33 / AHZÂB - 58
Vellezîne yu’zûnel mu’minîne vel mu’minâti bi gayri mektesebû fe kadihtemelû buhtânen ve ismen mubîn
33-58
Mümin erkek ve mümin kadınlara haksız yere,kötü söz ve hareketleriyle eziyet edenler,bir iftira ve aşikâr bir günah
yüklenmişlerdir.
Burada çok önemli bir uyarı söz konusu! İftira için de kötülük adına herşeyi barındıran bir Kavramdır.
Herşeyden önce Yalan söz konusudur.İftira her anlamda,maddi manevi büyük bir Zulümdür.
Toplumda her iki cinse de iftira atılması sıkca rastlanan aşağılık bir tutumdur ancak
Kadınlara iftira ,sıkca ve Alçakca yapılan bir eylemdir.
Gerek husumet gerekse kıskançlık duygularının yön verdiği bu aşağılık eylem,
Allah tarafından açıkca Cünah olarak nitelendirilen sayılı hallerden dir.
İşte tam burada Çok ama çok önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
Bu noktada siz değerli Dostlarımı geniş bir bakış açısı ile olayları değerlendirmeye davet ediyorum:
Lâkin bir sonra ki Ayet Ahzab 58, Nur 31 ile birlikte bazı çevrelerce kullanılan bir Ayet tir.
Kullanılan diye özellikle belirtiyorum,çünkü Ayetleri cımbızla çekip yine Kur'an da uyarıldığı gibi Ayetleri
eğip-bükmeye kalkmak büyük bir cünahtır.Bu sıkca başvurulan Şia,Vahhabi ve Sunni yöntemidir.
Öncelikle Vahyin indiği zaman dilimine ve hatta An'a bakmak çok önemlidir.
Resul ve İnananlar öyle bir dönemden geçmektedirler ki,
İmtihanlarının ağırlaştığı ve Müşriklerce Taciz edildikleri Mekke ortamında gelen bir Vahiydir.
Resul ve ehli ilk etapta dışlanmış hatta açlık ve susuzluğa mahkum edilmişlerdi.
Ekonomik ambargo ile Müşrikler Onu davasından vazgeçirmeyi denemiş ancak başarılı olamamışlardı.
Şimdi ise sıra açıktan Saldırı ve Tacize kadar varacak hareketlere gelmişti.
O günün ortamını Lütfen göz önüne getirmeye çalışınız.
Bazı önemli tarihi bilgilere ihtiyaç var;
Öncelikle Mekke halkının Sosyolojik ve Ekonomik yapısına ve Putperest inancın kâidelerine vâkıf olmak gerekiyor.
Kabilelerden meydana gelen toplumda Tarım yok denilecek kadar az.Ticaret başlıca geçim kaynağı.
Kabile herşey,birey ise bir hiç...Kabile ileri gelenlerinden oluşan bir konsey ve Lideri söz konusu.
Belirleyici olan ise Mal varlığı yani Para/Güç.
Köle ve Özgür olmak üzere iki kesimli bir toplum söz konusu!
Tarihte heryerde ve her zaman olduğu gibi Mekke de de KIYAFET AİDİYET ve SINIF belirleyicisidir!
Yani bir Köle ile Özgür ayrımı ilk bakışta belli olmak zorunda.Alt katman,Zengin ve Fakir farklı giyim
ile ilk bakışta birbirinden ayırd edilir ve ona göre Saygı gösterilir veya tam tersi muamele görür.
Bu anlamda KADINLAR özellikle Kıyafeti ile tanınır.Bu çok önemlidir çünkü yanlış bir hareket Kan davası ve Arap
toplumunda bitmek bilmeyen bir kabile savaşına neden olurdu.
İklimde göz önüne alındığında tabii olarakBAŞ ÖRTMEK ÖZGÜR KADINLARA HAS BİR GiYiM TARZI idi.
Köleler,yani Cariyelerin...Başını örtmesi KESİNLİKLE YASAKTI ve Ağır cezalar ile yaptırım uygulanıyordu.
Hz.Ömer bu tutumunu islamiyet sonrasında da uzunca bir süre sürdürmüş ve Başını örten Cariyeleri sopası ile uyarmıştır.
kaynak:Suyûtî, a.g.e., 137-140).kaynak Sâmil Islam ansiklopedisi
Müşrik bir kadın herzaman Başını örtme ayrıcalığı ile sokağa çıkar,başörtüsünü arkadan bağlardı.Bkz.Nur 30*31
Saçl uçları yine omuzundan dökülür,Göğüs yırtmacı ise genelde Derince olurdu.
Ayaklarında değerli metallerden Halhal o dönemin adeta modasıdır.
Dikkat çekmek için kuvvetlice ayağını yere vurmak sureti ile sesle beğendiği erkeklere sinyal
göndermek yöntemlerinden sadece biridir.
Arap Toplumu kendine has kadın ve erkek ilişkileri ve Toplum düzeni kurmuşlardır.
