Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Teknoloji & Elektronik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 11-02-2025, 02:48
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

noob1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ya yemin ediyorum hiç bir ateist insan şu şekilde cevap vermedi bana;

- tamam Allah ı kabul etmiyorum, ama bu fikirde bilimle, mantıkla örütüşüyor diyemedi,, ya..

demedi hiç biri,, neden böyle acaba, niye diyemiyorsunuz ?

bunada objektif olamazsınızya neyse.
Bakın, şu uslamlamayı yürütürüz, bunu bir kez anlamayı deneyin

Yokluk varlık meydana getiremez ya da yokluktan varlık çıkmaz (mutlak yokluk sonsuza kadar mutlak yok kalmalıdır) o halde varlık yokluktan çıkmayacaktır ve o halde varlık yokluktan çıkmamış biçimde varolmalıdr. Yokluk varlığa dönüşemez
(ve aynı şekilde mutlak varlık yokluktan yoksun olarak varsa sonsuza kadar var mutlak kalmalıdır)

Yokluk varlığa dönüşmemiştir ya da yok var'a evrilmemiştir
Varlık yokluktan çıkmadığına göre varolanlar yokluktan çıkmış olarak değil varlıktan çıkmış olarak varolmalıdır

Şimdi bu uslamlama tanrının olmadığını görüntülemek için aslında buraya kadar yeterli

Şimdi tanrı dediğinizde şunu demeliyiz
Zaten (yokluktan çıkmamış olan olarak) varolan, yok değilken ve zaten varken, kendini bir de tekrardan varetmek için içinde tanrı mı var etti, içinde tanrı mı doğurdu ya da sonradan içinde bir de tanrı mı yarattı? demeliyiz

Şunu diyeceksiniz o/tanrı ezeli

O halde ezeli varolan içinde ezeli tanrıyla beraber vardı demeliyiz ya da siz öyle demiş olurdunuz

O halde

a - Ezeli varolan içinde tanrısıyla beraber vardı
b - Ezeli varolan içinde tanrısı olmadan vardı

ama ezeli varolan vardı

Bunu anlıyor musun?

Bizim bunu anladığımız yer tanrınızla ayrılık vaktimizdi.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 11-02-2025, 14:43
Singularity Singularity isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
Standart

noob1´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ya yemin ediyorum hiç bir ateist insan şu şekilde cevap vermedi bana;

- tamam Allah ı kabul etmiyorum, ama bu fikirde bilimle, mantıkla örütüşüyor diyemedi,, ya..

demedi hiç biri,, neden böyle acaba, niye diyemiyorsunuz ?

bunada objektif olamazsınızya neyse.
Burada ateist var mı bilmiyorum. Kendini ateist olarak tanımlamak için önce teizmin varlığını kabul etmek lazım. Naden ateizmin varlığı üzerinde duruyorsun da örneğin, amistizm, atekillik, asimülasyonizm, abilimselizm gibi kavramlardan söz etmiyoruz? Öznen neden teizm olmak zorunda? Örneğin ben abilimselistim. Öteki alardan beriyim. simülasyon olabilir bak, tekillik zaten her şeyin özeti.

Bu bağlamda bu konuda düşüncemi belirtmek istiyorum. Gerçi Sayın İçtenliğin son mesajı aslında tüm yanıtı özetliyor, benim diyeceklerimin de hepsini demiş zaten.

Bu mesajın bir üstündeki. Her şeyin özeti aslında. Buradaki insanların da çoğunun hikayesinin özeti. Şimdi bunu hiç anlamadan hala teizm ve ateizm bağlamında konuyu ele almak, ilkellik olur.

Varlık düzleminde bir Tanrı'nın var olmasının ya da olmamasının bir önemi yoktur genel ifadesini alıp, bir Tanrı'nın var olup olmadığını sorgulamayı sürdürmek bir kaç level alttan okuma yapma girişimi olur. Her şeyi yoktan var eden anlamında bir Tanrı var olamaz çünkü varlık hep vardır ve yokluk hep yoktur. Tanrı kendini yoktan var edemeyeceği için bu bağlamda bir Tanrı var olamaz. Ancak sen, ezeli olanı Tanrı olarak kabul edersen sen kendin de o Tanrı'dan birisi olursun, buradaki herkes de. Çünkü buradaki herkes ve dışarıdaki herşey o ezelinin bir parçasıdır.

