
28-02-2025, 06:36
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
|

28-02-2025, 09:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
Kabadan gidelim, mesele yine ölçü meselesi. (magazin siteleri ne yazaık ki oradan, buradan makaleleri çevirip, dir, dur deyip çıkmakta, insanların yanılmasına, amiplerin kötüye kullanması, istismarlara yol açmaktadır. Örneğin şu tarz açıklamalar bilim değildir, bilimsel de değildir(kıstası farklı), haber veya magazin formundadır. "A yaptığı gözlemlerde, bulutların olduğu bölgelerde şimşeklerin de görülebildiğini tespit etti... 5 paragraf şurada şöyle gözlerken, böyle gözlerken diye eylem anlatılır, sonuca gelinir, "sonuç olarak bulutlar gözlemlenirse, şimşeklerinde gözlemlenebileceği görüldü" gibi haberler. İnternet milyon haberciyle doludur, ama bu biçimde habercilikle kendilerini "bilim" merkezi, uzmanı gibi göstermeyi başarmışlar. Çoğu da sözdebilim alanında ve üstelik sözde makaleleri bilerek ucu açık, şaşalı bırakarak etki oluşturmakta, yalan, yanlış çıkarımlarla izleyici, izlenim, şöhret kasmakta...
Konular sürekli soytarı yöntemlerle eğilip, bükülüyor, süreğen çarpıtılıp, örnekler dahi alakasız yerelere çekiliyor. Hani denir ya, "tanrı bilimin boşluklarındadır" veya "bilginin boşlukları, cehalettedir" burada kastedilen, insanlığın iflah olmaz mantarsı amipi... "Depremlerin sebebini bilmiyorsunuz, çünkü bu tanrının iradesi, keyfidir, o halde tanrıya tapın", "yıldırımlar neden oluyor bilmiyorsunuz, bunlar doğaüstü olaylardır o halde tanrı vardır" yönlü akılsızlıklar, mantıksızlıklar(ne alaka?) ve bizim soytarının yaptığı tek iş bu, insnaların cümlelerini çarpıtmak, kelime oyunları ve bu tür ahmaklıklar.. Şimdi mikroskobik boşluklara ve kavramları çarpıtarak, absürd algılar oluşturmaya sığınmaktalar... Neyse;
.................................................. .................................................. ............
A aracının hızı arttı, azaldı ifadeleri neyse zaman değişimi, uzadı, kısaldı ifadeleri aynı türden ifadelerdir. Birisinde hareketin diğerinde değişimin öçüsü esas alınmaktadır. Konuyla ilgili örneklerde "teker" vb. de kullanılır, bu anlamayı güçleştirir. Çubuk olarak düşünelim...
------------------------
Yukarıdaki çubuğu iteklemeye başlarsak, ilk iteklediğimizde, bir ucundan "ivmelendiğinde", ilk girdinin olduğu uç hareketli iken, son ucu henüz hareketsiz olacaktır.Nihayetinde çubuk bir bütün halinde hareket edecek olsa da, öncelikle bu hareket form-yapı dahilinde, bünyede gerçekleşmiştir, çubuğun iki ucu arasında çelişki oluşur. Çubukdaki değişim;
Sabit iken çubuk;
------------------------
Hareket halinde çubuk
..........................
Hareket halinde iken hareket kazanmaya, yoğunlaşmaya da(böylece potansiyel artışlar da ihtiva eden) devam eden çubuk;
.....................
Kısalmayı -yoğunlaşmayı- fark ettiniz mi? Kaba geçiyorum, itilenin kısalması, çekilenin uzaması vs... Şimdi ilgili örnekte ise daralan atmosferdir. Varlık-yokluk-uzay => bir hamur gibi(ki sürekli tekrar ediyorum, bu hal, yapı gözetilmeli). Bir hamuru çubuk gibi düşünelim, eğer çubuğun içinden bir kibrit kutusu geçirirsek, ilgili kibritin, geçiş noktasında kat ettiği mesafe, çubuğun kalınlığından çok daha düşük olacaktır, çünkü ilgili hareket, etkidiği alanda hamuru büzmüştür...
Şöyle örneklenebilir; İlk hali (kalınlık 20 cm);
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Ortasından bir yerlerden kibrit çöpü geçiyor, hareketiyle büzüşme ve buna artı olarak yanlara kaydırma-büzme vb. oluyor; büzüşen bölümün kalınlığı 10cm oldu.
:::::::::::::.....:::::::::::::
Kibrit 20cm kalınlığında hamurdan geçerken, oluşturduğu büzüşme 10cm'lik bir yol temsil etmiştir. Yani kibrit hamur içinde 10cm yol almış, ancak bütünde, dışarıdan bakıldığında 20 cm kalınlığındaki hamuru geçmiştir.