Özellikle Evlilik,Miras ve Ticaret hukuku kendilerine hastır.Putlarıda öyle.
Bu ortam da bir Grup,diğer bir Gruba,iftira ve Taciz ile baskı uygulamaktadır.
Peygamberin hanımlarına ise Düşmanca hisler besleyen aşağılık bazı kadınlar iftira uyduruyor,bazı aşşağılık erkelerse
kasten ve bilerek tacizde bulunma terbiyesizliğini gösteriyorlardı.
Bunlar yakalandıklarında ise yalana başvuruyor ve onları tanımadan bilmeden,karıştırdıklarını
veya cariye zannettiklerini söylüyor yaptıkları feci işleri inkar ediyorlardı.
Aslında AHZAB 59 kesin bir ayrım getirmiştir.Tevbe suresinde ki Ultimatomun zayıf durumda iken verilişidir.
İnen 59. ayetle günün koşullarında KIRMIZI Renk veya YEŞİL Renk giymeyi emretmekten hiçbir farkı yoktur.
Ve verilen mesaj şudur: Bizim Kadınlarımız,özelliklede Peygamberin hanımları ve kızları yani koruması altındakiler.
Lüzum üzerine,yani mecburiyet nedeni ile FARKLI ve AYIRD EDİCİ olarak sokağa çıkacaklardır.
Buna Rağmen herhangi bir Taciz ve Tahkir ile karşılaşırlarsa ve ya bir kimse EL uzatırsa...Onun Eli kırılacaktır.
Ve o kimse veya mensub olduğu Kabile-yanlışlıkla oldu veya sehven diye- MAZERET üretemiyecektir.
33 / AHZÂB - 59
Yâ eyyuhen nebîyyu kul li ezvâcike ve benâtike ve nisâil mu’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn,
zâlike ednâ en yu’refne fe lâ yu’zeyn(yu’zeyne) ve kânallâhu gafûren rahîmâ.
33-59
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve (öteki) bütün mümin kadınlara (toplum içine çıktıklarında)
dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle! Bu, onların (temiz kadınlar olarak) tanınmalarını ve
rahatsız edilmemelerini temin eder. Ama Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır!
------------
Sesli düşünmeye devam edelim;
AHZÂB - 56 da Allah ve Meleklerinin geleneksel anlama göre "namaz" kıldığını görmüştük!
Tabii bu nokta da hemen itirazlar yükseliyor...Ayetlerde "salat" gördükleri heryere "namaz" yazan
hakim Zihniyet burada hemen itiraz ediyor ve diyor ki;"one minute" salatın bir anlamı da "destek olmak"tır.
Evet...Yani? Yani Allah ve Melekleri Peygambere tabii ki DESTEK olmaktadır...Güzel
Doğru söze ne denir? Tabii buradan Tüm inananların Resule DESTEK olması gereği çıkıyor.
Resul Hayatta iken bu elbette olması gereken birşey...
Ya Peygamberin vefatından sonra? Vefatından sonra "Temiz bir akılsahibinin" anlayacağı şudur:
Evet Resul ölmüştür.Çünkü onun bedenide bizler gibi fani dir.O da bir İnsandı
Ona salavat demek,onun getirdiği SİSTEMİ Ayakta tutmaktır Onun Doğrularını,doğru...
Yanlış olduğunu bize gösterdiklerini yanlış bilmektir.
Ama acaba öyle mi oldu? Bize SALAVAT getirmeyi öğrettiler...Ağzınızla...
ya Eylem? Namaz kıl.Zekat ver!
33 / AHZÂB - 57
İnnellezîne yu’zûnallâhe ve resûlehu leanehumullâhu fîd dunyâ vel âhıreti ve eadde lehum azâben muhînâ
33-57
Allah'ı ve Rasulü'nü incitenlere gelince; Allah onları bu dünyada ve ahirette yoksun bırakacak ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlayacaktır.
Ayet Allahı ve Resulunü incitmekten ve onların akınetinden bahsediyor.
Resulü incitmek-fiziksel anlamda- sadece hayattayken mümkün.Sonrasın da?
Ya Allahı incitmek? Bu nasıl mümkün olabilir?
Allahı incitmek veya artık hayatta olmayan Nebiyi incitmek tabii ki Mecazi bir anlatımdır.
Burada kısaca Nur 30'a da değinmek istiyorum.
Ayette sözü edilen Kadınların zaten başlarında örtüsü MEVCUT olduğu neden gözönünde bulundurulmuyor?
Yani islamiyet öncesinin YEREL GİYİM TARZI na ilave olarak daha doğrusu
Atıfta bulunarak BAŞÖRTÜLERİNİN UÇLARI ile GÖĞÜSLERİNİ KAPATMALARI Emrediliyor!
Burada ki atfe dayanarak BAŞÖRTÜSÜ/TÜRBAN Mecburiyeti İcad etmek ZULÜMDÜR.
