Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Sanat > Edebiyat

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 14-11-2007, 23:19
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: kızım sana diyorum...

ARTIK ÇOK GEÇ

Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu.
Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı.
Dinlenmek ve kitabını okumak için, VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.
Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu.
Dergisi açıp okumaya başladı.
Genç kadın, ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı!
Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve;
Sinir bir şey, Havamda olsaydım, bu cüretinden dolayı onu yumruklardım. Diye düşündü.
Bayan bir kurabiye alıyor, Adam da bir tane alıyordu.
Çıldıracak gibiydi bayan. Ama olay çıkarmak istemiyordu.
Nihayet son kurabiye kalınca kadın;
Bu küstah adam şimdi ne yapacak? Diye düşündü.
Adam son kurabiyeyi aldı, onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi!!!
Aaaaaaa! Bu kadarı da fazla!
Çok öfkelenmişti şimdi. Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna, oradan da uçağın içine yöneldi.
Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı.
Ne görsün?
Kurabiye paketi açılmamış, orada duruyordu.
Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı.
Kurabiyelerinin paketini hiç açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu.
Kadın ise kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti.
Ve şimdi, bu durumu telafi şansı yoktu.
Özür dileme olanağı da kalmamıştı.

Telafi edemeyeceğimiz dört durum vardır...
TAŞ ATILDIKTAN SONRA,
SÖZ AĞIZDAN ÇIKTIKTAN SONRA,
FIRSAT KAÇTIKTAN SONRA,
ZAMAN GEÇTİKTEN SONRA,

DEĞERLİ DOSTLAR TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN DURUMLARA DİKKAT LÜTFEN.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 24-11-2007, 13:50
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: kızım sana diyorum...

ASLA BİLMEYENLER İLE TARTIŞMA

Usta bir ressam, genç öğrencisinin eğitimini tamamlaması için bir öneride bulunmuş. Buna göre, yaptığı son resmi kentin en kalabalık meydanına götürüp, birkaç gün herkesin göreceği şekilde sergilemesi gerekiyormuş.

Genç adam tam kapıdan çıkmak üzereyken, ustası yanına birkaç kırmızı kalem alması gerektiğini söylemiş. Ve eklemiş;
Tabloyu bıraktığın yere bir de not yazmalısın. Lütfen beğenmediğiniz yerleri bu kalemle işaretleyiniz.'

Çırak, ustasının dediğini yapıp, doğru en kalabalık meydana koşmuş yaptığı resimle.
Kalemleri tablonun yanına bırakıp, notu da en görünülür yere iliştirmiş tabii. *Aradan birkaç gün geçmiş, ustası bu kez, gidip resme bakmasını istemiş genç öğrencisinden.
Merakla koşmuş meydana ki; ne görsün?
Yaptığı güzelim resmin, kırmızı kalemle işaretlenmiş çarpılardan neredeyse görünmüyor.
Boynu bükük, hüsran içinde dönmüş ustasının yanına.

Ustası üzülmemesini, resme devam etmesini önermiş.

Biraz daha hırslı, biraz daha cesur davranmış bu kez. Resmi tamamladığında, yine aynı meydana gitmek üzere hazırlanırken, ustası bu kez, kırmızı kalemleri bırakıp, yerine bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ve birkaç fırça almasını salık vermiş.
Tabii yine aynı notla; 'Beğenmediğiniz yerleri lütfen düzeltir misiniz?'

Bir hafta sonra, genç adam sabırsızlıkla meydana koşmuş. Bir de bakmış ki; resminde tek bir fırça darbesi, fazladan bir renk şekil yok.
Mutluluktan uça, uça ustasına koşmuş, 'Nihayet' demiş, 'Resmimi beğendiler. Kimse elini sürmemiş boyalara. Kimse düzeltme yapmamış.'

Ustası durumu şöyle özetlemiş genç adama;
İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi, gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemez.

Dolayısıyla;

1)Emeğinin karşılığını ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın,
2)Değerini bilmeyenlere sakın emeğini sunma,
3)Asla bilmeyenle tartışma


Sn. hocalarımdan birine ithafen...