Eğer bu çubuk atmosfer gibi belirli bir yoğunlukla ölçeklendireceğimiz bir kalınlığın içinden geçiyorsa, etki alanı çerçevesinde uzayda(dokuda) büzülmeye, hareket yönü açısı ve etki alanı çeperine göre de daralmaya, büzülmeye hatta etkileşim zayıflamasına da yol açacaktır... Çeper ve etki alanı çerçevesinde, daralan, büzülen atmosfer -DOKU. Referans alınan nesne açısından bakıldığında daralan mesafe, dışarıdan bakan gözlemci veya bütünde ilgili atmosferin kalınlığı açısından ise uzayan, genişleyen yol olarak algılanır. Ölçüye kıyaslanabilir, ölçü kavramlarıyla izah edilip, hesabı yapılabilir. Kıyaslananın varlık,madde, maddi olması, kıyasın da bir çeşit varlık olduğu anlamına gelmez.).
Yani atmosfere girdiğinin varsayıldığı yerde, atmosfere girmemiş oluyor. Diyelim ki 1 metrelik bir malzemeden, nokta büyüklüğünde A cismi geçecek, A cismi ile ilgili malzeme de agresif tepkimeye giriyor olsun ve A'nın malzeme içinde ömrü 1 sn olsun. Biz A'yı o kadar hareketli, hızlı bir biçimde yolladık ki, malzemeden geldi ve geçti veya %90 ölçüsünde geçti, böylece de ömrü 10sn oldu. (bu biçim olarak farklı bir örnek, ama sonuç olarak aslında A cismi, 1 metre kalınlığındaki malzemeden geçmiyor, hareketiyle kendisine yol açmış, önü ve çevresini büzmüş, daha az etkileşime girmiş oluyor (böylece geçtiği, aldığı yol, malzeme kalınlığından farklı oldu, ancak dış kıyasla bakıldığında aldığı yol daha uzun oldu. malzeme kalınlığı ve büzülmesi ayrı, cismin uzamda kat ettiği mesafe, referans ayrıdır ve doğaldır ki, ölçüsü de farklı çıkacaktır)...
Hız dersek hareket, zaman dersek değişimin ölçüsünden söz ediyor, zaman, hız, ağırlık, uzunluk gibi ölçü, kıyaslarımızın da birer varlık olduklarını öne sürmüyoruzdur. Ama başta söylediğim gibi "insanlığın amipi, terliksi mantarı din ve idealizm belası", insanı dangalak, ahmak bir duruma sokmuş, sokmaya da devam etmektedir.
İlgili örnek açısından da, uzayan, genişleyen zaman değil, daralan, büzülen veya genişleyen cisimler, ortam, doku(tabi ki ölçüleri de ona göre farklı çıkacak). Şarlatanların sandığının aksine, görelilik teorisinin özü uzayın, şu ya da bu ölçü, kıyaslarımızın da maddeden ayrı ve bağımsız olmadığının orataya koymasıdır, basite indirgendiği gibi ve antik çağdan beridir zaten "e göreliklere göre değişirliğin bilindiği gibi", A ölçerse farklı, B ölçerse farklı çıkar demek değil, hem mutlak zaman yanılgısının aşılması hem de nasıl böyle olduğunu açıklamaktır, ki açıklamıştır da. Uzay, zaman, hız, ağırlık, kütle vb. vb. maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemez, teorinin asıl temeli bu.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (28-02-2025 Saat 12:35 ) değiştirilmiştir.
|

28-02-2025, 17:46
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Senin, hareketsiz bir sistemde mekanik sıkışma ile görelilik kavramlarını birbirine karıştırarak, cetveli dışarıdan iterken ortaya çıkan, malzemenin esnekliği ve dış kuvvetin etkisiyle meydana gelen maddesel deformasyonu, sanki göreliliğin temelinde yer alan, dış gözlemci açısından sistemin sabit hızlı hareketi sırasında yaşanan zaman genişlemesinden doğan bir etkiymiş gibi sunman, temel kavramsal hatanı ortaya koyuyor.
Çünkü öncelikle, özel görelilikteki zaman genişlemesi ya da Lorentz kontraksiyonu, cismin kendi öz zamanını değiştiren, ona dışarıdan uygulanan mekanik bir kuvvetin malzeme üzerindeki etkisiyle değil, cismin ışık hızına yakın sabit bir hızda hareket etmesi sonucu, dış gözlemciye göre zamanın yavaş akması şeklinde gözlemlenen, deneysel olarak defalarca kanıtlanmış bir fenomendir ve bu etki, cismin kendisi tarafından "hissedilmez".......tamamen gözlemciye bağlıdır.......oysa sen, cetvelin dış kuvvetle itildiği, dolayısıyla ivme kazandığı anda meydana gelen mekanik sıkışmayı temel alarak, öz zamanıda göz ardı edip, bu sıkışmayı göreliliğin getirdiği zaman genişlemesi olarak nitelendiriyorsun, ki bu yaklaşım deneysel olarak tamamen yanlıştır.