Sen bunu istemesen de, beğenmesen de, sorumluluktan kaçınmak için, daha az düşünerek daha çok mutlu olmak için, ve en sonunda hayali bir cennete kavuşacağın hayaliyle kendini kandırmak ve mutlu olmak istiyorsan, kendinden bağımsız, her şeyi yaratan bir Tanrı olması gibi saçma sapan bir idiaya inanabilirsin. Ama bu, sorumluluktan ve gerçeklerden kaçmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Özetle sorumsuzluk, ya da özgüven eksikliği.

Benim açımdan insanlar, senin düşünce mantığına göre, tekilist veya atekilist olarak ikiye ayrılır. Eğer insanları ayırmak istersek yani. atekilistler, senin anladığın manada bir çeşit ateist olmuş oluyor. O yüzden en başta dedim, mesele teizm ve ateizm bağlamında ele almak mümkün olduğu kadar tekillik veya simülasyonculuk bağlamında da ele alınabilir.

Ben de sana bir soru sorayım, şöyle cesur bir şekilde aslanlar gibi cevapla:

Sen atekilist misin? Şöyle Allah yarattı demeden aslanlar gibi cevabını yapıştır gitsin!
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 14-02-2025, 12:38
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bakın, şu uslamlamayı yürütürüz, bunu bir kez anlamayı deneyin

Yokluk varlık meydana getiremez ya da yokluktan varlık çıkmaz (mutlak yokluk sonsuza kadar mutlak yok kalmalıdır) o halde varlık yokluktan çıkmayacaktır ve o halde varlık yokluktan çıkmamış biçimde varolmalıdr. Yokluk varlığa dönüşemez
(ve aynı şekilde mutlak varlık yokluktan yoksun olarak varsa sonsuza kadar var mutlak kalmalıdır)
şeyin "var" olarak tanımlanabilmesi için "yokluk" kavramına da ihtiyacımız var. Eğer yokluk olmasaydı, varlık diye bir kavram da anlamsız olurdu.

Yani zıtlık olmadan tanımlama olamaz.

"Mutlak varlık yokluktan yoksundur" demek, varlığın tek başına tanımlanabileceğini varsayar.
Oysa biz bir şeyi ancak zıttı üzerinden anlayabiliriz. Siyahı anlamak için beyaza, sıcaklığı anlamak için soğuğa ihtiyacımız olduğu gibi, varlığı anlamak için de yokluğa ihtiyacımız var.


Ve bir şeyin var olması, onun belirli bir forma bürünmesini gerektirir. Ama form kazanmak, aynı zamanda bir sınır kazanmak demektir. Eğer mutlak varlık hiçbir şekilde yokluk içermezse, o zaman onun hiçbir sınırı da olamaz. Sınırsız olan bir şeyse belirli bir şey olamaz, yani her şeyin belirsiz olduğu bir mutlaklık içinde kaybolur. Oysa bizim gözlemlediğimiz evrende var olan her şey bir forma, bir sınıra sahiptir. Bu sınırlılık da yokluk sayesinde ortaya çıkar.

Diyalektik düşünceye göre, varlık ve yokluk birbirini tamamlayan unsurlardır, birbirine karşıt ama aynı zamanda birbirini doğuran kavramlardır. "Mutlak varlık tamamen yokluktan yoksundur" demek, diyalektiği reddetmek olur. Ama bu, mantıksal olarak sürdürülebilir bir iddia değildir çünkü biz varlığı ancak yokluğa referansla kavrayabiliyoruz.

Yani Mutlak Varlık ve Yokluk Birlikte Düşünülmeli

Çünkü "varlığa varlık denmesi yokluk sayesinde oldu." Yani, eğer mutlak varlık gerçekten hiçbir yokluk barındırmıyorsa, ona varlık bile diyemeyiz. Çünkü "var" dediğimizde onu yoklukla kıyaslamış oluyoruz. O halde varlığın mutlak anlamda yokluktan yoksun olması mantıksızdır.

Bu yüzden Tanrı'yı düsünürken yokluğu da hesaba katmak gerekir. Tanrı'nın yoklukla hiçbir ilişkisi olmadığını iddia etmek, diyalektik süreci görmezden gelmek olur.

