Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Özgür Düşünce Platformu

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 20-01-2011, 21:25
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Zaten konu numenal olunca, neyin ne oldugunun sudur temelli kesin bir aciklamasi olamaz. Ben sana o yuzden bu baslikta, akil ve dusunce farkini aciklamaya calistim.

Yalniz surasi onemlidir. Dudunce, bilinc, farkindalik, akil, duygu, his v.s. sadece kavram ile ortaya konur.

Bir kisinin, algi, gozlem,bilinc, dusunce v.s. temelli numenal icerigi de, ancak onun dile getirdiginden degerlendirilir.

Bu temelde, benim acimdan; bilincsiz kimse yoktur. Yalniz, bilinc farki olarak ve farkin farkina varma olarak, algi ve sorun gozlem duzeyi vardir. Bu da sadece sorunu gorenin algisina paraleldir.

Bunu bir cesit, ogrenmek ile bilmek ve aciklayabilmek temelindfe de ele alabiliriz.

Benim bilinci ele alisim ise, tamamen sorunsal temeldedir. Mesela, bir ateist; teizmin sorununun bilincine varmis ki, ateist olmus. Bu da bize teizm duzeyi bir bilincin, ateist olamayacagini gosterir. Cunku ateist, teist duzey bilincin sorununu algilayarak, teizmi birakmis ve teizmin sorunsal bilincine varmistir. Yoksa ateist olamaz.

Ben bunlari, cogu mesajlarimda aciklamistim.

Bu temelde, dusunce, farkindalik, bilinc v.s. ancak ortada bir sorun var ise, duzeyini degistirebilir. Yani bilinc duzeyinden, bilincine varmis duzeyine erisir.

Eger bulundugu duzeyde, zaten; mutlu, huzurlu v.s. olarak sorun algilamiyorsa, o bilinc duzeyini asmasi icinde bir neden yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 20-01-2011, 21:54
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger dusungen;

Örneğin Sevgili evrensel insanın proplem olarak gördüğü doğal düşünce sorunu evrensel insanın beyninde oluşmuş bir sorundur ve kaynağını kendi sinir sisteminden alır. Oysa doğal düşünce adı üzerinde son derece doğal bir düşüncedir, varoluşun düşüncesidir, katıksız... Ne var ki evrensel insanın düşünceside varoluşun düşüncesidir işte rekabet denilen şey bu...-dusungen-

Ben herseye once gozlem ile baslar, sonra o gozlemin sorunsali uzerine dusunce uretirim. Dolayisiyle, sorun; benim beynimde degil, algi, bilinc, birikim, bilgi, ve insansal zihniyete bakis acimin temelinde olusur. Zaten bu dogal oldugu icin, dogal dusuncedir, ama; insansal degildir. Benim dusuncem varolus dusuncesi degil; epistemolojinin yapilandirmaci dusuncesidir.

Bu dusunceye gore, hersey insanoglu monologu eliyle, adina, ait ve icin yapilandirilmistir. Inancta, gercekte, dogruda, bilgi de, bilide, felsefede, dilde ve akla gelen algilanan ne varsa hepsi de dahil.

Insanoglunun disinda yansiyan bir fenomenin oldugunun, ne oldugu, anlami, icerigi, adi, tanimi, tarifi v.s. her turlu bilgisi insanogluna aittir, buna insanoglunun kendi fenomeni de dahil.

Oyuzden konu var olus degil; VARIN (Yansiyanin algi isareti) YAPILANDIRILMISLIGIDIR (oldurulmuslugu).

Iste numenal olarak insanoglunu insanlastirmayan sorun da, bu yapilandirilmisliktir.

Bu yapidan kokten arinilmadan, sorun da devam edecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 21-01-2011, 05:41
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Düşüngen´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aynı şekilde evrende işleyen süreç bize sorun olarak yansıyabilir oysa bu sorun sadece bizim sorunumuzdur varoluşun değil. Bizlerde bir benlik taşıdığımız için yargılarımızı çıkarlarımız doğrultusunda belirleriz. Dolayısı ile çıkarımıza uymayan tatmin sağlamayan her olguyu sorun olarak görürüz.
sevgili düşüngen. söylediklerine katılıyorum..

bir tarafta varoluş/evren var diğer tarafta buna anlam, değer, kılıf biçen insanoğlu..