Zira, eğer cetvel hareketli olsaydı, dış gözlemci cetvelin Lorentz kontraksiyonu kapsamında uzunluğunun kısaldığını gözlemleyebilirdi, ancak bu kısalma, mekanik olarak malzemenin ezilmesi anlamına gelmez, çünkü cetvelin kendi referans çerçevesinde boyu sabit kalır, tıpkı muonların kendi referansındaki normal ömürleri gibi, ama bizim onlara baktığımızda, yüksek hızlarının etkisiyle zamanın yavaş aktığını görürüz.
Ayrıca, vakumda, yani hiçbir maddeyle etkileşimin olmadığı deneysel ortamlarda bile, misal hızlandırıcılarda, muonlar ve diğer parçacıkların ömürlerinin hızlarına """"göre"""" uzadığı net biçimde gözlemlenmekte olup, bu da zaman genişlemesinin ortamın sıkışmasından değil, tamamen relativistik hızın etkisiyle ortaya çıktığını göstermektedir, öyle ki eğer ortam sıkışması asıl etken olsaydı, vakum gibi etkileşimsiz alanlarda bu etki gözlenemezdi......dolayısıyla, ortam sıkışmasıyla zaman genişlemesini açıklama yaklaşımın, gerçek fiziğin temel prensiplerini hiçe sayan, basitçe mekanik deformasyonla görelilik kavramlarını eşdeğer göstermeye çalışman, aptalca bir yorumdur.
|

28-02-2025, 18:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
İlk paragrafa baktım, gerisini okumadım, israftan başka bir şey değil. Ben öncesi ilgili konuya yazdım ve açıklaması basit ve ortada... görelilikle ilgili ifadem ise son paragrafta, yine aynı şeyleri yapıyor, çamura bulayıp çıkıyor, bu yaptığı cehalete yine ayrıca cevap versem, bir halt bilmeyip klişe yalan, dolan dizmesine emek harcasam değişen ne olacak? Zaten ilgili yazım bile çarpıtmalarının ne kadar zırva olduğunu gözler önüne seriyor. Anlayamadığı gibi, bir de bu yönüyle anlat demiş oluyor, çarpıtmayı, cümleleri mahiyeti, "e göreliği" dışında kullanıp eğip, bükmeyi, mutantlaştırmayı meziyet sanıyor...
Hareket halinde olana göresi ayrı, gözlemciye göresi ayrı sonuç verir, bunu önceki yazılarımda defalarca dile getirdim zaten, oraları çoktan geçmiştik... Laga, luga, lam, cim anlam ifade etmiyor, eveleyip, gevelemeye de gerek yok ve bu durum TAMAMEN MADDİ, FİZİKİDİR, O KADAR! Zaten o açıklamamda -zöellikle bu duruma dair yapılmamış bile olsa- anlamak zor değil.
Uzay, zaman, kütle, hız, ağırlık vb. vb. vb. vb. vb. vb. vb. vb. maddeden ve maddi ilişkilerden ayrı ve bağımsız düşünülemez. İfade bu kadar basit her defasında mandaya anlatır gibi anlatma eziyetiyle açıklama yapılamaz...
Türetimlere eğer, meğer hiç gerek yok, eğer, meğer dersek, her eğere göre de eşek değişir, haliyle ölçü de değişir ama ne değişmez? Eşek yine eşektir...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-02-2025, 22:31
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Hareket halinde olana göresi ayrı, gözlemciye göresi ayrı sonuç verir,
|
Bak, senin anlattığın şey baştan sona kavramsal bir çarpıtma ve göreliliğin temel ilkelerini çiğneyen, deneylerle çürütülmüş bir saçmalık. Sen görelilikteki zaman genişlemesini, ortamın sıkışması veya etkileşimin azalması gibi mekanik etkilerle açıklamaya çalışıyorsun ama bunu yaparken, modern fiziğin en temel doğrularını ve deneysel verilerini görmezden geliyorsun. Senin bu uydurduğun, göreliliğin anlattığı zaman genişlemesiyle en ufaktan bir alakası yok.