"Yokluk varlığa dönüşemez" önermesi doğruysa, o zaman Tanrı'nın yaratma eylemi nasıl açıklanabilir? Bu noktada, "yaratma" kavramını nasıl anladığımız önem kazanıyor. Eğer yaratma, mutlak yokluktan varlık ortaya çıkarmak anlamına geliyorsa, bu argüman çelişkili olur. Ama eğer yaratma, var olan bir ilkenin (Tanrı'nın) mevcut olanı dönüştürmesi, düzenlemesi veya şekillendirmesi anlamına geliyorsa, bu çelişki ortadan kalkar.
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 14-02-2025, 14:21
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
şeyin "var" olarak tanımlanabilmesi için "yokluk" kavramına da ihtiyacımız var. Eğer yokluk olmasaydı, varlık diye bir kavram da anlamsız olurdu.

Yani zıtlık olmadan tanımlama olamaz.

"Mutlak varlık yokluktan yoksundur" demek, varlığın tek başına tanımlanabileceğini varsayar.
Oysa biz bir şeyi ancak zıttı üzerinden anlayabiliriz. Siyahı anlamak için beyaza, sıcaklığı anlamak için soğuğa ihtiyacımız olduğu gibi, varlığı anlamak için de yokluğa ihtiyacımız var.


Ve bir şeyin var olması, onun belirli bir forma bürünmesini gerektirir. Ama form kazanmak, aynı zamanda bir sınır kazanmak demektir. Eğer mutlak varlık hiçbir şekilde yokluk içermezse, o zaman onun hiçbir sınırı da olamaz. Sınırsız olan bir şeyse belirli bir şey olamaz, yani her şeyin belirsiz olduğu bir mutlaklık içinde kaybolur. Oysa bizim gözlemlediğimiz evrende var olan her şey bir forma, bir sınıra sahiptir. Bu sınırlılık da yokluk sayesinde ortaya çıkar.

Diyalektik düşünceye göre, varlık ve yokluk birbirini tamamlayan unsurlardır, birbirine karşıt ama aynı zamanda birbirini doğuran kavramlardır. "Mutlak varlık tamamen yokluktan yoksundur" demek, diyalektiği reddetmek olur. Ama bu, mantıksal olarak sürdürülebilir bir iddia değildir çünkü biz varlığı ancak yokluğa referansla kavrayabiliyoruz.

Yani Mutlak Varlık ve Yokluk Birlikte Düşünülmeli

Çünkü "varlığa varlık denmesi yokluk sayesinde oldu." Yani, eğer mutlak varlık gerçekten hiçbir yokluk barındırmıyorsa, ona varlık bile diyemeyiz. Çünkü "var" dediğimizde onu yoklukla kıyaslamış oluyoruz. O halde varlığın mutlak anlamda yokluktan yoksun olması mantıksızdır.

Bu yüzden Tanrı'yı düsünürken yokluğu da hesaba katmak gerekir. Tanrı'nın yoklukla hiçbir ilişkisi olmadığını iddia etmek, diyalektik süreci görmezden gelmek olur.

"Yokluk varlığa dönüşemez" önermesi doğruysa, o zaman Tanrı'nın yaratma eylemi nasıl açıklanabilir? Bu noktada, "yaratma" kavramını nasıl anladığımız önem kazanıyor. Eğer yaratma, mutlak yokluktan varlık ortaya çıkarmak anlamına geliyorsa, bu argüman çelişkili olur. Ama eğer yaratma, var olan bir ilkenin (Tanrı'nın) mevcut olanı dönüştürmesi, düzenlemesi veya şekillendirmesi anlamına geliyorsa, bu çelişki ortadan kalkar.
Ne dediğin hakkında hiç bir fikrin yok

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 14-02-2025, 14:22
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
şeyin "var" olarak tanımlanabilmesi için "yokluk" kavramına
Hayatında hiç düşünmeyi denedin mi_?

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 14-02-2025, 14:28
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"Mutlak varlık yokluktan yoksundur" demek,
Bilmediğiniz anlamadığınız şeyleri anlatmaya ve öğretmeye kalkmayın

Öğrenmeye kalkın, öğrenin

Doğuş bulamazsınız doğuş, sen bunu hiç düşündün mü ?

Vuku bulma ,vaki olma bulamazsınız

Yoktan yokluktan vaki olamazsın

Bu tip zorlama satırlarla ne yapmaya çalışıyorsun, bana bilmediklerimi öğretmeye çalışmak mı?

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 14-02-2025, 14:45
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ve bir şeyin var olması,
Başa dönelim

Aynı şeyi söyleyip duruyorsunuz. Biz kimiz? Nasıl varolduk? Nasıl meydana geldik ya da benzerleri

Size söylenen şu. Meydana felan gelmedik, var da olmadık, zaman şu an sandığınız şey değil. İyi bakarsanız göreceksiniz.

