Şiblî (ölm. 945), "
Tasavvuf şirktir; çünkü tasavvuf kalbi masivadan muhafaza etmektir, halbuki masiva diye bir şey yoktur"
Bunu diyen Şiblî bir gün şeyhliği, öğretmenliği filan bırakıp, şehir dışında ûcrâ bir yere yerleşir.
Tabi müritleri, sevenler ara tara bulur. Fakat bu abimiz, geleni taşlar gideni taşlar. Millette bakıyor adam delirmiş, kafayı yemiş deyip, bırakan gider.
Sadece 2 kişi ne kadar taş attıysa onlar gitmez. Öldürsen de gitmeyiz derler. H.Bayram misali Şiblî de etrafını dağıtır.
Böyle bir adam tasavvuf şirktir der ki tasavvuf bir noktadan sonra, kendini kendini
yok eder.
Çünkü görev tamamlanmıştır, elleriyle inşâ edilenin, artık imhâ zamanı gelmiştir.
Yıllar önce bir Hocam vardı, ara bahsettiğim Fötrlü hoca, zındık hoca lakaplı birisiydi. Masmavi gözleriyle baktığı yeri adeta delerdi, çok etkileyici bakışları vardı, güzel insandı.
O da "
Allah demek şirktir oğlum" derdi.
Tabi aradan çok zaman geçti, zemin geçti meseleler çok daha başka boyutlara geldi, yollarımız ayrıldı, o göçtü gitti, o sözler anı oldu, çoğu anılarda silindi, işin garibi o günler misali bu günlerde silinip gidecektir.
Yok olacaktır.
--- \ ---
Bir insan doğrularını bile, çöpe atamadıktan sonra, o ne olabilir ki?
Doğruları onu kontrol eder! Gerçek budur!
Oysa insan doğrularını bile kontrol edebilmelidir ki, ÖZGÜR olsun, yoksa doğruların esaretiyle yaşamakta, esarettir.
Ama nasıl olur doğrular çöpe nasıl atılır?
Yanlışlarını nasıl atıyorsan onlar da öyle atılır!
Atamıyorum?
Atabilirsin?
Sen gönüllü atmazsan, zaten zoraki atacaklar?
??
Ölümle tüm doğruların toprağa karışmayacak mı?
Sen kalmayacaksın ki "doğrun" kalsa ne olacak ki!
Ama ben doğrularımın peşinde koştum durdum, zorla da buldum onu.
Tamam işte, bulduysan bu 1. aşamadır, sıra 2. aşamada.
Yok et onu, geldiği yere gönder.
Terk-i de terk et!
Her terk ettiğinde, bir şeyler kaybettin, bir şeylerde bulmadın mı?
Terk etmeyi de terk ettiğinde, bulacağın gerçek çok yalın bir şeydir. Artık yolun sonudur. Lâ-Makâm 'dır.
Yolun sonu yolun başıdır.
Nasıl bileceğim peki bunu diyede sorma!
Bileceksin, hemde çok iyi bileceksin!
Başın/başlangıcın nasıl olduğunu yaşayınca, nasıl olsa hatırlarsın.
Yalnız acele de etme, karar verme. "
Tecelli sonradan anlaşılır!" altın kural bu.
Artık yalnızsın, yapa-yalnız, kitaplar burayı yazmaz, buradan bahsetmez, anca imâ edilebilir. Hem neyinden bahsedecek ki nötr olan, yüksüz olan, neyle yüklenebilir ki? hangi anlamlarla doğru/yanlış olabilir ki?
Hayat doğru ve yanlışlar üzerinde inşâ edilmiştir, bu yüklerle yüklüdür insanlar için.
Ez-cümle:
Kap kırılacak, su da dökülecek.
Kap toprağa, su da havaya karışacak.
Ortada doğrular yanlışlar da kalmayacak.
Senden geri kalan belki bir tebessüm, hepsi bu.