varoluşun kendi iç dinamikleri yani bir işleyiş süreci var.. bu süreç işlerken "-insanoğlu benim hakkımda nasıl şeyler düşünüyor, benim arkamdan ileri geri konuşuyormu" diye bir kaygısı yok.. yani bizi tınlamıyor, o bildiğini okuyor..

biz insanoğlu da bu sürecin böyle işlemesinden dolayı rahatsızız..

daha mutlu ve keyifli bir yaşam süreci olabilir diyoruz..

varolan mücadele ve kaos hiç bir zaman bitmeyecektir zaten..

ama hiç olmazsa bu insandan öte olan soyut kavramlar için (inanç, milli kimlik, ahlak vs) yapılan kavga döğüş azalsın ve bitsin..

bu arada telefon faturasını senin adrese kaktırmayı düşünüyorum çünkü sevgili e.i varyemez amca gibi duruyor..


Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 21-01-2011, 05:52
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger paslicivi;

Mesela, insanoglunun kendisinin rtaya attigi ve uzerinde 8000 yildir tartismakta oldugu, metafizigin, ontolojik ve teolojik varlik ve etik tartismasini; cogu filozoflar, insane, insanity (cilginlik, delilik, anlamsizlik v.s.) olarak degerlendiriyorlar.


Saygilarimla;
evrensel-insan
çılgınlık delilik anlamsızlık.. güzelmiş..

dur ama daha oraya gelmedim, bu ifadelerin modern psikiyatride bir adı var.. alıştıra alıştıra gidiyoruz..

önce insanoğlunun bu durumunun bir hastalık olduğunu algılatalım ondan sonra teşhis kısmına gelicez..


Sanity ve sane durumu, yani, beynin saglikliligi, zindeligi, sihhatliligi, sukuneti v.s. yi de serbest dusunurlerin ortaya koydugunu soyluyorlar. Cunku beyin, kendi kendini sinirlayan verilerden, kendini ne kadar arindirirsa, o kadar; saglikli, sihhatli, huzurlu, zinde ve sukun oluyor.
sen bu aşamaya kendinle kavga ederek, kafa patlatarak gelmişsin..

benim kaderimde de meditasyon varmış.. ben sadece kendimde olan değişimlere/başkalaşımlara bir anlam veremiyordum, meditasyondan sonra olayı kısmen kavramaya başladım..

sen kendi kendini tedavi etmişsin bense farkında olmadan doğunun binlerce yıl önce bulduğu ilacı içerek..


Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 21-01-2011, 06:51
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

tıp biliminde temel 2 kavram vardır..

1. ilgi alanı 2. amacı

ilgi alanı: insan denen canlı türünün sağlığı ve hastalıkları

amacı: sağlıklı olma tanımından dışarı çıkmış insanları tekrar bu tanımın içine sokmaya çalışmak.. kısaca "hasta insanı" tekrar "sağlıklı insan" konumuna getirmeye çalışmak

sağlığın tanımını yapmış.. bedensel, psikolojik ve sosyal tam bir iyilik hali.. yani sağlığı sadece tek başına/kişi olarak ele almayıp birlikte yaşadığı toplumla birlikte ele almıştır..

ve bu yüzdendir ki tıp bilimi; insanı hem kendi bedeni ve psikolojisi içinde hem birlikte yaşadığı toplumla birlikte "uyum" yani "tam bir iyilik hali içinde" olmasını hedeflemiştir..

ve bu uğurda hizmet edebilmek adına sağlığın evrensel tanımının dışına çıkan durumları "hastalık" ve bu durumu taşıyan insanı da "hasta" olarak ifade etmiştir..

bu genel ifadelerden sonra hastalık durumlarını tespit edip tanı koymak ve tedavi edebilmek için hastalık kavramında bazı temel sınıflamalara gitmek zorunda kalmıştır..

olaya "hastalık" kişiye de "hasta" dedikten sonra bu hastalığı "bedensel ve psikolojik" olarak 2 ana gruba ayırmıştır..

bedensel ve/veya psikolojik olarak hasta durumuna düşen kişi birlikte yaşadığı insanları da etkilediği için yani varolan toplumsal denge/uyum/tam iyilik hali bozulduğu için işin içine bir de "sosyal" kavramını dahil etmek zorunda kalmıştır..