Tanrı ve dinle değil; iyi ahlakla, güzel insan olmakla, adalet duygularıyla, erdemle, dürüstlükle, insan doğa sevgisiyle, gerçeklerle/hakikatle ilgilenin ve içten ilgilenin bu yolla ilerlersiniz...

Meydana geme ya da varolma diye bir şey yok buna çalışın

Zaman yok, anladığınız anlamda bir zaman yok, geçmişten geleceğe akan ve geçmişte başlayan tek yönlü ileri akan/yönelen bir zaman yok, bunu anlamayı dene

Geçmişte başlamadık ve varolmadık, geçmişte varolmadık , zamansız sonsuz varız, bunu anlamayı deneyin

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 14-02-2025, 15:09
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Tıpkı atlarının ve vahşi kurt ve kaplanların da yaptığı atalarının yaşadığı ormanda, atalarının bilgeliğiyle atalarının yaşadığı gibi yaşıyorlardı

Bir grup yeni soluk/renksiz derili insan geldi, hiç güneş görmemiş gibiydiler, derileri sanki yeraltında kalmış gibiydi ya da soğuktan/ışıksızlıktan beyazlaşmış gibiydi. Bunlar kendilerine hiç benzemiyordu.

Elinde tuttukları bir şeyi (incil adlı kitabı) gösterip bir şeyler zırvaladılar (Bunlar tanrının sözleri, size tanrının oğlunu tanıtmaya geldik )

Sonra başka gruplarda geldi, yok hayır onlar yanlış asıl bunlar tanrının asıl gerçek sözleri dediler

Bu sırada kadın ve erkekleri sadece bacak arasını ağaç kabuğu ve yapraklarla örtüyordu

Bu beyaz adamlar onlardan atalarının din ve geleneklerine karşı gelmelerini istediler, yozlaşma, kabalık, esaret, ayrımcılık ve seçkincilik öneriyorlardı. Hiç bu kadar yozlaşmış ,insanlıktan çıkmış ve insanlığını unutmuş insanlar görmemişlerdi

Bazıları sonra bu beyaz adam için kendi içlerinde dillerindeki en kötü ve en kaba kelimeleri seçtiler kullandılar çünkü hiç iyi insanlara benzemiyorlardı








Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 14-02-2025, 15:56
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Meydana geme ya da varolma diye bir şey yok buna çalışın

Eğer "var olma"yı reddedersen, çelişkiye düşersin, çünkü bir şeyin "yok" olduğunu söylemek için bile onun yokluğunu tanımlamamız gerekir. Yokluk hakkında konuştuğunda, aslında bir şeyin eksikliği veya olmaması hakkında bir şeyler söylüyorsun. Fakat, yokluğun varlığı tartışmaya açıldığında, kaçınılmaz olarak bir biçim ve form kavramına başvurursun. Bir şeyin yokluğu ise, onun mevcut olmaması anlamına gelir; fakat bu mevcut olmama durumunun kendisi bir anlam taşır, bir idrak sürecine tabidir. Yani, yokluğu düşündüğünde, aslında varlıkla kurduğumuz ilişkiyi de sorgulamış oluyorsun. Yokluk, bir tür biçimsel olmayan varlık olarak kabul edilirse, varlık ve yokluk arasında bir diyalektik ilişki kurmamız kaçınılmaz hale gelir.

Daha derine indiğimizde, "var olma" ve "yok olma" gibi kavramların birbiriyle karşılıklı olarak anlam taşıdığını görmen gerekirdi. Bir şeyin var olmasını idrak etmek için, bir yokluk kavramına da başvurmak zorundayız. Varlık, özünde bir sınır içerir; bir şeyin var olabilmesi için, o şeyin belirli bir biçime sahip olması gerekir. Bu da demek ki, varlık biçim kazanırken, bu biçimsel bir sınır oluşturur. Eğer bir şeyin varlığını tartışıyorsan, mutlaka biçim ve sınır anlayışına da başvurman gerekir. Bu noktada, "yokluk" dediğinde de, aslında bir şeyin eksikliği olarak biçimsizliği ve sınırsızlığı düşünmen gerekir.

