerekir. Dindarlar bilim konusunda konuşunca komik olurlar siz de buna dahilsiniz schopenhauer. Yanlışlanabilirlik ilkesi bilimsel bir hipotez,teori ve sonrasında kanun olmuş bir şey değildir,sadece bir öneri ya da eleştiri olarak görülebilir yani çürütmeye lüzum yoktur. Bilim olmadığından böyle bir şey de yoktur. Kelime oyunudur, dil paradoks udur.
Yani kendi kendisi ile çelişir; eğer bunu irdelersek.
Nasıl mı?
1.Önce bir doğrulanabilirlik ilkesi atalım ortaya madem yanlışlanabilirlik oluyorsa madem.
Bir düşüncenin pratiğe uygulanabilir ve bilimsel nitelik kazanabilmesi için tekrar tekrar denenebilmesi ve aynı sonuca ulaşması yani doğrulanabilir olması gerekir. Doğrulanamayan bir fikir ne fikir olarak tanımlanabilir ne de gerçeklerle eşleşmediğinden bilim olarak nitelenebilir tamaman tesadüfi bir disiplinsizlik ve boş laf olmak zorunda kalır. Demek ki bilimden bahsedebilmek için onun doğrulanabilir olması *şarttır kesinlikle.
2.Yanlışlanabilirlik ilkesi herhangi bir olgunun doğrulanabilir oluşuna imkan tanımamaktadır. İlle de yanlışlanabilir olması gerektiğini öne sürmekte, sürekli doğrulanır olmasını reddetmekte ve hatta doğrulanabilmeyi bağnazlık olarak nitelemekte, böylece katı bir agnostisizizm lehine olmayan her sonucu reddederek kendi reddedici dogması içinde sıkışıp kalmaktadır. Dolayısıyla da bir dindar ın buna yaslanarak bilimi eleştirmesi gülünç *olmakta çünkü hem inanca uygulandığında da aynı sonucu üstelik hiç doğrulanmadan verdiği halde,bir de bilimi bilim olmaktan çıkarıp doğrulandığı için bağnaz ilan ederek iyice saçma bir kısır döngüye düşmektedir. Bu saçma anlayışı da sadece bilim karşıtları değerli kılabilir o nedenle, tabi kendi inançlarını bundan muaf tutmak şartıyla.
3. Ayrıca yanlışlanabilirlik ilkesi, kendi kendisine uygulandığında da yine kendiyle çelişir çünkü kendi kuramı açısından kendini yanlışlanamaz ilan ederek en katı bağnazlığa ve paradoksa dönüşür ki bu da onun en tutarsız ilke olmasına neden olur önermesinin ana fikri dolayısıyla. Yani yanlışlanabilirlik yanlışlanamamaktadır salt redde dayandığından ve bundan ötürü de aslında içi boş bir söylem olarak kalmaya mahkumdur bilim eleştirisi alanında.
Demek ki birazcık kafa çalıştırmak bile Popper şovenizmini çürütmeye yeter. Kendisini abartarak sunanlar genelde düşünmekten pek hoşlanmayan çevrelerden çıkar.
|

12-04-2008, 12:47
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Değerli Evrensel İnsan,
Diyorsun ki, Iki *turlu *felsefe-dunya *gorusu *vardir.
*
NAKLI-yaratilissal,dogaustu,dunyaotesi.
AKLI-beseri,dunyevi,idraki.
*
Gerisi *teferruat.
*
Secim *sizin..
Diyorum ki, Varoluşumuzu iki temel algı düzleminde formüle edişin, senin gibi yazılarında uzun uzun felsefi çözümlemelerini okuduğumuz biri için biraz basit kaçmadı mı? Gerisi “teferruat” demişsin, belki de senin teferreuat dediğin şeyler yüzünden ateistsiniz şimdi. Oysa teferruat analizini de görmek isterdik. Yorumumu bu şekilde daha sağlıklı bir zemine oturtabilirim.