kendisine sorulduğunda hiç bir bedensel ve psikolojik şikayet dile getirmeyen bir şizofreni(halk dilinde kabaca deli, çılgın, kendi halinde) vakasını hastalık olarak sınıflamak zorunda kalmıştır..

evet; ağır bir şizofreni vakasında kişiye sorduğunuzda size hiç bir şikayeti, hastalığı olmadığını söyleyecektir.. o kendi dünyasından şikayetçi değildir, "her gün bayram" havasında yaşayabilmektedir..

ama birlikte yaşamak zorunda olduğu insan toluluğunda uyumu/dengeyi/tam iyilik halini bozacak tutum ve davranışlarda bulunmaktadır.. ve diğer insanlara verdiği bu rahatsızlığın "farkında değildir"..

işte o yüzdendir ki; tıp bilimi bu vakaları da "hastalık" ve kişiyi de "hasta" olarak niteleyip sağlığın tanımına "sosyal" kavramını getirmek zorunda kalmıştır..

sosyal uyumu sadece bu farkındalıksız vakalar bozmaz, hastalığının farkında olan bedensel ve psikolojik vakalar da bir şekilde toplumsal uyum/dengeyi bozarlar..

ve tıp bilimi hastalıkları "bedensel ve psikolojik" olarak temel sınıflamasını yaptıktan sonra daha derin bir sınıflama içine gitmiştir.. çünkü hastalık çeşidi çoktur ve tek bir bilim dalının hepsiyle mücadele etmesi imkansızdır..

o yüzden hem bedensel hem psikolojik hastalıkları bir çok altdallara ayırarak incelemek zorunda kalmıştır

hem de bu hastalıklarla çeşitli uzmalık kanallarıyla mücadele etme yoluna gitmiştir..

ve günümüze gelindiğinde bir çok farklı klinik ve uzmanlarla karşılaşmıştır insanoğlu..

şimdi bizim konumuz bedensel hastalıklar değil.. her nekadar insanoğlu bedeniyle psikolojisiyle bir bütün de olsa daha etkili tanı ve mücadele için bu sınıflamaya gitmek zorundayız..

onu bir tarafa koyup "psikolojik hastalıklar" başlığını incelememiz gerekiyor..


Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 22-01-2011, 07:23
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

psikiyatri ve psikolojik rahatsızlıklar

tıp bilimi ruhsal/psikolojik hastalıkları öncelikle 2 ana gruba ayırmıştır..

1. nevrozlar

2. psikozlar

nevroz: kişi yaşamında bir şeylerin ters gittiğinin farkındadır, psikolojik yaşam kalitesi eskisi gibi tam bir iyilik hali içinde değildir.. denge/uyum bozulmuştur.. psikolojik olarak bir takım sorunlarının olduğunun bilincindedir, rahatsızdır, acı ve sıkıntı yaşıyordur.. bu hastalık durumunu hem kişinin kendisi hem birlikte yaşadığı toplum onaylar yani herkes hastalığın farkındadır/bilincindedir

nevroz grubundaki bir kişi "ben hastayım" der ve doktora "kendi isteğiyle" gider.. hafif depresyon, anksiyete, fobi vs..

psikoz: kişinin yaşamında bir şeyler ters gitmektedir, psikolojik yaşam kalitesi eskisi gibi tam bir iyilik hali içinde değildir.. denge/uyum bozulmuştur..

bu hastalık durumunun sadece toplum farkındadır.. kesinlikle kişinin kendisi değil.. yani kişi hasta olduğunun farkında/bilincinde değildir..

psikoz grubundaki bir kişi "ben hastayım" demez, diyemez zaten.. ve doktora "kendi isteğiyle değil, toplum/yakınları tarafından kandırılarak yada zorla" götürülür.. şizofreni, ileri derecede demans(bunama) zeka gerilikleri, kromozomal anomaliler, deliryum vs..

gördüğünüz üzere nevrozla psikoz arasındaki en önemli ve yegane ayıraç "farkındalıktır, bilinçtir.."

nevrozda; hem kişi hem toplum hastalığın farkında iken..

psikozda; kişi farkında değildir ama toplum farkındadır..