Eğer varlık yoklukla ilişkili değilse, o zaman o şeyin varlığını nasıl tanımlayabilirsin? Çünkü bir şeyin "olması" için, bir "olmazlık" durumuna göre anlam kazanması gerekir. Örneğin, bir nesne kırmızı olarak görülüyorsa, bu kırmızı deneyimi bir şekilde ışıkla ilişkilidir. Işığın ve rengin algılandığı şekilde, biz aslında bir şeyin varlığını, onu çevreleyen "yokluklar" ve sınırlarla tanımlarız. Eğer yokluk ve biçimsizlik olmasaydı, o zaman varlık, bir "bütün" olamazdı; o zaman her şey kaybolur, bir anlamda hiçlik içinde varlık anlamını yitirirdi. Bu noktada, bir şeyin var olabilmesi için, yokluk kavramına ihtiyaç duyduğumuzu görmelisin.

Sonuç olarak, varlık ve yokluk arasında kurduğumuz ilişkiyi reddetmek, yalnızca mantıksal bir çıkmazla değil, aynı zamanda deneyimlediğimiz gerçeklikle de çelişir. Çünkü biz, deneyimlerimizde her zaman varlık ve yokluk arasında geçişler yaparız. Bir şeyin varlığı, bizim ona yüklediğimiz anlamlar ve şekillerle ilişkilidir, bu da yokluğu bir referans noktası olarak kabul etmeyi gerektirir. "Yokluk" derken aslında, bir şeyin olmaması demekle, onun potansiyel olarak olma hali arasında bir bağlantı kurarız. Yokluk, varlığın tam karşıtı değil, onun tanımlanabilir olma halinin ve olmazlık durumunun ortaya çıkardığı bir gerçekliktir.

Öyleyse, "var olma" ve "yok olma" birbirini yok sayan kavramlar değildir. Aksine, birbirini var kılacak kadar iç içe geçmişlerdir. Eğer "yokluk yoktur" denirse, o zaman neyi varlık olarak tanımlayabiliriz? Varlık dediğimiz şeyin olabilirlik ve potansiyel boyutlarını nasıl değerlendirebiliriz? Yokluk, her şeyin belirgin olmasını sağlayan ve aynı zamanda biçim kazanmasını mümkün kılan bir süreçtir. Bu yüzden, "yokluk" kavramı üzerine düşündüğünde, varlık da bu düşünme süreciyle anlam bulur. Sonuçta, varlık ve yokluk arasındaki ilişkiyi inkâr etmek, hem felsefi hem de deneyimsel açıdan sürdürülebilir bir tutum olamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 14-02-2025, 16:11
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer "var olma"yı reddedersen, çelişkiye düşersin

Eğer varlık yoklukla ilişkili değilse, o zaman o şeyin varlığını nasıl tanımlayabilirsin?

Öyleyse, "var olma" ve "yok olma" birbirini yok sayan kavramlar değildir. Aksine, birbirini var kılacak kadar iç içe geçmişlerdir. Eğer "yokluk yoktur" denirse, o zaman neyi varlık olarak tanımlayabiliriz? Varlık dediğimiz şeyin olabilirlik ve potansiyel boyutlarını nasıl değerlendirebiliriz? Yokluk, her şeyin belirgin olmasını sağlayan ve aynı zamanda biçim kazanmasını mümkün kılan bir süreçtir. Bu yüzden, "yokluk" kavramı üzerine düşündüğünde, varlık da bu düşünme süreciyle anlam bulur. Sonuçta, varlık ve yokluk arasındaki ilişkiyi inkâr etmek, hem felsefi hem de deneyimsel açıdan sürdürülebilir bir tutum olamaz.
Varolma başlangıçsızca sonsuz ve kesintisizdir, bu bir geçmişten gelmez
Geçmişten ön almaz
Bu ezeliyet ve sonsuzluktan kaynaklı
Varoluş geçmişten doğmaz, doğmadı, sonsuz
Yokluk bizi yumurtlamadı
Varolanlar geçmiş bir zaman ve yerden doğumla/doğuşla/zuhur edişle başlamaz, gelişmez ve öncülden ön almaz
Zamanın kendisi zaman olarakta ezeli ve sonsuz
Aklınıza işkence etmeyin

Ne dediğinizin önemli değil, zuhur, doğma, doğuş mümkün değil

bunu görüyoruz da bunu fakrındayız da söylüyoruz

Kelime yuvarlama dille ebelik üretmeni nalemi yok

Tanrıyı doğrulamak için aklına şu yaptığına bak, kendine ettiğin eziyete bak ve düşün dur

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:58 .