Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 01-04-2010, 12:44
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart Kuran, Kardeş Katli ve Karga - Kuran'ın Yahudilikten Devraldıklarına İlginç Bir Örnek

1810-1874 yıllarında yaşayan Yahudi asıllı Abraham Geiger'in, "Was hat Mohammed aus dem Judenthume aufgenommen?" (Muhammed, Yahudilikten Neleri Devraldı?) adlı eseri, Kuran'ın Yahudi geleneğinden iktibas ettiklerini tespit ve teşhir eden önemli çalışmalardan biri.

Zamanının Prusya Kraliyeti Ren Üniversitesi ödülüne layık görülen bu eserin orijinal baskısının tamamını internetten okuyabiliyoruz. => tıkla

Bu eserde gözüme çarpan oldukça ilginç bir örneği (Sayfa 103-105) kendimce yorumlayarak ve geliştirerek ele almak istiyorum. Örnek, (üç monoteist dinin iddiasına göre) ilk insan Adem'in oğulları Habil ile Kabil arasındaki kardeş katli ve akabinde cesed defninin bir karga aracılığıyla insanlara öğretilmesi hikayeleriyle ilgili.



1. Kuran'daki Anlam Kopukluğu


Habil ile Kabil'in hikayesi Tevrat'ın Yaratılış 4 / 1-16 bölümünde geçiyor. Aynı hikayeyi Kuran, farklı bir versiyonla ve oğulların ismini anmadan, Maide Suresi'nin 27-31. ayetlerinde anlatıyor.



İlginç olan, Kuran'daki bu anlatımla hemen bu anlatımı takip eden Maide/32 ayeti arasındaki anlam kopukluğu:
  • Maide/31
    Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim" dedi ve ettiğine yananlardan oldu.
  • Maide/32
    İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
(Bu arada: Bu ayet, İslam'ın insan hayatına ne kadar önem verdiğini göstermek için sıkça dile getirilir. Oysa hem ayette bir kavim -İsrailoğulları- eleştiriliyor, hem de bir sonraki ayeti okuyunca, insan hayatına verilen değerin göreceliği anlaşılıyor.)

Burada ilginç olan, Maide/32'nin "Min ecli zâlike" (bundan dolayı, işte bu yüzden, bu sebeple) ifadesiyle başlaması.

Bir önceki ayette anlatılan karga ve defin meselesinin, bir insanı öldürenin tüm insanlığı öldürmüş gibi olması ile hiçbir anlamsal ilgisi yok ki, 32. ayet ''İşte bu yüzden'' diye başlasın. Hangi ifade burada 32. ayette anlatılana sebep olarak gösteriliyor, belli değil.

Üstelik Sure'deki 31'den önce gelen ayetlerden de böyle bir ilişki çıkartamıyoruz. Maide Suresi'nde önce muhtelif konulara değiniliyor, 20. ayetten itibaren Peygamber Musa'dan ve Musa'nın kavmi ile yaşadığı sıkıntılardan bahsediliyor, 27. ayetten itibaren Adem'in bir oğlunun diğerini öldürmesi anlatılıyor. 31. ayet'te karga vasıtasıyla kardeş katiline cesedi ne yapacağının gösterildiği söyleniliyor. Ondan sonra birden bire ''işte bu yüzden'' diyerek, İsrailoğulları'na bir insanı öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olduğunun bildirildiğinden bahsediliyor.


2. Ayetteki Kayıp Halka

Bir insanı öldürenin bütün insanları öldürmüş, bir insanı kurtaranın ise bütün insanları kurtarmış gibi olduğu Yahudiliğin ana hukuk kaynaklarından olan Mişna'da geçiyor. Mişna, Yahudi inancına göre Tevrat'la birlikte kendilerine verilmiş, asırlar boyunca sahih raviler vasıtasıyla muhafaza edilmiş ve sonraları yazılı kayda geçilmiş. Bu inancın doğruluğundan bağımsız olarak, Mişna metninin her halükarda en geç 220 yılı civarında şu anki haliyle yazılı olarak bulunduğu kesin bilgilerden. Yani Mişna'nın şu anki metni her halükarda Kuran'dan dört-beş asır öncesine dayanıyor.
Mişna: Sanhedrin / 4:5'ten:
Kain hakkında, "kardeşinin kanları sesleniyor", yazılmıştır (Tevrat, Yaratılış 4 / 10). "Kardeşinin kanı" değil, "kanları" yazıyor. Kastedilen kardeşinin ve onun (doğamayan) neslinin kanlarıdır. (...) Bu yüzden, insan tekil yaratılmıştır ki, İsrail'in bir canını yok edenin tüm dünyayı yok etmiş, İsrail'in bir canını kurtaranın ise tüm dünyayı kurtarmış gibi olduğu bilinsin.
(bkz: İngilizcesi)

Görüldüğü gibi,
(1) Mişna metninde ''bir can = tüm dünya'' ifadesi geçiyor
(2) Bu ifade için bir sebep veriliyor
(3) Ve bu sebep de, Tevrat'taki Habil ile Kabil hikayesini anlatan cümlede ''kanlar'' geçmesi olarak gösteriliyor.