nevroz grubundaki bir hasta doktora kendi isteğiyle gider dedik.. çünkü hem kişisel hem toplumla olan uyumunun bozulduğunun farkında ve bundan dolayı acı çekiyordur.. tüm bu uyumsuzlukların getirdiği acıdan kurtulup bir an önce eski haline dönmeyi arzular.. çünkü eski halinde uyumlu, huzurlu, mutlu ve sakindir.. bu durum tüm insanoğlunun onayladığı ve arzuladığı bir duygudurumudur..

yani nevroz hastalığındaki bir durumundan hem kişi hem toplum şikayetçidir.. şikayet iki taraflıdır.. her iki tarafın da istemediği, arzulamadığı bir durumdur..

psikoz grubundaki bir hasta doktora kendi isteğiyle değil kandırılarak ya da zorla getirilir dedik.. bu gruptaki bir hasta varolan uyumun bozulduğunun farkında olmadığı için herhangi bir acı çekmez, dolayısıyla halinden şikayetçi değildir.. o kendi dünyasında mutlu ve çoşkuludur..

peki biz toplum olarak kendi dünyasında mutlu, çoşkulu ve halinden şikayetçi olmayan bir insanı niçin "hasta" olarak damgalayıp zorla doktora götürürüz..?

o insanın bir şikayeti yoktur ama toplumun bu kişiden şikayeti vardır.. çünkü bu insan toplumla bir uyum içinde yaşayamaz, toplumdaki diğer insanların uyması gereken bir çok sosyal/ahlaki/yasal kurala uymaz ve diğer insanları bir çok alanda rahatsız etmeye başlar..

ölüsü olan bir gün delisi olan bir ömür ağlar..

yani kısaca psikoz hastalığındaki bir durumdan sadece toplum şikayetçidir, hasta kişinin böyle bir şikayeti yoktur, şikayet tek taraflıdır..

uzun lafın kısası yani belitmek istediğim nokta şu;

sağlık; bireye/kişiye has bir özellik, nitelik değildir..

bireysel şikayet değil toplumsal şikayettir, karar aldıran, "hasta" diye damgalatan..

yani sizin kişi olarak;

-ben hasta değilim, ben kendimi iyi hissediyorum, durumumdan dolayı bir şikayetim yoktur

demeniz "sağlıklı" olmanız anlamına gelmiyor..

yavaş yavaş tüm dünya insanlığını ve tarihini bir gözönüne getirmeye çalışın..

insanoğlu sağlığın ve hastalığın tanımını mı yanlış yapmıştır yoksa hasta olduğunun farkında mı değildir?

1. şimdi kendi inancıyla mutlu huzurlu sağlıklı olan bir insan kendi inancından olmayan insanlarla niçin bir uyumsuzluk, toplumsal çatışma ve şikayet durumu üretir..?

2. şimdi kendi dünyasında mutlu huzurlu sağlıklı olan bir şizofren kendinden olmayan insanlarla niçin bir uyumsuzluk, toplumsal çatışma ve şikayet durumu üretir?

1. gruptaki insana niçin "hasta değil farklı inançta" diyoruz da..

2. gruptakine "sağlıklı değil şizofren hastası" diyoruz?


arasındaki farkı biri bana açıklayabilir mi?

not: burdaki inanç kelimesi herhangi bir dine özgü kullanılmayıp, tüm teizm ve nonteizm düzeyi insanlar için kullanımıştır..


Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 22-01-2011, 08:50
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger paslicivi;

1. şimdi kendi inancıyla mutlu huzurlu sağlıklı olan bir insan kendi inancından olmayan insanlarla niçin bir uyumsuzluk, toplumsal çatışma ve şikayet durumu üretir..?

2. şimdi kendi dünyasında mutlu huzurlu sağlıklı olan bir şizofren kendinden olmayan insanlarla niçin bir uyumsuzluk, toplumsal çatışma ve şikayet durumu üretir?

1. gruptaki insana niçin "hasta değil farklı inançta" diyoruz da..

2. gruptakine "sağlıklı değil şizofren hastası" diyoruz?-paslicivi-

Bence birinci gruptaki kisinin, sorunu farkli inancta olmasindan degil; diger inanclara mudahele etmesinden, onlarin hak ve ozgurluklerini tanimamasindan kaynaklaniyor. Yani, toplum icinde, toplumun diger ferdlerini rahatsiz, huzursuz v.s. ediyor.