Şimdi diğer arkadaşlar içinde genel bir cevap vermek istiyorum. Özellikle Chaos siz daha bir dikkatli okuyun.
Lafa öncelikle çok iddialı bir girişle başlıyorum. Biliyorum bu başlangıç sırada izlenmek için bekleyen filmlerimi biraz daha öteleyecek ama histerik bir ruh hali içerisinde bana yazdıklarınız arasında öyle açmazlarınız var ki… inanın bunun için kitap yazılır. Kısaca özetlemeye çalışırsam…
Eğer Allah ispatlanamazsa, evrim de ispatlanamaz. Bizi aptal mı sanıyorsunuz? Yıllardır Latince etimolojik-olarak-değersiz bilim zırvalarıyla bizi cahil yerine koymaya çalıştığınız yetti artık. Bana söz oyunu yapmayın arkadaşım, ispat getirin, hemen şimdi…
Biz Allah vardır diyoruz, kanıt diyorsunuz. Yahu bre arkadaşım senin ne kanıtın var? Evrim için kanıtlar istediğimizde bize öneriğniz 8-10 kanıt var (eğer kanıt denirse bunlara). Bu sözümona kanıtların hepsi ya evrimci biyologların kendi içinde bile tartışmalı, ya sahtekarlığı sonradan kanıtlanmış (Piltdown adamı, Java Adamı) ya da materyalist önkabulden ibaret birer faraziyelerdir. Biberli kelebeklerdeki ağaç gövdelerine konduğu yalanı doğal seçilimin kanıtıdır. Heackeal'ın sahte embriyolarında atalarımızdan kalma solungaçlarımız vardır.Ağaçtan çok çalıya benzeyen hayat ağacı, tüm boşluklarına rağmen atmasyonlarla doldurulur ve doğa tarihi müzelerinin başköşelerini süsler.Sakat meyva sinekleri yararlı mutasyonlara kanıt diye yutturulmaya çabalanır.Maymun-insan kafatası, birleştirilerek oluşturulan sahte fosiller 30 yıl bilim literatürünü süsler. Bu mu sizin kanıtınız? Bir de bilimciyim diyorsun. Bu mu senin bilim anlayışın? Önkabullerle hareket et, kilise papazlarının sömürüsünden şikayet et sonra onların cüppelerini seküler-dogmatist-natüralist-materyalist armalarla sen giy, ve insanları sözde biliminle aptal yerine koy, ve evrimci sahtekarlıklardan medet um. Yok ya! Sen bizi ne sanıyorsun? Bizden Allah’ın kanıtını iste, sonrada biz senden evrimin kanıtını istediğimizde otomatiğe bağlanmış plak gibi hala Miller deneyinden, doğal seçilimden, doğaya uyum sağlayıcı mutasyonlardan falan bahset. Bir de adına bilim adamı de.
Gerçi Dilaver kızacak ama kusura bakma dilaver yazmak zorundayım, Bakın Türkiye’nin sayılı evrimci biyologlarından Prof. Ali Demirsoy ne diyor:
"Sitokrom-C'nin belli bir aminoasit dizilimini sağlamak, bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır (maymunun rastgele tuşlara bastığını kabul ederek). " (Prof. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Ankara: Meteksan Yayınları, 1984, s. 61.)
"Özünde bir Sitokrom-C'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır.
”Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır.” (Prof. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, s. 61.)”