(Ek notumuz: Pek çok hocamıza, sevdiğimiz insanlara, uzaklardaki kardeşlerimize, yakınlardaki ağabeylerimize, hepimize ithaf ediyorum)

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 24-11-2007, 15:55
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

uzun yıllar önce bir kitap almıştım sonra kitaba ne oldu bilmiyorum herhalde okumak için biri aldı geri getirmedi yani kısacası kitabım kayboldu amerikada yaşayan bir türk profösöründü ismi öyle tanıdığımız bir yazar değildi yazar kitabının bir bölümünde *amerika kıtasının ispanyolarca işgalinden ve işgal sırasında geçen bir olaydan bahsediyordu olay şu ispanyollar ormanlık bir alanda yaşayan yerli bir kabilenin üstüne gidiyorlar ve ormana geldiklerinde ispanyol askerlerde hastalık baş gösteriyor askerler perişan ve bitkin düşüyor *yerli kabile reisi bu olayı duyuyor ve ispanyol askerlerinin üzerine yürüyeceğine ben böyle hasta bir orduyla savaşmam diyor ve düşmanına yiyecek ve ilac gönderiyor ispanyollar tabiki şüphelenip yiyeceklere ve ilaçlara dokunmak istemiyorlar ancak yerliler onları ikna ediyor ve kısa sürede sağlığına kavuşan ispanyollar yerli kabilenin üstüne yürüyorlar güçlü silahları ile yerlileri *yeniyorlar esir aldıkları yerlileri * * * coluk coçuk kadın demeden zalimce kılıçtan geçiriyorlar kabile reisini ve ailesini odun yığınına bağlayıp yakmaya hazırlanıyorlar papaz gelip kabile reisine eğer hristiyan olursa affedileceğini aksi takdirde coluk coçuğuyla birlikte yakılacağını söylüyor kabile reisi ise hayır kabul etmiyorum SİZİN GİBİ ZALİMLERİN TANRISIDA SİZİN GİBİ ZALİM OLUR diyor ve coluk cocuğu ile birlikte yakılıyor
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 24-11-2007, 18:03
beelzbb beelzbb isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2006
Mesajlar: 439
beelzbb - MSN üzeri Mesaj gönder beelzbb - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kızım sana diyorum...

commandante";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
çok güzel bir hikaye zaten bizim amacımızda usta olmak değil mi biz zaten bunun için gelmiyormuyuz buraya kavga yerine konuşmak için bence usta biziz ne dersiniz...
hadi ordan ustaymış serseri *ops: pardon müdürüm nerdesin nerlerdesin sen yahu evlendin gittin kılıbık mı oldun comandanım özlettin kendini...Gel arada birde olsa...

Tüm site ahalisinden(kardeşlerimden) af dileyerek mhmmd abime iletisi için teşekkür ediyorum.
Gerçekten hoş bir hikaye ve verdiği mesaj kayda değer...Hepimiz Ademin evletlerı olduğumuza göre kardeş sayılırız... :wink:
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 24-11-2007, 22:06
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Kızım, sana diyorum...

yahu comm evlendi mi. Tevekkeli siteye giremiyor *


* *saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 26-11-2007, 22:57
Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cemal Cemal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Mar 2006
Bulunduğu yer: şirrinmişirrin egemino canlıuzurlu bi sayilgassabasının şirim bi beldesimden tefrişediyom sitteye.
Mesajlar: 1.168
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

dİlaverabim ben "benvecom"a destekliyom.evlendise gene destekliyom.Allah mesutetsin.
krdşn.cml

nOT:muhametabim.çok güzelşeler yazıyonburda.saol.teşeküredr im.

'Biri senin hakkında kötü bir şey söylerse
sakın kızma ama şöyle karşılık ver:
Hakkımda bunu söyleyen hiç şüphesiz başka kusurlarımı bilmiyormuş.
Bilseydi, sadece bunu söylemekle kalmazdı!
'
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 03-12-2007, 19:05
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

Sesleniyorum sana güzel Allahım
Yarattığın kulda insaf kalmamış
Yoksa uyudun mu sen nerede kaldın
Kurduğun dünyada düzen kalmamış

Seni unutmuşlar nefse dalmışlar
Sattığı mallara hile katmışlar
Helalı bırakıp haram yutmuşlar
Harama gel demişler helal kalmamış

Sultan senin kulun sakın ha kızma
Seni çok severim boşuna sorma
Kul hakkı yiyeni dünyada koyma
Yetim hakkı yemiş yemiş doymamış
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Halk Ozanı Ali Sultan

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 04-12-2007, 16:54
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

Mezar bir tarihtir. Mezar bir kitaptır. Mezar bir ib*ret levhasıdır. Yeter ki insan gönlünün gözüyle bakabilsin, ruhuyla İdrak edebilsin kabirleri. Mezar terbiye ocağıdır. Mezar muhasebe mekanıdır. Mezarlar vahiy ölçüsüyle ve ötenin hesabıyla isabetli kararların alınabileceği, ince duy*guların Kuran ve sünnet ile değerlendirileceği berrak yer*lerdir. Anlamını ve yaşama gayesini yitiren kentlerin ve in*sanların yanında,

en diri,

en canlı,

en anlamlı şehirlerdir mezarlar.