Yalniz burada onemli bir fark var. Eger bu kisinin davranisi, toplumda sivrilirse sorun olarak algilaniyor. Aksi, yani toplumun her ferdi, birbiri ile bu mucadeleyi veriyorsa, boyle bir sivrilme olmuyor ve herkes bunu normal karsiliyor.

Burada gene en onemli kistas, birey yetistirimi/yetisimi ve bilinci.

Soyle dusun. Bir toplum dusun, bu toplumda kisiler biribirlerinin hak ve ozgurluklerine saygili ve bu konuda bir uyum var. Bu topluma disaridan biri katiliyor ve bu uyumu saglamak yerine, digerlerinin hak ve ozgurluklerine mudahele ederek, "goze batiyor."

Boyle bir durumda, toplumun diger ferdleri; bu kisi diye, onu bir uzmana goturemez. Tek yapacaklari, onun ile kendi hak ve ozgurluklerine giren konularda boyle bir mucadeleye girmemeleri olur. Tabi, is fiziksellige dokulurse, bu da zaten hukuki bir sikayet konusudur. Ama, burda gordugun gibi, DOKTOR DEGIL; HUKUK DEVREYE GIRER.

Cunku toplum bu kisiyi doktora goturmez, ve hukuka da onun icin degil; KENDI HAK VE OZGURLUKLERINI KORUMAK ICIN BASVURUR.

Buradaki onemli fark, kisinin tedavisi degil; kisiden hukuk yoluyla zarar gormeme cabasidir.

Yani zarar, KISININ KENDINE DEGIL; ETRAFINDAKILERINEDIR.

Iste zararin kisinin kendine degil de; etrafindakilerine olma durumu iki farki girisim getirir. Sizofreni-doktor
Hak ve ozgurluk mudahelesi-hukuk
Ustelik ilkinde, birde kisinin toplum tarafindan "iyi edilecegi" dusuncesi hakimken, ikinci de, kisiye verilecek ceza gundemdedir.
Ikisinde ortak- kisinin kendine gore yaptigi "normal",etrafindakilerin kendini korumasi, rahatsizlik
Sizofreni de-hastanin iyi olma dusuncesi, hem hastanin hem de etrafindakilerin huzuru.
Digerinde-kisinin cezalandirilmasi dusuncesi, sadece etrafindakilerin huzuru, kisinin gordugu zarar (verilen cezaya paralel olarak).

Aslinda buradan bile, hastalik/doktor/tedavi uclemi yerine; rahatsizlik/hukuk/ceza uclemi farki doguyor.

Konu hastalik degil; baskasina mudahele oluyor.

Ustelik bu baskasina mudahele konusu da, sadece birey yetistiren toplumlardaki bir algi. Yoksa, toplumumuzda zaten baskalarina mudahele algisi yok. Cunku bu aileden, okuldan v.s. baslayarak, hem normal algilaniyor, hem de yetistirimin, ogrenimin ve egitimin yerlesmis bir parcasi olarak kabullenilmis.


Yani burda kisiden ziyade, toplumun farkindaligi ve bilinci onemli rol oynuyor.

Oyuzden Avrupa'da genelde bir dinli ve din farklari ve de dinsiz, birarada yasayabilirken, yani biribirlerinin hak ve ozgurluklerine saygili davranirken ve belkide ve de cogu zaman, farkli din veya dinsizlik konulari sadece bireysel yasam olarak uygulanirken; bizde, dinli ve farklari ile, dinsiz bir birini otekiliyor ve hatta dinsiz, ve farkli din hak ve ozgurlugunu toplum icinde cogu yerde ortaya koyamiyor.

Yani, DAHA MUDAHELE ASAMASINA GELMEDEN, BASTAN MUDAHELE EDILECEK KONU ORTAYA KONAMIYOR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 23-01-2011, 03:08
Corpse Bride Corpse Bride isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Jul 2008
Mesajlar: 745
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Ben herseye once gozlem ile baslar, sonra o gozlemin sorunsali uzerine dusunce uretirim. Dolayisiyle, sorun; benim beynimde degil, algi, bilinc, birikim, bilgi, ve insansal zihniyete bakis acimin temelinde olusur. Zaten bu dogal oldugu icin, dogal dusuncedir, ama; insansal degildir. Benim dusuncem varolus dusuncesi degil; epistemolojinin yapilandirmaci dusuncesidir.

