
12-06-2011, 03:22
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Sep 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 93
|
|
Bu ayet, kızların evlilik yaşı olduğuna yorumlanabilir mi?
6 - Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Biliyoruz ki bazı İslam ülkelerinde, iğrenç bir şekilde 1 yaşında bir kızla evlenilebileceği yönünde fetvalar veriliyor. Kuranda bir kızın evlenmek için belli bir yaşa gelmesine ve olgunlaşmasına gerek yok mudur sizce?
# Tanrınız öldü ve sadece cahiller ağladı. Ve eğer cehenneme inanıyorsanız, o zaman orada görüşürüz! *F.N
|

12-06-2011, 03:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Sep 2008
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 58
|
|
Yorumlanabilir mi değil, öyle..
1- Evlenme çağı?
2- Akılca olgunluk?
Bunların sonunda koskocaman soru işareti var.. Belirtilen bir yaş yok..
Şu anki bakış açımla bu yaşın 1 veya 9 civarı olmadığı kesin..
Ayşe'nin durumuyla da doğrudan bağlantılı olduğu için diyebilirim ki bu ayete bakıldığında Ayşe'nin 9 yaşında bir cinsel ilişki yaşaması zor..
|

12-06-2011, 11:34
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Merhaba. Bu ayet yetim çocuklar hakkında ama yalnızca kızları değil erkek çocukları da kapsıyor çünkü "minhum"daki HUM erildir:
Yetimleri, onlar yaşına erinceye kadar, sınayın - Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belagûn nikâh
Onlardan olgunluk gördüklerinizin mallarını kendilerine verin - fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum
Büyüverirler diye hızla yemeyin - ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû.
Ayetin ilk bölümündeki nikah kelimesi çocuğun cinsel açıdan yaşına ermesi demek, ki "bulûğ" diye de tanımlanıyor. Orta bölümdeki ruşd ise akıl sağlığı demek.
Yani söylenen şu: korumanız altındaki yetimleriniz "bulûğ"a erdiğinde akıl ve ruh sağlığına da kavuşmuş durumda iseler...
Bir yetimin bakımını üstlenen kişi o çocuğun "bulûğ"a erdiğini kendisi görüp anlayabilir; o kolay. Ama çocuk, aklen ve ruhen evlenmeye hazır mıdır, onu devletin doktoru bilir. Nikahtan önce ilgili sağlık kurumuna gidilmesi onun için şart koşuluyor.
Türkiye'de evlenme yaşı 16'dır. 16'sına girmemiş insana devletin doktoru rapor vermez. Tıpkı laik Türkiye Cumhuriyeti gibi İslam da "ruşd"u şart koşuyor. Bunu görmek gerekir.
Sevgi ile,
Hasan Akçay
Konu Hasan Akçay tarafından (12-06-2011 Saat 11:46 ) değiştirilmiştir.
|

12-06-2011, 17:20
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jun 2008
Mesajlar: 3.591
|
|
mkarakas0690´isimli üyeden Alıntı
6 - Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Biliyoruz ki bazı İslam ülkelerinde, iğrenç bir şekilde 1 yaşında bir kızla evlenilebileceği yönünde fetvalar veriliyor. Kuranda bir kızın evlenmek için belli bir yaşa gelmesine ve olgunlaşmasına gerek yok mudur sizce?
|
İyi de bu yaş kaçtır? Ayet bunu söylemiş mi? Söylememiş. Bu yaş elbette 9-10 olabilir Kuran'da hurilerden bahsederken bile "memeleri yeni tomurcuklanmış" tabiri var. Ayrıca Araplarda küçük kızlarla evlenme geleneği var ve vardı. "Peygamberin evine misafirliğe gidince oturup yemek vaktini beklemeyin, o siziyemeğe çağırdıysa hemen yiyip gidin" gibi şeyleri bile önemli sayıp söyleyen Kuran neden sübyancılığı yasaklamamış? Evlenilmesi haram olan kadınları sayan Kuran diyemez miydi ki "şu yaşın altındaki kızlarla da evlenmeniz haramdır" ya da "bluğa ermemiş kızlar da haram kılındı".
SAPERE AUDE!
"Cehennemliklerin en hafifi azaplısı ayaklarına ateşten iki nalın giydirilmiş olan kimsedir. Bu nalınlar o kimsenin beynini tıpkı bir kazan gibi kaynatırlar. Kulakları kor, azı dişleri kor ve kirpikleri yalazdır. Karın boşluğundaki iç organları eriyip ayaklarından akar. Bu kişi en hafif azaplı cehennemliklerden biri olduğu halde en ağır cehennem azabını çekenlerden biri olduğunu zanneder." (Müttefekün Aleyh)
"Onların derileri pişip yandıkça azabı duymaları için onlara yeni cilt giydiririz." (Nisa; 56) Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Onların derileri günde yetmiş bin kere yanar ve yenilenir."
Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehlinin alt çeneleri göğüsleri üzerine iner, üst çeneleri de alınlarına kadar çıkar. Bundan sonra sırıtan bir kelle halinde kalırlar." (Tirmizi)
Allah işkence edenlerin en hayırlısıdır.
http://kloroben.blogspot.com/
http://blog.radikal.com.tr/Bloglar/malumat-i-siddik
|