"A cismi o kadar hızlı ki, malzemeyi büzerek daha az etkileşime girdi ve ömrü uzadı" diyorsun. Tam bir saçmalık! Senin anlattığın şey, mekanik sıkışma ve geçiş süresiyle ilgili bir yanılsama; halbuki görelilikte zaman genişlemesi, hareket eden cismin kendi çerçevesinde zamanı normal akarken, dış gözlemciye göre saatinin daha yavaş işlemesiyle ortaya çıkar. Bunu ortamın sıkışmasıyla açıklamaya çalışmak, özel göreliliği anlamadığını açıkça gösteriyor.
Eğer zaman genişlemesi, ortamın sıkışmasına bağlı olsaydı, vakumda neden gözleniyor?
Parçacık hızlandırıcılarda tamamen boşlukta yapılan deneylerde, parçacıkların ömrü hızlarından dolayı uzuyor. Oysa senin modelinde "ortam sıkışması" gerekçe olarak sunuluyor. Demek ki olayın ortamın sıkışmasıyla alakası yok, tamamen hareketin doğrudan zaman üzerindeki etkisiyle ilgili. Senin söylediğin gibi olsaydı, parçacık hızlandırıcılarda ölçülen zaman genişlemesi, parçacığın ortama girdiği durumlarla sınırlı olurdu, ancak öyle değil! Ne alaka.
Eğer gerçekten uzayan zaman değil de ortam olsaydı, o zaman GPS uydularında, parçacık hızlandırıcılarda ve atom saati deneylerinde neden hep zaman genişlemesi gözlemleniyor?
Bunun bir sebebi var: Görelilik deneylerle ispatlanmış ve senin "mekanik büzüşme" hikâyenle hiçbir alakası yok. Ömrü 1 saniye olan parçacığın, hızlandığında 10 saniye yaşaması ortamla mı ilgili? Hayır! Yaşayamaz üfürüyorsun. Çünkü bu tamamen Lorentz dönüşümlerinden kaynaklanıyor ve dış gözlemciye göre zamanın genişlemesiyle ilgili. Müonun uzun yaşadığı yok.
Senin anlamak istemediğin veya göz ardı ettiğin temel fizik yasası şudur: Zayıf nükleer kuvvet, muonu her zaman aynı sürede bozundurur, ister durağan olsun ister ışık hızına yakın hareket etsin. Parçacık kendi çerçevesinde yine 2 saniye yaşıyor, ama dışarıdan bakan gözlemciye göre onun saati daha yavaş işler sadece.
Sen zayıf nükleer kuvvetin hızla etkileşimi değiştiğini iddia ediyorsun aslinda, iyide bu durumda temel fizik yasalarının evrenselliği ve Lorentz simetrisinin bozulması kaçınılmaz olurdu.
çünkü evrensel sabitler, yani doğanın temel kuvvetleri referans çerçevelerine bağlı olarak değişmez ve eğer hız artışı zayıf nükleer kuvvetin etkisini değiştirecek olsaydı, o zaman sadece muon değil, tüm temel kuvvetlerin işleyişi, örneğin elektromanyetik ve güçlü nükleer kuvvetlerin bile, farklı referans çerçevelerinde farklı davranarak mutlak zaman anlayışının geri gelmesine neden olurdu, ki bu da modern fiziğin en temel prensipleriyle tamamen çelişirdi. Ve eğer zayıf nükleer kuvvet hızdan etkileniyor olsaydı, laboratuvar ortamında ve kozmik muon ölçümlerinde bozunma sürelerinde belirgin sapmalar olurdu.
Bu da demektir ki, yani eğer senin iddian doğru olsaydı, fiziksel yasalarımız temelden değişir, evrensel sabitler referans çerçevesine bağlı hale gelir ve mutlak zaman kavramı geri gelirdi, ama aksine tüm deneysel veriler ise Lorentz simetrisini ve zaman genişlemesinin hızdan bağımsız, yalnızca dış gözlemciye göre farklı algılanmasını doğrulayarak zayıf nükleer kuvvetin sabit kaldığını kanıtlamaktadır. eğer zayıf nükleer kuvvet gibi temel etkileşimler hızdan etkileniyor olsaydı, bu durum Lorentz simetrisinin bozulmasına yol açar, tüm evrensel sabitler referans çerçevelerine göre farklı davranır ve bu da evrenin işleyişini kökten değiştirirdi.
Ama Lorentz faktörü kesinlikle doğru, çünkü yapılan tüm ölçümler ve hesaplamalar birebir örtüşüyor ve bu da görelilik teorisinin ve zaman genişlemesi kavramının deneysel olarak defalarca doğrulandığını gösteriyor. Eğer muon hızlandıkça zayıf nükleer kuvvetten kurtuluyorsa, neden hızlanan diğer parçacıklar temel kuvvetlerden kurtulamıyor?