Bu dusunceye gore, hersey insanoglu monologu eliyle, adina, ait ve icin yapilandirilmistir. Inancta, gercekte, dogruda, bilgi de, bilide, felsefede, dilde ve akla gelen algilanan ne varsa hepsi de dahil.

Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan,
bu yaklaşımınız kişisel mevzularınızda geçerli olmuyor sanırım. örnek vermem gerekirke forumda açtığınız başlık kapandı diye nedenini sormadan aynı başlığı başka bölümde açıp daha sonra da başka bir başlıkta bu sorunu veryansın ederek dile getirmekle kalmayıp yöneticilik derside vererek, adı üstünde özel mesajken aynı yerde özel mesajlaşmayı yayınladınız. sizin yazılarınızı özellikle takip edip bilgilerinizden faydalanmak isteyen birisi olarak bu hareketiniz size duyduğum güven ve yazılarınızın samimiyetliğini bir anda yok etti. ki yönetim, olayı size diilde genele yazarak bildirmiş siz şahsınıza özel açıklama beklemiştiniz.ki size surekli açıklama yapılıyordu yöneticiliğin nasılını çok iyi bilen birisi olarak(öyle demiştiniz) işçiniz size sorununu anlattığında tüm iççilerin içindemi çözümlersiniz ve onun özel konularınıda ortayamı dökersiniz. şaşırmamın sebebi herkesten çok sizin bu forumda insan ilişkileri üzerine olan yazılarınızın olmasıydı. heykelinizi mi dikeceklerdi.tavrınız sanki daha çok ayrıcalıklı muamele istiyor gibiydi oysa birçok üye bende dahil uyarıda alıyor, sadrazamın oğlu muamelesi beklemiyor. doğal diil tamamen bireysel ayrıcalıktı bencillikti yaptığınız bence. hal böyleyken inançlardan arındırmakla kişilerin değer yargıları yok olmuyor olamazda kişisel özelliklerine ve aldığı kültüre göre yaşayan birey için temel ihtiyaçları beslenme barınma korunma vs(maslow pramidi) karşılanmadan aydınlanmış farkındalık içinde davranış beklemekte saçmalık bence. yaşam mucadelesi içinde olan birisi yada sevdiklerini kaybeden yada acı çeken birisi çakralarını açıp ooo yeah varoluşun kaynağına yol alıyorum basayım kahkahayı hahahaha diyecek durumda olmaz kanımca kaldıki bu çakraları açanların en çok olduğu ülkeye girişlerde milllet aşılanmak zorunda hastalık riskine karşı. sümerden turuncu kumaş toplarını alıp sarmalanmak ve çakraları açıp kahkayı basmak yeterli olmuyor yeryüzünde yaşayabilmek için. bir nevi züğürt tesellisi gibi geliyor bana, ihtiyaçlar karşılanmadan farkındalık içinde olmak ki siz ve diğer arkadaşınız kendinize seviye belirleyip aydınlanmış farkındalık içinde birey olarak görüp diğerlerini hasta yada sorunlu adletmeniz bana göre hoş diil. doktor kimliğiyle tüm insanlara hastalıklı muamelesi yapmak ne kadar etik merak ediyorum sayın paslıçivi kasap olsaydı bu seferde tüm insanlık hayvanmı dicekti yada siz anadolunun ücra köşesinde berber olsaydınız aynı dildemi ifade edicektiniz kaldıki bireysel olayınızda nötr bakamadığınızı örnekledim. kendi yaşam felsefesinizi sahip olduğunuz etiketin dışında izah etmek zor sanırım bir yandan benliksiz olmayı savlıyor diğer yandan kişiliğinizin sizde yaratmış olduğu üst insan yada kendini beğenmişlik duygusuyla diğerlerini sorunlu yada hasta göruyorsunuz tuhaf ve çelişkili, bence. uzattım ama örnek olmak sözle diil davranışlarlada olmalı diye düşünüyorum, heleki mevzu sizin için insanlığın tümüne yönelikse.

