Çelişkileeeer, çelişkiler... Seç Beğen Al
‘’(Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”’’ Sad(38/86)
‘’De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.”’’ Furkan(25/57)
Kuran’a göre ‘Allah’ Muhammed’e ücret istemediğini söylemesini ısrarla emrediyor.
‘’Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır...’’ Mü’minün(23/72)
Bu ayet ise kafa karıştırıyor. Sanki Allah Muhammed’in ücret istemediğinden emin değilmiş te, isteme diye nasihatta bulunuyor gibi. Önceki ayetlerdeki net ifade burada yok. Yanlış anlaşılmasın ben Muhammed’in ücret isteyip istemediğini tartışmıyorum, kanıtlayamayacağım konuların yazılarımda yeri yok, sadece Kuran’daki ifadelere göre yazıyorum. İlgili ayetleri okumaya devam edelim.
‘’Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin...’’ Mücadele(58/12)
Haydaaa demek zorundayım, bağışlayın. Devam edelim.
‘’Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır) …’’ Tevbe(9/103)
Şimdi de hoppala diyeceğim, her zaman sadaka al dedi bu sefer de. Bu kadar da değil, devam edelim.
‘’Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’ Mücadele(58/13)
İzninizle bir daha haydaa demek zorundayım. Şimdi yazacağım ayet ise daha da vahim, hadis te her şeyi anlatıyor, okuyunuz lütfen.
‘’İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.’’ Tevbe(9/58)
‘’Gelen rivayete göre şöyle demiştir: Muhammed (Taif seferinden dönüşünde) Mekke ile Medine arasında Cirane mevkiine nazil olduğunda ben Muhammed’in huzurunda bulunuyordum. Bu sırada Muhammed’e bir arap geldi. Ve: - Bana verdiğin sözü hala yerine getirmiyecek misin? dedi. Muhammed: (Ganimet malını yakında taksim edeceğini, biraz sabredersen sevab kazanacağını) sana müjdelerim! buyurdu. Bedevi Arap: - Bu müjdeleri bana vere vere çoğalttın, dedi. Bunun üzerine Muhammed asabileşen bir kimse heyetinde Ebu Musa ile Bilal’e dönerek: Bu bedevi verdiğim müjdemi reddetti, siz kabul ediniz! buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de: Kabul ettik! dediler. Sonra Muhammed içi su dolu bir bardak, bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. (Ağzındaki bir miktar suyu da) buna ilave etti. Sonra Ebu Musa ile Bilal’e: Bu sudan içiniz ve yüzünüze, göğsünüze sürünüz! Size müjde veririm, buyurdu. Ebu Musa ile Bilal de su kabını aldılar. Ve Muhammed’in emri vechile yaptılar. Muhammed’in kadını Ümm-i Seleme perde arkasından: Oğullarım, o sudan ananıza da ikram ediniz! diye seslendi. Onlar da ondan bir miktar Ümm-i Seleme’ye ikram ettiler.’’ (Buhari, hadis no:1634)
Demek ki neymiş, sadaka alınıyormuş, üstelik oyunbozanlık edenler çıkarsa tekere çomak sokmasınlar diye rüşvet te veriliyormuş. Arada ufak tefek kavgalar da çıkıyormuş.
’Organize işler bunlar’, bugünkü tarikat şeyhleri kimin yolundan gidiyorlar acaba? Uyanın ey Müslümanlar, soyuluyorsunuz.
Yarin yanağından gayrı, her yerde, her şeyde, hep beraber demek için.
|