12-06-2011, 19:11
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Kuran'da hurilerden bahsederken bile "memeleri yeni tomurcuklanmış" tabiri var. (yucemanitu).
Kuran'da öyle bir tabir yok. O tabir Nebe sûresinde geçen "kevâibe etrâbâ"daki KEVÂİB çarpıtılmak suretiyle peydahlanıyor, o kadar. Bunu daha önce müzakere ettik (http://65.18.198.4/forumlar/showthre...t=23765&page=2).
Alıntılıyorum:
32.Bahçeler, asmalar
33.ve standart taneler - ve kevâıbe etrâba
34.ve dolu dolu kadehler

.......... kabe.......... ...................... kevâib ....................... .... unkud ......
kabe: bir üzüm tanesi
kevâib: üzüm taneleri
Tıpkı şunlar gibi:
şarab: bir içecek
meşârib: içecekler (36:73)
teribe: bir kemik
terâib: kemikler (86:7)
cilbab: bir dış giysi
celâbib: dış giysiler (33:59)
mescid: secde yeri
mesâcid: secde yerleri (22:40)
Ayet 33'te geçen "kevâibe etrâbâ"daki "etrâbâ"ya gelince o, YAŞIT demektir tamam ama manav deyimiyle STANDART anlamına da gelir. Nebe sûresinin anılan ayetleri bağlardan, bahçelerden, meyvelerden, üzümlerden söz ettiğine göre ETRÂBÂ üzümleri niteliyor.
Cennet halkının ödülü olan salkımlardaki "kevaib"in yani, Urfa diliyle, "kara üzüm khabbe"lerinin hepsi aynı güzellikte ve olgunluktadır; kimisi kuru, kimisi koruk değil.
Sevgi ile,
Hasan Akçay
|

12-06-2011, 20:29
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jun 2008
Mesajlar: 3.591
|
|
Tamam meme konusu o başlıkta sürdürülebilir, şimdi konuyu dağıtmayalım.
Kuran'da kimlerle evlenilmeyeceği var:
Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.(NİSÂ Suresi 23. Ayet)
Araplarda küçük kızlarla evlenme geleneği var ve vardı. "Peygamberin evine misafirliğe gidince oturup yemek vaktini beklemeyin, o siziyemeğe çağırdıysa hemen yiyip gidin" gibi şeyleri bile önemli sayıp söyleyen Kuran neden sübyancılığı yasaklamamış? Evlenilmesi haram olan kadınları sayan Kuran diyemez miydi ki "şu yaşın altındaki kızlarla da evlenmeniz haramdır" ya da "bluğa ermemiş kızlar da haram kılındı".
SAPERE AUDE!
"Cehennemliklerin en hafifi azaplısı ayaklarına ateşten iki nalın giydirilmiş olan kimsedir. Bu nalınlar o kimsenin beynini tıpkı bir kazan gibi kaynatırlar. Kulakları kor, azı dişleri kor ve kirpikleri yalazdır. Karın boşluğundaki iç organları eriyip ayaklarından akar. Bu kişi en hafif azaplı cehennemliklerden biri olduğu halde en ağır cehennem azabını çekenlerden biri olduğunu zanneder." (Müttefekün Aleyh)
"Onların derileri pişip yandıkça azabı duymaları için onlara yeni cilt giydiririz." (Nisa; 56) Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Onların derileri günde yetmiş bin kere yanar ve yenilenir."
Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehlinin alt çeneleri göğüsleri üzerine iner, üst çeneleri de alınlarına kadar çıkar. Bundan sonra sırıtan bir kelle halinde kalırlar." (Tirmizi)
Allah işkence edenlerin en hayırlısıdır.
http://kloroben.blogspot.com/
http://blog.radikal.com.tr/Bloglar/malumat-i-siddik
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:36 .
|