Mezarlar diridir, mezarlar canlıdır..

* * * * * * * * * *Özünden ve özümüzden bakınca mezarlara, susarak anlatımın en kemal noktasını görürüz. Hele siz bir gidin oraya ve tanış olmaya çalışın oradakilerle ve bir bir dinle*yin özgeçmişlerini. Ağaçları sizlere nasihat eder, taşları bile konuşur mezarların. Eğilin, eğilin de ruhunuzun hasku-lağıyla bir dinleyin gelen sesleri. Her kulak öze 'yakınlığı nisbetince birşeyler duyacaktır orada.

Bakmasını bilen gözler,

işitmesini bilen kulaklar, neler görmez ki, neler işit*mez ki mezarlarda..

* * * * * * * * * * *Şimdi Ada:2 Parsel: 1008 de bulunan 1280 nolu kabrin başındayız. Namık oğlu, Hatice eşi, Hasan Şenol. Doğum: 1938 * *Ölüm: 1984

* * * * * * * * * * *Herhalde yakında ziyaretçisi geimiş, üzerine konan çiçekler henüz kurumamış, Kabrin başucunda iki adet buruşmuş, burun veya gözyaşı silinmiş kağıt mendiller. Kim-bilir hangi duyguların anlatımını yansıtıyor?.

* * * * * * * * * * *Kabrin üzerine şimdilik topraktan başka ağırlık kon*mamış. Siparişleri verilmiş, yakında mermerlenecekmiş. Mezann mermerleneceğini, bembeyaz mermerlerle kapla*tılacağım ben duymuştum ama acaba kendisi de biliyor muydu?

* * * * * * * * * * *Mezarın mermerle kaplatılacağım bilse sevinir miydi? Mermersiz mezarlara bakarak, kendisine yapılan mermerli mezarla gururlanır mıydı?

Kendisine haber vereyim düşüncesiyle.,

"Mezann mermerle kaplatılacakmış!." diye fısıldadım.

Git işine be adam, bana ne mermerden! haykırışı, sanki iç dünyamda yankılandı.

* * * * * * * * * * *Doğru söylüyordu, mermerden ona neydi? Mezarı mermer kaplanmış veya kaplanmamış ona ne faydası var*dı? Peki bu mezarlan mermerlerle kaplataniar, bunu kimin için yapıyorlardı?

Sorumdaki saflığıma kendim de gülümsedim. Kimin için yaptıkları, kimin için yapacakları belli değil miydi?

"Elalem ne der?" endişesiyle kendi itibarlan, kendi şanları, kendi şereflen için yaptırmıyorlar mıydı?

Bunlar hem toprağın üstünden ve hem de toprağın altından gafii insanlar değil miydi?

* * * * * * * * * * * Şimdilik sade bir görünümde olan kabire tekrar baktim. İzmir'in Bayındır kazasında 1938 yılında doğan Ha*san Şenoi, ailesiyle birlikte kendisi sekiz yaşındayken İz*mir'e yerleşmiş. Ortaokul mezunu olan meyyit, Diyarbakır'da askerliğini yapıp, 1963 yılında evlenmiş. Bu evlilikten biri kız diğeri erkek iki çocuğu olmuş. Kürtaj sila*hıyla kaç çocuğunu, hangi suçtan dolayı öldürdüğünü veya öldürttüğünü ise siz sormayın. Çünkü bildiğiniz gibi bunu Rabbimiz soracak..

* * * * * * * * * * * Bir yolsuzluk iddiasıyla çalıştığı bankadan atılan Ha*san Şenol, bulunduğu mahallede bir kahvehane açarak yaşamını sürdürmüş. Değişik kesimlerden insanlarla karşıla*şıp, onlarla çeşitli mevzularda konuşan Hasan Şenol, çenesi laf eden, bulunduğu konumda kendisini haklı gö*rüp, haklı çıkaran bir mizaca ve yeteneğe sahip.