Eğer senin iddian doğruysa, elektronlar ışık hızına yakın hızlara çıktığında elektromanyetik kuvvetten "kurtulmaları" gerekirdi. Ama böyle bir şey olmuyor!
Hızlanan protonlar ve nötronlar, güçlü nükleer kuvvetten kurtulmuyorlar!
Eğer hız, temel kuvvetlerden "kurtulmayı" sağlasaydi, parçacık fiziğinin tüm yapısı çökmesi gerekirdi.
Fizikte hiçbir teori veya kavram rastgele "üfürülerek" ortaya atılmaz; her şey birbirine bağlı, deneylerle test edilmiş ve tutarlılığı defalarca doğrulanmış unsurlardan oluşur.
Zaman, fiziksel bir gerçekliktir ve kabul görmüş bir kavramdır; onu yok saymak ya da "aslında zaman diye bir şey yok" demek bilimsel metodolojiyle uyuşmaz, çünkü zaman genişlemesi gibi olgular defalarca ölçüldü ve Lorentz dönüşümleriyle birebir örtüştük.
Eğer bir ölçümde bir hata çıkarsa, bilim insanları hemen teoriyi çöpe atmaz, çünkü teori bir bütün olarak incelenir ve büyük ölçekli verilerle karşılaştırılır. Mİsal Big Bang Teorisi, onlarca farklı veri setiyle (kozmik mikrodalga fon radyasyonu, galaksilerin kırmızıya kayması, hidrojen-helyum oranı vb.) tutarlı; eğer tek bir gözlem sonuç hesap teoriyle uyuşmuyorsa, bu tüm teoriyi çökertmez, önce gözlemin doğruluğu sorgulanır.
Newton'un mekaniği, Einstein tarafından "çürütülmedi", aksine genişletildi ve sınırları belirlendi. Newton mekaniği hala düşük hızlar için mükemmel bir yaklaşımdır.
Benzer şekilde, özel ve genel görelilik de defalarca test edilmiş ve doğrulanmıştır; bu yüzden sadece bir spekülasyon veya tek bir alternatif yorumla çökmez!
Her sey birbirine bağlıdır, kabul görmüş bir gerçekliği inkâr etmek için, onu çürütecek deneysel kanıtlar sunulması gerekir, sadece alternatif bir fikir üretmek yetmez.
Hızlanan parçacıkların bozunma süresi, sadece zaman genişlemesiyle açıklanabiliyor; eğer zayıf nükleer kuvvetin hızla değiştiği iddia ediliyorsa, bunu destekleyen deneyler olması gerekirdi, ama böyle bir şey yok. Ben bu yönde bir iddiayı tek sende gördüm.
|

01-03-2025, 00:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
Uzay, zaman, kütle vb. maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemez... Ney e dair yazdım? ZAMAN DEĞİŞİMİN ÖLÇÜSÜDÜR, O SEBEPLE DE NEYE GÖRE İSE -madde, maddi ilişkiler, maddi değişimler-, ONA GÖRE KILIK ALIR. Müon uzadı, daraldı demedim, her cümlemi çarpıtıyorsun... Orada daralan mesafe, uzunluk daralmasından söz ettim. -örneklerle de açıklandığı üzre- farklı sonuç açısından da cisme, gözlemciye göreliği, referans-baza göreliği ele aldım...
Bak senden bir alıntı yapacağım yani böyle bir soru sorabiliyorsun;
"Eğer zaman genişlemesi, ortamın sıkışmasına bağlı olsaydı, vakumda neden gözleniyor?" Dine mine ne
"Zaman genişlemesi=ortamın sıkışması" demedim, o daha geniş çerçeve, faktörülüdür, örneğin hareket, etkileşim, ilişki düzeyleri gibi faktörler de içerir. Orada, ilgili cismin, şu kadar hızla 3 birim mesafe kat etmesi gerekirken, nasıl oldu da 10 birim yol aldığının açıklamasını yaptım(her cümleyi çarpıtıyorsun). Vakum diye bir yer yok, gözlemi de olmadı. Vakum sandığın, odandaki havayı boş varsayman gibi, oysa maddi doku, boşluk tanımıyor, boşaltamazsın da, ancak maddi dokuya nazaran makro olacak düzeyde parçaları dışlayabilirsin. O duruma da vakum dersin, ama değildir, sadece iri(ki o zeminde atomlar dahi iri formlardır) formların dışlandığı, DOLU bir alandır, boş değildir, o yüzden de ÖLÇÜLERİMİZİN neden değiştiği sorun saçmadır...