Her aklı başında insan bu ayetten kadınların Göğüslerini kapatmaları emredildiğini,SAÇtan ve KILdan hiç
bahsedilmediğini görür.Ancak Örtücüler bu kısmı Hadis yalanları ile Peygamberin ağzından konuşarak
telafi etmişlerdir.
Bu konuda değerli Hasan Akçay'ın kıymetli çalışmasına tamamen katıldığımı belirtmek istiyorum.
www.hasanakçay.net te incelemenizi tavsiye ederim
Netice de Aklın yolu da,kaynağıda BİRdir.
Ancak bazı AKIL DÜŞMANları gerçeklerin örtülmesi konusunda ısrarla çaba sarfediyorlar.
Kadını ikinci sınıf dahi görmeyen bu kesim,sömürü ve aşağılamalarına devam etmektedir.
Bize düşen Şahitliğimizi Dosdoğru yapmaktır.
Nur 30
İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç,
alımlı yerlerini göstermesinler.Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar.
Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları,
kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar,
cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkarlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan
çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey
inananlar, topluca ALLAH'a yöneliniz ki başarılı olasınız.
Kadını mal gibi görenleri yetiştiren de maalesef bir Kadın...
ve bu tip insanlar toplumda ve kendi iç dünyalarında gerginlik ve huzursuzluk çıkarmaktan öte gitmemektedirler.
Kadının toplumun her alanında eşit ve paydaş olarak bulunması gerek.
Ekonomik ve sosyal hayattan toplumun bir kısmını dışlamak demek,tek bacaklı bir insan olarak hayatta kalmaya
çalışmak ile eş değerdir.
Bu tip toplumlar asla gelişemez ve istenilen bireysel kaliteye ulaşamazlar.
Bana göre Saçtan,tüyden ve kıldan tahrik olmak Fetişistlik ile eşdeğer Sanal bir obsesif kompülsif bozukluktur.
Kısacası ATALARININ Telkinleri sonucu Ruh sağlığı bozulmuş bir Vakıadır.
Not:Bu yalnız ve yalnız şahsi görüşüm olup,kimseyi hedef almak veya aşağılamak değildir.
Başını kendi isteğiyle örtmek isteyenlere derinden saygım vardır ve hiçbir rahatsızlık hissetmem.
Müteşabih anlatımla aslında Nebinin,Gül Muhammedin hatıratına yapılacak saygısızlıktan bahsediliyor.
Allahı incitmek ise daha derin,çok boyutlu bir anlatım.
Fıtrata,Yaradılışa aykırı her türlü Düşünce ve düşüncenin ürettiği her türlü fiil
Allahı mecazen incitir.Çünkü "O" Rahman ve Rahim sıfatları ile İnsanın en güzeli düşünmesini
ve bunun sonucu olarak en güzel davranışları sergilemesini ister.
Kısacası insanın Doğal yaşayıp,doğayla uyumlu,dikkatli ve bilinçli yaşamasını ve Düşünmesini ister.
Çünkü Düşünme yetisi,sadece İnsana verilmiştir.Diğer tüm varlıkların SALATı programlıdır.
Yani özgür irade sahibi yegane varlık insan dır.Özgür iradesinin kendisine yüklediği bir NİMET
ve bir de KÜLFET vardır.O külfeti Kur'an da ki anlatımı ile "Dağlar Taşlar" dahi taşımaya muktedir değil.
NİMET ise İnsan-ı Kamilin ulaşabileceği MUHTEŞEM bir ödül olan ALLAHIN HALİFESİ olma ŞEREFİdir.
İşte o makam-ı Mahmud? denilen yüce bir Seviyedir.
Yaratılmışların tamamının karşısında Saygı duruşunda bulunması gereken bu ADEME -İblis dahil- Secde etmek zorundadır.
Burdan anlamamız gereken yine fiziksel bir SECDE den Ziyade,üstünlüğünü kabul etme ve EMRİne girmedir.
Hemen şımarmak gibi bir özelliği olan insanoğlu bu sorumluluğu taşıyacak seviyeye gelmeden
asla bu imkanlar verilemez.
Konu ve başlığına uygun güzel bir dörtlüğü araya alıp Kurân dan AHZAB Suresi 58 ve 59 ile devam edelim inşaAllah:
Gölgesinde otur amma,
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara,
Toprak senden incinmesin…
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin…
Burdayım de ararlarsa,
Doğru söyle sorarlarsa.
Tabutuna sararlarsa,
Bayrak senden incinmesin…
İl göçsün göçtüğün vakit,
Yol yansın geçtiğin vakit,
Suyundan içtiğin vakit,
Irmak senden incinmesin…
Toz konmasın sakın sana,
Hakkı geçer halkın sana,
Gücenmesin yakın sana,
Uzak senden incinmesin…
Bu güzel dörtlükler,Sayın Abdurrahim Karakoç'a ait bir alıntıdır.