Şimdi bir maymun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazabilir mi? Üstelik yazsa bu sayede olacak olan şempanzelerle insanın evrimsel akrabalığı değil, sadece sitokrom-c’nin belirli bir aminoasit diziliminin sağlanması.. Şimdi Demirsoy bilmiyor, siz biliyorsunuz öyle mi? Bu mu sizin evrim kanıtınız? Bir de biz Müslümanlara dogmatik dersiniz. Asıl sizin yaptığınız dogmatizmin daniskasıdır. Evrim için sıfır kanıtınız var. Evrimi eşeledikçe batıyorsunuz. Evrimteorisi.org’u işi bilen arkadaşlar lütfen bir incelesin. Bu site yayın hayatını nasıl sürdürebiliyor anlamak mümkün değil. Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Yani tam natüralizm-materyalizm bataklığında boğulmuşlar. *
Bizim yerli bilimciler bir de atalarından, kültürlerinden utanırlar. Oysa bilmezler ki, yakın dönemlere kadar Müslüman filozof ve bilim adamı İbni sina’nın adı Tıp sözcüğüyle eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Cabir Bin hayyan demek kimya demektir. Bugün bilim de kullandığınız bir çok sözcüğün kökenini araştırdınız mı? Amatör biyolog darwin’den ve avenelerinden fırsat mı kaldı ki? Alchemy (Kimya), Alkali (Al-Kali), Algebra (El-Cebr). Bunları bilmezsiniz tabi.
Pascal’ın olasılık hesaplamalarında kullandığı üçgen teorisini ilk olarak el-Kerhi ortaya atmıştır. *İbnul-Benna ve Kalasadi gibi Müslüman matematikçiler ilk defa bugün kullandığımız temel matematiksel ve cebirsel işaretler ve sembolleri icad etmişlerdir. Ömer Hayyamın üçüncü dereceden denklemleri çözmek için kullandığı yöntem, Descartesın geometride kullandığı yöntemin aynısıydı.
Laplace’in gezegen ölçüleri Uluğ beyin Zicinden alınmadır. Kopernik, bizzat kendisi birçok Müslüman bilim adamının eserlerinden faydalandığını itiraf etmiştir. İlk defa Biruni ve El-Sizci dünyanın döndüğünü ve yerçekimi bulunduğunu ortaya atan Müslüman bilim adamlarıdır. Faraday ve Maxvell’e ait olduğunu düşündüğümüz manyetik ekim gücü ilkolarak İbniğ Rüşd’de görülür. Einstein’in izafiyetiyle Kindi’nin görüşleri arasındaki benzerlik dikkatlerden kaçmaz.
Müzikte ilk olarak notaları Farabi, stenograf harfleri ise İbni sina kullanır. Logaritmayı Farabi’ye mal edenler mevcuttur.
Şimdi bu kadar öcüleştirdiğiniz bu din nasıl bir dindir ki, dünyanın hizmetine tahminlerin ötesinde hizmetleri olmuştur?
Bilim ve din birbirinden tamamen ayrıdır ve tamamen ayrılmazdır. Tamamen ayrıdır çünkü biri "nasıl?" ile ilgilenir. Diğeri "niçin?" ile. Bilim, bir cinayeti tabancadaki barutun sıkışıp alevlenerek mermiyi itmesi şeklinde açıklar, din ise "bu tetiği birinin çektiğini ve çekerken bir amacının bulunduğunu" söyler. Sözgelimi deprem, bilim için yeraltı tabakalarında biriken enerjinin ortaya çıkışıdır. Din, buna karşı çıkmaz. Bu bir oluş şeklidir ve sebebidir ama bunda bir amaç arar,asıl sebep, irade nerededir, nedir?. Bilim, "ben nasıl olduğuyla ilgilenirim, bunun ötesine de karışmam !" diyebilse din-bilim çatışması ortaya çıkmayacak. Ama öyle demiyor... Amaçsızdır, irade yoktur, tesadüftür, en fazla tabiattır, diyor.
Evrim teorisi işin "nasıl"ını açıklamaya çalışan bir teoridir. Akıllı tasarım teorisi de öyle. Evrim, haddini aşarak, işin "niçin"ine de cevap vermeye kalkmış, tetiğin kendi kendine çekildiğini, tesadüfen patladığını, mutasyonlar sonucu barut, silah ve merminin oluşarak cinayeti işlediklerini söylemiştir. Bu konuda akıllı tasarımın yaptığı ise silahın, merminin ve barutun hiç de basite indirgenemeyecek yapılar olduğunu göstermekten ibaret.