Birisi ARACIN HIZI ARTTI, AZALDI derse sen bunu aha HIZ BİR VARLIKMIŞ şeklinde yorumluyorsun, zamana da böyle bakıyorsun, oysa biz hız'ı da kullanırız, ağırlık vb. ölçü, kıyas, kavram ve birimlerimizi de...
Görelilik onla ilgili değil, bunla ilgili değil, şunla ilgili değil diye aksi yönlerde yalan söylüyorsun, ben ise mecbur kaldığım için, basitçe anlatmaya çalışıyorum, yalan, dolan, çarpıtmalarını düzeltme eziyeti ise başlı, başına bir bela...
Sana diyorum ki, ifadelerimi çarpıtma, neye inandığın beni bağlamaz, beni ifadelerim ve elbette yalan, dolan, çarpıtılması bağlar... Ben hiç bir biçimde nükleer kuvvet vs. demedim, böyle bir zemine de girmedim, ilgili örnekler düpedüz, sonuç bazlı basit fizikle ilgilidir. Senin bilmiyor olman senin sorunun(hareket halindeki her cisim, eylemsiz haline göre farklı boyutlarda ölçülür, hareket halinde her nesne DOKUYU ekstra büzer, ya da ilgili örneklerim açısından uzunluk daralması olarak sonuç bazlı ifade edilebilir.
Ne diyor, kim diyor? Genel Göreliliği bilmeyen birisi mi? Tek cümlede özetliyor; hız, ağırlık vb. nicelikleri nasıl kullanıyorsak zaman da aynı minvalde Hala daha anlamayamadın, müon örneği de yine madde+maddi form-yapı+koşul+hareket e göre bağlı olmaklığa dayalı, orada zaman belirleyen değil, belirlenen, sonuçtur... Madde, hareket, değişim fiziksel bir gerçektir ve zaman bu gerçekliğe dayalı kıyas, ölçüdür, o sebeple de elbette kullanılacak. Maddeden ayrı bir varlık değildir ve madde, maddi formlar; ilişkiler, etkileşimler, hareketi, değişimiyle tabi ki farazi değildir, tabi ki tanımlanırlar, kıyas ve ölçü olurlar. Ölçülerimiz de farazi değildir(farazi değidlir diyorum!), nesnel dayanağı, tabanı vardır... Dine mine ne'nin hızı dersek, bu hareketiyle ilgilidir, hızı yavaşladı, azaldı vb. dersek, yavaşlayan, artan hareketidir, hareketinin ölçüsü olan "hız" da, ölçü, "göreliğinin kıstası, referansı" da değişecektir. O halde hız arttı,, azaldı dememizde bir beis yoktur...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (01-03-2025 Saat 03:13 ) değiştirilmiştir.
|

01-03-2025, 02:45
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Uzay, zaman, kütle vb. maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemez...
|
Konu maddenin gerçekliği değil, uzay ve zamanın maddeye bağımlılığı ise, o zaman iddianın sınırlarını doğru çizmeli ve onun mantıksal sonuçlarını görmelisin. Iddianın mantıksal sonucunu görmek istememen, çelişkisini ortadan kaldırmaz. Eğer "uzay, zaman, kütle vb. maddeden bağımsız düşünülemez" diyorsan, bunun tersi de geçerli olmak zorundadır, yani zamansız madde de var olamaz. Ama senin için bu kısmı kabul etmek pek işine gelmiyor.
Zamanı sadece bir ölçüm olarak ele alıp, fiziksel bir gerçeklik olarak görmemen, aslında maddeyi de içsel olarak çelişkili bir hale sokuyor. Eğer madde zaman olmadan var olamıyorsa, o zaman zaman yalnızca bir ölçüm olamaz; çünkü fiziksel süreçlerin gerçekleşebilmesi için zamanın kendisi bir gerçeklik olmak zorunda. Bilimde de öyle zaten.
Madde olmadan zamanın var olamayacağını söylüyorsan, o zaman zaman olmadan da maddenin var olamayacağını kabul etmek zorundasın. Ama bunu kabul ettiğinde, zamanın yalnızca bir ölçüm olduğu iddian düşer, çünkü bu durumda zaman fiziksel bir varlık haline gelir.
Bu noktada iddianın kendini çökerttiğini anlaman gerekiyor. Eğer zaman sadece bir ölçümse ve fiziksel bir gerçeklik değilse, o zaman madde zaman olmadan da var olabilmeliydi. Ama modern fizik bize gösteriyor ki, zaman akışı olmadan hiçbir fiziksel süreç var olamaz.