* * * * * * * * * * * Kahvehanede kumar oynatıp, içki içirmesine rağmen müslümanhğına toz kondurmaz ve kalbinin temizliğini her fırsatta dile getirirdi. Bağkur emekliliğine dört yıl kala kar*şılaştığı müslüman tipli insanlara.,

"Emekli olduktan sonra bu işlere tevbe edip namaza başlayacağım" derdi.

Ancak ne olduysa,

* * * * * * * * * * * 1984'ün nisan ayının ilk haftasının cumartesi akşamı oldu. Eski bir dostuyla, kahvede masanın kenarında içki içmeyteyken, hesap yüzünden çıkan bir tartışmada araya girmiş ve dört yerinden bıçaklanmıştı.

* * * * * * * * * * * *Hastaneye kanlar içinde götürülürken ölümün soğuk çehresiyle karşılaşıyor, yaşantısının muhasebesini yaparken .haklı bir telaşa kapılıyordu.

Şimdi ölmenin sırası mıydı!.

Daha tevbe edecek, içkiyi ve kumarı bırakacaktı.

Bu halde, üstelik içkiliyken nasıl kabre girecek, hangi yüzle ALLAH'ın huzuruna çıkacaktı?

* * * * * * * * * * * Kızı aklına geldi. "Keşke manken olmasına izin ver*meseydim" diye geçirdi içinden. Sahi ya! Manken olması*na, orasını, burasını açmasına, elalemin erkeklerine teşhir etmesine neden izin vermişti ki? Dilinin ucuna gelen "Ulan sen pezevenk misin?" ifadesini, köpek dişleriyle ısı-np, azı dişleriyle öğütmek istedi,

* * * * * * * * * * *Oğlu aklına gelince, sanki beşinci, altıncı, yedinci bı*çak darbesini yemişti. Sövdü, küfretti.. Kendisinin yetiştirmediği, kendisinin terbiye vermediği oğluna bir daha, bir daha küfretti..

* * * * * * * * * * *Tekrar kendine döndü. Ölmemeliydi, ne yapıp edip Ölmemeliydi. "Kurtulursam İlk işim namaza başlamak" diye geçirdi içinden. Namaza başlamak için bu dört sene süreyi de nereden çıkarmışkı ki?

İnsan bu!. Dört sene yaşayacağı ne malum?

Ya hemen ölürse!

Ya hemen ölürsem!

Yok yok ölmemeliyim, ağzım da leş gibi rakı kokuyor..

Başını tutan adamın sesini duydu.,

Birader hızlı sür, adam ölecek. Çok kan kaybediyor.

* * * * * * * * * * * * "Kim Ölecek? Ben mi? Ben mi öleceğim? Ben ölmemeliyim, ben yaşamalıyım. Çünkü ben tevbe edeceğim, çünkü ben namaz kılacağım, çünkü ben hıkk.. Ben ölmemeliyim, ölmeyeceğim, ölmeyeceğim.. İçkili halde hiç ölünür mü?

Keşke içmeseydim, keşke tevbe etseydim, keşke na*maz kılsaydım, keşke..."

Kardeşim' hızlı gitmene gerek yok, öldü adamcağız!.

* * * * * * * * * * * * Bu özgeçmiş ile Hasan Şenol'un kabrine tekrar bakı*yoruz. Ve "Keşke" haykırışlarının aynı dirilik ve aynı canlılıkla tekrarlandığım duyuyoruz.

Keşke.. . *

Keşke....

Keşke.......

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Mehmet Alagaş- Mezar notları
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 04-12-2007, 17:01
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