Kuran'da ise, aynı Yahudi kaynakları bağlamında olduğu gibi Habil ile Kabil'in hikayesi anlatılıyor ve yine bu bağlamda ''bir can = tüm dünya'' denklemi kuruluyor. Fakat bu denklem -ayet ''işte bu yüzden'' diye başladığı halde- herhangi bir sebebe dayandırılmıyor. ''İşte bu yüzden'' ifadesi tamamen havada kalmış durumda.


3. Genel Değerlendirme

- Maide/27-31'de anlatılan kardeş katli hikayesi Tevrat, Yaratılış 4 / 1-16 yer alıyor.

- Maide/31'deki karga hikayesi 800'lü yıllarda yazılı kayda geçen, ama çok öncelerinin Yahudi sözlü rivayetlerini derleyen Pirke De-Rabbi Eliezer'de geçiyor. Fakat bu kaynakta, karga cesedin napılacağını kardeş katili Kabil'e değil, babası Adem'e gösteriyor. (bkz.)

- Maide/32'deki ''bir can = tüm dünya'' denklemi, yine Yahudi kaynaklarından olan Mişna/4:5'te ifade ediliyor.

- Üstelik Mişna'da bu denklem için Tevrat'taki Habil-Kabil kıssasında geçen ''kanlar'' ifadesi sebep gösteriliyor. Oysa Kuran, bu denklemi aynı bağlamda kurduğu ve ayete ''işte bu yüzden'' diye başladığı halde, herhangi bir sebep vermiyor. ''İşte bu yüzden'' ifadesi tamamen ilintisiz bir şekilde ayetin başında duruyor.

Tüm bunlar, Muhammed'in farklı fırsatlarda çevresindeki Yahudilerden dinlediği Yahudi kıssalarını, kendisine anlatıldığı ve aklında kaldığı kadarı ile, bir şekilde bir araya getirerek taraftarlarına (''vahiy'' kılıfıyla) anlattığını muhtemel kılmakta.



4. Müslüman Savunmaları

Bu durum islam tefsircilerin de gözünden kaçacak değildi elbette:
  • Rivayete göre Medine yahudileri Hz. Peygamber'i ve sahabeden bazılarını öldürmek için tuzak peşindelerdi. Bu sebeple yüce Allah onlara adam öldürmenin ne kadar büyük bir cinayet olduğunu göstermek için Hz. Âdem'in iki oğlunun kıssasını anlattıktan sonra onların kutsal kitaplarında da haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek; bir canı kurtarmanın da bütün insanlığı kurtarmak gibi olduğunun yazılı bulunduğunu haber vermiştir. Bu talimat elimizdeki Kitâb-ı Mukaddes'te yer almamakta fakat Mişna'da (Sanhedrin, IV/5), "İsrail'den tek bir kişiyi öldürenin bütün ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacağı ve İsrail'den tek bir kişiyi koruyanın Allah'ın kitabına göre bütün dünyayı korumuş sayılacağı şeklinde bir ibare bulunmaktadır.

    Yüce Allah gerek İslâm'da gerekse İslâm'dan önceki ilâhî dinlerde insan hayatının kutsal olduğunu bildirmiş, bu sebeple bir canı korumayı bütün insanlığı korumak kadar üstün bir fazilet saymış; bir cana kıymayı da bütün insanları öldürmek kadar büyük bir cinayet olarak değerlendirmiştir.

    Kur’an Yolu – Türkçe Meâl ve Tefsir, (Heyet: Hayrettin Karaman, Mustafa Çağırıcı, İ. Kafi Dönmez, Sadrettin Gümüş), Maide/32

Yani bu açıklamaya göre, ''işte bu sebeple'' ifadesinin açıklaması şu oluyormuş: Allah, insan öldürmenin ne denli vahim birşey olduğunu izah etmek için, önce Adem'in oğullarını anlatıyor. Ondan sonra ''işte bu yüzden bir canı alan tüm dünyayı öldürmüş gibi olur'' diyor.

Açıklamayı bu şekliyle alsak bile hiç de makul değil ''işte bu yüzden'' ifadesinin bu amaçla kullanılmış olması.

Üstelik, bu açıklama göz önündeki bağlamı çarpıtmakta. 32. ayet tam olarak ''bir insanı öldürenin tüm dünyayı öldürmüş gibi olduğunun'' İsrailoğulları'na vahyedildiğini söylüyor.