Senin ise, tek yönlü bir bağlılık ortaya koymaya çalışıyorsun, ama diyalektik düşüncede tek yönlü bağlılık olmaz. Madde zamana bağlıysa, zaman da maddeye bağlıdır. Nokta. Eğer madde zaman olmadan var olamaz diyorsan, zamanın fiziksel bir varlık olduğunu da kabul etmek zorundasın.
Yani ya zamansız madde fikrini savunmak zorundasın.... ki bu imkânsizdir .....ya da zamanın bir ölçüm değil, fiziksel bir gerçeklik olduğunu kabul edersin. İkisini birden iddia edemezsin, çünkü biri diğerini çürütüyor.
|

01-03-2025, 03:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Konu maddenin gerçekliği değil, uzay ve zamanın maddeye bağımlılığı ise, o zaman iddianın sınırlarını doğru çizmeli ve onun mantıksal sonuçlarını görmelisin. Iddianın mantıksal sonucunu görmek istememen, çelişkisini ortadan kaldırmaz. Eğer "uzay, zaman, kütle vb. maddeden bağımsız düşünülemez" diyorsan, bunun tersi de geçerli olmak zorundadır, yani zamansız madde de var olamaz. Ama senin için bu kısmı kabul etmek pek işine gelmiyor.
|
Ya sabır... Arkadaşım zaman, hız, ağırlık, hareket bunlar nicelik, KIYASA, E- GÖRELİĞE dayalı kıyas, ölçü, soyutlamalarımız... 50 kere anlatıldı, iyelik...
Diyelim ki senin dediğin olsun, madde, zamandan, zaman da maddeden bağımsız düşünülemez ise, o halde bu bütünlüğün öncesinden de yine söz edilemez değil mi? Evir, çevir kelime oyunları oynuyorsun... Hareket hıza değil, hız harekete bağlıdır, zaman da böyle bir ölçüdür... Bunlar ancak KIYASLA elde edilen soyutlamalar... O sebeple ilgili cümle öyle ifade ediliyor, doğrusu bu...
Hala ortadaki hamuru anlayamadın, hala daha absürt paradokslarının pençesinde, zamanı uzaysallaştırıp, sek, sek oynayıp, rüzgara karşı işiyorsun... Hala boyut nedir, zaman neden uzaysallaştırlamaz anlayamadın...
Artık geç bunları, bu saçmalıkların anlam ifade etmiyor, gereği de yok, varlık-yokluk ortada, zaman vb. dediğin ne varsa ona içkin, ne oluyorsa gaipte değil, ortada oluyor...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

01-03-2025, 03:23
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Öncelikle, ben senin görüşlerini çarpıtmıyorum, yalnızca mantıksal sonuçlarını açığa çıkarıyorum ve eğer bir iddia ortaya koyuyorsan, bunun fizik yasalarıyla nasıl uyumlu olması gerektiğini göstermek de senin sorumluluğun.
Misal bak "Vakum yoktur, boşluk diye bir şey yoktur" diyorsun. Oysa Vakum, maddenin yoğunluğunun sıfıra yaklaştığı, klasik parçacıklarla dolu olmayan alanlardır ve laboratuvar ortamlarında oluşturulup test edilebilen bir olgudur. Parçacık hızlandırıcılarında, vakum ortamında hızlandırılmış parçacıkların zaman genişlemesi gözlemlendi ve bu, etkileşim olmadan da zaman genişlemesinin gerçekleştiğini kanıtladı. Eğer senin dediğin gibi vakum yoksa, o zaman neden tüm modern fizik deneyleri vakum ortamında gerçekleştiriliyor ve sonuçları fizik kurallarıyla birebir uyuyor?.
"vakum diye bir şey yoktur, orası da doludur" demek, fiziksel olarak hatalı ve kavram yanılgısından kaynaklanan bir iddiadır. Çünkü vakum, tanım gereği, maddenin yokluğunu ifade eder. Eğer bir bölgede maddeyi oluşturan atomlar, moleküller veya parçacıklar bulunmuyorsa, o bölge vakumdur. Atomlar, büyük oranda boşluktan oluşur. Bir atomun çekirdeği (proton ve nötronlardan oluşur) ve etrafındaki elektron bulutu arasında çok büyük bir mesafe vardır.
Bu mesafe içinde herhangi bir madde ya da atomik yapı yoktur.Bu nedenle, klasik anlamda bakıldığında elektron ile proton arasındaki boşluk vakumdur. Neyin doluluğundan bahsediyoruz? Eğer vakum doluysa, neyle dolu? eğer kast edilen sanal parçacıklar ise, bunlar klasik anlamda madde değildir, çünkü gözlemlenemezler ve varlıkları kuantum mekaniğinin özel koşulları altında tanımlanır.