Yakıcı güneş ve rüzgarsız bir gün.
İç anadolu yörelerinde bir köy mezarlığındayım.
Samimiyetle sordum kendime;
"Neden buradayım?",
"Niçin ölülerin arasındayım?"
Yalnızlığı sevdiğim bir gerçek, bahar gibi yeşeren yalnızlığı...
Fakat sadece bu değil beni mezarlıklara çeken, sadece yalnızlık isteği değil... Babamın gömüldüğü günü hatırlıyorum.. Beni öpen, beni koklayan ve"Oğluum" diyerek beni kucaklayan babamın gömüldüğü günü.
Toprak kazılmıştı. Toprağın bağrında bir babaya, bir oğulun babalı dünyasına yer açılmıştı. Bir çukur, bir baba, bir oğul ve baba ile oğul arasına atılan kürek kürek kara toprak.
Kürek tutan ellere bakıyordum. Babamı kara toprak ile örten yüzlere bakıyordum. Donuk yüzler, ağlamasını bilmeyen gözler ve ne yaptıklarından habersiz eller. "Babam" diyeceğim, sarılıp elini öpeceğim, nazlı nazlı isteklerde bulunacağım babam, babacığım gömülüyordu. "Neden ve niçin" sorularıma, Fahri hocamız benim anlayabileceğim bir şekilde cevap vermişti; " Allah'ın
emri, her yaşayan ölecek ve kıyamet günü diriltilerek hesap verecek... "
İşte o günden sonra, babamı örten kara toprak bana yabancı ve benden uzak olmadı. Toprağın üstüne basıp, toprağın altında gezindiğim günler, ölümü yakinen düşündüğüm günlerdi.
Ve mezarlıklar!.
Bana yaşama fırsatını, pişmanlıkları, gafleti, İlahi hesabı hatırlatan mezarlıklar.
Mezarlıklara gelmekteki asıl maksadım bu olsa gerek. Onları görmek, onları duymak ve onlalardan ibret almak...
İnsan kendisini sık sık hesaba çekmeli. Topluma indiğimiz ve topluma Rabbani doğruları götürdüğümüz bazı zamanlarda kendimizi unutabiliyoruz.
Bakışlarımı kendime, içime yönelttim. Gözyaşı ve kalbe ait buruk sözlerle tevbe, dua, hamd ve şükrettim.
- N'aber Hüseyin ağa!
Sesin geldiği yöne döndüm. Garip bir adam, bir kabrin başında durmuş ve kabre doğru sesleniyordu...
- N'aber? Sana yaşarken "N'aber" diye sorduğum da göbeğini tutarak; "İyiyiz İyiyiz" derdin. Şimdi de iyimisin haa, şimdi de iyi misin Hüseyin ağa?.
Demedim mi sana, dediim...
Anlatmadım mı sana, anlattııım...
Ne oldu malın, haa ne oldu malın?
Allah yolunda kullanmadığın, Allah'a vermediğin mallarını oğlun şeylere veriyor, şeylere... Yine İstanbul'da kıymetli oğlun. Sen Istanbul'a gidince camileri gezerdin ya, oğlun pavyonları geziyor...
Yooo kızma, kızma Hüseyin ağa! Onu ben değil, sen yetiştirdin.
Demedim mi sana, haa demedim mii! Oğlana Allah'ın hükmünü öğret, ben öğreteyim demedim mii?
Dediim... Ya sen, sen ne yaptın?
Söyle söyle utanma... Beni muhtara şikayet ettin. Şimdi de et Hüseyin ağa, şimdi de et. Bak muhtar da orada yatıyor!...
- Hey muhtar, Hüseyin ağanın şikayeti var..
Hayretle izlediğim bu garip adam ilerleyerek başka bir kabrin başında durdu.
-Duydun mu muhtar! Hüseyin ağanın şikayeti var. Duymuşsundur, sen duymuşsundur. Senin köyde duymadığın haber olur mu?
Hele şimdi, şimdi daha iyi duymuşsundur. Hadi muhtar hadi, yine beni şikayet et. Bir altı sene daha yatayım. Yine uydur ne uyduracaksan!..
Şikayet etsene muhtar, şikayet etsene... Niye cevap vermiyorsun, öldün mü be adam! Öldün mü?
Haa, sahi sen ölmüştün değil mi? Vah vah vaah.. Eeee şimdi kim şikayet edecek? Du sana söyleyim, ben..."
Şimdi ben şikayet edecem!... Kime mi? Seni oraya upuzun yatırana muhtar!
Nasıl rahat mısın orda?
Devlet güvencesi orda da va mı?
Söyle vaa mı yardımcın, yardım çağrıyon mu?
Çağır, çağır muhtar, çağıır... Daha çok çağıracaan!... Eeee, artık anladın değil mi muhtar? Artık anladın... Allah'tan başka dost olmadığını, Allah'tan başka yardımcı olmadığını artık anladın, anladın ammaa iş işten geçti...
Değişik mezarları gezen bu garip adam, bazen elini öfkeli bir şekilde kaldırıyor, bazen ılık ve sevecen bir sesle hitabetini sürdürüyordu.
-Eee, kendisine imam denilen zat na'beer'?
Şimdi de mevlid okuyup, yolunu buluyon mu?
İndirmediğin hatimlere müşteri çıkıyo mu? Yine arkanda, sana cahilce hürmet eden cemaat va mı? Onlara yine aynı müfredatı okuyon mu?
Haa sahi, anlatmadığın, gizlediğin hükümler n'oldu? O hükümleri yine gizleyebiliyon mu? Söyle; söyle gizliyon mu?
Gizleyemeyon, hiç gizleyemeyon... Allah'ın hükmü kullardan gizlenir, gizlenir de, Allah'tan giızlenir mi?
Gizlenmeez.. Gizlenmez elbet,
Şimdi anladın, anladın ya geçmiş ola!
Yüz altmış üçten kurtuldun, kurtuldun ammaa, AIlah'ın hükmünden nasıl kurtulacaksın?
Biraz evvel muhtarla konuştum; halinden hiç memnun değil. Hüseyin ağa da öyle... Yine onlara iltimas geçecek, onlara cennet vadedecek misin?
Allah'a inanıp, tağuta kulluk yapan o zavallılara cennet va'dedecek misin?
Öldükleri zaman onlara kelime-i şehadetin manasını sorsalar, hangisi bilecek?
Tabi bilmezler, sen anlatmadın ki!...
Anlattın mı? Anlatmadın...
Anlatmadığın yetmiyomuş gibi benim anlattıklarımı da tevil ettin, geçiştirdin.. Onlardan çoğu da senin dediğine inandı. Şimdi de seninle beraberler.
- Şükret kabirlerinden kalkamıyorlar. Yoksa gelip kemiklerini kıracaklar..
-Öyle değil mi muhtar, öyle değil mi Hüseyin ağa!...
Öyle, öyle ya iş işten geçtii. Vay sizin halinize...
Bir hayli şaşırmıştım. Mezarlar arasında gezen bu adam kimdi? Ölüleri tanıdığına göre bu köyden olmalıydı. Söylediklerini ve mezardakileri düşünüyordum.
Hüseyin ağayı,
Muhtarı,
Namaz kıldıran zatı...
Bunlar bizlere yabancı olan tipler değildi. Bu gibi insanlarla aynı toplumda bulunuyor ve aynı toplumda yaşıyorduk.Bu gibi insanların rahat ve cahilane yaşantılarını düşündüm...
Oysa burada yatan onlardı.
Burada yatacak olan onlardı...
Bu sesin onlara yaşıyorken ulaşması, bir kez, bir kez daha, bir kez daha ulaştırılması gerekiyordu..
Sesin kesildiğini fark ettiğimde etrafıma baktım.
Ölülere seslenen garip adam yoktu.
Oysa konuşmak isterdim kendisiyle; ölülere böyle konuşan bu adam, dirilerle kimbilir nasıl konuşurdu? Mezardan aceleyle ayrılarak köye doğru yürüdüm. Görmedim, göremedim o garip adamı... Bazı
köylülere sorduğumda tanımadıklarını, belki de "Deli hoca" olabileceğini söylediler.
Deli(!) hoca!...