Sure'de Adem'in bir oğlunun diğerini öldürmesi konu ediliyor, sonra karganın cesedi napacağını gösterdiği anlatılıyor. Hemen ardından da ''işte bu sebeple, biz İsrailoğulları'na bir insan öldüren tüm dünyayı öldürmüş gibidir, demiştik'' deniliyor!

Ne yaparsak yapalım, buradaki ''işte bu sebeple'' ifadesinin makul bir yere oturduğunu söylemek pek mümkün gözükmüyor.

Ayetteki ''işte bu yüzden'' (veya ''bundan dolayı'') ifadesi zaten müfessirlere epey bir sıkıntı yaratmış.

Bir örnek:

  • Allah'ın "Bundan dolayıdır ki" sözü, "Yaptığın şey sebebiyle..." demektir.

    Buna göre şayet, mânanın böyle olması halinde şu iki soru sorulabilir:
    a) yani "Habil ve Kabil kıssası ile ilgili geçen şeylerden dolayı, İsrâilogullana kısası farz kıldık" demek olur ki bu müşkildir. Çünkü Kabil ve Habil hadisesi ile, İsrâiloğullarına kısasın farz kılınması arasında bir ilgi ve münasebet yoktur?

    b) "Kısas, bütün ümmetler için sabit olmuş bir hükümdür. Binâenaleyh bu hükmün İsrâilogullanna mahsus olduğunu bilhassa söylemenin faydası nedir?"

    Birinci soruya iki şekilde cevap verilmiştir:
    1) Hasan el-Basrî: "Bu öldürme hadisesi, İsrailoğulları içinde vuku bulmuştur, Hz. Adem'in oğulları arasında cereyan etmemiştir" demiştir. Biz bu hususu daha önce belirtmiştik.

    2) Bu öldürme işinin, Hz. Âdem'in kendi oğulları arasında olduğunu kabul ediyoruz. Fakat âyetteki, "Bundan dolayıdır ki..." ifâdesi, Habil ve Kabil kıssasına işaret etmemekte, aksine bu hadisede bahsedilen ve haram olan öldürme sebebi ile meydana gelen çeşitli zararlara işaret etmektedir. Mesela bu işaretlerden birisi, "Bu yüzden hüsrana uğrayanlardan olmuştu" ifadesidir. Birisi de "Artık o, pişman olanlardan olmuştu" ifadesidir. Binâenaleyh "Bu yüzden hüsrana uğrayanlardan olmuştu" âyeti, Kabil'in hem dinî hem de dünyevî bakımdan hüsrana (zarar-ziyana) uğradığına; "Artık o, pişman olanlardan olmuştu'' cümlesi de onun kalbinde, kesinlikle savuşturamayacağı birçok pişmanlık ve üzüntünün doğduğuna işarettir. Buna göre âyetteki "Bundan dolayıdır ki İsrâloğullanna hükmettik ki..." buyruğu, "Bu kıssada zikrettiğimiz haksız yere adam öldürme gibi çeşitli zararlara yol açan şeyler sebebi ile, katile kısas uygulanması hükmünü verdik" manasınadır. İşte bu, bu hususta en güzel cevaptır. Allah en iyi bilendir.

    Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Maide/32

Bu ve bu gibi izah teşebbüslerini tatmin edici bulup bulmamak en nihayetinde kişinin kendi tercihine kalıyor galiba. Ama burada bir sıkıntı olduğunu, ''bundan dolayı'' ifadesinin nereye ilinti kurduğunun açıkça anlaşılmadığı inkar edilemez.

Oysa, ayetin asıl kaynağı olan Mişna'daki açıklamayı bu iki ayetin arasına koyunca, ''bundan dolayı'' ifadesi tabir yerindeyse cuk diye oturuyor. Belli ki, Muhammed dinlediği muhtelif Yahudi rivayetlerini kendince bir araya getirmiş ve buradaki ara halkaya ya ulaşamamış ya da unutmuş.

saygılarımla

Konu ulpian tarafından (02-04-2010 Saat 18:10 ) değiştirilmiştir. Sebep: resim linki yenilendi
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Etiket
adem, habil, habil ve kabil, havva, kabil, kain, kardeş katli, kayin, kayn, kuran'da anlam kopukluğu, kuran'ın devraldıkları, kuran'ın kökenleri, İslam ve yahudilik


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İnsan'ın soyu bir kardeş katilinden mi geliyor ? aldostu İslam 5 18-06-2016 00:36
Evrime bir örnek emil Evrim 11 04-10-2009 10:52
Karaladıklarımdan bir kaç örnek mağripli Edebiyat 1 31-07-2008 12:33
Örnek İnsan Mevlana pante İslam 58 20-10-2007 16:56

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:40 .