Bilim yağmurun nasıl oluştuğunu açıklar. Bu oluş şekli tonlarca su buharının rüzgara bindirilip muhtaç bitki ve hayvanlara sevkedilmesinde görünen merhameti ortadan kaldırmaz. O zaman her bir yağmur tanesine bir meleğin eşlik etmesindeki güzelliği anlarsınız. Ve Hz. Peygamberin yaptığı gibi bağrınızı yağmura açıp o merhamet tecellisini göğsünüzde hissedersiniz.
Nasıl ve niçin birbirinden çok ayrıdır ve aslında yapışıktır.
Bilimin kurucuları Müslümanlardır. Farabi, İbn-i Sina, Harezmi, ve yüzlerce bilim adamını araştırmaya sevkeden, indükleyen, heyecan veren dindir. Astronominin, trigonometrinin, fiziğin, tıbbın temellerini onlar attılar. Onları buna sevkeden Yaratıcıyı daha yakından tanıma tutkusuydu. Aynı Mısırlıların, Azteklerin binlerce yıl önce yaptıkları gibi. İddialı bir sloganla bitireyim:
"Din olmasaydı bilim olmazdı..."
* *
Saygılar[i]
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

12-04-2008, 15:14
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
schopenhauer";p="´isimli üyeden Alıntı
Bizim yerli bilimciler bir de atalarından, kültürlerinden utanırlar.
|
Sevgili şopen,
Koca yazının içinde alıntıdaki duyguyu yalanlayacak, boşa çıkaracak bir isim göremedim. "Yerli" sözcüğüyle Müslüman Arapları yada Moğolları kastediyorsan sözüm yok!
Söylediğin ve yazdığın şeyler üzerinde iyice bir düşünmeni tavsiye ediyorum sana...
Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
|

12-04-2008, 19:09
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Sevgili Thunder,
Ben yerlilik sözkonusu olduğunda sadece ırksal benzeşimleri aramam. Irk aidiyetlerden sadece biridir. Oysa benim başka milletten birini (i.e. Araplar) yerli saymamı benim adıma mümkün kılacak dinsel, örfi, ve kültürel bağlarım var. Her ne kadar aksini iddia etsen de senin de var. Benim yok diyorsan babanın var. Hiç olmazsa aynı bölgenin insanlarıyız. Chelsea-Fenerbahçe maçında Arap spikerin Fener'in gollerinden sonra nasıl kendinden geçtiğini görmeni isterdim. Üstelik listemdekiler hepsi Arap değil. Yoksa İbn-i Sina'yı da mı Arap yaptın? Ya Biruniyi? Ya ULuğ Bey'i? Eğer hepsi Türk olsun diyorsan ona da bakarız:
Ali KUşçu, Abdulhamid İbn-i Türk, Harizmi, Sabit Bin Kurra, Ebül Vefa, Kadızade Rumi, Takiyuddin, Katip Çelebi, Akşemseddin...
Selamlar
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

12-04-2008, 20:01
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Güzel çalım! ("Kıvırma" demeye dilim varmadı *  ) Ama maç bitti, herkes duşta şopen...
Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
|

12-04-2008, 23:20
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
İbn-i Sina'yı, Farabi'yi hala İslam alimi diye niteleyen zihniyete hayranım doğrusu. Adamların bir tane eserleri basılmaz ahirete ve kadere inanmadıkları için. Hatta kafirlikle suçlanırlar ama iş bilim konusuna geldi mi onlardan müslümanı yoktur.
Ah şu müminlerin faydacı bakış açıları...
|

13-04-2008, 04:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
|
|
Re: Bilim Yobazlığı!
Hakket schopen imhotep doğru yazmış, bunlar Mutezile ekolünün adamları, Chaos'tan daha materyalist oldukları kesin.
*Yazın çok güzeldi chaos.
*Schopen önümüzdeki hafta Ali Demirsoy'a hocam siz bu sitokram-c ile ne demek istediniz diye de sorduracağım, *burayada asacağım, ne derse desin. İnşallah unutmam.
*Selamlar.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:34 .
|