Konu Corpse Bride tarafından (23-01-2011 Saat 03:17 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 23-01-2011, 05:29
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

sağlık; bireye/kişiye has bir özellik, nitelik değildir..

bireysel şikayet değil toplumsal şikayettir, karar aldıran, "hasta" diye damgalatan..

yavaş yavaş tüm dünya insanlığını ve tarihini bir gözönüne getirmeye çalışın..
sevgili e.i..

benim bahsettiğim belli bir grupta/toplumda yaşayan insanların arasındaki teizm-nonteizm yada farklı teizm düzeyleri arasındaki inanç çekişmesi değil..

alıntımda kırmızı renkle vurguladığım ifadeleri daha dikkatli algılamanı bekliyorum..

olayın daha iyi ifade edilebilmesi açısından şöyle bir örnekleme yapayım..

uzayda ya da galaksimizde başka bir gezegende bizim gibi bir yaşam ve canlı türü olduğunu düşün.. bu canlılar bizden bilinç olarak daha fazla gelişmiş olsun.. yani benim hastalık dediğim "zihin/ego" illetinden arınmış olsunlar..

zihin/ego illetinden arınmış bir canlı topluluğu "inanç, milli/etnik kimlik, ahlaki ve siyasi düşünce" (bunların tüm hepsi zihin/egoyu oluşturuyor) yapısından dolayı biribirlerine düşman olmazlar.. bu kavramlar yüzünden bir bölücülüğe ayrımcılığa düşmezler..

hepsinin ortak paydası/çıkarı; "aynı canlı türü" olmalarıdır..

ve bu canlı türü bizim gezegenimiz dünyayı keşfetsin ve gelsin.. çaktırmadan biz dünya insanlığını gözlemlesin..

bu farklı inanç, milli kimlik, ahlaki ve siyasi yapı yüzünden yaşanan savaşları, ayrımcılığı, düşmanlığı, biribirini öldürme, katletme gibi olayları bir gözlemlesin..

işte benim olaya bakış açım bu..

bu bizden daha bilinçli canlı türü dünya insanlığına baktığında söyleyecek tek bir şey vardır..

- dünyada yaşayan ve kendilerine insanoğlu dedikleri bu canlı türü henüz bilinç evrimini tamamlamamış..


Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 23-01-2011, 06:08
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

ve bu uzaylılar bizim bu ilkel sefil halimize acıyıp bize yardım etmeye kalksalar..

bizimle iletişime geçip deseler ki;

ey insanoğlu, bir zamanlar biz de sizin gibiydik ama aradan çok yıllar geçti.. biz de zamanında sizin gibi evrene baktığımızda evreni "bildiğimizi" zannediyor ve hepimiz bu konuda çok ısrarcıydık..

hiçbirimiz diğerinin evrene bakışını beğenmiyor, "illa ki benim bakışım doğrudur, benimkilerin dışında hepsi yanlıştır" yanılgısında yaşıyorduk..

bu uğurda birbirimizle aynı sizin gibi dalaşıp duruyorduk..

oysa zaman içerisinde bilincimiz yükselince evrenin zaman ve mekan sınırlarını çizemediğimiz için yani bir "bütün/mutlak 1" olarak ortaya koyamadığımız için evreni "bilemeyeceğimizin" farkına vardık..

o yüzden evreni "bilme işini" kendi kişisel bilincimize değil "bilim"e bağladık.. şimdi hepimiz sadece bilim ışığında yol alıyoruz..

ve şimdi eski kavga gürültülerin hepsi bitti.. hepimizin ortak paydası bu uzayda ve gezegende daha iyi bir yaşam kalitesini ve türümüz canlılığının devamını yakalayabilmek..

gelin siz de bu ilkel yoldan vazgeçin, bizim yaşadığımız acıları siz de yaşamayın...

deseler


evet sevgili e.i.. böyle bir konuşarak anlaşma yoluna gitse bu iyi niyetli uzaylılar..

bizim sitenin üyeleri dahil tüm dünya insanlığından kaç kişi bu canlıları algılayıp kavrayabilir..

bir düşün bakalım.. müslümanları, ateistleri, deistleri, hristiyanları, budistleri, hinduları ve envai çeşit "evreni bildiğini zanneden" devasa bir insanlık..


Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hayatınızdaki Önemli Farkındalık Anları Neler? Cem Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 2 26-06-2018 16:50
Farkındalık paslıçivi Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 162 18-03-2015 18:08
farkındalık-bir parça insanlaşma.. paslıçivi İslam 152 24-08-2010 08:20
Dünya Şiir Günü Dolayısıyla Konu-dışı 1 31-03-2008 22:59
farkındalık ve merkezlenmek (osho) s_h Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 5 01-01-1970 23:39

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:04 .