Bu durumda "vakum yoktur, her yer doludur" iddiası, yerçekimi gibi bir açıklamaya benzer şekilde bir alan etkisi olarak düşünülebilir. Ancak bu, vakumun klasik anlamda "maddeyle, form yapıyla dolu" olduğu anlamına gelmez. Tamamen boş değildir denmesinin sebebi, kuantum alan teorisine göre titreşime müsait oldugu ve belirli koşullarda enerji kazandığında parçacıklar (örneğin fotonlar) ortaya çıkabildiği icin. Ancak bu, vakumun klasik anlamda madde içerdiği veya "dolu" olduğu anlamına gelmiyor.
|

01-03-2025, 04:36
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.675
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Öncelikle, ben senin görüşlerini çarpıtmıyorum, yalnızca mantıksal sonuçlarını açığa çıkarıyorum ve eğer bir iddia ortaya koyuyorsan, bunun fizik yasalarıyla nasıl uyumlu olması gerektiğini göstermek de senin sorumluluğun.
|
Daha bir mesajın yok ki çarpıtmış olmayasın. Neden yüz kere "-e dair, -e göre" demek zorunda kalıyorum? İfadelerim fasulye yemeği tarifi, sen içinde salça keliemesi geçti diye, domatesi konu ettiğimi veya anlattığımı iddia ediyorsun(ne alaka?). Veya maksadım bu yemek tarifi olduğu halde, baklava öyle mi yapılır vs. diye bir dolu kelime oyunu yapıyorsun. 50 mesajı aşkındır hala daha doğru anlamadığın ifadelerim var(%99!)...
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Misal bak "Vakum yoktur, boşluk diye bir şey yoktur" diyorsun.
|
Bak hem bilmiyor, hem de kelime oyunları yapıyorsun. Maddenin sıfıra yaklaştığı diye söylemek başka, öyle bir ortamı oluşturabilmek başka şeyler. 4-5 kere anlatmışımdır bunu. Nasıl ki sen odadaki havayı BOŞLUK sayıyorsan, İRİ CİSİMLERİN, EŞYALARIN olmazlığıyla değerlendiryorsan, bu vakum ifademizde yine iri formların elendiği ortamdır. Sen nereyi boşaltırsan boşalt, boşaltamayacağın ölçülerdeki parçacıklar orayı doldurur... Vakum ile kastedilen senin anladığın türden değil, sana kalsa hava da boş, vakumdur...
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
"vakum diye bir şey yoktur, orası da doludur" demek, fiziksel olarak hatalı ve kavram yanılgısından kaynaklanan bir iddiadır. Çünkü vakum, tanım gereği, maddenin yokluğunu ifade eder.
|
Buna da yazayım da daha fazla başım ağrımasın. Vakumda maddenin yokluğu, gayr-ı resmi, kurgu, varsayım, -iri formlar ve yoğunluk bazlı- dışlanmış kabuldür... Daha öncede açıkladım. Hala anlamamışsın... Anlamayacaksın, anlamak istemiyorsun...
Bir daha yazayım, uzayı salt boşluk olarak düşünme, bir okyanusta, en küçük atomu da hamsi gibi düşün -ki öyledir ve kullandığımız fanus, aletler vb. atomik, moleküler yapı bakımından AĞ gibi düşünülmeli... O ağ ile okyanusu boşatlma şansımız var mı? Fanusta -maddenin dışarı atılacağı kap- her ne ise, vakumlama yapılsa dahi, içerideki madde çekilirken, fanusun çevresinden de içeriye,yine madde dolacak... Ayrıca vakumlama etkisi de, ancak belirli bir büyüklükte parçalara etki edecek, bununla birlikte, vakuma bağlı maddi yoğunluk azaldıkça, vakumlama etkisi de, yetisinin de zayıflayacağı ve vakum yapılamaz seviyeye gerileyeceği de unutulmamalıdır...
Fanusun dışındaki maddeler( yeşil), dik çizgilerle belirtilen fanusun duvarı-yüzeyi( kahverengi), fanusun içinde olan madde( gri)... Vakumlama işlemi yapılırsa ne olur?
...o.......o......O...........O..O..o
o....O.....O.........O...o.o..O.....
...o.......o...O....o.o.....O.....o.
o....O.....O.........O...o.o..O...O.
l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l
l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l
...o.......o......O...........O..O..o
o....O.....O.........O...o.o..O.....
...o.......o...O....o.o.....O.....o.
o....O.....O.........O...o.o..O...O.
l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l
l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l l
...o...O.......O....o...O..o...O..o.
o....O.....O..o.......O...o.o..O.....
...o.......o...O....o......O.....o...
o....O.....O.........O.....o..O...O.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (02-03-2025 Saat 05:24 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:20 .
|