Mezar Notlarından...
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 04-12-2007, 17:53
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Kızım, sana diyorum...

bırakalım ölümü acaba istediğimiz gibi yaşayabildikmi *mutlu olabildikmi yoksa hep başkaları içinmi yaşadık *biraz okuyup araştırdıktan sonra toplumla uyum sağlayabildikmi mükemmeli ararken bulamayınca ruh depremleri ile sarsılmadıkmı *hep fedakarlık yapıp karşılığında *ihanet görmedikmi çevremizde bir sürü adaletsizlikler görüp müdahale edemeyip çaresiz kalmadıkmı bu ülkede *coluk çocuğumu nasıl geçindireceğim onları kötülüklerden nasıl koruyacağım diye çırpınmadıkmı öyle bir yaşama mahkum olmuşki insanlarımızın coğu *ölümü düşünmeye vakit bulamıyorlar yaşam mücadelesinde ayakta kalabilmek tek düşünceleri
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yüce Tanrı! Sana bir sorum var... sosyalist-R Dünya Dinleri 60 08-08-2012 19:19
rengi neden sana benzemezki şimdi güllerin yusuf yılmaz Edebiyat 7 28-12-2008 00:16
Al sana çarşaflı stand-up'çı sheyhzade Konu-dışı 5 03-12-2008 02:28

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:42 .